DOLAR 8,5492
EURO 10,0853
ALTIN 495,619
BIST 1351,59
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 29°C
Gök Gürültülü

İstanbul’da Asya Kaplan Sivrisineği tehlikesi! Şikayetler arttı

İstanbul’da Asya Kaplan Sivrisineği tehlikesi! Şikayetler arttı
14.07.2021
A+
A-

İstanbul’da Asya Kaplan Sivrisineği tehlikesi! Şikayetler arttı

İstanbul’da son zamanlara popülasyonu oldukça artan ‘Asya Kaplan Sivrisineği’nin en tehlikeli viral hastalıklardan olan Batı Nil ateşi virüsünün taşıyıcısı olduğu belirlendi. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Viroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz’dan konuya ilişkin açıklamalar geldi.

İstanbul’da vücutta yaraya neden olan sivrisinek türüyle ilgili açıklama yapan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Viroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, “Asya Kaplan Sivrisineği, son zamanlarda İstanbul’da da popülasyonu oldukça artan bir sivrisinek türü. Aslında bu sivrisinek en tehlikeli viral hastalıklardan olan Batı Nil ateşi virüsünün taşıyıcısı. Asya Kaplan Sivrisineği, Batı Nil ateşi virüsünden başka virüsleri de taşıyabiliyor ve insanlara bulaştırabiliyor” dedi.

Güneydoğu Asya kökenli olan ve Avrupa kıtası ülkelerinde görülen Asya Kaplan Sivrisineği son yıllarda İstanbul’da da sıklıkla görülmeye başlandı. Asya Kaplan Sivrisineği’nin Batı Nil ateşi virüsünü taşıdığını hatta başka virüsleri de bünyesinde barındırdığını söyleyen İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Viroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, “Asya Kaplan Sivrisineği’nden virüs bulaşması için sineğin insandan kan emmesi şart. Elbiselerimize bu sineğin konmasıyla bulaşması mümkün değil” dedi.

“Bütün sivrisinekler potansiyel olarak virüs taşıyabilir”
Sivrisinekler ile 50’ye yakın virüs türünün insanlara bulaştığını söyleyen Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, “Asya Kaplan Sivrisineği, son zamanlarda İstanbul’da da popülasyonu oldukça artan bir sivrisinek türü. Aslında bu sivrisinek en tehlikeli viral hastalıklardan olan Batı Nil ateşi virüsünün taşıyıcısı. Asya Kaplan Sivrisineği, Batı Nil ateşi virüsünden başka virüsleri de taşıyabiliyor ve insanlara bulaştırabiliyor. Bu virüsler ise Usutu virüsü, Chikungunya virüsü, Rift Vadisi humması, Zika virüsü, Dengue humması gibi yaklaşık 50 virüsü bulaştırabiliyor. Aynı zamanda bütün sivrisinekler potansiyel olarak virüs taşıyabilir ve insanlara kan emerek bulaştırabilir. Bu virüsler insanlarda ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir” dedi.

Prof. Dr. Yılmaz, “Asya Kaplan Sivrisineği Asya’da oluşan bir sinek türü. Ancak şu an hem ülkemizde hem de balkanlara doğru bir yayılım söz konusu. Yaptığımız araştırmalar doğrultusunda özellikle Asya Kaplan Sivrisineği’nde Batı Nil ateşi virüsüne rastladık. Aynı zamanda Batı Nil ateşi virüsünü kuşlarda da bulmuş durumdayız. Batı Nil ateşi virüsü göçmen kuşlarla yerli kuşlara geliyor. Batı Nil ateşi virüsünü bulunduran kuşları emen sivrisikler bünyelerinde bu virüsü çoğaltabiliyor” ifadesini kullandı.

Asya Kaplan Sivrisineği’Asya Kaplan Sivrisineği’nin ortaya çıkış nedenine değinen Prof. Dr. Yılmaz, “2016 yılında yaptığımız çalışmada Asya Kaplan Sivrisineği’ne rastladık. O zamanlar bu kadar fazla değildi ancak şu an da bu sivrisinek oldukça artış gösterdi. Asya Kaplan Sivrisineği’nin artışına birincil etken mevsimsel değişimler. İkincil etkense artan ticaret. Örneğin, Almanya’da sivrisinek ile ilgili yaşanan bazı sıkıntıların Afrika’dan getirilen lastiklerin olduğu söyleniyor” diye konuştu.

Korunma yöntemleri
Asya Kaplan Sivrisineği’nden korunma yöntemlerine değinen Prof. Dr. Yılmaz, “Asya Kaplan Sivrisineği’nden virüs bulaşması için sineğin insandan kan emmesi şart. Elbiselerimize bu sineğin konmasıyla bulaşması mümkün değil. Asya Kaplan Sivrisineği’nden korunma için merkezi yönetimlere, yerel yönetimlere ve halkımıza büyük iş düşüyor. Merkezi yönetimler ve yerel yönetimler ortak kararlar alıp sivrisinek popülasyonunun azaltılmasına yönelik işler yapması gerekiyor. Aynı zamanda halkımızda kendisini korumak için tenlerine organik doğal yağlar sürmesi lazım. Bu yağlarsa limon ağacı yağı, lavanta yağı olabilir” ifadelerini kullandı.

Şikayetler arttı
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa (İÜC) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Zekayi Kutlubay, İstanbul’da sivrisinek ısırıklarına bağlı hasta şikayetlerinin arttığını belirtti.

Aynı zamanda İÜC Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi de olan Doç. Dr. Kutlubay, artan sivrisinek vakalarının dermatolojik boyutunu değerlendirdi.

