Dolar 44,4200
Euro 51,2209
Altın 6.418,21
BİST 12.698,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 11°C
Yağmurlu
İstanbul
11°C
Yağmurlu
Paz 10°C
Pts 12°C
Sal 17°C
Çar 14°C

MHP’li Zühal Topcu: Türk milletinin küresel güç olmasının önünde hiçbir engel yok

MHP’li Zühal Topcu: Türk milletinin küresel güç olmasının önünde hiçbir engel yok
28/03/2026 16:57
A+
A-

 

MHP’li Zühal Topcu: Türk milletinin küresel güç olmasının önünde hiçbir engel yok

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Zühal Topcu, “23. Dönem Eğitim ve Öğretim Yılı Açılış Töreni”nde açıklamalarda bulundu.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Zühal Topcu, Siyaset ve Liderlik Okulu’nun 23. Dönem açılışında yaptığı konuşmada, “modernleşme, şekillerde değil, düşünce tarzında gerçekleşir” diyerek, Türk milletinin geleceğine dair önemli mesajlar verdi.
Topcu, “Asırları aşıp gelmiş bir büyük milletin, 21. yüzyılda önündeki temel sorun alanlarını temizlediğinde, Türk milletinin yaratıcılığını önleyen prangalardan, bağımsız düşünmesini önleyen bağlardan ve kendine güven duymasına mani olan dayatma, telkin ve komplekslerden arındığında yeniden küresel bir güç olmasının önünde hiçbir engel yoktur.” ifadelerini kullandı.

