Dolar 44,2976
Euro 51,3018
Altın 6.406,80
BİST 13.047,72
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 10°C
Hafif Yağmurlu
İstanbul
10°C
Hafif Yağmurlu
Pts 10°C
Sal 11°C
Çar 11°C
Per 14°C

MHP’Lİ BÜYÜKATAMAN: BAŞBAKAN’IN KİMYASI BOZULDU

MHP’Lİ BÜYÜKATAMAN: BAŞBAKAN’IN KİMYASI BOZULDU
07/03/2013 14:51
A+
A-

MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman Başbakan Erdoğan’ın Türk Metal Sendikası 18 MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, olumsuz anket sonuçları, yükselen milliyetçi tepki, bölücü başının sonu gelmez talepleri ve rüyalarını süsleyen başkanlık seraplarının Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “vücut kimyasını bozduğunu” öne sürerek, “Başbakan çaresiz, şaşırmış ve afallamış durumdadır. Aynı cümle içerisinde bir yandan milliyetçiliği yererken, diğer yandan ecdadım dediği toplulukla övünmesi bunun açık ispatıdır” dedi.

MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman Başbakan Erdoğan’ın Türk Metal Sendikası 18 MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, olumsuz anket sonuçları, yükselen milliyetçi tepki, bölücü başının sonu gelmez talepleri ve rüyalarını süsleyen başkanlık seraplarının Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “vücut kimyasını bozduğunu” öne sürerek, “Başbakan çaresiz, şaşırmış ve afallamış durumdadır. Aynı cümle içerisinde bir yandan milliyetçiliği yererken, diğer yandan ecdadım dediği toplulukla övünmesi bunun açık ispatıdır” dedi.

Büyükataman’ın açıklaması şu şekilde:

Başbakan Erdoğan Türk Metal Sendikası 18. Kadın Kurultayı’nda “Birileri çıkıyor ben milliyetçiyim diyerek sabah akşam topluma korku pompalıyor. Birileri çıkıyor ben ulusalcıyım diyerek topluma kaygı pompalıyor. Bu nasıl milliyetçiliktir. Bu nasıl ulusalcılıktır. Sizin ecdat kadar cesaretiz yok. Bizim ecdadımız korkmadı, biz de korkmayacağız. ” şeklinde sarf ettiği cümlelerle yaşadığı ruhsal ve bedensel rahatsızlıkların fiziki tezahürlerini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Anketlerden çıkan olumsuz sonuçlar, yükselen milliyetçi tepki, bölücü başının sonu gelmez talepleri ve rüyalarını süsleyen başkanlık seraplarının Başbakan’ı içinden çıkılmaz bir labirente soktuğu ve vücut kimyasını bozduğu ayan beyan ortadır. Başbakan çaresiz, şaşırmış ve afallamış durumdadır. Aynı cümle içerisinde bir yandan milliyetçiliği yererken, diğer yandan ecdadım dediği toplulukla övünmesi bunun açık ispatıdır.

Bu çelişkili sözlerinin ardından Başbakan Erdoğan’a “Sizin ecdadınız kim, hangi ecdadın torunlarısınız?” ve “Bölücübaşı Öcalan İmralı’da AKP iktidarına ne pompalıyor?” sorularını sormak bizler için zaruri bir hal almıştır.
Çünkü bizler, yani Türkler; kendisinden toprak isteyen Çin kağanına “Atımı istediniz; verdim. Silahımı istediniz; verdim. Çünkü onlar bana aitti. Toprak ise milletimindir; veremem. Şimdi savaşa hazır olun ve bizden korkun!” diyen Mete Han ve yanındaki 40 çeriyle Çin sarayını basan Kür Şad’ın torunlarıyız.

Malazgirt’te Bizans’a diz çöktüren Sultan Alparslan’ın, Niğbolu’da Haçlılara aman vermeyen Yıldırım Beyazıd’ın, Doğu Roma İmparatorluğu’na İstanbul’u dar eden Sultan Fatih’in nesliyiz.

Biz, İslam Peygamberi’nin kılavuzluğunda Sina Çölü’nü aşan Sultan Selim’in izinden gider, Avrupa’yı korku tüneline çeviren Sultan Süleyman’ın ışığında yürürüz.

