Dolar 48,1173
Euro 56,1017
Altın 7.116,07
BİST 14.610,92
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 30°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
30°C
Parçalı Bulutlu
Per 29°C
Cum 26°C
Cts 27°C
Paz 29°C

Mehmet Uçum’dan AİHM Kararları Açıklaması

Mehmet Uçum’dan AİHM Kararları Açıklaması
26/08/2026 21:36
A+
A-

# Mehmet Uçum’dan AİHM Kararları Açıklaması

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrasının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına uyma zorunluluğuna dayanak gösterilemeyeceğini belirtti. Uçum, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda konuyla ilgili ayrıntılı değerlendirmelerde bulundu.

Anayasa 90. Maddenin Son Fıkrası

 

Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrası şu şekilde başlıyor: “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.” Devamında, “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” ifadesi yer alıyor.

AİHM Kararları ve Anayasa’nın 90. Maddesi

 

Uçum, bazı çevrelerin AİHM kararlarına uyma zorunluluğunu Anayasa’nın bu hükmüne dayandırdığını, ancak bu düzenlemenin yargı kararları ile ilgili olmayıp, tamamen norm uyuşmazlıklarına ilişkin olduğunu vurguladı. AİHM kararlarının bir mahkeme kararı olduğunu ve bir andlaşma hükmü olmadığını belirtti.

Temel Noktalar

 

1. **AİHM Kararları ve Norm Uyuşmazlıkları:** AİHM kararlarının temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşma kimliği kazanmadığını, dolayısıyla Anayasa’nın norm uyuşmazlıkları için düzenlenmiş hükmünün AİHM kararlarının uygulanmasına dayanak gösterilemeyeceğini ifade etti.

2. **Doğrudan Uyuşmazlıkların İmkansızlığı:** AİHM kararlarıyla herhangi bir kanun hükmü arasında doğrudan bir uyuşmazlık çıkmasının söz konusu olamayacağını, zira AİHM’in kararlarının bireysel başvuru sonucu oluştuğunu ve doğrudan kanunlara yönelik olmadığını belirtti.

3. **Mahkeme Kararlarının Teyidi:** AİHM ihlal kararları sonrasında ilgili mahkeme dosyasının yeniden ele alınıp önceki kararın onaylanmasının Anayasa m.90 ile ilgili bir norm uyuşmazlığı oluşturmadığını, bunun Ceza Muhakemesi Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile ilişkilendirildiğini söyledi.

Uluslararası Uygulamalar ve Türkiye’nin Geleceği

 

Uçum, Avrupa’da benzer bir hükmün sadece dört ülkede bulunduğunu ve Türkiye’nin yeni anayasasını yaparken bu hükmü muhafaza etmeyebileceğini belirtti. Almanya ve Fransa gibi 50 Avrupa ülkesinde böyle bir hükmün bulunmadığını vurgulayarak, Türkiye’nin bu durumu değerlendirmesi gerektiğini ifade etti.

Uçum sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi:

ANAYASA MADDE 90/SON HÜKMÜ AİHM KARARLARININ BAĞLAYICILIĞINA DAYANAK GÖSTERİLEMEZ!

Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrasının ilk cümlesi şöyledir: “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.”
Anayasa’nın 90’ıncı maddesinin son cümlesi uyarınca ise “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”

Bazı çevreler AİHM kararlarına uyma zorunluluğunu bu hükme dayandırıyor. Oysa bu düzenleme yargı kararlarına değil tamamen norm uyuşmazlıklarına ilişkindir. Bu hükmün uygulanabilmesi için ön şart; temel hak veya özgürlük hususundaki bir andlaşma ile kanun hükümleri arasında doğrudan bir uyuşmazlık çıkmasıdır. Uyuşmazlık çıktığında ise andlaşma hükümleri esas alınmalıdır. Bunu esas alacak olanlar da elbette ulusal mercilerdir. Bu uyuşmazlık yürütme pratiklerinde çıkarsa yürütme, yargısal faaliyette çıkarsa yargı bu hükme göre bir değerlendirme yapar. Yani düzenlemenin AİHM kararlarının uygulanmasıyla hiçbir ilgisi yoktur.

Birincisi, AİHM kararları her ne kadar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve ek protokollerine göre veriliyorsa da bu durum AİHM kararlarına temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşma kimliği kazandırmaz. AİHM kararı bir mahkeme kararıdır, andlaşma hükmü yani norm değildir. Dolayısıyla norm uyuşmazlıkları için düzenlenmiş bir Anayasa hükmünün AİHM kararlarının uygulanmasına dayanak gösterilmesi mümkün değildir.

İkincisi AİHM kararıyla herhangi bir kanun hükmü arasında doğrudan bir uyuşmazlık çıkması asla söz konusu olamaz. Çünkü AİHM’in bireysel başvuru sonucu oluşan kararları ancak bir mahkeme kararı üzerine verilir. AİHM bir ülkede yürürlükte olan bir kanunla ilgili doğrudan karar veremez. Ancak incelediği mahkeme kararı üzerinden AİHS ve ek protokollerin hükümleriyle çelişen bir kanun hükmü varsa ona işaret edebilir. Bu da anayasanın düzenlediği anlamda doğrudan bir andlaşma kanun uyuşmazlığı değildir.

Üçüncüsü, bir AİHM ihlal kararı için mahkemesi tarafından ilgili dosya yeniden ele alınıp önceki karar onaylandığında bunun anlamı bir kanun hükmüyle andlaşma arasında uyuşmazlık çıkması değildir. Bu ihtimalde AİHM kararının esastan kabul edilmemesinin nedeni Ceza Muhakemesi Kanunu ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki düzenlemelerdir. Yani mahkemelerin kendi kararlarının geçerliliğini davanın türüne göre CMK (m. 323) veya HMK (m.380) hükümleri uyarınca teyit etmesidir. Bu teyit asla Anayasa m.90/son cümle gereği norm uyuşmazlığı değildir. Bu nedenle Anayasa’ya aykırı bir durum oluşmaz.

Dolayısıyla Anayasanın sözü edilen hükmüne dayanılarak AİHM kararlarına uyma zorunluluğunu ileri sürmek ya bilgisizlik ya da bilinçli bir çarpıtma olabilir ama bu görüşün pozitif hukukla ilgisi olmadığı kesindir.

İlave Bir Not:

Monist hukuka dayanak gösterilen Anayasa m. 90/sondaki hak ve özgürlüklerle ilgili uluslararası sözleşmelerin çelişki halinde kanuna üstün tutulması hükmüne benzer bir hüküm Avrupa’da sadece dört ülkede var (AB sürecinin zorlamasıyla kabul eden Çek Cumhuriyeti, Hırvatistan , Romanya ve Bulgaristan ).

Böyle bir hükmün Almanya ve Fransa dahil 50 Avrupa ülkesinde bulunmaması üzerine de düşünmek gerekir. Türkiye yeni anayasasını yaptığında muhtemelen bu hüküm muhafaza edilecek hükümler arasında yer almayacaktır.

Kaynak: Türkgün

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.