Dolar 48,7470
Euro 55,9932
Altın 6.804,81
BİST 13.509,76
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24°C
Az Bulutlu
İstanbul
24°C
Az Bulutlu
Cum 24°C
Cts 25°C
Paz 25°C
Pts 26°C

Bakan Tekin’den Müfredat Tartışmalarına Yanıt

Bakan Tekin’den Müfredat Tartışmalarına Yanıt
17/09/2026 22:46
A+
A-

# Bakan Tekin’den Müfredat Tartışmalarına Yanıt

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Bengü Türk TV’de katıldığı canlı yayında 2026-2027 eğitim öğretim yılına dair önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Tekin, PISA sonuçları, müfredat değişiklikleri, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ve öğretmen atamaları gibi birçok konudaki merak edilen soruları yanıtladı.

PISA Sonuçları ve Eleştiriler

 

Bakan Tekin, PISA değerlendirmelerine ilişkin yapılan eleştirileri yanıtladı. Türkiye’nin PISA sonuçlarında yükselme kaydettiğini belirterek, “Listeyi veriyoruz, PISA karar veriyor. Türkiye’nin sonuçları kötüyken neden tartışmadılar, şimdi neden tartışıyorlar?” diyerek eleştirilere yanıt verdi. Türkiye’nin eğitim sisteminde fiziki ve insan kaynağı açısından gelişmeler sağlandığını vurguladı.

Müfredat Değişiklikleri

 

Bakan Tekin, Türkiye’deki müfredatın sadeleştirildiğini ve beceri odaklı hale getirildiğini belirtti. Müfredatın %30 oranında sadeleştirildiğini açıklayarak, “Kimse karnından konuşmasın. Bilimsel temellere dayanan eleştirileri ciddiye alırım, ancak mevzuyu politize edenlere kapalıyım.” dedi.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli

 

Bakan Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında milli değerlerin öğrencilere kazandırıldığını belirtti. Bu modelin, çocukların milli ve toplumsal değerlerle yetişmesini amaçladığını ifade etti.

Türk Dünyası ile İlişkiler ve Kültürel Aktarım

 

Bakan Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile Türk Dünyası arasındaki kültürel bağları güçlendirecek çalışmalar yaptıklarını belirtti. İlk ve ortaokullarda dağıtılmak üzere hazırlanan bir kitabın Türk Devlet Teşkilatları’nın dillerine de çevrileceğini açıkladı.

Sanat Yoluyla Eğitim

 

Bakan Tekin, sanatın eğitimdeki rolüne vurgu yaparak, Maarif Korosu, Maarif Halk Oyunları Topluluğu ve Maarif Tiyatrosu gibi projeler geliştirdiklerini belirtti. “Cumhuriyet’e Doğru” ve “Şüheda 1915” gibi tiyatro oyunlarıyla sanatı topluma kazandırmayı amaçladıklarını ifade etti.

Öğretmen Atamaları

 

Öğretmen atamaları konusuna da değinen Bakan Tekin, atama sayılarının 2027 bütçesinin Plan Bütçe Komisyonu’ndan geçmesinin ardından belirleneceğini söyledi. Ücretli öğretmenlik uygulamasının ihtiyaç olan yerlerde devam edeceğini, engelli öğretmen atamaları konusunda da ilgili bakanlıklarla çalışma yürüttüklerini belirtti.

Bakan Tekin’in açıklamaları, eğitim sisteminde yapılan değişiklikler ve geleceğe ilişkin planlar hakkında önemli bilgiler sundu. Eğitimdeki yenilikler ve atılımlar, Türkiye’nin eğitimdeki başarısını artırmayı hedefliyor.

 

Bakan Tekin’in satırbaşları şöyle oldu:

‘’Listeyi veriyoruz, PISA karar veriyor”
Bu eleştirileri yapanlar şimdiye kadar Türkiye başarısız sonuçlar alırken bu örneklemleri neden tartışmadılar? Türkiye’nin skorları kötüyken neden hiç tartışmadılar? 2015-2025 öğrenci seçimi arasında ne değişmiş ki o gün bunu söylemiyorlardı, bugün söylüyorlar? Nereden bakarsan tutarsızlık, ciddiye almıyorum.

