MHP Lideri Devlet Bahçeli: Terörsüz Türkiye tarihi bir hedeftir!
MHP Lideri Devlet Bahçeli: Terörsüz Türkiye tarihi bir hedeftir!
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli “Terörsüz Türkiye milli bir hedeftir. Önyargıların düğümlerini çözmek istiyoruz. Kim ki Terörsüz Türkiye’den rahatsız ise bir acziyet içindedir. Bir buçuk asırdır süregelen küresel emperyalist komplolar, karanlık kampanyalar tasfiye edilecektir. Hedef büyüktür. Türkiye kutlu bir doğum arefesindedir. Yanlış anlamalar olabilir ama sabır ile vatan ve millet sevgisinde buluşmamız her sorun ile başa çıkmaya kadirdir.” dedi.
İmralı’nın çağrısı PKK’nın yanı sıra bölücü örgütün bütün bileşenlerini kapsamaktadır. Kurucu önderlik, YPG/SDG’ye de bir çağrıda bulunarak Suriye hükümeti ile yapılan mutabakata uyulmasını istemelidir. Gerekirse komisyonda görevli vekillerden bir grup İmralı’ya gidip görüşmeli ve mesajlar kamuoyu ile paylaşılmalıdır. bu açıklamanın güncellenerek daha da detaylandırılması hayırlı gelişmeleri getirmelidir. Bölücülük damarını söküp atacağız. Şehit ailelerimiz kaygılanmasın, gazilerimiz korkuya kapılmasın. Pazarlık sürecinde değiliz.
Terörsüz Türkiye takip ve temini devlet politikasına dönüşen milli ve tarihi bir hedeftir.
Bu muteber hedefin can alıcı noktası iç barış ve huzur ortamının sağlam ve sağlıklı esaslara bağlanmasıdır.
Türk ve Türkiye Yüzyılı; aynı zamanda barış, huzur ve kardeşlik yüzyılıdır.
Milletimiz “Terörsüz Türkiye”yle ilgili adım ve atılımların arkasındadır.
Kaldı ki bu hedefe ulaşılmasıyla birlikte kazanan Türkiye ve Türk milleti olacaktır.
Menfi ve mütereddit çevrelerin uydurmalarına, iftirayla bezenmiş muhal ithamlarına ne itibar edecek ne de kale alacak hiç kimse yoktur.
Biz “Terörsüz Türkiye” hedefini bütüncül zaman telakkisinin izdüşümünde kombine ve kolektif bakış açısıyla ele alıyor, hayatın ve hadiselerin her veçhesine ışıklar salacağına, yeni bir diriliş momenti olacağına inanıyoruz.
Türk ve Türkiye Yüzyılı; aynı zamanda barış, huzur ve kardeşlik yüzyılıdır.
Milletimiz “Terörsüz Türkiye”yle ilgili adım ve atılımların arkasındadır.
Kaldı ki bu hedefe ulaşılmasıyla birlikte kazanan Türkiye ve Türk milleti olacaktır.
Menfi ve mütereddit çevrelerin uydurmalarına, iftirayla bezenmiş muhal ithamlarına ne itibar edecek ne de kale alacak hiç kimse yoktur.
Biz “Terörsüz Türkiye” hedefini bütüncül zaman telakkisinin izdüşümünde kombine ve kolektif bakış açısıyla ele alıyor, hayatın ve hadiselerin her veçhesine ışıklar salacağına, yeni bir diriliş momenti olacağına inanıyoruz.
Önyargıların düğümlerini çözmek istiyoruz.
Katılaşmış ve kapanmış diyaloglara daha üst bir uzlaşma kümesinde canlılık kazandırmanın amaç ve arzusundayız.
Şayet varsa buğulanan ve buzlanan toplumsal münasebetler ağını birlikte yaşama ve yaşatma temelinde karşılıklı anlayış, saygı, sevgi, fedakarlık, empati ve bağlılıkla yeni baştan kuracağımızı değerlendiriyoruz.
Kim ki “Terörsüz Türkiye”den rahatsızsa bir kuraklık, bir karanlık, bir acziyet içindedir.
Bu hedef soysuz bir çağdaşlığın fevkinde çağlar üstüdür.
Sırtını statükoya dayayarak bulanık dönemlere hapsolanların aksine devirler üstüdür.
1,5 asırdır süregelen küresel emperyalist komplolar, vatanımız ve milletimiz aleyhinde devrede olan karanlık kampanyalar inşallah tasfiye edilecektir.
Hedef büyüktür, taviz, tehir ve teslimiyet ise asla yoktur.
Göreceli anlaşmazlıkları önce çoğaltıp sonra körükleyen, ardından da düşmanlıklara dönüştürmek için fitne yayan iç ve dış hıyanet şebekesinin çarkı kırılacaktır.
Türkiye kutlu bir doğum arifesindedir.
Bu doğumun sancıları olabilir, yanlış anlamalar olabilir, bazen sinirler de gerilebilir, hatta temaslar zayıflayarak mesafeler açılabilir.
Fakat sabır, sebat ve soğukkanlılıkla vatan ve millet sevgisinde buluşmamız, aydınlık ve ortak bir geleceğe yürüme kararlılığımız her soru ve sorunla başa çıkmaya kafidir.
Yeter ki samimiyet ve dürüstlük rotasından ayrılmayalım.
