MHP’LI AYHAN: İHANET SÜRECININ TEK KAZANANI PKK’DIR
MHP Genel Başkan Yardımcısı Emin Haluk Ayhan “ihanet sürecinin tek bir kazananı vardır, o da eli kanlı terör örgütü PKK’dır” dedi.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Emin Haluk Ayhan “ihanet sürecinin tek bir kazananı vardır, o da eli kanlı terör örgütü PKK’dır” dedi.
Ayhan’ın açıklaması şu şekilde:
Değerli Basın Mensupları,
Bizim ihanet süreci dediğimiz rezaleti AKP son sürat devam ettirmek istemektedir. Artık, ihanet sürecinin adı kazan kazan süreci olmuştur.
AKP – PKK ile kazan kazan oynamaktadır. PKK, Hükümetin tavizleriyle istediğini yaptırır hale gelmiştir.
AKP, PKK ile kazan kazan modeli uygulamaktadır. Her ikisi de bu işten kazanmaya çalışmaktadır. Ancak, ihanet sürecinin tek bir kazananı vardır, o da eli kanlı terör örgütü PKK’dır.
PKK ise bu işi kazı kazana çevirmiştir. İster kazı kazan ister kazan kazan hep PKK kazanmakta, AKP PKK’ya kazanması için zemin hazırlamakta, PKK hep doluyu yakalamaktadır.
Başbakan ve Hükümeti, 30 bin kişinin katili, eli kanlı cani ile neyi konuşuyorsunuz? Halkımıza ne anlatmaya çalışırsanız çalışın, Türk Milleti, AKP’nin bu politikalarına tepkisini gösterecektir.
PKK, AKP sayesinde baharını yaşamaya başlamıştır. AKP’nin barışı ülkemizin temellerine dinamit koymaktadır. Eyalet sistemi de 2023 hedeflerinden denilerek kamuoyunda konu çaktırmadan ısıtılmaya başlanmıştır.
Hükümet olayları, bebek katilinin isteği gibi yönlendirme gayretine girmiş ve büyük ölçüde başarılı olmuştur. Ancak, AKP Hükümeti PKK’ya elini vermiş ve kolunu kaptırmıştır. Bundan sonra, sizin de bildiğiniz gibi, PKK’nın taleplerinin sonu gelmeyecektir. Bu taleplerin sınırı yoktur. Karşısında kendine mahkûm bir Hükümetin olduğunu gördükçe talepler giderek artmaktadır.
İmralı canisi Başbakanı kendinin seçtirdiğini, referandumda yardım ettiğini iddaa ediyor. AKP Hükümeti ise bu iddayı inkar etmemektedir.
Ancak, İmralı canisi ile konuşmaya BDP’li vekiller ve bazı bürokratları vesile kılıyor.
Geçmiş günleri örnek alırsak; Hükümetin gönüllü yapmadım, bu süreci isteksiz yapıyorum demesi de mümkündür. Çünkü, AKP kendinden hesap sorulmaması için, ne pahasına olursa olsun iktidarda kalmaya kendini mecbur hissetmektedir.
Ayrıca, Başbakan geçmişte yaşanan benzer örnekleri dikkate alarak partiyi dağıtmak istememektedir. Bundan dolayı, hem partinin hem de devletin başında olmak istiyor.
Bunun için de bir süre önce idam geri gelsin derken, birden başkanlık sitemine geçmek için BDP’nin desteğine dolayısıyla PKK’nın desteğine ihtiyaç olduğunun farkına varmıştır.
Bize, Türk milliyetçilerine göre bizim ihanet süreci dediğimiz olayın ihtiyaç haline gelmesinin nedenlerinden biri budur.
AKP Hükümeti, ülkemizi bölmek için nice Türk anasını oğulsuz, Türk kadınını eşsiz, çocuklarımızı yetim bırakan teröristleri ellerinde çiçeklerle sınırdan uğurlayacak seviyeye gelmiştir.
Hükümetin Anadolu’nun yağız delikanlılarını öldüren PKK’lıları yurt dışına çıkarken güvenlik kuvvetlerince yakalanmalıdır sözünü telaffuz edememektedir.
Güvenlik güçleri teröristleri yakalasa AKP’ye göre suçlu, yakalamasa kanuna göre suçlu olacaktır.
Ancak, Hükümet zaten bölgeye açılıma olumlu bakan yönetici ve güvenlik görevlisi atama yolunu seçmektedir. Zaten, bu olay da Türk Milleti tarafından bilinmektedir.