Bizler, kendisine Filistin’den bir parça toprak vermesi karşılığında Osmanlı Devleti’nin tüm borçlarını ödemeyi taahhüt eden Siyonizm’in kurucusu Theodor Herzl’e “Bu konuda sakın bir adım daha atmayın. Ülkemin bir çakıl tasını bile satamam. Çünkü o benim değil, milletimindir. Bu devlet onu kanı pahasına aldı, kanı pahasına yaşattı. Birilerinin gasp etmesine izin vermeksizin kanımız pahasına da koruruz.” sözleriyle haddini bildiren Abdülhamid gibi Mete Han’ın tavır ve üslubuna sahibiz.

Sarıkamış’ta direnen, Çanakkale’de ölmeyen, Sakarya’da başkaldıran bir ceddin mirasçılarıyız.
Bağımsızlığımız, kardeşliğimiz ve bütünlüğümüz tehlike altına girdiğinde, tıpkı Kurtuluş Savaşı’nda Mustafa Kemal’in yaptığı gibi gerekirse topyekûn bir halde yedi cihana kafa tutarız.

Peygamber Efendimiz (S.A.V)’den sünnetlenir, Hoca Ahmet Yesevi’den feyizlenir, Mevlana’dan esinleniriz.
Türk milletinin yaklaşık 5000 yıldır değişmeyen devlet geleneğinde ne korkuya ne endişeye ne gaflete ne teslimiyete ne de ihanete yer vardır.

Türklük pınarının membası niteliğinde olan bu sultanlar, kağanlar, kahramanlar ve yüce şahsiyetler dünya tarih sayfalarına isimlerini altın suyuyla yazdırmışlardır. Türk milleti işte bu altın ceddin neslidir.

Bu yüzden Başbakan Erdoğan boşuna uğraşmasın, kendini yormasın; “Ver Başkanlığı al özerkliği” şiarıyla hareket edenler bu ecdadı anlayamazlar, isteseler de bu şanlı ecdadın torunu olamazlar. O halde Sayın Başbakan’a sormak lazımdır:

Sizin ecdadınız kim, siz hangi ecdadın torunusuz? Teslimiyet, gaflet, ihanet, korku, hırs ve ihtiras hangi ecdadın size aktarılmış hasletleridir? Türk milleti bu soruların cevabını ivedilikle beklemektedir.
Öte yandan Başbakan, bazı kesimlerin milliyetçilik yaparak Türk milletine korku pompaladığı endişesine kapılmıştır. Başbakan müsterih olmalıdır; çünkü milliyetçilik bu milletin nabzı ve kalp atışıdır; Türk milletine korku değil, coşku ve heyecan verir. Türk milliyetçiliğinden rahatsızlık ve korku duyanlar ise Başbakan’ın etrafında kümelenmiş durumdadırlar ve onun Türk milli kimliğine karşı yürüttüğü amansız mücadeleyi büyük bir iştahla izlemektedir.

Başbakan Erdoğan’ın Türk’e ve Türklüğe karşı yaptığı her hamlede Kandil dağındaki bölücülük inlerinden sevinç çığlıkları, TBMM’deki AKP ve BDP sıralarından alkış sesleri ve İmralı adasından da bölücü başının erken zafer nidaları yükselmektedir. Başbakan Erdoğan bu ihanet merkezlerinden aldığı teşviklerin etkisiyle kendisini kaybetmiş ve çizmeyi aşmıştır.

Bebek katilinin, İmralı adasında AKP iktidarına ne pompaladığı da iyice ayyuka çıkmıştır.

Artık, Türk Milleti’nin karnı Başbakan’ın vaatlerine tok, bünyesi yalanlarına bağışık, kapısı oy dilenciliğine kapalı ve şuuru eğriyi, doğruyu net ve berrak görecek; hakikati, batılı birbirinden ayıracak kadar açıktır.

Başbakan’ın ayaklarının altına aldığını zannettiği, sindirmeye yeltendiği; ancak daha ağzına bile koymadan sindirim sistemini alt üst eden Türk milliyetçiliğinin, tepesine binerek boyunun ölçüsünü aldıracağı gün çok da uzak değildir.