MHP’li Osmanağaoğlu’ndan “Terörsüz Türkiye” Vurgusu
MHP’li Osmanağaoğlu’ndan “Terörsüz Türkiye” Vurgusu
MHP Genel Sekreter Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu, Karşıyaka’da katıldığı iftar programında, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin başlattığı “Terörsüz Türkiye” mefkuresinin stratejik bir kalkan olduğunu belirterek, “Türk Devletinin istiklali ve istikbali için hayati önem arz etmektedir” dedi.
İftar Programında Konuşma
Karşıyaka İlçe Teşkilatı’nın düzenlediği iftar programında konuşan Osmanağaoğlu, Türkiye’nin bölgesel ve küresel arenadaki manevra kabiliyetini vurguladı:
– **Gönül isterdi ki:** Bu güzel iftar sofrasına huzurun ve sükunun hakim olduğu bir ortamda oturalım.
– **Ama ne yazık ki:** Adil ve insani nizam mefkuresini savunanların ucube gibi gösterildiği bir gündemdeyiz.
Terörsüz Türkiye Mefkuresi
Osmanağaoğlu, Terörsüz Türkiye mefkuresinin, Türk milletinin istiklali ve istikbali için hayati önem taşıdığını vurguladı. Terörsüz bir Türkiye’nin, bölgesel barış ve istikrar için kritik olduğunu belirtti.
Bölgesel Güç ve Caydırıcılık Mesajı
– **15 Temmuz Hain FETÖ’cü İşgal Girişimi:** Eğer bu girişim başarılı olsaydı, Türkiye’nin bugünkü bütünlüğünü tahayyül etmek imkansız olurdu.
– **Barış Harekatları:** Suriye’de gerçekleştirilen harekatlar, Türkiye’nin toprak bütünlüğü için zaruri görülmüştür.
– **Pençe ve Kilit Harekatları:** Irak’ın Kuzeyinde güvenli bir alan tesis edilerek Türk devletinin bölgesel gücü artırıldı.
Muhalefetin Özür Borcu
Osmanağaoğlu, Türkiye’nin dış politika hamlelerini eleştirenlerin, bu politikaların başarıları karşısında bir özür borcu olduğunu belirtti. Türkiye’nin milli savunma hamlelerini itibarsızlaştıranların, bu ülkeye olan mensubiyetlerinde bir sorun olduğunu savundu.
Sayın İl Başkanım,
Değerli İlçe Başkanım,
Kıymetli Dava Arkadaşlarım,
Herbiriayrıayrıkıymetlimuhterem hemşehrilerim,
Hepinizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum.
Şüphesiz sizlerle hasret gidermenin en müstesna vesilelerinden birisi olan, rahmet ve bereket ayı Ramazan vesilesiyle yine bir arada bulunmak çok daha farklı bir anlam ihtiva ediyor.
Gönül isterdi ki bu güzel iftar sofrasına; coğrafyamızda huzurun ve sükunun hakim olduğu bir ahvalde oturalım.
Gönül isterdi ki bugün bu bereketli sofraya; tüm Türk İslam dünyasında, adaletin ve ahengin hüküm sürdüğü, insani esasların hakim olduğu bir ahvalde oturalım.
Ama ne yazık ki; adil ve insani nizam mefkuresini savunanların ucube gibi gösterildiği, emperyalizmin tahakkümü ve zulmüne şahitlik ettiğimiz bir gündemin ağırlığı altında birlikte olmak nasip oldu.
Elbette halimize şükrediyor, elbette bu mübarek günlerin İslam coğrafyasında ve Türk beldelerinde huzura ve refaha vesile olmasını diliyoruz.
Ama tedbiri elden bırakmamak gerektiğini,
Herhangi bir dış güce hizmet teklif etmeden de varlığımızı idame ettirebileceğimizi,
Hatta istiklalimizi ve istikbalimizi garanti altına almak için milli şahsiyetimizin verdiği gücün her şeye yeteceğini defaten ifade ediyoruz.
İfade etmekle kalmıyor, elimizden geleni de değil gereği neyse onu yapmaya gayret gösteriyoruz.
Çünkü biz biliyoruz ki;
En ufak siyasi bir ihmalkarlık, bu coğrafyadaki varlığımızı ölümcül derecede tehdit edecektir.
En basit bir ihtiyatsızlık, bu toraklardaki huzur ortamını en sert şekilde tehdit edecektir.
En küçük yanlış adım, Türkiye Cumhuriyeti Devletini milletiyle birlikte büyük badirelerle yüz yüze getirecektir.
Bu coğrafyada hayat boşluk kaldırmaz, tarihi ise zayıf düşenler yazamaz.
Bu sebepledir ki;
Saygıdeğer Liderimiz, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin, 2024 yılının Kasım ayında başlattığı ve ardından devlet politikası ve milli bir mefkure haline gelen Terörsüz Türkiye ülküsünü ve atılan adımları ziyadesiyle önemsiyoruz.
Çünkü Terörsüz Türkiye demek; Terörsüz bir bölge anlamına da gelmektedir.
Çünkü Terörsüz bir bölge demek; Suriye’de, Irak’ta ve hatta bugün İran’da karşılaştığımız üzere kan emici emperyalistlerin vekilliğini yapacak, paralı taşeronluğunu yapacak, satılık beyinlerin bulunmadığı bir coğrafya anlamına gelmektedir.