Son birkaç yıldır, özellikle de yaz aylarında sivrisinek problemiyle karşılaşıldığını belirten Kutlubay, ısırdığı bölgede kaşıntı, kabarma, alerjik kişilerde ise su toplayan baloncuk tarzında deri reaksiyonlarına yol açabildiğini aktardı.

Doç. Dr. Kutlubay, özellikle Çatalca, Silivri, Avcılar tarafında yaşayanlarda ya da bu ilçelerde bulunan yazlıklarına gidenlerde sivrisinek şikayetlerine daha çok rastladıklarına dikkati çekerek, “Özellikle son dönemlerde ortaya çıkan sineklerin çok kötü ısırdığı, ısırdığında ağrı yaptığı, sonra da tüm vücutta yaygın reaksiyonlar olduğunu belirtiyorlar. Hatta bazı alerjik bireylerde, ısırmadıkları yerde de birtakım alerjik reaksiyonlar başlayarak, daha yaygın, kırmızımsı döküntü şeklinde yaralar da ortaya çıkabiliyor.” bilgisini verdi.

Kutlubay, en korktukları komplikasyonların “anafilaktoid” ya da “anafilaktik” denilen reaksiyonlar olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Bu durumda, sivrisinek ya da benzeri böceklere alerjisi olanların, ısırıldıktan hemen sonra saniyeler ya da dakikalar içerisinde tansiyonu düşer. Nabzı azalır. Tansiyon birden bire düştüğü için hastanın işte gözü kararır, ayakta duramaz. Birdenbire yere yığılır ve bayılma meydana gelir fakat bu alerjiye bağlı bayılmadır. O da tansiyonu düştüğü için meydana gelir. En sık korktuğumuz komplikasyon budur. Çünkü bu tarz alerjik reaksiyon geliştiği zaman anında müdahale edilmezse hastayı kaybetme riski olasılığı bile vardır.”

Doç. Dr. Zekayi Kutlubay, son zamanlarda bu tarz sineklerin, kullanılan ilaçlara karşı direnç geliştirdiğinin gözlemlendiğini aktaran Kutlubay, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Özellikle yumurtlama dönemlerinde göllerin, su birikintilerinin, havuzların, bataklıkların, çamurlu alanların çok iyi ilaçlanması gerekiyor. Çünkü sinekler bu bölgede daha çok yerleşiyorlar ve bu bölgede yumurtluyorlar. Yumurtlama dönemlerinde ya da larva döneminde eğer doğru ve güçlü ilaçla ilaçlanırsa buralar, sivrisinekler yok edilebiliyor. Fakat son dönemde kullanılan ilaçlara karşı direnç geliştiğinden dolayı aslında ilaçlama yapılıyor fakat bir işe yaramadığı için bunların sayısı artıyor. Sayı olarak arttıkları ve genetik olarak biraz değiştikleri için yalnızca bu yıl değil son birkaç yıldır sinek ısırıklarına bağlı şiddetli reaksiyonlarla karşılaşıyoruz ve hasta şikayetleri gittikçe artmış durumda.”

Alerjik reaksiyonlar kaşıntı, yanma, sızlama, kabarıklık ve yaygın kızarıklıkla kendini gösteriyor
Sivrisinek ısırıklarının çoğunlukla alerjik reaksiyonlara, kurdeşen gibi döküntülere sebep olduğunu yineleyen Kutlubay, sivrisinekler vasıtasıyla “deng ateşi’, “batı nil virüsü”, “sarıhumma virüsü”, “zika virüsü” gibi taşınabilen ve insanlara bulaşabilen birtakım virüsler de bulunduğunu ancak Türkiye’de bunların fazla görülmediğini, daha çok Güneydoğu Asya, Çin gibi ülkelerde rastlanıldığını kaydetti.

Doç. Dr. Zekayi Kutlubay, bu ay sivrisinek ısırığıyla ilgili vakaların kendilerine başvurmaya başladığını ancak bundan sonra daha çok vakanın gelmesini beklediklerini belirterek, “Bu vakalar bir-iki ısırık ya da kızarıklıkla bize gelmiyor. O durumda olanlar zaten basit yöntemlerle kendilerini tedavi ediyorlar ya da aile hekimine giderek tedavilerini düzenliyorlar. Bize başvuranlar çoğunlukla diğer hekimlere gitmiş ama bir tedavi bulamamış kişiler. Tüm vücuda yayılan kaşıntı, yanma, sızlama, kabarıklık, yaygın kızarıklık gibi alerjik reaksiyonlar ya da tetiklenen kurdeşen atakları nedeniyle geliyorlar. Biz de onlara uygun tedavilere başlıyoruz. Kişi çok alerjik bir bünyeye sahipse de sadece ısırılan bölgede değil vücudun geri kalanında da yaygın, kırmızımtırak döküntü tarzında reaksiyonlar karşımıza çıkabiliyor.” diye konuştu.

Doç. Dr. Zekayi Kutlubay, sivrisinek ısırığından korunmaları için vatandaşlara şu önerilerde bulundu,

“Parlak giysiler giymesinler çünkü sivrisineklerin dikkatini çekiyor. Mümkün olduğu kadar uzun kollu, uzun paçalı kıyafetleri tercih etmeliler. Kapı ve pencerelerde sineklik kullanılabilir. Etrafta çöp bırakılmamalı. Çevre temizliğine dikkat edilmeli. Belediyelerin, bataklık gibi yerleri uygun bir ilaçla ilaçlaması gerekiyor. Yanlarında antialerjik tablet ya da losyon bulundurabilirler. Sinek kovucu spreylerden kullanabilirler.”

Türkgün

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.