ERDOĞAN: YETKIM OLSA HSYK’YI YARGILARDIM!
Başbakan Erdoğan “Şimdi soruyorum, peki bu HSYK’yı kim yargılayacak? Öyle bir yetkim olsa anında yargılayacağım. Kim yargılayacak biliyor musunuz? Millet yargılayacak.” dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Şimdi ben buradan suç duyurusunda bulunuyorum. HSYK, onlar da burada suç işlediler. Onlar da ne yaptılar? Adli kollukla ilgili bir taraftan Danıştayda bir dava sürerken, onlar o davanın sürdüğü esnada kalkıyorlar, bir açıklama yapıyorlar ve bu açıklamayla Anayasa’nın 138’inci Maddesine aykırı hareket ediyorlar. Şimdi soruyorum bu HSYK’yı kim yargılayacak? Kim yargılayacak biliyor musunuz? Millet yargılayacak” dedi.
Erdoğan, Sakarya Üniversitesi Kültür Merkezi’nde, teknokent binası ile yapımı tamamlanan tesislerin açılışı ve fahri doktora tevdi törenine katıldı.
Sakarya Üniversitesinin başarılarının, geleceğe yönelik çok farklı, nitelikli, inançlı, kararlı bir nesli yetiştirmek suretiyle ülkenin yarınlarını aydınlatacağına inandığını ifade eden Erdoğan, bütün bu olumlu gelişmelerin, olumsuzluktan, bataklıktan yani istikrarsızlık ve güvensizlik ortamından kazanç sağlayanları, fırsatçıları rahatsız ettiğini söyledi.
Türkiye’nin 30 yıldır terörle mücadele ettiğini belirten Erdoğan, “Biz ülke olarak bu meseleyi çok konuştuk. Her gün yüreklerimiz yandı, her gün acılar yaşadık, her gün ‘bu terörü nasıl bitiririz, nasıl sona erdiririz’ diye münakaşalar, istişareler yaptık. Ama terör, biz çözüm sürecini hayata geçirene kadar bitmedi. Hem can almaya hem de Türkiye’ye ağır faturalar ödetmeye devam etti” diye konuştu.
Daha partilerini kurarken terör meselesi konusunda teşhislerini de ortaya koyduklarını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:
“Terörün bir tek güvenlik tedbirleriyle çözülemeyeceğinin altını çizmiştik. Yeterli değil. Bunun yurt içinde ekonomik boyutu var, sosyolojik boyutu var, psikolojik boyutu var, diplomatik boyutu var, bütün bunları anlatmıştık, kültürel boyutu var. Ama en önemlisi de terörün uluslararası bazı rant çevrelerini zengin eden bir boyutunun olduğunu da defalarca ifade etmiştim. Terör varsa silah satabiliyorlar, terör yoksa bu kadar silah satamazlar.
Dün çok enterasan, Libyalı bir dostum yanımdaydı. Gece uzunca dertleştik. Bir ifade kullandı bana, ne dedi biliyor musunuz? ‘Şu anda Libya’da 22 milyon silah var’ dedi. Halkta olan silahı konuşuyorum, orduyu konuşmuyorum. Libya’nın nüfusu ne biliyor musunuz? 6 milyon. Bu ne demektir? Libya her an Allah göstermesin, çok ciddi bir tehdit altında. Yani orada herhangi bir fitilin ateşlenmesinde, Libya şu anda güya ‘demokratikleşmeye geçiyoruz’ diye düşündükleri dönemde birçok şeyi tamamıyla kaybedebilir. Onun için terör varsa mesela turist Türkiye’ye gelmez, başka yerlere kaçar. Terör varsa istikrarsızlık oluyor, güven ortamı zedeleniyor ve faiz yüksek kalıyor. Faizden kazanıyorlar. Yani meselenin içerideki ekonomik, siyasal, kültürel, sosyal boyutlarını çözseniz, diplomatik boyutlarını çözseniz bile bir de bu bataklıktan beslenenler boyutunu çözmeniz gerekiyor.”
-“Önümüzde iki seçenek var”
Türkiye’nin bugün böyle bir yol ayrımına geldiğini anlatan Erdoğan, “Önümüzde çok net olarak iki seçenek var. Ya eski Türkiye devam edecek, Türkiye kaybedecek birileri kazanacak ya da yeni Türkiye kurulacak, Türkiye kazanacak işte o birileri kaybedecek. Şu anda Türkiye’nin önünde böyle bir tercih, böyle bir seçenek var” dedi.
