Perdenin Arkasından çıktı BİZİM ÇOCUKLAR
Perde arkasından’mı çıktı BİZİM ÇOCUKLAR.
Yıl 2001, Anadolu’nun gönüllerde yaşayan halk ozanı Karacaoğlan’ı, sanatçımız Mustafa Yıldızdoğan bir şarkı sözü ile dillendirmişti. Gönüllere işlemişti o şarkısı. Demişti ki; Perde’nin arkasındalar ha çıktılar ha çıkacaklar. Gece gündüz çalışarak dünyaya nam salacaklar Bizim Çocuklar.
Bu kutlu yolda, 57 yıl önce büyük bir davanın partisini kurmuşlardı. Bizler kökleri binlerce yıla dayanan bir kültürün, törenin, Allah’ın bahşettiği karakter ve savaşçı ruhun temsilcileriyiz.Yani demem o ki, aldanmayın 57 yıllık siyasi geçmişimize. Biz Allah’ın kırbacı, dünyaya nizam getiren bir ırkın milletleşmiş nesilleriyiz. Kurulduğumuz günden bugüne çok büyük bedeller ödemiş bir davanın siyasi temsilcileriyiz.
Seksenli yıllara gelene kadar ki bu süreçte siyasallaşmamızı engellemek istediler, tabutluklarda, sürgünlerde cezalandırdılar. Baktılar olmadı seksen darbesi ile durdurmak istediler. Körpecik fidanlarımızı ya idam sehpalarında suçsuz yere astılar, yada pusularda şehit ettiler. Gayri resmi rakamla 5 binin üzerinde ülkücüyü Hunharca katlettiler. Şehit ettiler. Bu katliamlarıyla bizi durduramadılar, yavaşlattılar. Nitekim siyasi yasaklar kalktı. Yeniden bu kutlu davanın er meydanında siyasi mücadelesi başladı. 90 lı yıllara gelindiğinde ise yıpranmış ülkücüler, yokluk içinde tekrar’dan davalarının temellerini kurmaya başladılar. Ailelerinin rızkını teşkilat binalarının kirasını ödemek için kullandılar, yeri geldi eşleri’nin kolundaki bilezikleri sattılar.Ama çok inandıkları bu kutlu davayı hep dimdik ayakta tuttular. Gerektiğinde aç bitap kaldılar, yinede belli etmediler. Kan içtiler kızılcık şerbeti içtik dediler. Kamyonet kasalarının arkasında miting yaptılar dert etmediler. Bu kutlu yola çıktıklarında ise ; bir spor salonunda sadece 6 kişilik miting yapmışlardı. Başbuğu Alparslan Türkeş o zamanlar tarihe geçen şu sözü söylemişti ; “Gün gelecek salonlara sığmayacaksınız”. Nitekim meydanlarda binlere, yüzbinlere hitap ediyorlardı artık. El ele gönül gönüle vermiş, hepsi bir sevgi tohumu olmuş, serpilip cennet vatanı yeşertecek duruma gelmişti bizim çocuklar.
Her fırsatta ve şartta bizimle uğraşmayı bırakmayan bu bukalemun sürüleri, bozgun yiyen planlarının arkasından sürekli yenisini yapmaktan asla vazgeçmediler. Güçlendiğimizi gördükleri anda saldırmaya devam ettiler. Yıl 1993, MHP Başbuğ’ un liderliğinde nihayet meclise girmiş, grup kurmak için gerekli 4-5 kişilik vekili transfer etmişti.Tamda sesimizin grup toplantılarında daha yüksek çıkacağı bir dönemde, BBP partisini içimizdeki vekiller tarafından kurdurarak Milliyetçi Ülkücü Hareket’in sesinin gür çıkmasını engellemişlerdir. Bunca kumpaslarına rağmen Ülkücüler yine de yılmadı, kim ne ederse, kendine eder dedi, vede yoluna devam etti.
