MHP’Lİ ADAN: MİLLİYET GAZETESİNDE YAŞANANLAR TEK KELİMEYLE ÜRKÜTÜCÜDÜR
MHP Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan, ” İmralı tutanaklarının basında yer alması dolayısıyla Sayın Başbakanın gösterdiği tepki ve sonrasında yaşananlar gerçek bir demokraside büyük skandal olarak karşılanır ve bu tutum demokrasiye gerçek bir tehdit olarak algılanır.” dedi.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan, ” İmralı tutanaklarının basında yer alması dolayısıyla Sayın Başbakanın gösterdiği tepki ve sonrasında yaşananlar gerçek bir demokraside büyük skandal olarak karşılanır ve bu tutum demokrasiye gerçek bir tehdit olarak algılanır.” dedi.
Adan’ın açıklaması şu şekilde:
Değerli Basın Mensupları;
“Demokrasi Tehdit Altında”
Ülkemiz için derin kaygılar duyduğumuz, duymak zorunda olduğumuz günlerden geçiyoruz.
Geçtiğimiz bir hafta içerisinde yaşananlar, yeni ve büyük bir tehditle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.
Bu tehlikenin adı bölücülük. Terörist başının meşrulaştırılması ve devlete müzakere ortağı haline getirilmesidir.
Ancak ben ülkemizin daha büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu görüyorum:
Son bir kaç hafta içerisinde yaşananlar göstermiştir ki demokrasi tehlikededir.
Kurulması ve olgunlaşması için şehitler verilen, bedeller ödenen demokrasi, bugün AKP ve Tayyip Erdoğan tarafından içi boşaltılan bir kavrama dönüştürülmektedir.
İmralı tutanaklarının basında yer alması dolayısıyla Sayın Başbakanın gösterdiği tepki ve sonrasında yaşananlar gerçek bir demokraside büyük skandal olarak karşılanır ve bu tutum demokrasiye gerçek bir tehdit olarak algılanır.
Sayın Başbakan Türk basınını basın olmaktan çıkartıp kendi matbuatı haline getirmeye çalışmaktadır.
Milliyet gazetesinde yaşananlar tek kelimeyle ürkütücüdür.
Gazetenin iki önemli yazarı ve Genel Yayın Yönetmeni Sayın Başbakanın psikolojik şiddetinden dolayı görevlerinden ayrılma noktasına gelmiştir.
Bu yaşananların verdiği şiddetli sinyal “demokrasi tehlikededir ve tehdit altındadır” sinyalidir.
Bir Başbakan demokrasi rejiminin temel kurumu olan medyayı iptal etmeye çalışıyorsa, aslında herkese sıra gelecektir.
Bugün kuzu kuzu iktidarın çeperinde durmaya özen gösteren iş çevreleri, sivil toplum kuruluşlarına da sıra gelecektir.
Çünkü herkesin güvencesi olan demokrasi tehdit altındadır.
Başbakanın demokrasiye karşı gösterdiği tutumun darbecilerinkinden farklı olmadığı bilinmelidir.
Darbeci elindeki silahla demokrasiye kastediyordu, onun yaptığı tanımlanabilir bir şeydir.
Ama Sayın Başbakan milletin kendisine demokrasi namına verdiği gücü ve millet iradesini demokrasiyi yıkmak için kullanıyor.
Herkes bilmelidir ki, askeri darbeler karsısında baş eğmedik, AKP’nin eylemleri karşısında hiç baş eğmeyiz.
Herkesin şunu bilmesi lazım:
Türkiye’de yeni bir durum söz konusudur.
Demokrasi tehdit altındadır.
Demokrasinin güvencesi ise kendi başına Milliyetçi Harekettir.
Milletimizle beraber bu tehdidi bertaraf etmek boynumuzun borcudur.
Millet iradesinin bir diktatör mukallidi tarafından istismar edilmesine izin veremeyiz.
Herkesi demokratça tutum takınmaya, demokrasinin şerefine, haysiyetine sahip çıkmaya çağırıyorum.
“Apo’ya Paşa Rütbesi de Verecek Misiniz?”
AKP’nin adına İmralı süreci denilen ihanet kurgusunu neyin karşılığında başlattığı artık netleşmeye başlamıştır.
Geçmişte bir yazar “Apo’ya paşalık rütbesi verin” diye bir çağrı yapmıştı.
Belli ki Sayın Başbakan kendisini İmralı canisinin özgürlüğünü kazanmasına memur etmiş durumdadır.
Ancak tarihin kendisini lanetleyeceği bu uğursuz görevi yaparken milleti de açıkça geri zekâlı yerine koymaktadır.
Bir taraftan “genel af yoktur, kişiye karşı işlenmiş suçları biz affedemeyiz; biz ancak devlete karşı işlenmiş suçları affedebiliriz” demektedir;
Diğer taraftan “devlete karşı işlenen suçları affedebileceklerini” söyleyerek İmralı’yla milletin gözü önünde cilveleşmektedirler.
Değerli Basın Mensupları,
Abdullah Öcalan devlete karşı suç işlemekten idam cezası almıştı.
Bu açıkça, alenen, Başbakan tarafından, Abdullah Öcalan’ın affedileceğini, terörist başının İmralı tutanaklarında taraftarlarına haber verdiği gibi özgür olacağının ilanıdır.
Bu, İmralı süreci denilen ihanet sürecinin en başta terörist başının serbest bırakılması mutabakatına dayanan bir süreç olduğu anlamına gelmektedir.
AKP son dönemlerde Türkiye’ye öyle şeyler yaşatmıştır ki, şimdi kamuoyunun şu soruyu sayın başbakana sorması yerinde olacaktır:
Apo’ya paşa rütbesi de verecek misiniz?
Değerli Basın Mensupları,
Türkiye’de demokrasi tehlikede, demokratik hayat bilinçli olarak zehirleniyor derken siyaset veya polemik yapmıyoruz.
Açıkça bir tehditten söz ediyoruz.
Bir demokrasi zehirlenmeye, kurumları işlevsizleşmeye başladı mı, en başta halkın haber alma kanalları tıkanır ve halk iktidarın tek kanallı enformasyonuna mecbur bırakılır.
Bunun tipik örneği bu günlerde yaşanmaktadır.
Türkiye tarihinin en büyük yıkım ve ihanet projesinin içine sokulmuştur.
Devlet kirletilmektedir.
Milli irade istismarı demokrasiyi kirletmektedir.
Değerlerimiz ve tarih içinde oluşmuş kutsal kavramlar ayaklar altındadır.
Böyle bir durumda Türkiye günlerdir devletin ve milletin içine düşürüldüğü ihanet çukurunu ve onun muhtemel sonuçlarını tartışmak yerine, İmralı tutanakları denilen ihanet belgesinin nasıl sızdırıldığı tartışılıyor.
Türkiye yapılmak istenen yıkımın karakterini, kapsamını, tarihsel sonuçlarını iyi idrak etmeli, iyi anlamalıdır.
Bin yıllık tarihi çöpe atan bu zihniyetle mücadele etmek bu topraklara bağı olan herkesin görevidir.
MHP milletiyle beraber içine çekilmekte olduğumuz bu zillete karşı mücadelesini sürdürecektir.
Bunu da demokrasiye sahip çıkarak yapacaktır.