Yeter ki dağılmamızı ve bölünmemizi kurgulayan muhasım koalisyona karşı hep birlikte ve kardeşçe göğüs gerelim.
Merhum Hocamız Erol Güngör demişti ki; “Milliyetçilik bir dış mesele olarak göründüğü zaman yerli kültürün yabancı kültüre karşı çıkması şeklinde cereyan eder. Bir iç mesele olduğu zaman ise asıl iş memlekette milli birliğe engel olacak mahiyetteki kültürel, iktisadi ve sosyal farklılaşmaları asgariye indirilmesidir.
Milliyetçilik ilk hamlede milli birlik ve tecanüsün kazanılması davasıdır.”
Bizim “Terörsüz Türkiye” hedefine bakışımızın kavramsal ve düşünsel çerçevesi bu şekilde ihata ve ifade edilebilir.
Farklılıklarımızı ortak bir dinamizme çevirebiliriz.
Benzerlikleri bulup daha da sivriltmenin yanında meşhur bir filozofun şu tespit ve teklifine de kulak vermek yararlı olacaktır ki, o mezkur teklif şu şekildedir:
“İnsanların, milletlerin veya grupların ortak noktalarına odaklanmak yerine, onları birbirinden ayıran, genellikle önemsiz görünen sayısız küçük farklılıkları nasıl bereketli hale getirebileceğimizi düşünmeyi öneriyorum.
Korkuları bir kenara bırakalım, korkulukları yıkıp geçelim.
Nifak yayanları, dedikodu tacirlerini, algı operasyonuyla vakit geçirenleri, yabancılara kuklalık yapanları gündemden sürüp çıkaralım.
Milli ve üniter devlet çatısı altında kardeşliğimizi ve ekmeğimizi hep birlikte büyütelim.
İşin gerçek manasına bakarsanız, milliyetçilikten bihaber olan zevatın yine milliyetçilik nam ve hesabına bize iftiralar atması, akıllara zarar iddiaları gündeme taşıması bizi yıldırmak şöyle dursun daha da şevklendirmekte, yüreklendirmekte, doğru bir yolda olduğumuzu teyit etmektedir.
11 Temmuz’da bir grup PKK’lı silahlarını yakmıştır.
Ne var ki Suriye’nin kuzey doğusunda tesir alanı bulunan SDG/YPG henüz silah bırakmamış, 27 Şubat İmralı çağrısına riayet etmemiştir.
Halbuki İmralı’nın çağrısı PKK’nın yanı sıra bölücü terörün tüm bileşenlerini kapsamaktadır. En azından bizim anladığımız böyledir, yorumumuz bu doğrultudadır.
Beklentim şudur: PKK’nın kurucu önderliği SDG/YPG’ye direkt aynı mahiyet ve muhtevada bir çağrıda bulunarak, Şam yönetimiyle imzalanan 10 Mart tarihli mutabakata uyulmasını istemelidir.
Esad rejiminin devrilmesinden sonra ilk kez yapılan Halk Meclis’i seçimlerinin demokratik istikrar içinde yeni dönemin, yeni siyasi ve toplumsal mekanizmanın ağırlık merkezi olması yönünde fikir birliği hasıl olmuşken; Rakka, Haseke ve Süveyda’nın bunun dışında kalması 10 Mart Mutabakatının ruhuyla çelişmektedir.
Bahçeli duyurdu: ‘Hayırlı Günler Komşum’ çalışmaları başlıyor
Gerekirse Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda görev yapan milletvekillerinden bir grup İmralı’ya giderek yüz yüze görüşme sağlamalı, mesajlar ilk ağızdan alınmalı ve kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
Bunda çekinilecek bir husus görmüyorum.
Bizi bağlayan açıklama 27 Şubat İmralı açıklamasıdır.
Bu açıklamanın güncellenerek daha detaylandırılması ve çerçevesinin genişletilmesi hayırlı gelişmelere yol açacaktır.
Terörsüz Türkiye, tereddütsüz Türkiye’dir.
Terörsüz Türkiye, güçlü ve güvenli Türkiye’dir.
Terörsüz Türkiye, muasır ve müreffeh Türkiye’nin müjdesidir.
Terör sorununu çözeceğiz, bölücülük damarını kesip atacağız.
Siyasi, ekonomik ve hukuksal reformlarla toplumsal ahenk ve adaleti inşallah tam manasıyla inşa edeceğiz.
Şehit ailelerimiz kaygılanmasın. Gazilerimiz korkuya kapılmasın. Onların başlarını kesinlikle öne eğdirmeyeceğiz.
Pazarlık içinde değiliz. Al-ver sürecine tamamıyla kapalıyız.
Türkiye’nin egemenlik hukukunu, Cumhuriyet’in kurucu ve kuruluş felsefesini zayıflatacak hiçbir yanlışın içinde Cumhur İttifakı olarak yer almayız, alamayız, almayacağız.
Maksadımız milli birlik ve kardeşliğimizi, bunun yanı sıra iç cephemizi tahkimini ve taçlanmasını sağlamaktır.
Yaşasın Türk milleti.
Yaşasın ve payidar olsun Türkiye Cumhuriyeti.
Bahçeli: Fail Chp’lidir İsrail Teröre başvuran haydut Devletidir Hamas Terör Örgütü Degildir
Kaynak: Türkgün