4 Nisan 1997 de Başbuğ uçmağa gittiğinde, Türk ve Türkiye düşmanları önlerindeki en büyük engelin kalktığını düşündüler, Ama çok yanıldılar.. Unuttukları birşey vardı,oda ;”Türkün Türk Töresiydi “. Devlet asla başsız kalmaz”. Bağrında her daim güçlü liderler barındıran Türkiye’nin Bilge Lideri Başkurt sayın Devlet Bahçeli,ben buradayım dedi. Milliyetçi Hareket Partisinin başına geçti, sağına ,soluna, önüne, arkasına bakmadan bayrağı eline aldı davasını kutlu Turan ülküsünü Kızıl elmaya ulaşmak için Başbuğ’un postuna oturdu. Başbuğ öldüğünde, MHP bitti diyenlere inat, Ülkücüler liderleri Başkurtun etrafında kenetlendi, Ocaklar toparlandı, MHP hızla güçlendi ve 1999 yılında ikinci parti olarak meclise girdi. İhanetler, kumpaslar, oyunlar yeniden başladı. Bugün kendisini lav eden terörist başı, MHP meclise girmeden önce azınlık hükümetine teslim edildiği halde, sanki MHP yakalamış gibi insanları medya gücüyle kandırıp, MHP asmadı yalanı ile kandırıp, bankaları hortumlayıp ülkeyi erken seçime götürmeye zorlayan güruh, MHP yi 2002 seçimlerinde, sözde milliyetçi diye GENÇ partiyi kurdurup rakip çıkartmış, bedava telefonlar dağıtıp köfte ekmekle doyurup benzini 1tl yapacağım vaadiyle Milliyetçi Ülkücü hareketi baraj altında bıraktırmayı başarmışlardır. Ne var ki, MHP olmadan Cumhurbaşkanını seçemeyen beceriksiz meclis, kaos’dan beslenen muhalefet CHP, erken seçime gitmek zorunda kalmıştı. Türk milleti MHP siz bir meclisin beceriksizliğini gördü ve bir sonraki seçimlerde MHP’yi yeniden meclise getirdi.
2016’ya kadar geçen zamanda ise, çözüm süreci diye çözümsüzlüğü ortaya sürenler, eyalet sistemini vadedenler, anayasanın ilk dört maddesini değiştirelim diyenlere karşı çok sert muhalefet yapan MHP üzerine oynanan oyunları dahada sertleştirmişti. Görülmemiş bir başkaldırı, kökü bozuklar tarafından, yeni bir senaryoyla sahneye konulmuştu .MHP lideri ameliyat masasındayken tarlalarda kurultay kurup MHP’yi içten yıkmaya kalkmışlardı. Çok şükür BAŞKURT Devlet bey; Ben buradayım diyerek, ALLAHIN izni ile ayağa kalktı ve bütün oyunları bozup içimizde ki ayrık otlarının hepsini temizledi.
FETÖ terörünü o dönemde gören tek lider Devlet bey, defalarca hükümeti uyarmış, uyandırmaya çalışmıştır. Onu muhterem zannedenler, Devlet beye çok ağır hakaretler etmişlerdir.
Nihayet 2016’nın 15 Temmuz’unda, o kara gecede, Başkurt, tüm heybetiyle ayağa kalmış, tankların caddelerde yürütüldüğü, halka milletin silah gücü ile ateş edildiği, jetlerin uçurulup karakolların, kışlaların bombalandığı saatlerde, herkes burnunu bile çıkarmaktan korkarken! . Türk dünyasının Başkurt’u; “Bu bir kalkışmadır, devlet iradesi milletin iradesi ile gelmiştir, devletimizin ve milletimizin seçtiği hükümetin yanındayız” açıklamasını yapmıştır. Milletin yüzünü güldürüp, aydınlık yarınlara dümeni döndürmüştü, Bizim çocuklar.
