SN. BAŞBAKANIMIZA SORUL(A)MAYAN SORULAR
Sn. Başbakanımıza sorul(a)mayan sorular
1. 2010 Ağustos’unda Oslo’yu inkar ettiniz; haberi verenleri; ‘alçak ve müfteri olmakla suçladınız’, fakat sonra kabul ettiniz, neden?
2. Oslo’yu kabul ettiniz, ama oradaki kararları ben imzalamadım diye tevile gittiniz, neden?
3. Oslo’da verilen sözleri kabul ediyor ve hepsinin de ben arkasındayım diyebiliyor musunuz?
4. Büyükşehir Belediyeler yasasıyla güney doğuyu sanki PKK ve BDP’ye bırakıyor musunuz?
5. Kendi çıkardığınız şike kanununu, çok kısa bir süre sonra bir (kaç) kişi için niye 5 ay sonra değiştirdiniz?
6. Kendi yaptığınız referandumla oluşan yargıdan niye rahatsız olup yargıyı dağıttınız?
7. Bundan sonraki süreçte de yüksek yargı ile tekrar sil baştan yaparak oynayacak mısınız?
8. MİT ve belediyeler gibi kamu kuruluşlarında çalışanları, niye kanunla koruma altına aldınız?
9. Sayıştay Kanununu ve Sayıştay’ın kamu kurumları üzerinde yaptığı denetimin yapısını niye değiştirdiniz?
10. Askerin harcamaların denetimini neden Sayıştay denetimin dışına çıkardınız?
11. Uludere’nin aydınlatılmasını niye yargıya bırakmadınız? Yargıya hiç mi güvenmiyorsunuz? Yargıdan eminim bir şeyleri kaçırmak gibi bir endişeniz yok, değil mi?
12. ‘Patriotların gelmesi gibi bir şey yok’ dediniz ve bir hafta sonra neden geleceklerini söylediniz ve şimdi de onları savunuyorsunuz, değil mi?
13. Bakanlıklardaki bütün harcamaları niye tekelinizde tutuyorsunuz?
14. İhale dışı kurumları neden 6’dan 60’a çıkardınız?
15. Medyaya neden bu kadar çok baskı yapıyorsunuz? Ve neden azıcık bile size muhalefet eden yazar – akademisyen olsa işlerine son verdiriyorsunuz?
16. Sürekli İsrail’e karşı görünüyorsunuz ve fakat neden İsrail’le ticari ilişkilerimiz sürekli gelişiyor / artıyor?
17. Cüneyt Zapsu, 2007’de ABD’li yetkililere hakkınızda neden “Bu adamı kanala süpürmeyin, kullanın!” dedi?
18. İsrail’i OECD’ye niye kabul ettiniz?
19. İsrail’e karşısınız ve sizin operasyonel gazeteleriniz / yazarlarınız bu karşıtlık üzerinden size prestij sağlamaya çalışıyorlar. Fakat Kürecik radar üssü ve patriotlar sadece Türkiye’nin savunması için mi?
20. İran’la neden bu kadar sıkı-fıkısınız?
21. Neden; ‘idam’ diyor, ‘kürtaj’ diyor, ‘Muhteşem Yüzyıl’ diyor ve fakat hiç bir şey yapmıyorsunuz ve yap(a)mayacağınız şeyleri konuşuyorsunuz? Ve fakat yaptıklarınızı ise hiç konuşmadan ‘tak’ diye yapıyorsunuz?
22. Yapmayacağınız şeyleri konuşarak yapay gündem mi oluşturuyorsunuz?
23. Ülkede en büyük ahlaki erozyon son 10 yılda ve sizin iktidarınızda gerçekleşti. Neden bununla ilgili sağlıklı bir tedbiriniz yok?
24. ‘Muhteşem Yüzyıl’i rezalet diyerek tenkit ediyorsunuz, fakat kafayı cinsellikle bozmuş ve İslam’ı da buna alet eden ihtiyar bir emekli vaizin de alet olduğu TAKVİM gazetesine niye ses çıkarmıyorsunuz? Ve gazetenin başında da damadınız bulunuyor.
25. AMK diye bir gazete sizin Başbakan olduğunuz bir ülkede yayında oluyor ve buna neden izin veriyorsunuz?
26. Yeni büyükşehir belediyeler kanunu ile Van, Mardin, Diyarbakır’ı BDP’ye teslim ettiğiniz gibi, bundan sonra yapılacak yeni bir manevra ile Siirt, Adıyaman ve Ağrı’yı da BDP / PKK’ya bırakacak mısınız?
27. 4. yargı paketini ve o paketin içinde KCK, Ergenekon, Balyoz’cuları ve dahi içerideki milletvekillerini ne zaman dışarıya çıkaracaksınız?
28. Allayıp pulladığınız ve müzakerede tek adres olarak gösterdiğiniz Abdullah Öcalan ne zaman ev hapsine alınacak? Bir diğer anlatımla tahliye olacak ve 5 sene içinde de parlamentoya mı girecek?
29. Kişi başına düşen milli geliri 10,000 dolara çıkardık diye övünüyorsunuz. Bir diğer ifade ile milli geliri 10 yıl içinde 4 kat arttırdınız. Pekala, bu artış kime yansıdı? Memur, işçi, esnaf, köylü ve dar gelirliye ne yansıdı? Yoksa sadece holdingler mi sürekli büyüdü? Niye hiç gelir dağılımını konu edinmiyorsunuz?
