MHP Lideri Devlet Bahçeli: Akif’in ahlaki meziyetleri, insani vasıfları hem şiirinden hem de malumatından yüksekti
Akif’in ahlaki meziyetleri, insani vasıfları hem şiirinden hem de malumatından yüksekti
MHP Lideri Devlet Bahçeli’den Mehmet Akif Ersoy ile ilgili anlamlı paylaşım
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İstiklal Marşımızın yazarı merhum şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un ebediyete göçünün 82. yılı münasebetiyle resmî Twitter hesabı üzerinden çeşitli paylaşımlarda bulundu.
Bundan tam 82 yıl evvel 7 Aralık 1936’da hayata gözlerini yuman Mehmet Akif Ersoy’un vefatının yıldönümünde rahmetle ve hürmetle yâd ettiğini bildiren MHP Lideri Bahçeli, Mehmet Akif Ersoy’ın kişiliğinden, vefakârlığından bahsetti.
İşte Devlet Bahçeli’nin o sözleri:
”7 Aralık 1936’da hayata gözlerini yuman, istiklalimizin manzum iftiharı olan, duruşu ve eserleriyle milli gönüllere taht kuran merhum şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u 82.vefat yıldönümünde rahmetle, hürmetle yâd ediyorum.
Akif’i yakından tanıyanlar müstesna derecede vefakâr olduğunu söylemişlerdi. Vefasızlığın onun nazarında namertlik olduğunu, dostluğuna bihakkın güvenildiğini ifade etmişlerdi. Gösterişten uzaktı. Mütevazılık adeta uzviyetiydi.
Cahilane taassubun müthiş düşmanı olduğuna sevenleri ittifakla kefildi. Eskiye bila kayd-ü şart bağlı olmadığı, yeniye de körükörüne taraftar bulunmadığı kesindi. Ona göre eski, eski olduğu için atılmaz, fena olursa atılırdı. Yeni, yeni olduğu için değil, iyi olursa alınırdı.
Akif’in ahlaki meziyetleri, insani vasıfları hem şiirinden hem de malumatından yüksekti. Hür fikirliydi, müsamahakarlığı özümsemiş bir fazilet timsaliydi. Köksüz, kimliksiz ve kişiliksiz şair, edip ve sözde münevverlere hasımdı. Bunları musibet addetmişti.
Haksızlığa karşı hiçbir tahammülü yoktu. Diyordu ki: “Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam; hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.” İstibdadın aleyhindeydi. İhanetin can düşmanıydı. İrfan ve liyakate meftundu.
Eşsiz bir vatan sevgisine, emsalsiz bir millet mensubiyet ve muhabbetine sahipti. Ecdadımızın adeta nefesi, gür ve teslim olmayan sesiydi. Ne güzel de söylemişti: “Zannetme ki ecdadın asırlarca uyudu, nereden bulacaktın o zaman eldeki yurdu.”
Sanemin izinden gidenlere Samedin keskin bir kılıcı olup cephe almıştı. İstiklalimizin ruh özlemlerini, Türk milletinin haklı ve meşru hedeflerini manzum dizelere döken ahlak kahramanımız merhum Akif’ten Allah razı olsun diyorum.
Ayrıca Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 99 yıl evvel Ankara’ya gelişi istiklal meşalesini körüklemiş,istikbalimizin üzerindeki sis perdesini kaldırmıştır.Nitekim 27 Aralık 1919’da Dikmen sırtlarında parlayan irade Milli Mücadele’nin başarıya ulaşmasında öncü ve lider rol oynamıştır.
Bu vesileyle dönemin yiğit Seymenlerine, Milli Mücadele kahramanlarına, aziz şehitlerimize, elbette devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyorum. Ne Mutlu Türküm Diyene.”
türkgün