İş o kadar ileriye gitmiştir ki, geri çekilme sırasında silahlı gruplara kuryelerin eşlik edeceği, ara istasyonlar ve son istasyonlar oluşturulacağı kamuoyu tarafından konuşulmaya başlamıştır. Hatta, bu suç makinelerinin görüntüleri de basında yer alacakmış.
“Beşir Atalay, Hüseyin Çelik, Bekir Bozdağ da o istasyonlarda görev yapacaklar mı?”
Bu günlerde ikna olmayan ve çekilmek istemeyen grupların ikna çalışmalarının başladığı da en çok konuşulan olaylardan birisidir. İmralı canisinin gelişmeleri izlemesinden Başbakan mutluluk mu duymaktadır?
Adalet Bakanı, teröristler, kaç evladımıza kıymış olursa olsun, gözü yaşlı Türk analarını hiçe sayıp, sözde barışı sağlamak adına, Savcıların sürece müdahalesini istememekte ve bu anlama gelen sözler söylemektedir.
Hatta, aba altından sopa göstermeye çalışmaktadır. Büyük bir yanılgı içinde olduğunun farkında değildir. Akıl tutulması yaşamaktadır.
88 yıldır soruna ilişkin teşhis yapıldığını, tedavi önerildiğini, tedavi ile hastalığın müzmin hale geldiğini söyleyenler on senedir AKP’nin Türk Milleti lehine hiçbir şey yapmadığını söyleyemiyor.
Hiç kimse AKP’nin sözlerine inanmamaktadır. Bu kadar tavize rağmen teröristler Hükümetten yasal güvence istemektedir.
Teröristler, Başbakanın ve Bakanlarının sözlerine güvenmemekte, kendilerini koruyacak kanunun Meclisten, Türk Milletinin Yüce Meclisinden, son sürat çıkarılmasını istemektedir. Hükümetin cesareti bunu yapmaya yetmemektedir.
AKP’liler bu görüşmeler geçmişte de vardı, şimdi de sürüyor diyor. Çık kim görüştü ise sor hesabını. Bunlar, ancak, karanlıkta ıslık çalar gibi kendi korkularını yenmeye çalışıyorlar. İhanet rezaletini örtmeye çalışıyorlar.
Bizim ihanet rezaleti dediğimiz süreci biz yapıyoruz diyemiyorlar, korkuyorlar ama savunuyorlar. Bu süreci, devlet yürütüyor diyorlar, devleti yöneten kim? Başbakan biziz, Hükümet diyemiyor. Çünkü, korkuyor. Bu milletten korkuyor. Hesap sorulmasından korkuyorlar.
Siz nasıl demokratsınız? Kendilerine Muhafazakâr Demokratız diyorlardı. Bunlar, PKK’nın taleplerini karşılamak için organize olan İmralı demokratlarıdır.
PKK’ya güvence istenirken, bir de hukuki güvence akil adamlar için istenmektedir.
Koşullar bu şekilde giderse acaba Başbakan bebek katiline daha ne hediye gönderecektir.
Akil adamlar heyetindekilerle çatışmanın taraflarına eşit durabilen kişiler olsun diyorlar. Yani akil heyet ortada bir kefede Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bir kefede PKK. Peki bu ne rezalet? AKP’li olup da milliyetçiyim diyenler bu zillete nasıl tahammül edecekler.
AKP-PKK daha ısınma peşrevi çekiyorlar. Akil adam havuzu oluşturma çalışmalarının neticeye ulaştığı, ancak, ne işi yapacakları konusunda detay bilgilerin kamuoyundan gizlendiği aşikârdır.
Kamuoyu bu konuyu merak ediyor. “Akil adamlar belirlenen çerçevede faaliyette bulunacaklar” diyorlar.
Muhteşem akil adamlarınızın yasal dayanakları nedir? Bebek katili adına mı Başbakan adına mı hareket edecekler? Bunu bize, Türk halkına açıklayın, susmayın!
Milliyetçiler bu ihanet rezaletine evet demeyecektir. Milliyetçilerin böyle bir aşağılanmaya katlanmaları mümkün değildir. Kimse merak etmesin, Türk Milleti yapılan ihaneti asla unutmaz.
Yavaş yavaş ihanetin diğer boyutları da ortaya çıkmaktadır.
AKP’nin danışmanları genel affa hazır olunmalı demeye başlamıştır.
