MHP, IHANET SENARYOLARINA ASLA MÜSAADE ETMEYECEK
MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, Erzurum’da Vali Yardımcısı Ertuğrul Egemen’in, kapalı mekanı gerekçe göstererek İstiklal Marşı’nı okutmadığını hatırlatarak, “Vali Yardımcısı tek parti döneminin tipik vali-siyasi parti il başkanı yapılanmasının örneği, vatandaşa “gavat’ diyen zihniyetin bir tezahürüdür. Bu zihniyet mevki ve makam kapmak, hükümete şirin görünmek adına ne kadar kutsalımız varsa onlara saldırmaktadır” dedi.
Büyükataman, yaptığı yazılı açıklamada, İstiklal Marşı’nın, “bağımsızlık manifestosu, milli varlığın manzum ifadesi” olduğunu belirtti.
Büyükataman’ın açıklaması şu şekilde:
Erzurum’da Vali Yardımcısı Ertuğrul Egemen, kapalı mekânı gerekçe göstererek İstiklal Marşımızı okutmamıştır.
Mezkûr Vali Yardımcısı tek parti döneminin tipik vali-siyasi parti il başkanı yapılanmasının örneği, vatandaşa “gavat” diyen zihniyetin bir tezahürüdür. Bu zihniyet mevki ve makam kapmak, hükümete şirin görünmek adına ne kadar kutsalımız varsa onlara saldırmaktadır.
İstiklal Marşımız bağımsızlığımızın manifestosu, milli varlığımızın manzum ifadesidir.
Büyük Millet Meclisi’nde ilk kez 1 Mart 1921 tarihinde Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey tarafından okunan ve 12 Mart 1921 Cumartesi günü de tezahürlerle kabul edilen istiklalimizin mısraları kurtuluşumuzun müjdesini vermiş, millet varlığının büyüklüğünü ilan etmiştir.
İstiklal Marşımız, yazıldığı ölüm kalım devrinin olduğu kadar, Türk milletine ait ebedi unsurların da bir destanı, sönmeyecek ve eskimeyecek bir ifadesi olarak milli vicdanlarda yer etmiştir.
Asırlarca elde ettiğimiz başarılara hem sebep hem de kaynak olan millet olma ve millet halinde yaşama ülkümüz İstiklal Marşımızın temel motifi olarak oldukça belirleyici olmuştur.
Türk milletinin iman dolu varlığının, istilacıların, uçaklı, zırhlı ve ezici silahlarından daha üstün, daha kudretli ve daha tesirli olduğu merhum şairimiz tarafından dile getirilmiştir.
Bu imanın zaferi, bu milli şahlanışın eşsiz duruşu en başta Çanakkale’de çeliğe ve tekniğe boyun eğmemiş, ardından da milli mücadelede her türlü mütecaviz emellere rağmen diz çökmemiştir.
İstiklal Marşımız, tarihte esarete düşmemiş bir milleti boyunduruk altına alma girişimlerine karşı; milli vicdanların direnişini, vatan sevgisinin dirilişini ve yüreklerin diklenişini simgeleştirmiştir.
Varlığımıza göz diken gafillerin ve şehit kanıyla sulanmış topraklarımızı kirletmeye cüret eden emperyalist mihrakların, bağımsızlığımıza zincir vuramayacağı istiklalimizin şiirsel beyanıyla herkese duyurulmuş ve ilan edilmiştir.
Verilen millet mücadelesini, gösterilen kahramanlıkları, çekilen çileleri ve bağımsız yaşama iradesini satırlarında destanlaştıran ve özetleyen İstiklal Marşımız, aziz milletimiz yaşadığı sürece ihtiva ettiği derin anlamıyla eskimeyecek ve kalplerde asılı durduğu yerden inmeyecektir.
Son günlerde resmi kurumlardaki T.C. ibarelerinin silinmesi, Ne Mutlu Türküm Diyene ifadelerinin sökülmesi, andımızın kaldırılması ve son olarak İstiklal Marşımıza yapılan bu taarruz tesadüfi değildir.
Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli, “İstanbul Demokrasi” mitinginde yapmış oldukları konuşmalarında adeta bugünleri görmüş ve ikazda bulunmuştur;
“Bundan sonda Başbakan için bir tek hedef kalmıştır ki, o da bağımsızlığımızın manzum eseri olan İstiklal Marşımızdır. “Kahraman ırkıma bir gül, ne bu şiddet, bu celâl?” Ya da “Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl” gibi ifadeler güçlü ihtimaldir ki, Başbakan’ın ve demokrasi borazancılarının uykularını kaçırmaktadır. Başbakan sürprizleri sevdiğine göre, paketleri sürpriz yumurta gibi gördüğüne göre, İstiklal Marşımıza neşter vurması olmayacak şey değildir.”
Bu uygulamalar hükümetin Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı eliyle yürüttüğü “Sessiz Devrim”in ayaklarıdır. Sistemli bir dönüştürme operasyonunun birer parçasıdır. Bu bağlamda TBMM’de “Kürdistan” ifadesine yer verilmiş, MHP’nin göğsünü bu hainane plana siper etmesiyle millet düşmanları attıkları adımdan geri dönmek zorunda kalmışlardır.
Bugün Erzurum’da aciz bir Vali Yardımcısı marifetiyle yine milletimizin sabrı sınanmak istenmektedir. Erzurum’un adının değiştirilmek istenmesi densizliğinin de bu şehirde denenmesi tesadüf değildir. Erzurum gibi Milli Mücadeleye en üst düzeyde katkı sağlamış milliyetçi bir ilimizde bu gibi denemeler yapılmaktadır. Erzurumlu ve Türk Milleti son sözünü sandıkta söyleyecektir. İstiklali söz konusu olduğunda Çanakkale’de yedi düvele Osmanlı tokadı atan bu aziz millet milli ve manevi değerlerine saldırmanın hesabını mutlaka soracaktır. Milletimizin üstünde tüten son Ocak MHP, bu tür ihanet senaryolarına asla müsaade etmeyecek, ezan dinmeyecek, bayrak inmeyecek, şafaklarımızda yüzen al sancak sönmeyecektir.