Konumuza dönelim. PISA, OECD bünyesinde başta 38 üye ülke olmak üzere bu son 2025 döngüsünde dünya genelinde 90’dan fazla ülke katıldı. Bu döngüye katılmak ülkelerin kendi tercihleri. Bildirdikleri andan itibaren PISA Yönetim Kurulu, katılımı onaylıyor ve süreci alıyor.

Türkiye’de coğrafi olarak çok geniş bir coğrafyamız. Merkezi yerleşim yerine uzak okullarımız var. Yerleşim yerlerinin içerisinde olan okullarımız var. Gelişmiş bölgelerimiz, görece daha az gelişmiş bölgelerimiz var. Eğer OECD bu örneklemi kendisi tespit etmezse, en gelişmiş okulu gösterip bir yarış olur. Ama bu bir tiyatro olur. PISA, biraz önce söylediğim parametrelere uygun olarak tespit ediyor.

Bizden örneklem tespitiyle ilgili verileri almadan önce, TÜİK’in hazırladığı bölgesel gelişmişlik indekslerini alıyorlar. Bölgesel olarak bunu söylemiş olduk.

İkincisi ise, o zaman siz başarılı olmak için Türkiye’de bütün fen liselerini yazmışsınızdır, o yüzden puanınız yüksek çıkmış diye düşünebilirsiniz. Biz okul türlerimizi, öğrenci dağılım listemizi PISA ile paylaşıyoruz. Biz kendi dağılımımızı orayla paylaşıyoruz.

Biz, Türkiye’deki okul türlerine göre öğrenci dağılımına göre, PISA’nın seçtiği örneklem bire bir örtüşüyor.

Peki okulları seçtiniz ama öğrenciyi kim seçiyor? Öğrenciyi de biz seçmiyoruz. Listeyi veriyoruz, PISA karar veriyor. Sınav listesi bize gelene kadar biz bilmiyorduk.

Vatandaşın kafasını karıştıracak söylemlere gerek yok. Bu söylemleri ifade edenler samimiyseler öncekiler için de aynı şey geçerli olur. Güneş balçıkla sıvanmaz.

‘’Türkiye’de ivme hep yukarı çıkmaya başladı”
Biz, 2025 PISA uygulamasına kadar çok iyiydik, birden 2025’de sıçradık demiyoruz. OECD dahil olmak üzere Avrupa ülkelerinin birçoğunda çok aşağılara düştüler. Bu eleştirileri yapanlar “Türkiye yükselmedi, onlar düştü” diyorlar. Nedeni de pandemi diyorlar. Türkiye’de pandemi yok muydu? Biz 6 Şubat’ı yaşadık, Arap baharından sonra Türkiye’de yaşananlar, Suriye’de, Ukrayna-Rusya savaşında yaşananlar Türkiye’de çok şeyi etkiledi. Tek başına bu açıklama tutarlı değil.

Ben bu bakanlıkta 5.5 yıl müsteşarlık yaptım. Ben bir sürü uluslararası toplantıya katıldım bu anlamda. Türkiye’de fiziki kapasite itibariyle, okulların fiziki altyapısı itibariyle, okulların insan kaynağı verileri itibariyle OECD ortalamalarının gerisinde kaldığı için bir eleştiri vardı.

Biz 2002’den itibaren bütün bütçelerde eğitim birinci sırada yer aldı. Eksiklikler giderildi. Sınıflarda artık ortalama 21 öğrenci eğitim görüyor.

Bir sınıfta çocuklar tıkış tıkış otururken, tek kişilik oturan öğrencinin, bilgisayarla hiç tanışmayan öğrenci ile sınıfında etkileşimli tahta olan bir çocuğun eğitim niteliği açısından çok farkı olacağı kesin.