Bunlar, Türk Milliyetçiliğini lanetlerken, Kürt Milliyetçiliğine teslim olmuş vaziyettedir.
Meclis Başkanın ifadesi ile terör Türkiye’yi geri bırakmak için yıllardır kullanılmıştır. Peki, ortaya çıkarılacak her terör örgütü ile AKP müzakere mi edecektir.
Artık AKP’nin yolsuzlukları aklamaya niyet ettiğine dair yazılarda ortaya saçılmaya başlamıştır. Gelen tasarılarda emareler görünür olmuştur.
Değerli Basın Mensupları;
1Nisan itibariyle 2012 yılının 4 çeyreği ve 2012 yılına ilişkin GSYİH rakamları açıklanmıştır. Açıklanan bu rakamlara göre;
– Ekonomide iniş beklendiği gibi yumuşak değil sert olmuştur. Türkiye sert fren yapmıştır.
– 2012 yılı verileri ekonomideki yavaşlamanın beklenenden daha sert gerçekleştiği ortaya koymuştur.
– 2011’in ilk çeyreğinde yüzde 12,4 olan büyüme hızı, 2012’nin son çeyreğinde yüzde 1,4’e kadar inmiştir. 2011 yılında büyüme hızı yüzde 8,8 iken, 2011 yılında yüzde 2,2’ye düştü.
– Türkiye ekonomisi yılın son çeyreğinde %1,4 ile 13 çeyreğin en zayıf büyümesini kaydetmiştir.
– Türkiye ekonomisi 2012 yılının 4. Çeyreğinde geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre %1,4 ile beklentilerin oldukça altında bir büyüme kaydederken, 2012’de yıllık büyüme önemli ölçüde gerileyerek %2,2 olarak gerçekleşmiştir.
– Gayri Safi Yurtiçi Hasıla 2012 yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre mevsimsellikten arındırılmış rakamlara göre yatay seyretmiştir.
– Yatırımların ve tüketim harcamalarının gerilemiş olması büyümeyi aşağı çekmiştir.
– 2013 yılı ilk çeyreğine ilişkin öncü göstergeler ise zayıf büyüme eğiliminin devam ettiğini gösteriyor.
– Sanayi üretimi Ocak ayında sadece yüzde 2,1 artmıştır.
– Kapasite kullanım oranı yılın ilk çeyreğinde geçen yılın 1,1 puan altında yüzde 72,4 seviyesinde gerçekleşmiştir.
– TİM verilerine göre ihracat Mart ayında sadece yüzde 0,3 ilk çeyrekte ise sadece yüzde 3,3 artmıştır.
– Para politikası ve kredi notlarındaki artış ile oluşan düşük faiz ortamı nedeniyle önümüzdeki dönemde özel tüketim ve yatırımlara bir miktar ivme öngörülmeye çalışılmıştır.
– İhracat zayıf seyretmeye devam ettiğine göre, öncü göstergelerin de işaret ettiği gibi Türkiye ekonomisinin potansiyel büyüme hızına ulaşması zor görünüyor.
– Aynı miktarda dış finansman 2011 ve 2012 yılında 60 milyar $ 2011’de yüzde 8,8, 2012 yılında yüzde 2,2 büyüyoruz.
– Gaz fren tartışmalarıyla, leyleğin ömrü laklakla geçer gibi, yılı AKP hükümeti maalesef geçirmiştir.
– İmalat sanayinin GSYİH içindeki payı cari fiyatlarla 2011’den 2012 yılına 1 puan azalmıştır.
– Toptan perakende ticaretin 2012 yılı 4. Çeyreğinde artışı negatif. Yıllık bazda baktığınızda artış yok. Kötüye gidiş ortada.
– Yerleşik hane halkı tüketimi 2011 yılı 4. Çeyreğinde yüzde 7,7 artarken, 2012 yılı aynı döneminde binde 7 azalmıştır.
– Devletin nihai harcamaları 2011 yılı 4. Çeyreğinde yüzde 3,7 azalırken, 2012 yılı aynı döneminde yüzde 7,1 artmıştır.
– Yatırımlar 2011 yılında yüzde 18 artarken, 2012 yılında yüzde 2,5 azalmıştır.
– 2011 yılında Kamu sektörü yatırımları yüzde 2,2 azalırken 2012 yılında yüzde 8,9 oranında artmıştır.
– Özel sektör yatırımlarında ise Kamunun tam tersi 2011 yılında yüzde 22,3 artarken, 2012 yılında yüzde 4,5 azalmıştır.