SİNAN OĞAN VE AZERBAYCAN AVRASYA STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ (ASAM)
1 Eylül 1967’de Iğdırlı “Caferi- Şii” bir anne ve babanın çocuğu olarak dünyaya gelen S. OĞAN, 1992-1998 yılları arasında Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsünde Araştırma Görevlisi olarak çalışmıştır.
1 Eylül 1967’de Iğdırlı “Caferi– Şii” bir anne ve babanın çocuğu olarak dünyaya gelen S. OĞAN, 1992-1998 yılları arasında Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsünde Araştırma Görevlisi olarak çalışmıştır. Bu görevinde iken 26 yaşında 1993 yılından itibaren Azerbaycan’a görevli olarak gönderilen Dr. Sinan OĞAN 1993-2000 yılları arasında Azerbaycan Devlet Ekonomi Üniversitesi Türk Dünyası İşletme Fakültesi’nde öğretim görevlisi ve dekan yardımcısı olarak çalışmıştır. 1994-1998 yıları arasında ise eş görevle Azerbaycan’da T.C. Dışişleri Bakanlığı Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Temsilcisi olarak çalışmıştır. Azerbaycan’daki TİKA’nın başında Ferman DEMİRKOL bulunuyordu. Ferman DEMİRKOL, Haydar ALİYEV’in, yani Milli Meclis’in danışmanlığını da yapıyordu. Sonradan Haydar ALİYEV tarafından “darbe teşebbüsü” suçlaması ile sınır dışı edilecekti. F. DEMİRKOL, o sırada Azerbaycan Din Hizmetleri Müşavirliği görevinde bulunan Dr. A. SEZGİN’in akrabası idi.
S. OĞAN’ı Azerbaycan’a götüren ve yukarıda bahsedilen görevlere getirenin ise (Kayınpederi Mehmet EKİCİ vasıtasıyla) Ertuğrul GÜVEN olduğu iddia edilir. Ertuğrul GÜVEN, Milli İstihbarat Teşkilatı Eski Müsteşar Yardımcısı ve 1994-1995 yıllarında Bakü’deki MİT Temsilcisi idi. Ertuğrul GÜVEN, sonradan Haydar ALİYEV tarafından “Darbe Teşebbüsü” ile suçlandı.
S. OĞAN’ın Bakü günlerinde, biraz da yaşının verdiği bir hızla, bir dava adamından çok gününü gün etmeye çalışan, hemen her gece Rus kızlarıyla diskotek, bar gezen, gönül eğlendiren, bu arada da Azerbaycan KGB’si ve Rus KGB’sinin ilişkiler ağına düşürülen gayri milli bir görüntü arz ettiği orada bulunan birçok kişi tarafından söylenmektedir. Mesela Azerbaycanlı bir yazar (Ferda UĞUR), “Az evvel belirttik ki, Sinan OĞAN Azerbaycan’la alakalı şahıstır. Hem de, ta 90’lı yıllardan. O zamanlar Sinan OĞAN Bakü’de TİKA’nın temsilcisi olarak çalışırdı ve onu sık sık Bakü Bulvarında özellikle sevdiği köpekle gezerken görürlerdi. Sinan Bey, bu bakımdan konservativ tefekkürlü (kökten ideolojik) milliyetçi-ülkücü sayılmazdı, biraz daha modern idi.”
S. OĞAN’ın da görevli olarak çalıştığı Azerbaycan Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) nasıl kuruldu? Nasıl bir yerdi? Nasıl çalışmalar yapıyordu? Azerbaycan Devleti ile ilişkileri nasıldı?
Azadlık Caddesi’ndeki Din Hizmetleri Müşavirliği’nin bünyesinde bir odada çalışmalarını yürüten Azerbaycan Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM), Azerbaycan’ın milli meseleleri etrafında birtakım fikirlerin geliştirilmesi, bunların üretilerek, Azerbaycan yetkililerine, siyasi partilerine ve kitle iletişim organlarına sunulması için 1994 yılında kurulmuştu. Büyükelçiliğimizin ve Azerbaycan devletinin bilgisi dâhilinde kurulan fikir üretim merkezinin kurucuları arasında Azerbaycan Milli Meclisi’nin Danışmanı TİKA’nın sözleşmeli görevlisi Azerbaycan Milli Meclisi’nin Genel Sekreteri, Genel Sekreter Yardımcısı, öğretim üyeleri, Azerbaycan’ın bazı eski büyükelçileri, eski dışişleri bakanları da vardı. Azerbaycan’daki yabancı ülkelerin büyükelçileri, fikir adamlarını, siyaset adamlarını, gazetecileri davet ediyorlar ve önceden tespit edilen bir konuyu tartışıyorlardı. Büyükelçi Altan KARAMANOĞLU ve Rusya Büyükelçisi Valter ŞONYA da bu toplantılara katılmışlardı.