Deniyor ki bize Türkiye’de eğitim sisteminin ikinci ana problemi siz 1980-1990’lı yıllarda çocukların ve gençlerin bilgiye erişmekte sıkıntı yaşandığı bir dönemde, çocuklara eğitim bilgi vermek üzere kurgulanmış bir eğitim sistemi var dünyada. 2000’li yıllarda bu içerikler tartışılmaya başlanıyor. Çocuklar bilgiye çok sayıda kaynaktan erişebiliyor. O zaman okulu işlevsiz hale getirmemek için, çocuklara bilgi vermek yerine değil edindikleri bilgiyi doğru kullanabilmek, beceriye dönüştürecek bir eğitim biçimine döndü ama Türkiye hala revize etmedi eleştirileri vardı. 2013-2014 yıllarında.

Dünyadaki eğitim sistemi buna evrilince, PISA ve benzeri değerlendirme mekanizmaları da çocuğun bilgileri ne kadar kullanabildiği üzerine kurgulanmış. Biz bunları hep birlikte değerlendirmek üzere adımlar attık. Attığımız adımlar neticesinde, 2015’den sonra PISA Yönetim Kurulu Başkanı ile yaptığımız toplantılarda Türkiye’nin olağanüstü sıçrayışından bahsetti. Söylediği şey şu; “2015’den itibaren Türkiye’de ivme hep yukarı çıkmaya başladı. Ne oldu da çıkmaya başladı? Bunları diğer ülkelerle paylaşabilirsiniz” dedi.

2015’de Türkiye’de ne oldu? Dershaneler var olduğu dönemdeki yapı şöyleydi. 12 yıllık zorunlu eğitim var. Algı şu bakanlığın kitaplarından soru çıkmıyor, öğretmenlerin anlattıklarından çıkmıyor. Dershane sektörüne “Bakın çocuğa ne anlatıyorsunuz? Veli ile ne sözleşmesi yapıyorsunuz? Gelin bunları masaya yatıralım. Bunu birbirine rakip olan yapılar gibi değil, tamamlayan yapılar gibi tamamlayalım. Sizin, 1980’li yıllarda aldığınız ruhsatlar var. Ne anlatacağınız, kaç saat anlatacaksın veli bilsin dedik. Devletin müfredatıyla uyumluğu onaylansın” dedik. Sektörü domine eden FETÖ dershaneleri “yok” dedi. Gayet iyi niyetliyiz. Dershanede öğretilen şey her şeyin önüne geçiyor. 2014’te dershane kanunu çıktıktan sonra tam da bu söylediğimi yapan MEB ile uyumlu özel öğretim kurslarla tamamlıyor.

müfredat sadeleştirildi
Bu eleştirileri yapan kişiler mi daha milli yoksa ben mi daha milliyim? Bunu bir düşünmek lazım. Millilik tartışmasını onlarla yapamam ben. Benim milliyetçiliğim, devletine olan sevgim… Kendimi onlarla kıyaslamam. Yapmam.

Müfredatla ilgili yaptığımız şeyin iki tanesini konuştuk. Müfredatı beceri odaklı yapmak ve hafifletmek. Çocuklara her şeyi okulda vereceğiz mantığıyla önümüze her gelen konuyu müfredata koymuşuz. 12 yıllık zorunlu eğitim gelince ve yüksek öğretim artınca, oralarda verilmek istenen bilgiler ortaöğretimde müfredatta var. Bu sıkıntı yaşanmasına sebep oluyor. Bizim müfredattan çıkarttığımız şeyleri bilimsel değil diye çıkartmadık. Bu konuda çalışmalar yapıldı, müfredat yüzde 30 oranında sadeleştirildi.

“KİMSE KARNINDAN KONUŞMASIN”
Sokakta, Anadolu’da hala çocuklarının okulda aldıkları eğitimle ilgili memnuniyetsizliğini ifade ettikleri bir konu var. “Milli değerlerimize, ülkemizi bir arada tutan değerlere, toplumsal anlamda dayanışmayı sağlayan değerlere çocuklarımız yabancılaştılar” diyorlar. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile yaptığımız şey bu. Bizi bir arada tutan ortak referans değerlerimizin çocuklarımıza kazandırılması. Bunun ne laiklikle ne başka bir şeyle ilgilisi var. Bu eleştiriyi yapanlar, somut olarak müfredattan evrensel laiklik ilkesine karşı şu cümleniz var dediler de biz mi değiştirmedik? Kimse karnından konuşmasın.

