Dolar 44,5933
Euro 51,5515
Altın 6.729,74
BİST 13.125,58
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 19°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
19°C
Parçalı Bulutlu
Sal 18°C
Çar 14°C
Per 12°C
Cum 11°C

MHP’LI GÜNAL: YOLSUZLUKLAR AYYUKA ÇIKTI, AKP HALA İHALE DERDINDE!

MHP’LI GÜNAL: YOLSUZLUKLAR AYYUKA ÇIKTI, AKP HALA İHALE DERDINDE!
27/02/2014 18:18
A+
A-

TBMM Genel Kurulu’nda Torba Kanun teklifi üzerine MHP Grubu adına söz alan MHP Antalya Milletvekili Doç. Dr. Mehmet GÜNAL; AKP klasiği haline gelen torba kanunu eleştirerek, imzaları eksik ve sahte olan tekliflerin İçtüzüğe aykırı şekilde birleştirildiğini, Cumhurbaşkanının imzası kurumadan internet düzenlemesinde değişiklik yapıldığını söyledi.AKP iktidarının ihale mevzuatını delik deşik ettiğini ve kişiye özel ihale düzenlemeleri yaptığını belirten Günal, LPG ithalatı ve bazı tüzel kişilerin ihaleden men edilmesinin kanunla kaldırılmasını örnek gösterdi. Şehir hastanelerine ilişkin ihale sözleşmelerinin değiştirilebilmesi için Sağlık Bakanına yetki verilmesinin yanlış olduğunu ifade eden Günal, zaten bu hastanelerin inşasının yanlış olduğunu, böyle keyfi bir yetkinin de şaibelere yol açacağını söyledi.

Günal’ın konuşmasının özeti şöyle:

Meclis Seri Kanun İmalatı Yapıyor Ama İmzaları Bile Sorunlu!
AKP İktidarı aceleyle İçtüzüğe ve diğer mevzuata aykırı bir şekilde 14 tane ayrı kanunda düzenleme yapan bir torba kanunu daha Meclis gündemine getirdi. Arka arkaya eklenen tekliflerle, aceleden dolayı komisyona sevk imzası eksik olan teklifler, aceleden Meclis Başkanvekilinin yerine atılan imzalar, içeren garip bir kanun yapma süreci işliyor. Böyle bir kanun yapma tekniği olmaz. İçerisinde her şey var. Plan ve Bütçe Komisyonuyla ilgili olmayan maddeler de var. “İnternet Kanunu’nu yetiştirelim, falanca kanunda birkaç madde var, unutmuşuz, onu da yetiştirelim” diye her şeyi tornaya ekliyorsunuz. Bu kanun bir garabettir ve Meclis kanun yapma fabrikasına dönmüştür. Fakat Türkiye Büyük Millet Meclisi, yasama organı, yasa yapma organıdır; önümüze getirilenleri onaylama makamı, onaylama Meclisi değildir. Henüz mürekkebi kurumadan arka arkaya eklenen, hatta eksik imzalı, başkasının yerine atılan imzalı kanun teklifleriyle kanun tekniği olmaz.

Burada, Bakanlar Kurulumuzun hepsine söylüyoruz ama eski Komisyon Başkanımız olarak asıl Sayın Elvan’a söylüyoruz: Bakanlar Kurulunun, Plan ve Bütçe Komisyonunun, yasamanın ve Meclisin namusunu size emanettir. Bu kanun yapma tekniğine son verilmelidir. Sayın Başbakana da arz edin ve bir çözüm bulalım. Ha, varsa çıkarılması gerekli ve milletin hayrına olan bir kanun, sahip çıkın ve Bakanlar Kurulundan tasarı olarak getirin buraya. Biz de eksiğini fazlasını tamamlayalım, süreçlerden geçsin. Az önceki maddede söyledim, etki analizi yapılmadan mevzuata uyulmadan geliyor ve eksiklerle kanunlaşıyor. ÖTV’den vazgeçtik, ne olacağı belli değil.

İhale Mevzuatı Delik Deşik Oldu! AKP Kişiye Özel Kanun Çıkarıyor

Bu ihale mevzuatındaki düzenlemeler, maalesef, AKP klasiği olmuştur. Sözleşmesini yenilemeyen ilgili birimlerin temsilcilerinin yaptığı ihmal Mecliste kanunla temizliyoruz. Ne kadar iyi niyetli olursa olsun TBMM birilerinin ihmalini temizleme yeri değildir. Sözleşmesini yenileyip parasını yatıranlar ne olacak? Bunun hesabını sorması gereken biz değiliz. Bu ihmalleri yapanlar, ihalelere giremezlermiş! Giremiyorsa, o zaman ilgili müdürünü çağıracak, o kurum kendi içinde cezasını kesecek. Burada kanunların genelliği ilkesini çiğniyorsunuz. Kamu İhale Kanunu’nun 83’üncü maddesinin ilgili fıkrasında “Bir yıl ihaleye katılamaz.” Yazıyor. Koyduğumuz kanun maddesine göre, bunların bir yığın ihaleden menedilmesi gerekiyor. Sorumluluğunu Meclis olarak niye üstleniyoruz? Kurum özel hukuk tüzel kişisi de olsa, temsilcisi veya şube müdürü, görevini kim yapmadıysa sorumluluğunu da o çekmelidir.

