KILIÇDAROĞLU: “OSMANLI’DA BİLE BÖYLE BİR SİSTEM YOK”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Maltepe Belediyesi Küçükyalı Kültür Merkezi’nde muhtarlarla bir araya geldi.
Muhtarlara referandumda neden ‘Hayır’ oyu vermeleri gerektiğini anlatan Kemal Kılıçdaroğlu, “Önce şu konuda görüş birliği içinde olmamız lazım. Bir, demokrasiyi istiyor muyuz? İki, güçlü bir Türkiye istiyor muyuz? Üç, güçlü bir Türkiye nasıl olur? Demokrasisi güçlü değilse Türkiye güçlü olmaz. Hukukun üstünlüğü yoksa güçlü Türkiye olmaz. İnsan hakları olmazsa güçlü Türkiye olmaz. Düşünce özgürlüğü yoksa güçlü Türkiye olmaz. Ekonomisi güçlü olmazsa güçlü Türkiye olmaz. Lafla güçlü Türkiye olmuyor” dedi.
“VEBAL ONLARA AİT”
Kılıçdaroğlu, “Osmanlı’yı çok övüyoruz değil mi? Övüyoruz, övmeliyiz. Sonuç; devasa bir imparatorluk yıkıldı. Neden yıkıldı? İstanbul’u aldık, dünyaya hakim olduk, Akdeniz’i bir Osmanlı gölü haline getirdik. Nasıl oldu da bu devasa imparatorluk yıkıldı? Nasıl oldu? Bir muhtar arkadaşımız söyledi Çanakkale 1915 yedi düvele karşı mücadele ettik. Çanakkale geçilmez, bir tarih yazdık. Her karış toprağında yüzlerce şehidimiz var. İzin vermedik. Sonra ne oldu? Hiçbir kurşun atmadan bütün o gemiler Marmara’ya geldiler. İstanbul’da demirledi. Hepsi tek kurşun atmadan. Bunu düşünüyor muyuz? Düşünmüyoruz. Asıl düşünmemiz gereken nokta budur. Yeni Cumhuriyeti kurarken millet kavramı en güçlü hangi belgenin içinde yer almıştır. Amasya Tamimi’nde. Osmanlı’da millet yoktu, millet kavramı da yoktu. Amasya Tamimi’nde ne diyor; ‘Milletin istiklalini milletin azim ve kararı kurtacaktır’. Bir adam mı vardı? Tek adam mı vardı Amasya Tamimi’nin yazılmasında? Hayır. Sonra ne oldu Erzurum’a gidildi. Erzurum’da tek adam mı vardı? Hayır. Adı üstünde Erzurum Kongresi. Sivas’a gelelim tek adam mı vardı? Hayır. 23 Nisan 1920 Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni kurduk. Tek adamı mı vardı? Hayır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin önemi nedir? Türkiye Büyük Millet Meclisi dünyada örneği olmayan bir destanın altına imza atan meclistir. Milli Kurtuluş Savaşı’nı yöneten meclistir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Kırbıs Barış Harekatı’nı yöneten meclistir. Türkiye Büyük Millet Meclisi 15 Temmuz darbe girişimini bombalar altında sabaha kadar mücadele ederek savuşturan, püskürten meclistir. Türkiye Büyük Millet Meclisi bu nedenle Gazi Meclis ünvanını almıştır. Dünyada tektir. Şimdi bu meclisin bazı yetkilerini elinden alıyoruz. Kime veriyoruz yetkileri, meclisten alıyoruz bir kişiye veriyoruz. ‘Evet’ ve ‘Hayır’ da ne getircek bunu öğrenmek istiyoruz.Milli Mücadeleyi yöneten, Cumhuriyeti ilan eden bu meclisten yetkileri alıp bir kişiye verelim mi? Asıl mesele budur. ‘Yetkiler alınsın, bu meclisin işi yok, hatta meclisi bile kapatalım’ diyenler varsa gidip ‘Evet’ oyunun altına mühürlerini bassınlar. Vebal onlara aittir. Bu meclis Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu, bu meclis Gazi Meclis’tir, bu meclis milli iradeyi temsil ediyor deniyorsa gidecekler ‘Hayır’ oyunu kullanacaklar. Bu kadar basit. Öyle uzun uzun laflara da gerek yok bu kadar basit” diye konuştu.