Başbakan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
“Eski Türkiye ile devam edersek nelerin olacağını herkes az çok tahmin edebiliyor. Zira bu ülkede hemen her nesil eski Türkiye’yi gördü, yaşadı, tecrübe etti. Eski Türkiye yüksek faiz, yüksek enflasyon, belirsizlik, rant ekonomisi süreçleriyle devam etmek anlamına geliyor. Eski Türkiye bu. Eski Türkiye yeniden yasaklarla, baskılarla, yolsuzlukla, içeride ve dışarıda acziyetle yola devam etmek anlamına geliyor. Eski Türkiye iddiası olmayan, ideali olmayan, hedefleri olmayan, geçmişte olduğu gibi boynu bükük bir halde itibarı zedelenmiş bir şekilde dünya sahnesinde yer almak anlamına geliyor. Aynı zamanda eski Türkiye gündemi belirlenen bir Türkiye’dir ama yeni Türkiye gündem belirleyen bir Türkiye’dir. Eski Türkiye birilerinin çok paralar kazandığı ama milletin kaybettiği, ülkenin kaybettiği, çarpık sistemin devamı anlamına geliyor. Bunun karşısında yeni Türkiye ise istikrar, güven içinde büyüyen, 2023 hedeflerine doğru kararlılıkla ilerleyen bir Türkiye anlamına geliyor. Yeni Türkiye, yasaklarından tamamen kurtulmuş, yolsuzlukla mücadelesini cesaretle sürdüren, yoksulluğu daha da azaltmış, özgür, bağımsız, herkesin birbiriyle hoşgörü içinde, kardeşlik içinde yaşadığı bir ülke anlamına geliyor.”
Son zamanlarda yolsuzluk adı altında başlatılan operasyonların yeni Türkiye’yi inşa etmenin önüne çıkarılan bir engelleme olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Burası çok anlamlıdır, bununüzerinde iyi durulması lazım. Birçok şeyler yavaş yavaş gündeme gelecek, hepsi ortada. Burada yolsuzluğa bulaşmış olanlar varsa bunlar zaten ortaya çıkar. Eğer devletin malını, kalkıp da yetimin malını birileri kalkıp da hakikaten alıyor, söğüşlüyorsa onun hesabını önce biz sorarız. Ancak şunu da ortaya koyayım, ‘İftira at, tutmazsa iz bırakır mantığıyla olmayan şeyleri olmuş gibi gösterenleri de kusura bakmayın ifşa etmek bizim görevimizdir” değerlendirmesinde bulundu.
-“Suç duyurusunda bulunuyorum”
Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
“Meydanda da söyleyeceğim ama burada da söylemem lazım. Örneğin, şu anda bazı medya organlarına gizlilik esaslı olan dosyaları servis eden, burada hukuk hocalarımız var, öğrencilerimiz var, hukukun neresinde yazıyor böyle bir şey? İşte buyurun akşam başsavcı, savcının bunu nasıl servis ettiğini açıkladı. Şimdi ben buradan suç duyurusunda bulunuyorum. Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu, onlar da burada suç işlediler. Onlar ne yaptılar? Adli kollukla ilgili bir taraftan Danıştayda bir dava sürerken, onlar o davanın sürdüğü esnada kalkıyorlar, bir açıklama yapıyorlar ve bu açıklamayla Anayasa’nın 138’inci Maddesine aykırı hareket ediyorlar. Şimdi soruyorum, peki bu HSYK’yı kim yargılayacak? Öyle bir yetkim olsa anında yargılayacağım. Kim yargılayacak biliyor musunuz? Millet yargılayacak.
Son günlerde iki şey söyledim, ‘ya millet ya zillet’ dedim. Şimdi burada milletin maşeri vicdanı çok önemli. Olmayan şeyi varmış gibi göstermek, bunun üzerinden medyaya baskı yaparak veya medyaya servis yaparak masum insanları, bu ülkenin tertemiz iş adamlarını, girişimcilerini zan altına sokmaya kimsenin hakkı var mı? Şahsım da dahil olmak üzere bakan arkadaşlarım dahil olmak üzere. Diyelim ki bir vakıf hizmeti yapacaklar bu vakıf hizmeti nedeniyle yaptıkları hizmetlerde şahsı ile alakalı yok, yüksek tahsil öğrenci yurdu vs. bunlarla ilgili tahsislere yönelik, bunlar yasal yapılmış olan iş derken, bunları dahi suç olarak ilan edecek kadar maalesef seviyesiz, karakter yoksunu insanlar var.”
Erdoğan, “Hukuk başka bir şeydir, kanun başka bir şeydir. Biz hukuktan yanayız, kanundan yana değil. Eğer kanun hukuka ters düşüyorsa orada sıkıntı vardır. Demek ki burada eksikler var, bizim de eksiğimiz var. Eğer kanun hukuk ile bütünleşebiliyorsa orada hak tecelli eder, bütünleşmiyorsa oraya nefsi bazı iradeler mütecaviz, tecavüz ediyorsa orada çok ciddi sıkıntılar var demektir” değerlendirmesinde bulundu.