Asım MOLLAZADE, Tevfik KASIMOV gibi siyasetçilerinde zaman zaman toplantılarına çağrıldığı ASAM’ın telefonları MTN (Azerbaycan KGB’si) tarafından dinleniyordu. Büyük ihtimalle toplantılara gelenlerin arasında MTN, yani Azerbaycan İstihbarat Servisi’nin elemanları da vardı.
Azerbaycan ASAM’ı ve Din Hizmetleri Müşavirliği Haydar ALİYEV’in Türkiye’den gelenleri ve Azerbaycan’daki Türkiye varlığını tasfiye etmek için ilk suçladığı yerlerden biri olacak, burası diplomatik bir yer olduğu halde Azerbaycan yetkilileri tarafından basılacak ve orada çalışanlar Türkiye’ye gönderilecekti.
Haydar ALİYEV ve ekibinin Azerbaycan’ı Türkiye’den uzaklaştırmak ve Azerbaycan’daki Türkleri sınır dışı etmek için bulduğu çare OMON birlikleri ve onun başındaki Albay Rövşen CEVADOV’un öldürülmesi ile sonuçlanan 10-17 Mart 1995 olaylarıdır. Haydar ALİYEV, 13-14 Mart günlerini, aylardır üzerinde çalıştığı ve tasfiye etmek istediği korkulu rüyası haline gelen Albay Rövşen CEVADOV ve OMON birliğini nihayet bir binada kıstırmıştı. 17 Mart akşamı Türk Büyükelçisi’nin bütün çabalarına rağmen engellenemeyen olayların sonunda beyaz bayrak çekerek teslim olmasına rağmen Albay Rövşen CEVADOV ve adamları (400 civarında) öldürüldüler. Ayağından yaralı olarak teslim alınan ve hastaneye götürülen Albay CEVADOV’un kan kaybından öldüğü açıklandı.
Haydar Aliyev ve ekibi, Rövşen CEVADOV’dan kurtulduktan sonra hemen hedeflerinde bulunan Azerbaycan’dan Türkiye’yi uzaklaştırmak, demokrasi isteyen muhalefet partilerini saf dışı bırakmak, Azerbaycan Türklerine korku salarak sindirmek için işe başladı. Rövşen CEVADOV öldürülüp ekibi dağıtıldıktan sonra “devlet çevrilişine cehd işi” (darbe) içinde Türkiye’nin, Türk Büyükelçiliği’nin olduğu suçlaması dile getirilerek Türkiye’den gelen diplomatik personel sınır dışı edilmeye başlanacaktır.
Bu faaliyet için ASAM’ı kullandılar. 10-17 Mart olaylarının planlamasının Azerbaycan Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) tarafından yapıldığı iddia edilmeye başlandı. Azerbaycan Milli Güvenlik Bakanı (KGB) Namık ABBASOV, devlete bağlı olan KGB’nin yönettiği kitle iletişim kuruluşları temsilcilerine, olaylarla ilgili bir brifing verdi. Namık ABBASOV, bu toplantıda, Türk Büyükelçiliği’ni ve Türkiye’yi, daha çok suçlamaya başladı.
Milli Meclis Başkanı, 10-17 Mart olaylarının kasabı Resul GULİYEV, Milletvekili Sultan MEMMEDOVA, Milli Tehlikesizlik Nazırı (KGB Başkanı) Namık ABBASOV, Başsavcı Eldar HASANOV yaptıkları konuşmalarda daima Türkiye’yi ve Türk Büyükelçiliği mensuplarını tekrar tekrar suçlamaya devam ettiler.
Evet! 10-17 Mart olayları Haydar ALİYEV ve ekibine Azerbaycan’da yönetime tamamen hâkim olma imkanını vermiş, Azerbaycan bağımsızlığını sağlayan Cumhurbaşkanı Ebulfez ELÇİBEY ve Halk Cephesi’nin tüm mensupları aşama aşama tasfiye edilmişler, Azerbaycan’daki Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hemen hemen üst düzey bütün görevlileri bir takvim dahilinde Azerbaycan’dan sınır dışı edilmişlerdir.
Bir kişi bunların dışında idi. Haydar ALİYEV ve ekibi tarafından “kendisine yönelik uydurma darbe girişiminin” ve son olayların merkezi olarak gösterilen ASAM’da çalışan Sinan OĞAN bunların dışında idi. Elbette bunun çeşitli nedenleri vardı. Ama en önemli neden, O’nun Haydar Aliyev ve ekibi ile geliştirdiği iyi ilişkiler idi. Bu tarihlerde başlayan “iyi” ilişkiler daha da gelişerek bugünlere taşınacaktı. Onun bu tarihten sonraki hayatında ve çalışmalarında bu “iyi” ilişkilerin artarak devam ettiği görülecektir.
Kaynak: Mustafa Önder / Haberiniz.com