“MİLLİ İRADE MECLİS’E TAM YANSIMALI”
Kılıçdaroğlu, “Bugünkü sistemimiz, parlamenter demokratik sistemimizin 141 yıllık geçmişi vardır. Bir tecrübemiz var. Bunun yanlışı, eksiği var mıdır? Var. Neden milli irade meclise tam yansımıyor? Ne demek bu; bir parti yüzde 9 oy alırsa onun temsilcisi mecliste yok. Ancak yüzde 10 barajını aşması lazım. Dünyada böyle bir örneği yoktur. Biz bunun kaldırılmasını istiyoruz. Milli irade Meclis’e tam yansımalı. Yüzde 1 oy alan partinin genel başkanı da Meclis’e gelmeli. O da çıksın kürsüye” ifadesini kullandı.
“OSMANLI’DA BİLE BÖYLE BİR SİSTEM YOK”
Demokrasinin güçlenmesi gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Kişiye bağlı sistem olmaz. Osmanlı’da bile böyle bir sistem yok. Dünyanın hiçbir ülkesinde de yok. Bütün yetkilere sahip olan bir kişi olamaz. Çünkü o kişi hata yaptığı zaman telafi edecek makam yoktur. Hatanın tamamını vatandaş çeker. Yargıyı alalım. Hakim karar verir. O kararın yanlış olduğunu düşünüyorsanız bir üst mahkemeye gidersiniz. Bu yanlıştır diye. Yetmez Yargıtay’a gidersiniz, yetmez Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gidersiniz. Şimdi bir kişi karar verecek nereye itiraz edeceksiniz siz? Buyurun ‘Muhtarlıkları kaldırdım’. Nereye itiraz edeceksiniz? Hiçbir yere. Denetimsiz bir sistem olur mu?” dedi.
“DARBE HUKUKUNU DEĞİŞTİRELİM”
“12 Eylül Anayasası değişmeli mi? Elbette değişmeli. Biz bunu söyledik” diyen Kılıçdaroğlu, “60 madde üzerinde 4 parti anlaştı, çıkmadı. 60 madde az buz değil. Rahmetli Ecevit zaten 35 maddesini daha değiştirmişti. Biz de söyledik. Sayın Davutoğlu, Binali Yıldırım ve Cumhurbaşkanı’na söyledim. Darbe hukukunu değiştirelim. Darbecilerin yaptığı demokrasiye aykırı bütün kuralları değiştirelim. Yeni, modern, çağdaş bir Anayasa yapalım. El birliğiyle yapalım. Biz her türlü katkıyı vermeye hazırız. Ben de demokrasiyi istiyorum. Onlar da demokrasiyi istiyorlarsa buyurun gelin Anayasa’yı değiştirelim” diye konuştu.
“DÜNYANIN EN AZ GELİŞMİŞ 20 ÜLKESİ BAŞKANLIK SİSTEMİYLE YÖNETİLİYOR”
Başkanlık sisteminin dünyadaki uygulamalarını anlatan Kılıçdaroğlu, “Dünyadaki uygumalara bakalım. Dünyanın en gelişmiş 20 ülkesine bakalım. Amerika hariç tamamında parlamenter sistem var. Buyurun Almanya, Hollanda, Japonya, İngiltere. Hepsinde var, hepsi gelişmiş. Almanya 20-30 yıldır koalisyonlarla yönetiliyor. Ekonomisi hızla gelişiyor, büyüyor. Peki Başkanlık sistemiyle yönetilen ülkeler… Dünyanın en az gelişmiş 20 ülkesi Başkanlık sistemiyle yönetiliyor. Bir kişiye bütün yetkileri vermişler. Vatandaş inim inim inliyor. O beyefendi gibi kral gibi yaşıyor tepede. Servetine servet katıyor. Yoksulluk, felaket ülkeyi götürmüş. Dünya örneğini veriyorum size. Diyeceksiniz ki Amerika’da Başkanlık. Amerika’da Başkanlık var; ama bizim Başkanlık gibi değil. Oradaki Başkanlık nedir? Orada eyaletler var. Her eyaletin parlamentosu var. Her eyalet kanun çıkartıyor Amerika’da. Başkan en zayıf halkadır. Büyükelçi bile tayine edemez başkan. Hakimlere kimse müdahale edemez. Başkan içeri girdiğinde hakim ayağa kalkmaz, önününü dahi iliklemez, konuştuğu zaman da alkışlamaz. Yani bizim Başkanlık sistemiyle Amerika’daki aynı değil. Keşke aynı olsa, hiç ilgisi yok. Dünyada böyle bir örnek de yok” şeklinde konuştu.
