HSYK, RÜŞVET VE YOLSUZLUĞU ÖRTMEK IÇIN KULLANILIYOR
MHP Grup Başkanvekili Vural: “(HSYK teklifi) Teklif, yolsuzluk ve rüşvet çetesinin muhtemel soruşturma sürecini engellemek, hakim ve savcıları ayarlamak için gündeme getirilmiştir”
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, HSYK ile ilgili kanun teklifinin, yolsuzluk ve rüşvet çetesinin muhtemel soruşturma sürecini engellemek, hakim ve savcıları ayarlamak için gündeme getirildiğini iddia etti.
Vural, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Parlamento Muhabirleri Derneği’ni ziyaret etti.
Oktay Vural, medya özgürlüğünün demokrasinin vazgeçilmez bir unsuru olduğunu, bu nedenle özellikle TMSF’ye bağlı basının da doğrudan doğruya yandaş ve yürütme ekseninden yayın yapmasını kesinlikle kabul etmeyeceklerini söyledi. Bu milletin vergileriyle bir kamu vazifesi yapan TMSF’nin buna dikkat etmesi gerektiğinin altını çizen Vural, medya özgürlüğü ve insanların bilgi edinme hakkını temin etmek yerine, bir politik pazarlama aracı olarak kullanılmasını kabul etmediklerini ifade etti.
Medyanın ne zaman, nerede, kimin tarafından ele geçirileceği konusunun ciddi bir risk teşkil ettiğini belirten Vural, medyanın politik pazarlama aracı olarak kullanılmasını yanlış bulduklarını ifade etti.
Medyada sendikalaşma, örgütlenme, iş güvencesi konusunda ciddi problemlerin bulunduğuna dikkati çeken Vural, “Bütün bu problemlerin çözülmesi gerekiyor. Ama anlaşılan o ki gücü elinden tutanın sopa yöntemiyle medyayı bir araç olarak kullanması, bir yöntem olarak benimsenmiş. Bu çok tehlikeli” dedi.
“YÜRÜTME, YARGININ BAŞINA GELMEKTEDİR”
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Vural, HSYK Başkanvekili Ahmet Hamsici’nin, HSYK ile ilgili kanun teklifinin anayasaya aykırı olduğu yönündeki açıklamasını değerlendirdi. Vural şunları söyledi:
“Bence HSYK’nın bu konuda görüş ifade etmesi önemlidir ve doğrudur. Çünkü hakim ve savcıların bağımsız ve tarafsızlığının doğrudan doğruya ilgilendiren düzenlemenin neden tasarı değil de teklif olarak, ilgili kurumlardan görüş alınmadan getirildiğini sorgulamamız gerekiyor. Tasarı olsaydı görüş alınacaktı. Bunun için tasarı olarak getirmediler.
HSYK’nın açıklamasının doğru olduğunu düşündüğünü dile getiren Vural, aksine bu açıklama olmadan bir kanun çıkartılmak istenmesini de çok sakıncalı bulduğunu söyledi. Vural, “HSYK kanun tekifi, fiilen, kurulu Adalet Bakanı’na bağlamak amacındadır. Çok vahim olanı da rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasının üstünü örtmek amacıyla bu yöntemin benimsenmesidir. Bu çok tehlikeli girişimdir. Muhtemel soruşturma sürecini engellemek amacıyla, hakim ve savcıları ayarlamak için bir bakıma gündeme getirilmiştir. Kendisi hesap vermesi gereken yürütme, hukuk dışı eylemleriyle millet iradesinin oluşturduğu yargıya hesap vermesi gereken yürütme, bundan kaçmaktadır. Bundan sonraki dönem içinde mahkemelerin açıkçası tarafsızlığı ortadan kalktığı gibi hakim teminatı da ortadan kaldırılmıştır. Bugün yargıçların dahi teminatı ortadan kaldırılmak istenmektedir. Hükümetin yolsuzluk soruşturması ile ilgili attığı adımlar, fiilen diktatörlüğüne doğru gitmektedir. HSYK, Danıştay, Yargıtay’a dönük girişimlerin dikta özlemleri gerçekleştirmek amacı olduğu ortaya çıkmıştır. Bu açıklamayı doğrudan doğruya hükümetin görüş sorarak HSYK’dan alması gerekirdi. Bizzatihi konu HSYK olduğuna göre hakimlerin görüş bildirmesi doğru.” diye konuştu.
Yargıya hesap vermesi gereken yürütme, şu anda yargının başına gelmektedir. Yargının bu kadar baskı altına alındığı bir ortamda, gerçeklerin ortaya çıkması mümkün değildir. Mahkemelerin, hakim ve savcı tarafsızlığı ortadan kaldırılmıştır.”
