Dolar 44,6119
Euro 51,6674
Altın 6.639,13
BİST 12.923,15
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 17°C
Az Bulutlu
İstanbul
17°C
Az Bulutlu
Çar 16°C
Per 13°C
Cum 10°C
Cts 13°C

‘BİZİM İÇİN BEKA, VARLIK VE BİRLİĞİMİZİN KİLİDİDİR’

‘BİZİM İÇİN BEKA, VARLIK VE BİRLİĞİMİZİN KİLİDİDİR’
07/03/2017 14:03 | Son Güncellenme: 07/03/2017 14:09
A+
A-

MHP Lideri Devlet BAHÇELİ TBMM Grup Toplantısında varlık ve beka meselesine değindi.“Siyasi ve fikri mücadelemizde milli bekanın savunulması ayrı, özel ve önemli bir yere sahiptir.
Bizim için beka, varlık ve birliğimizin kilididir.
Bizim için beka Türk’lük, Türk milleti, Türk vatanı, Türk bayrağı, Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Bekasız bağımsızlık olmayacağı gibi, geleceğe ulaşmak da mümkün değildir.
Üzerinde titrediğimiz bekamız çok yoğun tehdit altındadır.
Ve bu tehdit dalgası yıllar içinde birike birike, arta arta bugünlere kadar gelmiştir.
Geçmişte defalarca bu kapsamdaki kaygılarımızı milletimizle paylaştık.
Dileyenin ve talep edenin kolaylıkla erişebileceği partimizin arşiv kayıtları milli bekayla ilgili çok sayıda görüş ve düşüncelerimizi mahfuz tutmaktadır.
Bunlar arasında dikkat çekici açıklamalarımız özet halinde şunlardan ibarettir:
8 Mart 2006 tarihli basın toplantımızda, Irak’ta yaşanan gelişmelerin ve hükümetin bunlar karşısındaki tutumunun, Türkiye’nin güvenliğine, bekasına karşı açık ve yakın bir tehdit ve tehlike mahiyeti kazandığı uyarısında bulunmuştuk.
Geride kalan yıllar ve yaşanmışlıklar ne kadar haklı olduğumuzu net olarak tescillemiştir.
PKK’nın Kandil’den sonra Sincar’a yerleşip burayı ihanetinin merkezi yapma gayesi, peşmergenin bağımsızlık arayışı ve IŞİD’in hala Musul’dan sökülüp atılamaması bütünüyle ortadadır.
Oysaki Türkiye Misak-ı Milli’nin nabız atışının duyulduğu her yerde olmalı, her tarafta adını ve şanını gösterebilmelidir.
Ve de Kerkük ve Musul’un statüsü konusunda Türkiye’nin müdahil olması hususunda gereği neyse yapılmalıdır.
Geçen hafta Cuma günü peşmergenin PKK’yla çatışması ise şayet çıkarların uyumsuzluğundan değilse, kesinlikle tiyatrodur.
11 Ağustos 2009’da düzenlediğimiz bir basın toplantısında; milli bekanın devamında mutlaka gerekli ve zorunlu olduğuna inandığımız “tek vatan, tek devlet, tek millet, tek bayrak ve tek dil” ülkümüzü tartışmaya açacak gelişmelere sonuna kadar karşı çıkacağımızı söylemiştik.
Demiştik ki, çağdaş bir devlet olabilme, müreffeh ve medeni bir millet haline gelebilme, bireysel hak ve hukuka insaniyetin ulaştığı evrensel ölçülerde sahip olabilme hedefi elbette önceliklerimizdir.
Ancak demiştik, partimiz bu hedeflerin yanında ve üstünde bir anlayışla, milli değerlerin ve bekanın korunmasını vazgeçilmez varlık sebebi ve kutlu bir vatan görevi olarak telakki etmektedir.
Yine o tarihte, Türkiye’ye dayatılmaya çalışılan, kimliksiz ama demokrat, kişiliksiz ama özgür, birey olmuş ama milletsiz, vatandaş ama vatansız; içi boşaltılmış, değer taşımayan, geride kalan alt kimlik ve kültürlerine yeniden sığınmış ‘yitik toplum’ modelini kabul etmemizin mümkün olmadığını haykırmıştık.
26 Ağustos 2009 tarihinde, “Türk milletinin bekasına yönelik tehditler” hakkındaki düşüncelerimizi kısaca şu şekilde dile getirmiştik:
“Türkiye bölgedeki milli varlığına ve bekasına yönelik risklerle karşı karşıyadır.
Cumhuriyetimizin temeli olan, milli devlet ve üniter yapının tasfiyesi,
Milletimizin kimliksizleştirilmesi,
Yapay azınlıklar oluşturulması,
Alt kimliklerin sivriltilmesi ve
Bin yılda oluşan kardeşlik hukukunun zedelenmesine doğru ilerleyen bu çok vahim süreç beka düzeyinde tehditleri barındırmaktadır.
Bu vahim gidişatın devamı halinde, Türkiye Cumhuriyeti’ne yegane anlam kazandıran ve mevcudiyetine derinlik veren üç temel unsurdan;
Vatanını oluşturan coğrafyanın,
Beşeriyetini oluşturan milletin ve
İradesini temsil eden devletin bugünkü sınır, nüfus ve yapı ile devamı kesinlikle mümkün olmayacaktır.
Keşke yanılıp yanlışa düşseydik, fakat karşımızdaki bulanık ve bunalım döngüsü dünkü sözlerimizin ne denli isabet kaydettiğini ortaya koymuştur.
27 Mart 2012 tarihli TBMM grup toplantımızda; terörle mücadeledeki zafiyetin, bölücülüğe verilen siyasi kredilerin ve küresel hesaplara uydu olunmasının millet ve devlet bekası için önemli sıkıntılara yol açtığını ikazla belirtmiştik.
Milli bekamız içten ve dıştan olmak üzere iki ateş arasındadır.
Bu ateşin söndürülmesi, bu ateşi yakanların tamamen silinmesi Türkiye’nin yegane hedefidir.
Bu itibarla bekamızın kökünü kurutmak isteyenlerin azı dişini söküp nefeslerini kesmek Milliyetçi Hareket Partisi’nin her şartta destek olacağı milli diriliş ve silkiniş hamlesidir.
Beka oyuncak değildir, oyun değildir, şaka değildir, şarlatanların lütfuna, tesadüflerin akıntısına asla bırakılamayacaktır.
Nitekim beka Türkiye’dir, Türklüğün yüzyıllar içinde millet varlığı şemsiyesi altındaki maddi ve manevi kazanımlarıdır.
İşte bu yüzden, işte bu sebeple, işte bundan dolayı 16 Nisan’da Türklüğün bekası için evet diyeceğiz, bu ülke için yeminimiz var, vazgeçilmeyecek diyerek Türkiye’nin yanında duracağız.”