30. Belediye başkanıyken İstanbul’a göçü durdurmayı düşünüyordunuz? Niye şimdi bu şehir hiç durmadan hep büyüyor? Şimdiki belediye başkanınız 40 milyonluk İstanbul’dan bahsediyor. Bu büyüme neden, yoksa sürekli TOKİ örneklemesinde de olduğu gibi inşaatların getireceği rant sebebiyle mi?
31. Et fiyatları ve saman fiyatları tavan yapıyor. Kurbanda dışarıdan hayvan ithal ediyoruz. Tarım ve hayvancılığımız nereye gidiyor? Arap dünyasının süt ürünlerini küçücük Hollanda ve Danimarka karşılıyor. Bundan dolayı da malum karikatür krizinde tepkileri hiç hesaba katmadılar. Neden koskoca Türkiye hayvani ürünlerde Danimarka ve Hollanda’ya yetişemiyor ve tam tersine dışarı muhtaç hale geliyor?
32. Sanayiciler toplam ürün ve gelirde sanayinin payı sürekli düşüyor diye neden feryat ediyorlar?
33. Sadece sıkı mali politika ve bankacılıkla yürüyen bir ekonomiye acaba ne kadar güvenilir?
Bu sorular, herhangi Türk milliyetçisi bir yazara yada AKP’ye muhalif bir siyasiye ait değildir.
“SN. BAŞBAKANIMIZA SORUL(A)MAYAN SORULAR” başlığı ile yayınlanan bu soruların tamamı bir zamanlar ekran ekran gezip AKP’nin ihanet politikalarını meşrulaştırmaya çalışan ve Taraf gibi ne idüğü belirsiz gazetelerde köşe yazarlığı yapmış Önder Aytaç’a aittir. Önder Aytaç AKP’yi öyle savunuyordu ki, inanın o savunmalarını akılla ve mantıkla izah etmek mümkün değildi. AKP-Cemaat arasında başlayan kavgadan bu yana, Önder Aytaç sürekli AKP’yi ve direkt Başbakan Erdoğan’ı hedef almaktadır.
Başbakan Erdoğan’a Twitter hesabından küfür ettiği gerekçe gösterilerek Polis Akademisi’ndeki görevine son verilen Önder Aytaç’ın televizyon programlarına ve gazetelerde yazmasına ambargo konulmuş durumdadır. O da şuan bazı haber sitelerinde köşe yazıları yazmaktadır. Bu köşe yazılarında Başbakan Erdoğan’a ve AKP’ye her geçen gün daha çok muhalefet yapmaktadır.
Önder Aytaç’ın sorduğu bu soruların birçoğunu bizlerde soruyoruz ama AKP-cemaat şövalyesi durumundaki birinin sorması AKP içindeki çözülmeyi göstermesi açısından önemlidir.
AKP-cemaat arasında kavga var dense de ihanet projelerinde yine birbirine destek vererek yol yürümektedirler. PKK açılımında AKP-cemaat aynı şeyleri düşünmektedir. Cemaatin adamı olan Önder Aytaç’ın Başbakan’a sorduğu bu soruların bir çoğunun muhatabı aynı zamanda Fethullah Gülen’dir. İmralı,Oslo,Kandil, Habur pazarlıklarını cemaat desteklemedi mi ki; cemaati bu konulardan muaf tutalım. Türkiye’de bugün bu sorulara cevap aranıyorsa malum cemaatte bir o kadar suçludur bu konularda…
AKP ve cemaat cephesi birbirlerine karşı propaganda yoluyla mesaj vermeye devam etse de yaşadıkları kavganın asıl sebebi nedir onu çok merak ediyoruz. Önder Aytaç’ın bu soruları, propaganda kavgasında en ileri noktaya gelindiğini gösteriyor. AKP ve cemaatin ne yaptığını bilen zaten kesin kansere de ilacı bulacak kişi olacaktır.
Önder Aytaç’ın, cemaatin diğer kalemşorlarının isimlerini de zikrederek Başbakan Erdoğan’a “Yukarıdaki bu sorular; size TV’lerde kendinizin seçtiği gazetecilerle yaptığınız söyleşilerde eminim sorulmuyordur Sn. Başbakanım!.. O zaman, var mısınız bir beyin fırtınasına Sn. Başbakanım? Siz, Emre Uslu, Mehmet Baransu ve ben beraberce soru-cevaplı bir program yapalım… Hem de sizin isteyeceğiniz herhangi bir -yandaş medyada da olabilir- TV kanalında?.. Var mısınız efendim?..” diye çağrıda bulunarak yazısını bitirmesi de ayrı bir mesaj olmuştur.
Başbakan Erdoğan bu soruların çoğuna cevap veremez ama cemaatin bir yazarının bu soruları sorması çok ilginç değil mi sizce?
Dün AKP’nin organize ettiği operasyonlarda kalem ve yorum tetikçiliği yapan Önder Aytaç, şimdi AKP ve Recep Tayyip Erdoğan’ı köşeye sıkıştıracak sorular soruyor. Neler oluyor böyle neler?
YILDIRAY ÇİÇEK/ ORTADOĞU