“MİLLET İRADESİNE DARBE”
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “28 Şubat postmodern ise günümüzdeki dostmodern’dir” ifadesini de değerlendiren Vural, “Doğrudur. Darbeci bir zihniyet olduklarını itiraf etmişlerdir. Çünkü 28 Şubat’ın ürünü olan AKP, 17 Aralık’tan sonraki attığı adımlarla, fiilen dostmodern darbeyi gerçekleştirmek istemektedir. Bu dostmodern darbe de HSYK’yı, Danıştay’ı, Yargıtay’ı yürütmeye bağlamaktır. 28 Şubat sürecinin atama ve kıyımları dikkate alındığında 17 Aralık’tan sonraki hükümet, fiilen, 28 Şubat’ın kopyası gibi. Millete dost görünerek millet iradesine darbe yapan bir iradeye dönüşmüştür” diye konuştu.
Oktay Vural, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın, “Allah şirk, devlet şerik kabul etmez” ifadesini de eleştirdi. Vural, “Bunu diyenlerin, önce Allah’ın zalimi sevmediğini, zulümle de payidar olunmayacağını bilmeleri gerekir. Bu yöntemler zalimliği, zulmü meşrulaştırmak isteyen bir zihniyetin kullandığı yöntemlerdir” dedi. Vural, “Artık Türkiye’de üstünlerin, gücü olanların hukuku vardır.” değerlendirmesinde bulundu.
“BİR ÇOK SUAL VAR”
TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in, Kamu Başdenetçisi Nihat Ömeroğlu hakkında inceleme başlatmasına değinen Vural, bunun doğru bir yöntem olduğunu ifade etti. Ömeroğlu’nun Zekeriya Öz ile görüştüğünü itiraf ettiğini belirten Vural, “İyi olmuş. Ben de müracaat edecektim. Zekeriya Öz’le görüştüğünü ifade etmektedir. Böyle kritik bir dönemde bu başdenetçi ne diye görüşür? Bence manidar. Bu iki kişi de tesadüfen Bursa’da o saatte orada bulunuyorlar. Bu da manidar. Sayın Meclis Başkanı’nın inceleme başlatması, bundan rahatsızlık duyduğunu ortaya koyuyor. İdareyi sorgulayan bir başsavcıyla ilişkiye girmesi doğru değil. Kamu Denetçiliği Kurumu zaten ölü doğmuştu. AKP’ye bağlı hale gelmişti. Zaten üyeleri AKP’nin eski vekilleriydi. Başkanı, Başbakan’ın yakınıydı. Böyle bir görüşmeyle TBMM’nin manevi varlığı da tahkir edilmiştir. Meclis Başkanı’nın ortaya koyduğu tavrı doğru buluyorum.” şeklinde konuştu.
İstanbul merkezli operasyon kapsamında, bazı eski bakanlarla ilgili fezlekelerin akıbetini de merak ettiklerini kaydeden Vural, “Bir çok sual var. İkinci soruşturma ne oldu? Aramalar yapıldı mı? Manidar gelişmeler oluyor. Fezlekelerin akıbeti de meçhul. Bunlar Adalet Bakanlığı’na ne zaman gönderildi? Neden Meclis Başkanlığı’na gönderilmedi? İçindeki deliller ne oldu? Hükümetin içindeki rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasını engellemek isteyen fiili bir çete, hukuka el koymak istemektedir” diye konuştu. Vural, “Fezlekeleri biz de bekliyoruz. Bu kadar beklemişse çok manidar.” dedi.
“2. YOLSUZLUK OPERASYONUNUN AKIBETİNİ MERAK EDİYORUZ”
Mersin’deki yolsuzluk operasyonuyla ilgili olarak da Oktay Vural, şunları ifade etti: “Keşke şu kokan başa bir gidilse çok daha isabetli olacak. Her taraf bir yolsuzluk içindedir. Rüşvet vardır. Sayıştay raporları bile bu yolsuzlukların üstünün örtülmesi için Meclis’e gönderilmediği ortaya çıkmıştır. İstanbul’da başlatılan 2. yolsuzluk operasyonunun akıbetini merak ediyoruz.” Yeniden yargılamaya yönelik bir soruya da Vural, “Gündemi değiştirmek için ortaya konulduğu açık. Dolmabahçe’de Başbakan’ın ayağına çağrılan Barolar Birliği Başkanı, bu görüşmede neler görüşüldüğünü açıklamalı. MHP rüşvet ve yolsuzluğun baş sorumlusunun hükümet olduğunu düşünüyor. Bunun üstünün örtülmesini istemiyoruz. Anlaşılan o ki bu konuda bir tartışma odağı ona endekslenmek isteniyor. HSYK’ya vurulan darbe çok daha önemlidir. Bu konuda taşeronluk görevini üstlenmiş olanların da varlığı açık ve net. Dolmabahçe’de Başbakan’ın ayağına çağrılan Barolar Birliği Başkanı, neler görüştüğünü açıklığa kavuşturması gerekiyor. Barolar Birliği, bu konuda tavrını net olarak ortaya koymalıdır. Kumpas ortaya çıktığı zaman zaten yeniden yargılama hukuk içinde kendiliğinden sözkonusu olacaktır. Bu delillerin ortaya çıkarılması gerekir.” diye konuştu.