MHP’li Topcu açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Bugün burada, Siyaset ve Liderlik Okulu’muzun 23. Dönem açılışında, Sayın Genel Başkanımızın ifade ettiği gibi ‘’bilgiye dayalı yorumla, mensubiyete dayalı sadakat ve sevgiyle, üretkenliğe dayalı katılımla Türk ve Türkiye yüzyılı temennisiyle’’ diyerek bir araya geldik.
Bu salonda yankılanan her ses, bu yüreklerde atan her heyecan, Türk milletine adanmış bir ömrün, bitmeyen bir sevdanın ve sarsılmaz bir inancın nişanesidir. Hoş geldiniz, şeref verdiniz.
Sizler de takdir edersiniz ki öğrenmenin, bilme arzusunun, bilgiye ulaşma yolcuğunun yaşı ve sınırı yoktur.
Cehaleti aydınlatan, ümmiliğin durağanlığını kıran öğrenme ateşi, öğrenme aşkıdır. Zaten uygarlığın temeli okumayla, sorgulamayla, düşünüp yorumlamayla atılmıştır.
Birbirini takip eden asırlar boyunca insanlık hem kendisini, hem çevresini, hem de içinde yaşadığı yerküreyi tanıma ve anlamlandırma mücadelesi vermiştir. Sayın Genel Başkanımızın ifade ettiği gibi; öğrenme merakı, yani tecessüs dediğimiz hal, yeni çığırlar açmış, yeni çağrışımlar yapmış, yeni ufuklar çizmiştir.
Son yıllarda Dr. Parag Hannan’ın vurgulamalarıyla daha çok gündeme gelen küresel hareketlilik, jeopolitik kırılmalar, iklim göçü ve yeni ekonomik merkezler, dünyayı artık yalnızca ülkelerin sınırlarıyla değil; altyapı ağları, ticaret koridorları, veri akışları iklim riskleri ve insan hareketliliği üzerinden okumak gerektiğini savunmaktadır.
Özellikle bunların ayrı parçalar halinde değil bütünsel perspektiften ve aynı harita üzerinden okunması gerekmektedir.
Coğrafyanın geleceğin belirlenmesinde çok önemli role sahip olduğu bilinirken, bugünün dünyasında başarı artık sadece büyüme rakamı veya politik güç ya da sermaye birikimine bağlı olmayıp aynı zamanda, hangi coğrafyanın iklim baskısına daha dayanıklı olduğu, sahip olduğu yetenekler ve hangi şehirlerin yeteneği çekebildiği, hangi bölgenin belirsizlik karşısında uyum kapasitesi geliştirdiği de en az onlar kadar belirleyici hale gelmektedir.
Milliyetçi Hareket Partisi ve dayandığı temel olan Türk milliyetçiliğinin geleceği, dünyayı ve insanlığı tanımlaması, kucaklaması ve yorumlaması için milliyetçi aydınlara, yetişen gençlere sorumluluk yüklemektedir.
Modernleşme, şekillerde değil, düşünce tarzında gerçekleşir. Ve asıl zafer, milletin ruhunu kaybetmeden çağın gerekliliklerini yakalayabilmektir.
İnsanlık tarihinde farklı kültürler, farklı coğrafyalar, farklı motivasyon ve amaçlarla hukuk, ticaret, iktidar, savaş, barış, siyaset, milliyet ve millet gibi realiteler dünya sahnesine çıkmıştır.
Bir yandan anlık gelişmelere ve olgulara takılmadan, küçük başarılara abartılı sevinçler gösterip geri plandaki devasa sorunları ihmal etmeden veya geçici başarısızlıklardan felaket senaryoları çıkartmadan, ülkemizin kronik hale gelmiş sorunlarını siyaset biliminin ışığı altında çözmek durumundayız.
Çünkü artık bugün dünya, yalnızca daha kırılgan değil; aynı zamanda daha seçici. Sermaye daha dikkatli hareket ediyor, yetenek kendine daha yaşanabilir merkezler arıyor, şehirler sadece büyümek için değil ayakta kalmak için de yarışıyor. Büyüme tek başına yetmiyor. Hız tek başına yetmiyor. Güç tek başına yetmiyor. Yeni çağın asıl değeri dayanıklılıkta saklı.
Bize sadece yarının hangi ülkelerde kurulacağını anlatmıyor; aynı zamanda bu, yarının hangi kriterlerle seçileceği belirlenmeli ve yeni çağın dilinin geliştirilmesi gerekir. Yani coğrafyayı, dünyayı yeniden okuyabilenlerin, geleceğin yeniden yazılabilmesinde önemli katkıları olacaktır.
Dünyayı Ankara merkezli ve Türkçe okumak; Sayın Liderimiz Devlet BAHÇELİ’nin birçok konuşmasında özellikle vurguladığı üzere, krizleri dile getirirken karamsarlık üretmek değil; karmaşıklığın içinden bir yön tayini çıkarmaya çalışmaktır. İklim krizini yalnızca bir çevre sorunu olarak değil, servet, üretim, yaşam kalitesini ve insan hareketliliğini etkileyen önemli bir faktör olarak ele alıyor ve yeni belirleyicisi olarak okuyoruz.
