Dolar 44,2166
Euro 51,2162
Altın 7.051,23
BİST 13.238,70
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 9°C
Çok Bulutlu
İstanbul
9°C
Çok Bulutlu
Per 9°C
Cum 8°C
Cts 10°C
Paz 11°C

MHP’LI YALÇIN: AKP, BDP-PKK IKILISIYLE ANLAŞMIŞ BIR PARTIDIR

MHP’LI YALÇIN: AKP, BDP-PKK IKILISIYLE ANLAŞMIŞ BIR PARTIDIR
02/07/2013 16:34
A+
A-

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, “MHP’yi AKP ile yan yana getirmek, pınar suyu ile atık suyu aynı kefeye koymaktan farksızdır. Hükümetin MHP ruhundan istimdata yeltenmesi, yağlı urganı boynuna geçirmek üzere olan İmralı celladına karşı biraz da güç ve cesaret kazanmak içindir” dedi.

Yalçın’ın açıklaması şu şekilde:

MHP’nin Gezi Parkı olayları dolayısıyla takip ettiği tutarlı, dikkatli ve sağduyulu siyaset; bazı çevrelerde algı kaymalarına, siyasi paranoyaya ve duygu bozukluklarına yol açmıştır. Kamuoyunda her geçen gün güvenilirliği artan MHP’yi itibarsızlaştırmak için herhangi bir çare ve vasıta bulamayanlar, iktidar payandası yalanına başvurmakta, AKP’nin verdiği çirkin resme partimizi de yerleştirme gayretine düşmektedir.

Bahse konu çevreler, MHP’nin Gezi Parkı olayları sırasında pasif bir tutum takındığını, açılım sürecinde de kitlelerin tepkisini yumuşatan bir siyaset takip ettiğini öne sürmektedir. Bunların sözcüleri ve aynı kafadaki bazı köşe yazarları, ısrarla AKP’nin MHP’yi yedeğe aldığı, hattâ iki partinin anlaştığı iddialarını ortaya atmaktadır. Bu deli saçması iddialar daha da ileriye götürülerek, aynı sözde anlaşma paralelinde emniyet teşkilatında yapılan atamalarda Ülkücü görüşe mensup kişilere görev verildiği ileri sürülmektedir.

Merdiven altı dedikodusundan beslenen bu inanışlar, bilhassa bazı sol çevrelerde ruhsal takıntı hâline gelmiştir. Gerçekle uzaktan yakından ilgisi olmayan tevatürleri hakikatmiş gibi yansıtma şeklinde tezahür eden bu sağlıksız psikolojinin arkasında, eskilere kadar uzanan MHP alerjisi ve fobisi yatmaktadır. Partimizi hedef alan boş ve mesnetsiz iddialar, şuur altlarında MHP’ye duyulan antipatinin ve sevgisizliğin şifrelerini ele vermektedir.

Aynı zamanda MHP’nin yükselme potansiyelinden duyulan kaygının da yansıması olan söz konusu yersiz iddialar, iki hususu gözler önüne sermektedir. Bunlardan biri, Türkiye’nin sorunları karşısında solun yaşadığı tarihî kısırlık, diğeri de kamuoyunun gözünden giderek daha çok düşen AKP’nin yegâne alternatifinin MHP oluşudur.

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, dünkü basın toplantısında, emniyet teşkilatında MHP’lilere görev verildiği iddialarına dair bir soruya “Hükümetin Ülkücülere ihtiyacı varsa iktidarı MHP’ye devretsin” cevabını vererek bu gerçeği dile getirmiştir.

MHP hakkında son günlerde dillendirilen iddiaların bir başka boyutu da şudur: İktidar; demokrasi, barış ve kardeşlik içkisiyle kendisini zehirleyen PKK’ya karşı bağışıklık kazanmak için MHP’nin panzehirine ihtiyaç duymaktadır. Bu yüzden, MHP’nin AKP’ye destek veriyor gibi gösterilmesi iktidarın işine gelmektedir. Böylece MHP’ye yakın milyonlarca seçmenin hissiyatını istismar etmek daha kolay olacaktır. İktidarın Gezi Parkı olayları dolayısıyla MHP’yi yanında göstermeye çalışması ve buna katkıda bulunanları teşvik etmesi, bazı çevrelerde algı kaymasına yol açmıştır. Ancak unutulmamalıdır ki AKP, bölücü başına siyasi serbesti tanıma, Türkiye’yi federasyonlara bölme ve Türk kimliğini ortadan kaldırma konusunda BDP-PKK ikilisiyle anlaşmış bir partidir. O bakımdan MHP’yi AKP ile yan yana getirmek, pınar suyu ile atık suyu aynı kefeye koymaktan farksızdır.

