Dolar 49,3408
Euro 55,2705
Altın 6.658,68
BİST 12.265,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24°C
Açık
İstanbul
24°C
Açık
Cts 26°C
Paz 24°C
Pts 24°C
Sal 19°C

MHP’li Yıldız’dan Tarihi Adalet Paylaşımı: Hakka dönmek hatalı yolda devam etmekten daha hayırlıdır

MHP’li Yıldız’dan Tarihi Adalet Paylaşımı: Hakka dönmek hatalı yolda devam etmekten daha hayırlıdır
09/10/2026 20:46
A+
A-

# MHP’li Feti Yıldız’dan Tarihi Adalet Paylaşımı

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımla, Hz. Ömer’in yaklaşık 1400 yıl önce Kadı Ebu Musa’ya gönderdiği mektubu gündeme taşıdı. Bu mektup, muhakeme hukukuna dair önemli tavsiyeler içermesiyle dikkat çekerken, Yıldız’ın paylaşımı hukuk ve adalet konularında değerli bir hatırlatma oldu.

Hz. Ömer’in Mektubu: Muhakeme Hukuku

 

Hz. Ömer’in Abdullah b. Kays’e hitaben yazdığı mektup, muhakeme ve hüküm verme süreçlerinde dikkat edilmesi gereken hususları içerir. Taraflara eşit muamele, delil ve yemin, sulh, kıyas ve şahitlik gibi konulara dair önemli prensipler bulunur.

Hükmün İcrası ve Taraflara Eşit Muamele

 

Mektupta, muhakeme ve hüküm vermeye ilişkin şu ifadeler öne çıkar:

> “İcra edilmeyen hak bir sözün mücerred söylenişi, bir fayda ve mana ifade etmez.”

Hz. Ömer, davaların titizlikle incelenmesi ve hükmün hemen icra edilmesi gerektiğini vurgular. Ayrıca, duruşma sırasında taraflara eşit muamele edilmesi gerektiğini belirterek, adaletin sağlanması için zengin ve zayıf taraflar arasında ayrım yapılmaması gerektiğini ifade eder.

Hakka Dönmek

 

Mektupta, verilen bir hükümden dönmenin doğru olduğunda, doğru hükme ulaşmanın önemine vurgu yapılır:

> “Hakka dönmek, hatalı yolda devam etmekten daha hayırlıdır.”

Hz. Ömer, hata yapıldığında hakka dönmenin erdeminden bahseder ve kadıların karar verirken dikkatli olmalarını, benzer vakaları inceleyerek kıyas yapmalarını önerir.

Delil ve Şahitlik

 

Mektupta delil ve şahitlik konuları şu şekilde ele alınır:

– Hakkını iddia eden kişilere delil sunmaları için süre verilmesi gerektiği belirtilir.
– Tanıdık süre içinde delil sunamayan aleyhine hüküm verilmesi gerektiğini ifade eder.
– Müslümanların birbirlerine karşı adil şahitlik yapmaları gerektiği belirtilir, ancak iftira cezası almış veya yalancı tanınan kişiler bu kapsam dışındadır.

Kadıların Davranışları

 

Mektubun sonunda, kadıların muhakeme sırasında dikkat etmesi gereken davranışlar ve niyetler şu şekilde dile getirilir:

– Kadıların, insanlara gazap ve hiddet göstermemesi, bağırıp çağırmaktan kaçınması gerektiği vurgulanır.
– Allah’ın, samimi niyetle yapılan amelleri kabul edeceği ve riya karıştıran kadıların rezil olabileceği ifade edilir.

Feti Yıldız, bu değerli mektubu paylaşarak takipçilerine “Hayırlı Cumalar olsun” dileklerinde bulundu. Hz. Ömer’in mektubu, adaletin sağlanmasında kadıların nelere dikkat etmesi gerektiğini ve doğru hükme ulaşmanın erdemini anlatan önemli bir vesikadır.