AKP olarak kişiye özel düzenleme yapıyorsunuz. İhale Kanunu’na sürekli böyle yamamalar, ilaveler, istisnalar, muafiyetler koyarak içinden çıkılmaz hâle getirdiniz. İhalelerden yasaklanması gerekeni yasaklamıyorsunuz. Milletvekili olduğum Antalya ilinde TEDAŞ’ın özelleştirilmesi yapıldı. 1,1 Milyara ihaleye çıkarıldı. Daha sonra ihaleyi alan şirket teminatı yakarak ihaleden caydı. Aynı şirket tekrar ihaleye girerek TEDAŞ’ı yarı fiyatına, 550 milyona aldı. Bunun suçlusu, kimin ihmali olduğu bizi ilgilendirmiyor. Kanunların genelliği ilkesi var. Antalya’da bu şirketi ihaleye sokmamanız gerekirken 40-50 milyonluk teminatını yakarak 500 Milyon kar ettiren AKP Hükümetidir!

İthalatçılardan Alınmayan Vergiler vatandaşın Sırtına Yüklenecek!
Torba kanunun LPG ithaliyle ilgili maddesinin gerekçesinde 5015 sayılı Petrol Kanunu’yla uyumlu hâle getirilmek istendiği söyleniyor, amaç bu deniliyor ve petrokimya üretiminde kullanılmak üzere ilgili üretici firmalara, işleme lisansı olanlara aynı zamanda LPG ithal izni veriliyor. Bu özel bir düzenleme olduğu için bu düzenlemenin yapılmasına karşıyız. Çünkü şu anda yaklaşık olarak 70 civarında firma bunun ithalatını yapıyor. Dolayısıyla, burada yeni bir ithalatçı grubu yaratılıyor bir taraftan. Diğer taraftan da, tabii, hukuka aykırılık var. Hem hukukun genelliği ilkesine aykırı hem rekabet hukukuna aykırı. “Neden?” diyeceksiniz. Sadece petrokimya sektörüne özel bir düzenleme yapılıyor.

Geçmişten bugüne, petrol kaçakçılığıyla ilgili, kayıt dışı olanlarla ilgili Başbakanın açıklamaları var. Yarın, yeniden, bu dâhilde işleme rejimine benzer şekilde, burada da alıp iç piyasaya satmayacaklarını nasıl kontrol edecekler? En önemlisi, vergi kaybından dolayı maliyenin gelir kaybı ne olacak? Her vazgeçtiğiniz bir gelir dönüp vatandaşın sırtına biniyor. Her eksilen vergi, yarın vatandaşa “yol, su, elektrik” olarak, yani ÖTV, KDV, özel iletişim vergisi olarak geri dönüyor. Her Orta Vadeli Program açıklandığında Maliye Bakanı yine “Kusura bakmayın, gelir hedeflerimiz tutmadı. Bunları vatandaşa ÖTV olarak, KDV olarak bindireceğiz.” der. Bu çalışmaları yaparken hangi sektöre katkısı olacak, nasıl olacak, diğer sektörlerde bununla ilgili ihtiyaç var mı? En önemlisi, demir çelik sektöründe de kullanılıyor. Böyle bir düzenlemede rekabeti koruyalım, düzenleme yapalım derken tam tersine rekabeti bozucu etkileri var.
AKP’ye sesleniyorum: “Bu şekilde kanun yapma tekniğinden vazgeçin yarın vatandaşa yüklenecek olan, bu ÖTV kaybına yol açacak olan, maliyenin gelir kaybına yol açacak olan bu düzenlemeyi de buradan kaldıralım ve kanunların genelliği ilkesine uygun, varsa eğer bir düzenleme, teşvik edilmesi gereken bir şey varsa, bütün sektörleri düzenleyecek şekilde, onlara da destek olacak şekilde bir izin verelim.” Yoksa burada sadece yeni bir ithalatçı grubu yaratmanın ötesinde, o sektörde bir iki firmaya düzenlemede birazcık kolaylık sağlamanın dışında bir amacı bulunmadığı görülüyor.

Sağlık Bakanı Kafasına Göre Hastane İhale Sözleşmelerini Değiştirebilecek!