Ayrıca bizzat Başbakan Erdoğan’ın yön verdiği çakma milliyetçilik AKP iktidarına yarar getirmediği gibi, vaktiyle mutabakata vardığı bölücü terör örgütünün tepkisini çekmiştir. Gezi Parkı eylemleri, yerini PKK’lıların sokak eylemlerine ve bölgesel özerk yönetim provalarına bırakmıştır. Jandarma Karakol Komutanlığı hizmet binası inşaatını bahane ederek Lice’de sergilenenler, açılım ve sözde barış süreci altında AKP’nin zincirlerini çözdüğü canavarın sokaklarda neler yapabildiğini göstermiştir.

PKK sözde çekilme sürecinde zaman kazanmış, militan kadrolarını takviye edip, bölgede hâkimiyet kurmak için hazırlıklarını tamamlamıştır. Cizre’de kendi polisini kuran bölücü örgüt, yollarda kimlik kontrolü yaparak başlattığı provaların gerçeğe dönüşmesi için düğmeye basmıştır. PKK-BDP ikilisi, ayrışma senaryosunun bir an önce sahnelenmesi için baskı oluşturmak üzere harekete geçmiş ve “Hükümet adım at” sloganıyla sokaklara dökülmüştür.

Sözde âkıllar güruhunun hükümete sunduğu rapora göre, bölücüler öyle taleplerde bulunmuşlardır ki hiçbirinin barış ve kardeşlikle alakası yoktur. Bunlar, doğrudan Türk milletinin varlığına yönelik ve kabul edilmesi asla mümkün olmayan isteklerdir.

Ne yazık ki cin çoktan şişeden çıkmış, açılım derken pandoranın kutusu açılmıştır. PKK ile sürdürülen gayrimeşru ilişki, sonunda AKP’nin başına bela olmuştur. Zincirlerini çözüp sokağa saldığı Frankenştayn şimdi kendi celladı olarak başkaldırmıştır. Hükümetin MHP ruhundan istimdada yeltenmesi, yağlı urganı boynuna geçirmek üzere olan İmralı celladına karşı biraz da güç ve cesaret kazanmak içindir.

Kısacası; huzur, güven ve istikrara, toplumsal mutabakat ve kardeşliğe aç olan Türkiye’nin geleceğine uzanan bütün yollar, MHP’ye çıkmaktadır. Bunun içindir ki meyveli ağaç taşlanmaktadır.

Gezi Parkı olaylarının yön değiştirerek Cizre’de, Lice’de bölücülerin ayrışma provalarına dönüşmesi, MHP’nin tezlerinde haklılığını ortaya çıkarmıştır. Terörizmin ve bölücülerin hakkından MHP’nin geleceğine, ülkede huzuru ve can güvenliğini MHP iktidarının sağlayacağına dair kanaat, kamuoyunda her geçen gün daha fazla yerleşmektedir.

Buradan iktidara ve bölücülerin parlamentodaki uzantılarına sesleniyoruz. Milletimizi müessif olaylara yol açarak daha fazla rahatsız ve bizar etmeyiniz. Kardeşlik hukukumuza ve birlikte yaşama irademize zarar veren bu nikâhsız ilişkiye son veriniz. Sözde demokrasi ve barış adı altında çıktığınız ayrılıkçı yolun sonu yoktur. Boşuna ayak diremeyiniz. Türk milletinin ne kimseye vereceği bir karış toprağı, ne kimseyle paylaşacağı egemenlik anlayışı vardır. Sultan İkinci Bayezid’in vaktiyle söylediği gibi “Arus-i saltanat taksim kabul etmez”. Millî egemenlik de halkın saltanat gelinidir ve namusu Türk milletine aittir. Kimse kendi kendine gelin güvey olmamalı, ham hayaller görmemelidir. MHP ve Milliyetçi-Ülkücü Hareket var oldukça, hâkimiyetimizin hiç kimseyle, hiçbir küresel güç ve onun taşeronuyla paylaşılmasına izin vermeyecek, Türk milleti ve Türk Devleti kıyamete kadar var olacaktır.