Bilimsel temellere dayanan eleştirilere dayanan her şeyi ciddiye alırım ama mevzuyu politize etmek isteyen, suçlamalar yapanları o tür eleştirilere de kapalıyım.

Kavramlar meselesine de geldiğimizde, o da çok önemli. Düşünce sistematiğimizi belirleyen en önemli şey bu bilimsel olaylara yüklediğimiz anlamlar. “Aydınlanma” çok masum bir kavram olarak kullanıyoruz. “Aydınlanma çağı” nedir? Kim aydınlanmış? Batı’nın kendi karanlık olarak tanımlandığı bir dönemden kurtulmayı aydınlanma olarak tanımlamış bizde öyle demişiz. Bizim aydınlanma çağı öncesindeki tarihimiz nasıl? 7 kıtaya hükmeden… Bizim karanlığımız nerede?

Bu çocuğa aydınlanma dediğinde Anadolu’nun, Osmanlı’nın, Selçuklu’nun, Türk devletlerinin bir medeniyet merkezi olduğunu nasıl anlatacaksınız? Bilinçaltına karanlık çağ olarak kodluyorsunuz. Bunu yapmayalım. Kavramlara bakışımız bu.

Türkistan kavramını biliyoruz, biz onlar kardeşlerimiz diyorsak niye aramızdaki bağımızı somutlaştıracak bir kavramı kullanmaktan imtina ediyoruz. Biz Kurtuluş Savaşı’nı da, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, Cumhuriyet’i de bu eleştiriyi yapanlardan kat ve kat daha fazla seviyoruz. Ben bilimsel bir şeyden bahsediyoruz. 1928’de Nutuk okunurken kaç yerde “Kurtuluş Savaşı” geçmiş? O yıllarda kullanılmış mı? O yıllarda ne kullanılmış, “Milli Mücadele”. O gün nasıl “Milli Mücadele” kavramını kullanıyorsak, çocuklarımızın bu devlete, Cumhuriyete sahip çıkmaları için kullanılması gereken kavram yine “Milli Mücadeledir”.

Bir başka konu “Ege Denizi”. Lozan’ın hangi maddesinde “Ege Denizi” geçiyor? Bu kavramlar sonrasında bizim kültürümüzle, geçmişimizle bağımızı koparmak üzere müfredatımıza yerleştirilmiş, politize olmuş kavramlar. Biz kendi referans değerlerimizle bakabilmeyi öğretmemiz lazım. TÜRK DÜNYASI ÖĞRENCİLERLE BULUŞUYOR

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni kurarken profesyonel ekibin yanında, bir de yedi tane ayrı komisyon kurduk. Bu komisyondaki kişiler, kendi alanlarında uzman mesela yer adları konusunda, Türk Dünyası sosyolojisi konusunda bilimsel yayınları olan kişiler. Bu komisyonlardan bir tanesi “Kültür ve Gönül Coğrayamız Komisyonu”. İlişkilerimizi gelecek kuşaklar da sahiplensin diye müfredatın içeriklerine ekledik.

Çocuklarımız, aileler, bugün Türk dünyasına seyahat etmek istedikleri zaman “Nereden başlamamız lazım tarihsel olarak, sosyolojik olarak” sorularının cevabını veren bir “tur rehberi” yok.

Bu yıl Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile de ilişkili olarak ilk ve ortaokullarda dağıtmak üzere bir kitap hazırladık. Tamamına dağıtacağız.