“YENİ MODELDE GÜVEN OYU İSTEMEYE GEREK YOK”
Kılıçdaroğlu, “Yeni modelde güven oyu istemeye gerek yok. İyi de bu 550 milletvekilinden niye güven oyu istemiyorsunuz? Niye korkuyorsunuz, niye çekiniyorsunuz? Gidin güvenoyu isteyin. ‘Gerek yok’ diyorlar. Şimdi ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne güvenoyu istemeye gerek yoktur diyenler’ gidip ‘Evet’ oyunun altına mührünü bassın. İtirazımız yok. Vebaline katlanır. Çoluk çocuğunun yarın öbür gün neler söyleyeceğini gerçekten duymak isterim” ifadesini kullandı.
“NASIL GÜÇLENECEK BU MECLİS?”
Kılıçdaroğlu, “550 milletvekili sayısını 600’e çıkarıyoruz. Niçin? Bir Allah’ın kulu çıkıp bunu bana samimi olarak anlatmış değil. Efendim ‘Meclis güçlenecekmiş’. Yetkileri elinden alıyorsun Meclis’in. Nasıl güçlenecek bu Meclis? Kanun yapma tekeli dünyada parlamentolarındır” dedi.
“BİR PARTİNİN GENEL BAŞKANI HAKİM TAYİN ETMEMELİ”
‘Evet’ demenin vebalinin çok ağır olduğunu söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir partinin genel başkanı hakim tayin etmemeli, doğru değil. Efedim Cumhurbaşkanı tarafsız mı olsun, partizan mı olsun? Kararı vereceksiniz. ‘Başkan partizan olsun’ diyorsanız ‘Evet’e mührünüzü basacaksınız. Başkan ‘Partizan olmasın, tarafsız olsun, devletin sigortasıdır, devleti temsil ediyor’ diyorsanız o zaman ‘Hayır’ın altına mührünüzü basacaksınız. Bu kadar basit.”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Bostancı’da bir otelde Kars, Ardahan, Iğdır Dernekleri, federasyonları ve vakıfları toplantısına katıldı. Burada dernek, federasyon ve vakıf üyelerine referandumda neden ‘Hayır’ denmesi gerektiğini anlatan Kemal Kılıçdaroğlu, “Bu referandum bir seçim değil. A partisi mi iktidara gelecek, B partisi mi iktidara gelecek? Bununla bir ilgisi yoktur. Yani bunun partilerle bir ilgisi yoktur. Referandum bir anayasa değişikliği oylamasıdır. ‘Evet’ veya ‘Hayır’ diyeceğiz. Neden anayasa değişikliği hiçbir partiyi değil de hepimizi ilgilendirir? Çünkü anayasa hepimizin anayasasıdır. İktidarlar değişecek anayasa kalacak. Adı üstünde anayasa diğer yasalar gibi kolay değişmiyor” dedi.
