MHP’LI DUMANLI: KALLEŞ SIFATI SIZE ÇOK YAKIŞIR
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Sekreter Yardımcısı Recep Dumanlı,”İktidarınız döneminde demokratik haklar ve özgürlüklerin genişletildiğinden bahsederek, müze olarak kullanılan Akdamar Kilisesi’ni Ermeniler için, yine müze olan Sümela Manastırı’nı Ortodokslar için 112 yıl sonra ibadete açtığınızı söylüyorsunuz. O zaman neden üzerinden 560 yıl geçmiş olmasına rağmen Müslümanlar için Ayasofya’yı ibadete açma cesaret ve yürekliliğini gösteremiyorsunuz?”dedi.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Sekreter Yardımcısı Recep Dumanlı,”İktidarınız döneminde demokratik haklar ve özgürlüklerin genişletildiğinden bahsederek, müze olarak kullanılan Akdamar Kilisesi’ni Ermeniler için, yine müze olan Sümela Manastırı’nı Ortodokslar için 112 yıl sonra ibadete açtığınızı söylüyorsunuz. O zaman neden üzerinden 560 yıl geçmiş olmasına rağmen Müslümanlar için Ayasofya’yı ibadete açma cesaret ve yürekliliğini gösteremiyorsunuz?”dedi.
Dumanlı’nın açıklaması şu şekilde:
Avrupa Birliği Bakanı ve Baş Müzakereci Sayın Egemen BAĞIŞ’ın, Manisa’da katıldığı bazı toplantılarda sürekli olarak Sayın Genel Başkanımız ile Başbuğumuz merhum Alparslan Türkeş’in Türk Milliyetçiliği, vatan ve bayrak sevgisi ile ülke bütünlüğü gibi konularda sanki birbirlerinden farklı düşünüyorlarmış algısı yaratmaya çalıştığı görülmekte ve bizce beyhude olarak değerlendirilen bu çabaları kuşkusuz Türk Milliyetçileri tarafından da bilinmektedir.
AKP tarafından uygulamaya konulan ve sözde çözüm süreci olarak belirtilen ihanet ve parçalanma sürecinin karşısında dimdik duran, sonuna kadar da bu konudaki tavrını sürdürecek olan Milliyetçi Hareket Partisi bu “Çakma Müzakereci” tarafından sürekli olarak hedef alınmaktadır.
Anlaşılan odur ki; Sayın Bakan MHP’den, Sayın Genel Başkanımızdan ve Türk Milliyetçilerinin varlığından son derece rahatsızdır. Bu öylesine aşikârdır ki, her gittiği yerde MHP’ye ve Sayın Genel Başkanımıza saldırmayı kendine bir görev saymakta ve makara haline getirdiği ağzıyla bu düşüncelerini sürekli olarak papağan gibi tekrar etmektedir.
Çözüm denilen ihanet sürecine karşı duranları neredeyse hain olarak nitelendirecek noktaya getiren bu Bakan, Türkiye’de terörü ve PKK’nın terör faaliyetlerini görmezden gelerek 30 yılda 320 milyar doların terörle mücadelede kullanıldığını, bu parayla yüzlerce havaalanı, boğaz köprüsü, yol ve hastane yapılacağını ifade etmektedir. Bunların yapılamamasının sorumluluğunu da MHP’nin ihanet sürecine tepki koymasından dolayı olduğunu ima edecek kadar da ileri gitmektedir.
Evet, doğrudur Sayın Bakan. Terörist saldırılar karşısında ülkemizin 30 yıldır uğradığı ekonomik kayıplar belki 320 milyar dolardan da fazladır. Bu mücadelede hayatını kaybeden 40 bini aşan vatan evladı ve onların bağrında yattıkları vatan topraklarının bizim için değeri ise para ile ölçülemeyecek kadar kıymetlidir.
30 yıllık terör sürecinde, AKP hükümetleri bunun 10 yılı aşan kısmında tek başına iktidardadır. Bu ekonomik ve beşeri kayıplarımızın üçte birlik kısmında, içinde yer aldığınız Hükümetin bir bakanı olarak sizin de bizzat vebaliniz vardır. Siz kabul etseniz de etmeseniz de 2003-2013 yılları arasında terörle mücadelede gerekli tedbirleri almayarak binlerce insanımızın kanlarının akmasında da sorumluluğunuz vardır.
10 yıldır terörle mücadele etmek yerine müzakere etmeyi tercih ederek, eli kanlı bebek katilini bugün müzakere masasında taraf haline getirdiniz. Şimdi de kalkmış bu ihanet sürecine MHP’nin destek olmasını mı bekliyorsunuz.
İktidarınız döneminde demokratik haklar ve özgürlüklerin genişletildiğinden bahsederek, müze olarak kullanılan Akdamar Kilisesi’ni Ermeniler için, yine müze olan Sümela Manastırı’nı Ortodokslar için 112 yıl sonra ibadete açtığınızı söylüyorsunuz. O zaman neden üzerinden 560 yıl geçmiş olmasına rağmen Müslümanlar için Ayasofya’yı ibadete açma cesaret ve yürekliliğini gösteremiyorsunuz?
Kahir ekseriyeti Müslüman olan bu ülkede kaç kilise ve benzeri ibadet yerini restore ettiğinizi, bunlara kaç lira harcadığınızı, kaç camiyi yıktığınızı, kaç camiyi satılığa çıkardığınızı ve bunların restorasyonu için ne kadar harcama yaptığınızı neden söyleyemiyorsunuz?
İnsani hak ve hürriyetlerinin yasaklandığı ülkelerde ekonomik büyüme ve gelişmenin olmadığını, bunun da Sayın Genel Başkanımız tarafından anlaşılmadığını ifade ederken acaba ne kadar çukurlaştığınızın farkına varıyor musunuz?
Son olarak; Sayın Genel Başkanımızın şahsını ve bütün Türk Milliyetçilerini de bu tanımlamaya dâhil ederek kullanmış olduğunuz “kalleş” kelimesinin, PKK, AB ve ABD ile mütareke masalarında bin yıllık kardeşliğimizi pazarlık konusu yapan bir sürecin baş aktörlerinden birisi olmanızdan dolayı size çok yakışacak bir sıfat olacağını düşünerek aynen iade ediyoruz.
Unutmayınız ki, Türk Milliyetçileri Vatanlarına karşılıksız bir sevgi ile bağlıdırlar ve ihanet etmeyi asla düşünmezler. İhanet edenleri “Kalleş” olarak kabul eder ve asla unutmazlar. Bugüne kadar bu ülkeye ve bu Millete ihanet ederek kalleşlik yapanlar, tarih kayıtlarında elbette yerini almışlardır. İleride bu ülkenin tarihini okuyacak olanlar ise bunları ancak “Kalleşler Mezarlığındaki” baş taşlarından tanıyarak bulabileceklerdir.