-“Gereği yapılır”
Başbakan Erdoğan, Sakarya Üniversitesinden ayrılışında gazetecilerin Danıştayın, Adli Kolluk Yönetmeliğine ilişkin kararına ilişkin sorusu üzerine “gereği yapılır” dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “11 yıl boyunca ekonomide, demokratikleşmede dış politikada, sosyal hayatta Türkiye’yi ilklerle tanıştırdık, rekorlarla buluşturduk. Tarihi nitelikte reformlarla Türkiye’yi çok farklı bir konuma yükselttik” dedi.
Başbakan Erdoğan, Sakarya Üniversitesi Teknokent Binası ile yapımı tamamlanan diğer tesislerin açılışı ve fahri doktora tevdi töreni için Sakarya Üniversitesi Kültür Merkezine gelişinde Rektör Prof. Dr. Muzaffer Elmas tarafından karşılandı. Kültür merkezi girişinde üniversitenin güneş enerjisiyle çalışan araçlarını inceleyen Erdoğan, bu araçlarla çeşitli yarışlara katılan öğrencilerle de sohbet etti.
Prof. Dr. Elmas, Sakarya Üniversitesi, açılışı yapılacak Teknokent Binası hakkında bilgi verdi ve Başbakan Erdoğan’a tevdi edilecek fahri doktora unvanına ilişkin üniversite senato kararını okudu.
Elmas, Erdoğan ve ekibinin yaptıklarıyla halkın ülke içinde ve dışında hareket alanını genişlettiğini belirterek, “Bunu yaparken pek çok engelle karşılaştınız, verdiğiniz mücadele, kararlılık ve dünya lideri vizyonunuzla bu engelleri aştınız. Bundan sonra da aşacağınıza yürekten inanıyorum. Dualarımız sizinle” dedi.
Prof Dr. Elmas, Erdoğan’a, hattat Orhan Altuğ tarafından hazırlanan Recep Tayyip Erdoğan’ın celi sülüs hattıyla yazılmış tablosunu takdim etti.
-Fahri doktora verilmesi
Başbakan Erdoğan da törende yaptığı konuşmada, fahri doktora için Sakarya Üniversitesine teşekkür etti. Sakarya Üniversitesi teknokent binası ile hukuk, fen edebiyat fakültesi, Ortadoğu Araştırma Enstitüsü binalarının da üniversiteye ve öğrencilere hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, teknokentin 2010’da faaliyete geçtiğini ve şu an itibariyle 51 girişimcinin faaliyet gösterdiğini anlattı.
Gelecek aylarda teknokentin kapasitesinin tam doluluğa ulaşacağını, yazılım, elektronik, makina alanlarında çok başarılı işler yapılacağına gönülden inandığını vurgulayan Erdoğan, 7,5 milyon liralık yatırımın hayırlı olmasını diledi.
Erdoğan, bugün üniversitedeki programın ardından Sakarya Kent Meydanında bakanlıkların, belediyelerin yapımını tamamladığı 528 milyon liralık yatırımın da resmi açılışını gerçekleştireceklerini anımsattı.
Dün Bakanlar Kurulu’nda yapılan değişiklikle Sakarya Milletvekili Doç. Dr. Ayşenur İslam’ın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olarak görevlendirildiğini hatırlatan Başbakan Erdoğan, “Ayşenur Hanımın 81 vilayetimize ve Sakaryamıza çok büyük hizmetler kazanadıracağını umuyorum. Bu gelişmenin de hem Sakarya’ya hem de ülkemize hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.
-“Türkiye’yi ilklerle tanıştırdık”
Başbakan Erdoğan, Türkiye geride bıraktığı 11 yıl içinde her alanda gerçekten önemli ilerlemeler kaydettiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:
“11 yıl boyunca ekonomide, demokratikleşmede dış politikada, sosyal hayatta Türkiye’yi ilklerle tanıştırdık, rekorlarla buluşturduk. Tarihi nitelikte reformlarla Türkiye’yi çok farklı bir konuma yükselttik. Burada Sakarya Üniversitemizde, 11 yılda elde ettiğmizi bu başarıların en temel formülünü bir kez daha hatırlatmak bu formül üzerinde bir kez daha durmak istiyorum. İki sır kavram ve kelime, istikrar ve güven. Hiç kuşkusuz bu 11 yılın en temel formülü bu iki sır kelimedir. Türkiye’nin yakın tarihine baktığınızda istikrar ve güvenin var olduğu, güçlü olduğu dönemlerde Türkiye’nin büyük atılımlar gerçekleştirdiğini net olarak görüyoruz.