Jeopolitiği yalnızca çatışmalar üzerinden değil, yeni merkezlerin yükselişi üzerinden okuyoruz. Coğrafyayı ise stratejik avantaja dönüşebilecek canlı bir sistem olarak görüyoruz. Geleceği yönetmek için de artık haritaya eski gözle değil çok daha farklı gözlerle bakılması gerektiğini vurguluyoruz. İşte bu çok farklı gözler içinde bilim bilgi ve kültür harmanına ihtiyaç bulunmaktadır.
Asırları aşıp gelmiş bir büyük milletin, 21. yüzyılda önündeki temel sorun alanlarını temizlediğinde, Türk milletinin yaratıcılığını önleyen prangalardan, bağımsız düşünmesini önleyen bağlardan ve kendine güven duymasına mani olan dayatma, telkin ve komplekslerden arındığında yeniden küresel bir güç olmasının önünde hiçbir engel yoktur.
Türk milliyetçiliği vizyonu, sadece heyecan ve hamasetten ibaret olmayan; eğitimden sanata, bilimden ekonomiye kadar hayatın her alanına nüfuz etmesi gereken bir ‘’birlikte yaşama projesi’’ ve stratejisidir. Bu vizyonun temel amacı, Türk milletine layık olmadığı yoksulluk ve adaletsizlikten kurtararak Türkiye’yi küresel bir güç haline getirmektir.
İşte bu küresel güç olma azmiyle Milliyetçi Hareket Partisi’nin mensupları olarak bugün, Siyaset ve Liderlik Okulu’muzun 23. Dönem Eğitim ve Öğretim Yılı’nı Bilim-Bilgi-Kültür temasıyla başlatıyoruz. Bu tema, Her çeşit peşin hükmün bir kenara bırakılması her olayı incelerken ilim metodunu takip edilmesini gerektirecektir.
Bunlarda Sayın Genel Başkanımızın ifadesiyle yani; Müşahede, inceleme, araştırma, analiz, tecrübe ve müspet sonucu bulmaktır. Demek ki bütün memleket meseleleri ile ilgili olayları, tutumları düşünürken en doğru neticeye varabilmek için uygulayacağımız prensip ilim metodu, ilim mantalitesi olacaktır ve bütün faaliyetlerimizde bize yol gösterici olarak ilimi önder kabul edeceğiz.
Çünkü çoğu zaman ön yargılarla, art düşüncelerle çıkılan yol ve daha ilk anda doğru muhakeme yürütüp, doğru sonuca varma yollarını tıkamaktadır.
Bunun için Bilimciyiz. Çünkü;
İlim ve kültür, insanlığın gelişmesinde ve varoluşunda önemli roller oynamıştır. Her ikisi de insanların dünyayı anlamalarına, şekillendirmelerine ve kendilerini ifade etmelerine yardımcı olurken bu iki alan çoğu zaman ayrı ayrı ele alınsa da aslında birbirlerini büyük ölçüde etkilemiş ve bir araya getirildiğinde güçlü bir sinerji yaratmıştır.
Bilimin temelinde, insanoğlunun kendisini ve çevresini daha iyi tanıma, gerektiğinde etkileyebilme arzusu yatar. Bu sebepten, bilimin temel işlevlerinin anlama ve açıklama olduğunu söyleyebiliriz. Anladığımız ve açıkladığımız olay ve olguları kontrol etme imkanımız da ortaya çıkar.
İnsan özne olarak bilen bir varlıktır, bilmek ister… Kendini ve kendisi dışındaki şeyleri, nesneleri bilmek ister. Çünkü nesneler bilinmesi gereken şeylerdir. Öyleyse nesne araştırılan şeydir, yani insan bilgisinin konusudur. Dolayısıyla bilgi, özne ile nesne arasında kurulan bir bağdan doğmaktadır. İnsan bu bağı, bilgi edimleri ile kurar.
Yani bilgi özneden nesneye, insandan nesneye doğru yönelen bilinçlilik halidir. Bilgi fiillerin olabilmesi için öznenin bilgi konusuna yönelmesi şarttır. Çünkü yönelme olmadan bilgi olmaz.
Kültür, insanın ortaya koyduğu, içinde insanın var olduğu tüm gerçeklik demektir.
Bilim teknik, sanat, ekonomi, hukuk, estetik, devlet, yöntem gibi insanın meydana getirdiği her şey kültür kavramı içinde ifade edilir.
Dikkat edilirse bütün bu tanımlarda bilim, kültürün bir öğesi olarak ortaya çıkmaktadır. Bilim, bilgi temeline yani bilmek istek ve yeteneğine dayanan bir istem, bir gerçekler ve değerler topluluğudur. Kültür bu değerleri bilmekle edinilen ve sürdürülebilen bir bütün olduğuna göre, bilgi/bilim, kültürün ayrılmaz bir parçası demektir. Kültürü oluşturan öğelerden biri olan bilgi/bilim aynı zamanda onun yapılmasını öngördüğü ya da yasakladığı etkinlikleri, eylemleri yönlendirmeye yarayan düşünsel bir davranıştır.
