Devlet Bahçeli’den Malazgirt Zaferi Mesajı
# Devlet Bahçeli’den Malazgirt Zaferi Mesajı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Malazgirt Meydan Muharebesi Zaferi’nin 955. yıl dönümü vesilesiyle yayımladığı mesajında, bu tarihi olayın Türk tarihi açısından önemini vurguladı ve Malazgirt Zaferi’nin Türk milletinin tarihindeki anlamını dile getirdi.
Malazgirt: Tarihin Kader Anı
Lider Bahçeli, Malazgirt Zaferi’nin Anadolu’nun kaderini değiştiren tarihi bir dönüm noktası olduğunu belirterek, 26 Ağustos 1071’in Türk tarihindeki yerini özel bir şekilde ifade etti. Bahçeli, Malazgirt’e giden sürecin bir günde başlamadığını, Dandanakan, Pasinler ve Ani’nin fethiyle Türklerin Anadolu’ya yönelik ilerleyişinin aşama aşama güçlendiğini belirtti.
Türk Tarihine Yön Veren Zaferler
Bahçeli, Türk milletinin tarih sahnesindeki yürüyüşünün, birçok cihan devletinin kuruluşuna ve zaferlerin nesillerce gururla taşınan hatıralarına tanıklık ettiğini vurguladı. Bu zaferlerin, Türk milletinin devlet kurma iradesine yeni sahalar kazandırdığını dile getirdi.
Türk Varlığının Ebediyeti
Zaferin ardından Anadolu’ya yayılan Türkmen varlığı ve kurulan beyliklerle Türklerin bu coğrafyada kök saldığını belirten Bahçeli, Türk milletinin Anadolu üzerindeki iradesinin değişmeyeceğini vurguladı. Anadolu’ya sahip olma, devleti yaşatma ve kendi kaderine hükmetme iradesinin, Malazgirt Zaferi’nden bu yana hiç değişmediğini ifade etti.
Türkiye’nin Geleceği
Bahçeli, sözlerini şu şekilde noktaladı: “Malazgirt mazimizdir, Anadolu namusumuzdur, Türkiye istikbalimizdir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bahtımızdır. Türk milletinin bahtı daima açık olsun!” Bu ifadelerle, Malazgirt Zaferi’nin yalnızca bir geçmiş hatırası olmadığını, aynı zamanda Türkiye’nin geleceği için önemli bir kaynak olduğunu belirtti.
MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin Malazgirt Meydan Muharebesi Zaferi’nin 955. yıl dönümüne ilişkin mesajının tamamı:
Türk milletinin tarih sahnesindeki yürüyüşü, nice cihan devletinin kuruluşuna, nice fethin destanlaşan kudretine, nice zaferlerin nesillerce gururla taşınan ve geleceğe ışık tutan hatıralara şahittir. Her zafer kendi zamanının şartları içinde bir varlık mücadelesini şan ve şerefle taçlanan birer neticeye bağlamış, her fetih Türk’ün devlet kurma iradesine yeni bir saha kazandırmış, şehit ve gazilerimizin kahramanlıkları evlatlarımıza şerefli bir miras bırakmıştır.
“Malazgirt’e varan yol bir günde açılmamıştır”
Bunların arasında öyle tarih durakları vardır ki meydana geldikleri günün hudutlarını aşarak asırların yönünü tayin etmiş; üzerinde yaşadığımız coğrafyanın adını, kaderini ve siyasi mahiyetini değiştirmiştir. 26 Ağustos 1071 tarihli Malazgirt Zaferi, işte böylece tarihin seyrini yeniden biçimlendiren, coğrafyaların istikametine yeniden yön tayin eden kutlu bir kader anıdır. Malazgirt’e varan yol bir günde açılmamıştır. Türk’ün bayrağını, İslam’ın sancaktarlığını yapan Türk beyleri, önce 1040 Dandanakan Zaferi’yle Horasan’da siyasi kudretini ilan etmiş; Çağrı Bey’in Anadolu’ya uzanan keşif seferleri bu yeni ufkun öncü adımlarını teşkil etmiş; 1048 Pasinler Zaferiyle küffara ilk ağır darbelerden biri indirilmiş; Tuğrul Bey ile süreç hız kazanmış; Sultan Alparslan’ın 1064’te Ani’yi fethetmesiyle daha ileri bir safhaya taşınmıştır. Afşin Bey ve diğer Türk kumandanlarının Anadolu içlerine uzanan akınlarıyla Bizans’ın Doğu’daki tahakkümü adım adım kırılmış; Türk atlılarının bastığı her toprak, yaklaşmakta olan büyük fethin ve Türk hakimiyetinin habercisi olmuştur.
“Malazgirt ufkunda haçın gölgesi sönerken hilalin hükmü Anadolu semalarında yükselmiştir”
26 Ağustos 1071 Cuma günü gelip çattığında Sultan Alparslan, ordusunun saf düzenini gözden geçirmiş, beylerine son emirlerini vermiş, cuma namazını eda etmiş, ardından beyaz şehadet libasını kuşanarak Malazgirt Ovası’na revan olmuştur. Malazgirt’e kefeniyle çıkan Sultan Alparslan’ın önünde zafer, gönlünde uğruna can verilecek Türk milletinin cihanşümul devlet ülküsü ve aklında Tammetül Kübra’ya dek Türk milletine yurt olacak Anadolu vardır. Hakanının ölümü göze aldığı yerde neferin tereddüdüne, korkunun saflara sirayetine, inkâr edenlerin ise iman dolu yüreklerin önüne geçmesine imkân yoktur. Malazgirt Ovası’nda Turan taktiğiyle çemberi daraltan Türk süvarisi, Sultan Alparslan’ın mahir sevk ve idaresi altında Roma’nın doğudaki mirasını taşıyan Bizans’ı güneşle beraber batıya sürmüş; Malazgirt ufkunda haçın gölgesi sönerken hilalin hükmü Anadolu semalarında yükselmiştir.
“Türk iradesinin hükmü silinmeyecek”
Zaferin ardından Anadolu’ya yayılan Türkmen varlığı, kurulan beylikler, yürütülen iskân ve imar hamleleriyle bu coğrafyada kök salmış; Selçuklu’dan Söğüt’e, Edirne’den İstanbul’a, İstanbul’dan Ankara’ya uzanan Anadolu’daki Türk varlığını ebedi kılan bu kesintisiz tarih hattında değişen tek şey başkentler olmuş; Türk milletinin Anadolu’ya sahip olma, devletini yaşatma ve kendi mukadderatına hükmetme iradesi değişmemiştir. Horasan’dan kopup Pasinler’de kuvvet bulan, Malazgirt’te büyük bir zaferle Anadolu’nun bağrına yürüyen Türk iradesinin hükmü silinmeyecek; bu toprakların üzerinde yükselen ezan, dalgalanan ay yıldızlı al bayrak ve yaşayan Türk devleti, o kutlu günün çağlar ötesindeki şahidi olmaya devam edecektir.
“Anadolu namusumuzdur, Türkiye istikbalimizdir”
Sultan Alparslan’ı, onunla aynı safta şehadeti göze alan aziz neferlerini; Anadolu’yu fetihle açıp iskanla kökleştiren, imarla mamur eden, adaletle yaşatan ve Devlet-i ebed müddet şiarıyla yurda dönüştüren muhterem ecdadımızı rahmet, minnet ve hürmetle yad ediyorum. Malazgirt mazimizdir, Anadolu namusumuzdur, Türkiye istikbalimizdir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bahtımızdır. Türk milletinin bahtı daima açık olsun!
Kaynak: Türkgün