Verilen hükümden dönme ve doğru hükme ulaşma konusuna da değinilen mektupta, şu ifadeler kullanıldı:

Hz. Ömer’in Kadı Ebu Musa’ya 1400 Yıl önce gönderdiği mektup muhakeme hukuku için çok önemli bir vesikadır.

“1- Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.
2-Mü’minlerin emiri, Allah’ın kulu, Ömer’den Abdullah b. Kays’e
Allah’ın selamı üzerine olsun.
3- Kaza (muhakeme ve hüküm), şüphesiz sağlam ve muhkem bir vazife (farz) ve takip edilen bir âdet (sünnet)’tir.
Sana dava olarak getirilen hususları iyice düşün.
Dava senin nezdinde açıklığa kavuşunca,hükmünü ver ve onu hemen icra et;
çünkü icra edilmeyen hak bir sözün (hükmün) mücerred söylenişi, bir fayda ve mana ifade etmez.

4- Duruşma salonundaki yerlerinde, duruşma ânındaki bakışlarında taraflara eşit muamele et; böylece onlardan zengin olanlar, adaletsizlik yapacağın zannına kapılmasınlar, zayıf olanlar da adaletsizliğe uğrayacaklarını hatırlarına getirmesinler.
5-Davasını delil ile ispat etmek davacıya, yemin ise davalıya (inkâr) edene düşer.
6- İnsanlar arasında sulh yapılması caizdir; ancak helali haram, haramı da helal kılacak bir sulh câiz değildir.
7- Bir gün davayı hükme bağladıktan sonra, ertesi gün, verdiğin hükmün doğru olmadığını anlar ve doğru bir hal çaresi bulur isen hakka dönmekten seni hiçbir şey alıkoymasın.
Çünkü hak olan bir şeyi hiçbir şey batıl kılamaz.
Şu hususu da bil ki, hakka dönmek, hatalı yolda devam etmekten daha hayırlıdır.
8- Sana dava olarak getirilen hususların hükmü, Kur’an ve Sünnet’te olmayıp da kalbinde şek ve șüphe meydana geldiğinde, çok dikkatli olarak uzun müddet düşün.
O hadise ve davanın benzerlerini araştır ve sonra bu hususta kıyas yoluyla sana göre Allah’ın indinde daha sevimli ve hakka daha yakın ve daha uygun düşecek hükmü ver.

9- Hakkını iddia eden bir kimseye, delilini ikame edecek kadar bir müddet ver.
Eğer beyyine (delil) getirirse, o şahıs hakkını alır.
Ancak tanıdığın mühlet içerisinde, delillerini getiremeyen veya getirmeyenin aleyhine hüküm ver. Çünkü bu zaman içinde, müşkül olan durumlar açıklığı kavuşur ve hak açık bir surette gözükür.
10- Müslümanlar birbirlerine karşı yapacakları şahitlikte adildirler; biri diğerinin leh ve aleyhinde şahitlik yapabilir.
Ancak hadd-i kazif (namusa iftira cezası) icra edilmiş bulunan, yalancı şahitlikle tanınan ve akrabalık-yakınlık bağı bulunanlar müstesna.
Gerçekten sadece Allah sırları bilir. Delillerle ve yeminlerle, sizden mes’uliyyeti gidermiştir.

11- Muhakeme esnasında, insanlara karşı gazab ve hiddetten, bağırıp çağırmaktan, can sıkıntısından, davalıları incitmekten, duruşma esnasında garip davranışlardan sakın. Çünkü Allah kaza işleriyle meşgul olanlara mükâfat verir, ahrette onun amellerini güzel yapar.
Allah, yaptığı işlerde, kendi rızasından ayrılmayan kadı’yı, insanlar ile kendi arasında meydana gelecek tehlikelerdin korur.
Yaptığı işlere riya karıştıran ve hüsn-i niyeti ihlal eden kadı’yı ise Allah, halk içinde rezil rüsvay eder. Çünkü Allah, ancak samimi bir niyet ile yapılan amelleri kabul eder.
12- Ve’s-selam.”
Hayırlı Cumalar olsun.

Kaynak: Türkgün

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.