Bilim sadece bireysel bilim insanlarının ve onların keşiflerinin bir ürünü değildir, aynı zamanda içinde uygulandığı kültür tarafından da şekillendirilir. M. Turhan’a göre toplumların ilerlemesi ya da gerilemesi tesadüfi değildir; kültür unsurlarının değişim hızına ve uyumuna bağlıdır. Eğer toplumun zihniyeti, alışkanlıkları ve değerleri çağın gereklilikleri ile uyumlu değilse ilerleme sağlanamaz.
Yani bir toplumun asıl dönüşümü ekonomik ya da siyasi şartlardan çok zihniyet değişimi ile mümkündür.
Eğer millet, düşünme tarzını, problem çözme yöntemini, çalışma disiplinini değiştiremezse modernleşme yüzeyde kalır.
Bu yüzden Turhan, yalnızca kurumları değil, insanların zihin dünyasını değiştirmeyi hedefler.
Eğitim, onun için bu dönüşümün en güçlü aracıdır. Yetişen her Yeni kuşak, bilimsel düşünceyi benimseyip kültürel kökleriyle bütünleştirdiğinde, milletin gerçek ilerlemesi sağlanacaktır.
İşte bunun içindir ki;
Bizler ilim Çin’de dahi olsa gidip alınız diyen kutlu buyrukla müşerref olan gönül ve vicdan erleriyiz
Oku diye başlayan ilk emre, ilk vahye iman etmiş Türk İslam ruhuyuz.
İşte sahip olunan bu inançla, Türk İslam medeniyeti buluşların, muhteşem eserlerin, sayısız mütefekkirlerin, kul hakkı gözeten ve adalete önem veren yöneticilerin sayesinde insanlığın itibar ve görkem koltuğundan uzunca bir müddet inmemiştir.
Türk milletinin birliğini, dirliğini ve geleceğini koruma görevini emanet edinen siz gençlerin, fikriyle, zekasıyla, ilmiyle ve kültürüyle bütüncül perspektiften elinizi taşın altına koyma zamanınız gelmiştir.
Kıymetli Siyaset ve Liderlik Okulu öğrencileri: Sizler, bu okulun çatısı altında, Türk milletinin ve insanlığın bekası için çalışacak liderler olarak yetişeceksiniz.
Unutmayın ki, ilmi, bilmi ve entelektüel sermayesi ile Sayın Devlet Bahçeli’nin şahsında vücud bulan siyaset ve liderlik millete ve vatana hizmet aşkından doğar. Bizim siyaset anlayışımız, menfaat değil fedakârlık; kibir değil tevazu; ayrılık değil birlik üzerine kuruludur.
Milliyetçi Hareket Partisi, dün olduğu gibi bugün de Türk milletinin iradesinin kalesidir.
Türk ve Türkiye yüzyılını gerçekleştirmede, devletimizin bekasını koruma, milletimizin huzurunu sağlama kararlılığımız tamdır.
Bilim, Bilgi ve Kültür düsturuyla oluşturduğumuz Siyaset ve Liderlik Okulumuzun 23. Döneminin açılışını yaptığımız bu günde 2009’dan beri 780 öğrencimizi mezun ettiğimizi gururla söyleyebiliriz.
23. Döneme seçilen öğrencilerimizin bilgilerini aktarmak istersek; lisans, yüksek lisans ve doktora mezunu öğrencilerimizin olduğunu söyleyebiliriz.
EĞİTİM DÜZEYLERİ:
LİSANS: 24
YÜKSEK LİSANS: 10
DOKTORA: 6
İllere göre dağılımlarına bakıldığında; Ankara, Kastamonu, Çanakkale, Malatya, İstanbul, Kahramanmaraş, Kırşehir, Kayseri, Yozgat, Samsun, Gaziantep, Antalya, Eskişehir, Kocaeli ve Konya’dan öğrencilerimiz olduğunu söyleyebiliriz.
Katılımcılarımızın 12’si Kadın 28’i Erkek olup meslekleri açısında da çeşitlilik arzettiğini belirtebiliriz.
Okulumuzda 10 hafta 80 Saat olmak üzere; küresel dünyada temel becerileri kazandıracak dersler, Türkiye’nin seçkin öğretim üyeleri tarafından verilmektedir.
Bilim, Bilgi ve Kültür düsturuyla çıktığımız yolda Türk milletinin umuduyuz; Çünkü biz, Milliyetçi Hareket Partisi’yiz.
Sözlerime son verirken, Öncelikle Sayın Liderimiz Devlet Bahçeli olmak üzere bu okulun kuruluşundan bugüne emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyor, 23. Dönem’in hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Yolumuz açık, bahtımız açık olsun. Ne mutlu Türk’üm diyene!”

 

 

 

 

 

Kaynak: Türkgün

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.