İşte Bizim Çocuklar, o gece perdenin arkasından çıktılar,
O karanlık gecede, Bizim Çocuklar kışlalarda vatan hainleri ile çarpıştılar.
O gece Bizim Çocuklar özel harekatta çarpıştılar,
O gece Bizim Çocuklar o şeref yoksunu Fetö ‘ye unutamayacağı dersi verdiler.
O geceden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı artık . Zira Bizim çocuklar perde arkasından çıkmışlardı.
Çözüm süreci bitti , o geceden sonra terörle mücadele başladı, hendekler teröristlerle birlikte kapatıldı, sınır dışı operasyonlar başlatıldı.
Suriye’de ve İran’da 30 km içeri girdi bizim çocuklar. Cumhur ittifakı kuruldu artık. Türk usulü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yönetiliyoruz ,Cumhuru Meclis değil Millet seçiyor yani .Meclisin insafına bırakılmayan cumhur ile birlikte güven oylaması kalkmış oldu. Artık güven oyunu millet veriyor, ülkeyi kimin yöneteceğinede millet karar veriyor. Yani millet, hükümetin efendisi olmuştur. İşte o günden sonra hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktı. Türkiye Cumhuriyeti’nin savunma sanayiinde büyük atılımlar başlamış, ülkenin yüzde yirmi olan yerli üretimi son 10 yılda, yüzde seksen’in üstüne çıkmıştır. Bizim çocuklar şarkısının yazıldığı tarihte 10 yaşında olan bizim çocuklar bugün 35 yaşındalar ve devletin her alanında aktif olarak çalışıyor vede üretiyorlar. Nerelerde mi? Askeriyede, polis teşkilatında, sanayiide, çiftçilikte, bürokraside, sınır dışı operasyonlar’da, Suriye’de, Irak’ta, İran’da, Libya’da, Mısır’da, Afrika’da, Nijerya’da , batakta, çatakta her zaman her yerde…
Biz Türkiyemizi her daim karşılıksız sevdik. Çok bedeller ödedik ama asla şikâyet etmedik , daima inandık, ve başardık artık, daha güçlüyüz.
Artık Türk Milleti ,ülkücü milliyetçi harekete, daha çok inanıyor ve güveniyor.
Ve yüksek sesle diyorum ki, Başardı bizim çocuklar. Artık onlar Perde’nin arkasında değiller, her yerdeler. DEVELET ÜLKÜCÜLEŞTİ. ŞİMDİ SIRA ÜLKÜCÜLERİ DEVLETLEŞTİRMEKTE.
Türk milleti artık Milliyetçi Hareket Partisi’ni ve Lider Devlet Bahçeli’yi anladı, her söylediği doğru çıktığında, onun ne kadar haklı olduğunu farketti. Kaf dağı’nın ardını gören büyük öngörüsü, Milleti’nin taktirini kazandı.
Şükürler olsun ki ;Türk Milleti, sayın Devlet beyimiz ve Ülkücü Milliyetçi kadroya güveniyor. Ekonomik sorunları’da Milliyetçi,Ülkücü Hareketin ilmi, fikri ve ekonomik kalkınma politikaları ile çözeceğine inanıyor.
ÜLKÜCÜLER’in mecliste iktidar da olmasını istiyor.
Çünkü BİZİM ÇOCUKLAR kutlu Devleti’ni Süper güç yapacaktır.
Perdenin arkasındalar
Ha çıktılar çıkacaklar
Gece gündüz çalışarak
Dünyaya nam salacaklar
Bizim çocuklar
El ele gönül gönüle
Hepsi bir sevgi tohumu
Serpilip cennet vatana
Yeşertecekler yurdumu
Bizim çocuklar
İçi karamış milletin
Yüzünü güldürecekler
Aydınlık bir geleceğe
Dümeni döndürecekler
Bizim çocuklar
Gülün gülün gül çocuklar
Güneş olsun oyuncaklar