Bu teklifin içerisinde sağlıktaki yap-kirala-devret sistemi var, ama bu konuda hiçbir etki analizi yapılmamış, bu yatırımların maliyeti yok. “Sadece bizim değil, çocuklarımızın, önümüzdeki yirmi beş senesini ipotek altına alıp bizi borçlanma, yükümlülük altına sokan bu sözleşmeler var.” diyoruz, fakat AKP’den ses yok. Bununla ilgili etki analizine gerek yok diyor Sağlık Bakanı! 2013 yılı yatırım programında tamamı 2014, 2015 yılı içerisinde tamamlanacak 5,1 milyar TL’yi bulan 88 adet yatırım vardı. YPK kararlarıyla ilgili “Orta, uzun vadedeki sağlıkta yatak hedefiniz nedir, şu anda durum nedir?” diye sorduk. “Mevcut durum on binde 26”, “Hedefiniz nedir?”, “on binde 30”, “Türkçesini söyleyin.” dedik; “şu andaki mevcut yatak kapasitesine 25 bin kişi daha eklendiği zaman tamamlanıyor.” dediler. Peki, bu 88 tane hastane işletmesinin tamamlandığı durumda, 2015 yılında hangi rakama gelmiş olacağız?” İlave 27 bin daha gelmiş olacak. YPK kararı var diyor ki: “Yapacağınız yeni hastaneleri, yatak kapatarak, yeni yatak kapasitesi yaratmadan yapın.” Zaten, orta, uzun vade hedefini 2015’te tutturacaksak, bu kadar şeyin altına niye giriyoruz? Sağlık Bakanı ve Başbakan “Şehir hastaneleri kuruyoruz” diye övnüyor. Kim ödeyecek bunun faturasını? Böyle bir model olabilir mi? Bunun beşiği olan İngiltere’de, Kanada’da, İrlanda’da ne kadar zarar edildiğini söyleyen parlamento raporları var. Soruşturma komisyonları kurulmuş “Normal ihale yönteminden % 87 daha pahalıya geliyor.” diyor birincisi. Yani, şu anda her tarafta sorun var. Bir taraftan da İhale Kanunu’nu elliyoruz, bunu affedelim, buna muafiyet getirelim; öbür taraftan, yeni yatak kapasitesi yapmadan, sadece yıldız yenilediğimiz gibi otellerde, daha farklı bir yere topluyorsunuz. Defalarca söyledim, bir model deneyin, bir görelim. Önümüzdeki yirmi beş sene, 50 milyara yaklaşan bir maliyetin altına Türkiye Cumhuriyeti devletini, bu milleti niye sokuyorsunuz? Yani, böyle bir model toptan bir model olabilir mi? Hem harcama yetkilisi hem ihale yetkilisi bir kişi gelmiş, daire başkanı yetkisiz, imzaları atıp gidiyor, böyle bir şey olur mu? Sonra da diyor ki: “Bu sözleşmeler tamamlanmış.” Kim tamamladı? O sözleşmelerin kiminde eksik imza var. Yani, normalde ilgili genel müdürde olması gereken yetkiyi kalkıp burada biz daire başkanına vermişiz, KHK çıkarmışsınız, ondan haberi yok arkadaşların.

Bu düzenleme mevcut olan sözleşmeler üzerinde Sayın Bakana işlem yapma yetkisi veriyor. Söyledik; Sayın Bakan “Sizi ağır töhmet altında bırakır bu.” dedik. Niye? Ya, şimdi, bitmiş olan sözleşmede hukukta bunun üzerine yeni düzenleme yapılır mı? Biz o şartları biliyor olsaydık başka türlü ihaleye girerdik, başka şirketler girerdi. Daha önce bu lafları hatırlıyorsunuz. Sonradan TELEKOM’a sağlanan özel vergi hakları gibi birtakım özel kolaylıklar sağlanınca büyük iş adamları dedi ki: “Bunu bilseydik biz de girerdik ihaleye.” İhaleye gireceksiniz, sözleşme bitecek ve de o ihale süresi boyunca, yani yirmi beş sene boyunca Sayın Bakan “Ben kafama göre düzeltirim.” diyecek. Böyle bir şey yok. Bakanı da töhmet altında bırakır, yarın çok dedikodular çıkar, hiçbir şey olmasa da çıkar. En ufak bir şey olduğu zaman da hemen “Bunun altında bir çapanoğlu var.” diye bakılır, normaldir. Onun için, böyle bir yöntem olamaz.

Genel olarak sözleşme yetkisi verdiğimiz zaman, 50 milyara yaklaşan toplam yirmi beş yıllık maliyetli ihalelerde eğer Bakan, kendisi düzenleme yapma yetkisi alırsa bizim bunu, kusura bakmayın, sadece iyi niyetle açıklama şansımız yoktur. Hele hele ortalıkta tartışılan, konuşulan yolsuzluk iddialarını düşününce, yarın ne olacağını bilemeyiz. Böyle önümüzdeki yirmi beş yıllık sözleşme süresi içerisinde keyfi olarak sözleşmeleri değiştirme yetkisinin Sağlık Bakanına verilmesi tehlikelidir.