“CAMİYE, ADLİYEYE, KIŞLAYA, OKULA SİYASET GİRMESİN”
Kılıçdaroğlu, “Biz niye ısrarla diyoruz ki; camiye, adliyeye, kışlaya, okula siyaset girmesin. Camiye her görüşten insanımız gidiyor. Siyaset girerse camiler bölünmez mi? Kışlaya hepimiz çocuklarımızı askere gönderiyoruz. Oraya da siyaset girerse ne olur; ordu darmadağın olur. Adliyeye siyaset girmesin diyoruz. Niçin? Hakim şöyle bakacak; ‘Bu bizim partiden onun lehine çalışayım. Öbür kişi bizim partiden değil diyecek’. Bunları düşünerek sandığa gideceğiz ve bunları düşünerek oyumuzu kullanacağız” ifadesini kullandı.
“BU BİR BAYRAK, VATAN VE MEMLEKET MESELESİ”
Kemal Kılıçdoroğlu, “Devlette bugün müsteşar olmak için 12 yıl devletin üst kademelerinde çalışmak gerekiyor. Yeni modelde Başkan isterse öğleden sonra herhangi bir arkadaşını, eğitimi hangi durumu ne olursa olsun Milli Eğitim Bakanlığı’na, Milli Savunma Bakanlığı’na, Maliye Bakanlığı’na atama yapabilir. Kimse de bir şey soramaz; çünkü bütün yetki onda. Sandığa giderken ‘Bütün yetkiyi verelim ona’ diyorsanız ‘Evet’ oyu kullanacaksınız. ‘Bu doğru değildir, devlette liyakat esası önemlidir’ diyorsanız gideceksiniz ‘Hayır’ oyu kullanacaksınız. Bunun partiyle bir ilgisi yok. Bu bir bayrak, vatan ve memleket meselesi. Olaya öyle bakacaksınız” diye konuştu.
“BİZDEN ÖZÜR DİLEMESİ LAZIM”
Türkiye’nin çıkarlarını düşünerek hareket etmek gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Dış politika milli olmak zorundadır. Bizim ülkemizin bir bakanı bir başka ülkeye alınmıyorsa, uçağı indirilmiyorsa, bir başka ülkeye giden bakan sınır dışı ediliyorsa burada hep beraber hareket edeceğiz. Bunun sağı, solu, ortası yok ki. Bu memleket bizim memleketimiz. Ama bu olayın referanduma bir gerekçe oluşturmasını doğru bulmuyoruz. Bunun referandumla ilgisi yok. Yani referandum olmasaydı biz tepki göstermeyecek miydik? Daha önce dönemin Enerji Bakanı heyetle Irak’a gitmek istedi, Irak kabul etmedi. Hiç kimse de bir şey demedi benim dışımda. Ben tepki gösterdim. O zaman da hükümet vardı. Niye kıyameti koparmadılar? Çünkü referandum yoktu. Eğriye eğri, doğruya doğru söylemek lazım. Hollanda ile ilişkilerin yumuşatılmaya çalışıldığını biliyorum. Ben bunu da doğru bulmuyorum. Bu ülkenin bakanını kabul etmemişse en hafif deyimiyle bizden özür dilemesi lazım” şeklinde konuştu.
“LAFLA DEVLET YÖNETİLMEZ”
Kılıçdaroğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Devleti yönetenlerin dillerine hakim olması lazım. Diline hakim olamayan devleti iyi yönetemez. Bu sadece bizim ülkemiz için değil, bizim tarihimizde de böyledir. Bir şey yapılacaksa söylersiniz ve yaparsınız. Şimdi bugünkü modele bakın. Fiili Başkanlık durumu var. Başkan var, Binali Bey usulen Başbakanlık görevini yapıyor. Başkan diyorki; ‘Münbiç’e gireceğiz’ ertesi gün plan değişiyor. Başkan diyor ki; ‘Rakka’ya gireceğiz’. Bir bakıyoruz hiçbir tarafa girildiği yok. Ben rahmetli Ecevit’ten örnek vermek isterim. Rahmetli Ecevit, Türk askeri Kıbrıs’a ayak bastıktan sonra çıktı Başbakanlığın kapısında; ‘Şuanda Türk askeri Kıbrıs’tadır. Barış Harekatı başlamıştır. Allah bu millete acılar göstermesin’diye bir konuşma yaptı. Devlet böyle yönetilir. Lafla devlet yönetilmez.”