Ve bugün daha iyi anlaşılıyor ve müşahede ediliyor ki; iç tahkimatın güçlendirilmesi, birlik ve kardeşlik hukukunun sağlamlaştırılması, devamlı suretle tetikte olan Türk’ün, devamlı teyakkuzda bulunan Türk Devletinin istiklali ve istikbali için hayati önem arz etmektedir.
Aksi düşünüldüğünde ortaya çıkacak sonuçların, milletimize ve devletimize olan maliyeti, karmaşık ve karmaşık olduğu kadar da yüksektir.
Hamdolsun ki bölgesel ve küresel arenada manevra kabiliyetini güçlendirmiş ve gün geçtikçe bu kabiliyetini daha da arttırmak için elindeki tüm dinamikleri kullanmaktan geri durmayan bir devletimiz vardır.
Açıkça ifade etmek gerekirse;
Dün bizlere; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle ilgili sözde eleştirilerini sıralayanların, en az 7 Cumhurbaşkanı Yardımcısıyla kararsızlık mekanizması vadedip siyasi istikrarı hedef alanların, bugün yaşananlardan ders çıkartması haklı bir beklentidir.
Dün bizlere; Terörsüz Türkiye ile ilgili haksız ithamlarda bulunanların, devletimizin pazarlık yaptığı iftirasıyla, devletin ve milletin kararlılıkla sürdürdüğü Terörsüz Türkiye mefkuresini akamete uğratmaya çalışanların, coğrafyamızda yaşananlardan ders çıkartması sonuna kadar haklı bir beklentidir.
Değerli Dava Arkadaşlarım, Kıymetli Hemşehrilerim;
Sizleri siyasetin ağır ve buhran vadeden tartışmalarıyla sıkmak niyetinde değilim. Ama; aynı duaya amin demek için aynı sofraya diz kırmışken, bu Halil İbrahim Sofrasının birliğimizin, beraberliğimizin ve dirliğimizin daha da güçlü kılmasına vesile olmasını diliyorum.
Ve elbette bazı gerçeklerin de hatırlatılmasına, düşünülmesine…
Hatırlayın lütfen.
Tam 10 yıl önce Türk ordusunun nizam ve vasıflarını hedef alan 15 Temmuz Hain FETÖ’cü işgal girişimi başarılı olsaydı, bugün topyekun devletiyle bütün olan bir Türkiye tahayyül edilebilir miydi?
Bölgesel Güç ve Caydırıcılık Mesajı
Darbe girişiminin hemen ardından Suriye’de gerçekleştirilen ve Türkiye’nin toprak bütünlüğü için zaruri olan Barış Harekatları gerçekleştirilmemiş olsaydı, siyasi sınırlarımızın ötesinde ön alma kabiliyetimizin bu kadar güçlü olması beklenebilir miydi?
2019 yılında başlatılan Pençe ve 2021 yılında başlatılan Kilit Harekatları başlatılmamış olsaydı, Irak’ın Kuzeyinde 30 kilometre derinliğe varan güvenli bir alan tesis edilmemiş olsaydı, Türk devletinin bölgesel gücüne güç katan manevra kabiliyetinin bu kadar güçlü olması beklenebilir miydi?
Ve elbette; 2024 Kasım Ayında Liderimizin çıkışıyla başlatılan Terörsüz Türkiye süreci her türlü engellemelere, suikast girişimlerine rağmen bugünlere getirilmeseydi, İran- İsrail/ABD savaşı karşısında caydırıcılık vasfının yanında güçlü bir bütünlük içinde barış vahası gibi boy veren bir Türkiye’den bahsetmemiz ne kadar mümkün olabilirdi?
“Muhalefetin Bir Özür Borcu Vardır”
Dolayısıyla; dün Libya’da ne işimiz var diyenlerin, Suriye’de ne işimiz var diyenlerin, Irak’ta ne işimiz var diyenlerin, Karabağ’dan bize ne diyenlerin, Türkiye’ye kim saldıracakmış diyenlerin, hava savunma sistemlerine ne gerek var diyenlerin, Milli Savunma hamlelerini itibarsızlaştıranların bize bir özür borcu vardır.
Eğer bu özür borcunu inkar ediyorlarsa da bunların bu memlekete duydukları mensubiyet şuurlarında bir sorun olduğu tespit, tescil ve tasdik edilmiş demektir.
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin ifade ettikleri gibi;
“Türkiye Cumhuriyeti dünyanın kemer taşıdır. Bu taş yerinden oynar veya oynatılırsa gök kubbe herkesin başına yıkılacaktır. Bize bir şey olmaz kolaycılığı ve duyarsızlığıyla oyalanacak ne vaktimiz ne de hakkımız vardır. Türk ve Türkiye Yüzyılı vizyonunu gerçeğe dönüştürmek amacıyla yaptığımız mücadelenin menziline ulaşması için emekse istenen emek vereceğiz, zamansa istenen zaman harcayacağız.”
Bu duygu ve düşüncelerle, sabırla dinlediğiniz için her birinize şükranlarımı sunuyorum.
Burada bizleri bir araya getiren bu güzel organizasyonda emeği geçen dava arkadaşlarımın her birine MHP Karşıyaka İlçe Başkanımız Akif Yılmaz nezdinde şükranlarımı sunuyorum.
Allah birinizi bin etsin diyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum.
Kaynak: Türkgün