Şu anda bunu biz Türk Devlet Teşkilatları’nın dillerine de çeviriyoruz, oralarda da dağıtacağız. Önümüzdeki yıldan itibaren de diğer ülkelerde de dağıtılabilecek bir formatta ders materyali oldu. Kendilerine hediye edeceğiz. Birçok hassasiyete dikkat ettik. Hiçbir ülkeyi rahatsız edecek ifade kullanmadık.

bakan tekin ilk kez duyurdu
Ben bir akademisyenim. Bilimsel materyallerin yaygın kamuoyu ile etkileşimi açısında kullanılması açısından kullanılması gereken araçlar var. Sosyal medya bunlardan bir tanesi. Bizim geleneğimizde kültür aktarımında bize özgü sanat eserlerinin yeri ayrı. Türkülere bakarsanız eğer, Anadolu vatandaşı devlete olan bakışını da türküyle ifade etmiş, mesela Aşık Veysel. Devlete olan bakışını bağlamasıyla, sazıyla ifade edebiliyor. Aşkını da türküyle ifade edebiliyor. Bir düğünde nasıl davranması gerektiğini de türkülerde gösterebiliyor. Toplumsal kültürü aktarıyor.

Müsteşarken, bakanlık bünyesinde sanatın eğitimdeki rolünden faydalanmamız gerekir. O dönemin koşullarında dershane süreci, gezi olayları, 15 Temmuz. Çok odaklanamadık. TBMM’nin açılışının 100. yılı için söylediğim bu gerekçelerle, milli birliğimizi, beraberliğimizi, Osmanlı’nın, Cumhuriyet’in aynı devletin, toplumun kurumları olduğunu topluma kazandırmak için sanatın bu konudaki itici gücünden faydalanmak için TBMM’nin açılışının 100. yılı için bir tiyatro oyunu yazdık. Pandemi koşulları sebebiyle sergileyemedik.

2023’de bakan olarak göreve başlayınca Maarif Korosu adıyla Anadolu müziğini, Anadolu medeniyetinin topluma aktarılış biçimi eserlerini topluma kazandıracak bir koro kurdu. Maarif Halk Oyunları Topluluğu kurduk. Birde Maarif Tiyatrosu adıyla bir tiyatro kurduk. Her yıl bir oyunu hayata geçirelim istedik.

Profesyonel sanatçı arkadaşlarımız, dostlarımız, “amatör” tiyatro topluluğuyla beraber tiyatro oyunları her yıl bir tane yapalım dedik. İlk yıl “Cumhuriyet’e Doğru” oyununu yaptık. İkinci yıl, 15 Temmuz ile ilgili bir oyun yazdık. Bir sonraki yıl yani 2026 yılında Çanakkale ile ilgili “Şüheda 1915” oyununu yazdık. Bunların yazar ekibindeyim.

Cumhuriyet’e Doğru 40’dan fazla ilde sahne aldı ve gittiği her yerde izleyenler “Bir daha ne zaman gelecek” dediler. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Son gösterimi Beşiktaş İnönü Stadyumu’nda oldu.

Bu yıl içinde Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ve Türk Dünyası ile birlikte yaptıklarımızı düşünerek Ahmed Cevad’ın hem kendi hayatının hem de eserlerinin önemi üzerine derleme bir oyun yazdık; “Susmaram”.

Türk Devletleri Teşkilatları Zirvesi, Türkiye’de olacak bu yıl 29 Ekim’de, oraya yetiştirmeye çalışıyoruz. Ruhi Ersoy hocama da teşekkür ederim.

ÖĞRETMEN ATAMALARIna ilişkin açıklama
Ne kadar atama yapacağımıza dair konu 2027 Bütçesi, Plan Bütçeye gelip Genel Kurul’dan geçtikten sonra kamuya istihdam edilecek toplam personel sayısı içerisinde kendi kontenjanımızı görüp ilan edeceğimiz bir konudur.

Ücretli öğretmenlik dediğimiz şey şu, öğretmen ihtiyaçlarını karşılayamadığımız yerlerde ek ders ücreti karşılığında görevlendirdiğimiz arkadaşlarımız. İhtiyaç olan yerlerde bu kuşkusuz devam edecek.

Engelli kardeşlerimizle ilgili konuyu da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve biz birlikte belirliyoruz. Onun rakamının da çalışmasını yürütüyoruz. Bütçe çalışmaları devam ettiği için tam kritik eşikteyiz. Bizim talep ettiğimiz sayılar var. Orta noktada buluşup, kamuoyu ile paylaşacağız.

Kaynak: Türkgün

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.