1950-1960 döneminde, 1980’li yıllarda Türkiye istikrar ve güven zemininde tarihi başarılar elde etmişti. Öte yandan koalisyon dönemlerinde, müdahale dönemlerinde, tek partili istibdat dönemlerinde Türkiye’nin her alanda kan kaybettiğini, enerjisini, heyecanını, kaynaklarını yitirdiğini yerinde saydığını ya da geriye gittiğini görüyorsunuz.”
-“Eğer bir kaybeden varsa biliniz ki bir de kazanan vardır”
“Mevcut uluslararası sistemde, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler söz konusu olduğunda eğer bir kazanan varsa biliniz ki bir de kaybeden vardır, eğer bir kaybeden varsa biliniz ki bir de kazanan vardır” diyen Erdoğan, Türkiye’nin kaybettiği dönemlerde birilerinin muhakkak kazandığını, Türkiye’nin kazandığı, büyüdüğü, ilerlediği, istikrar ve güvene kavuştuğu dönemelerde de birilerinin kaybettiğini anlattı.
Faizin bu noktada en somut örneklerden biri olduğunu dile getiren Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir ülkenin borçlanmada kullandığı faiz oranları yüksekse o ülke kaybediyor, o ülkeye borç verenler de yüksek miktarlarda kazanıyor demektir. 2002 yılında Türkiye bütçesinin yüzde 45’ini faiz ödemesine ayırıyordu, şu anda bütçenin yüzde 13’ünü faiz ödemelerine ayırıyor. Eğer faizler 2002 yılındaki seviyesinde kalsaydı Türkiye sadece faiz yoluyla 642 milyar lira kaybedecekti. Eski rakamla 642 katrilyon. 11 yılda sadece faizleri düşürmenin Türkiye’ye kazandırdığı miktar bu 642 katrilyon lira olmuştur. Bunun çok büyük rakam olduğunu Türkiye’nin neredeyse 2 yıllık bütçesine denk rakam olduğunu özellikle hatırlatmak isterim.”
-“10 yıla 17 bin bölünmüş yol sığdırıyoruz”
Erdoğan, Marmaray’ı 5,5 milyar liraya tamamladıklarını belirterek, 11 yılda faizleri düşürmek süretiyle 117 Marmaray yapacak kadar ülkeye kaynak kazandırdıklarını anlattı.
Tasarruf ettikleri bu parayla yollar yaptıklarını dile getiren Erdoğan, “Cumhuriyet tarihinde, 79 senede 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol yapıyorsun, ama biz 10 yıla 17 bin kilometre bölünmüş yol sığdırıyoruz. Neyle, işte bu paralarla. Okullar, üniversiteler inşa ettik, konutlar barajlar inşa ettik, güçlü sosyal politikalar uyguladık. Türkiye 11 yılda 642 milyar lira kazanırken, birileri de 642 milyar lira kaybetmiş oldu. Bu büyük miktarda parayı kaybedenleri istikrarlı, güvenli bir Türkiye istemeleri asla mümkün değildir. İstikrar ve güvenin sağlam olduğu bir ülkede faizler düşer, enflasyon düşer, üretim, istihdam, ihracaat artar, refah artar” şeklinde konuştu.
Başbakan Erdoğan, ekonomi tahsili gördüğünü ve başarının sırrı olarak “emek, istihdam, üretim, tüketim” kavramlarının öğretildiğini ifade ederek, “Ben de diyorum ki; hayır, aslında başarının tek sırrı insandır” dedi.
İstihdam, tüketim, üretim gibi kavramların insanın türevi olduğunu, insan yoksa bu kavramların da olmayacağını aktaran Erdoğan, “Yatırımı yapmamız gereken insandır. Orada kaliteyi artırmak bu bizim için çok önemli. Onun için Sakarya Üniversitemizin başarıları geleceğe yönelik çok farklı bir nesli, nitelikli, inançlı, kararlı bir nesli yetiştirmek suretiyle ülkemizin yarınlarını aydınlatacaktır” ifadelerini kullandı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Bir savcı adliyenin önünde basın mensuplarına bildiri dağıtır mı ya? Böyle birşey olabilir mi? Ve böyle bir savcı, bizim için adaletin yüz karasıdır, yüz karası. Sen nasıl böyle bir şey yapabiliyorsun? Sen nasıl kalkarsın da orada çıkıp adliyenin önünde, adalet sarayının önünde bildiri dağıtırsın? Bunu başkaları yapıyor. Demek sende de bu tür esintiler var. Böyle kalmış bazı esintiler var. Bunun tabii ki milletim, kararını en güzel şekilde verecektir. İnanıyorum ki bu konuyla ilgili de burada suç duyurusunu yapıyorum. HSYK, sen bu zatla ilgili ne yapıyorsun veya ne yapacaksın” diye konuştu.
Erdoğan, Sakarya Üniversitesi Kültür Merkezi’nde, teknokent binası ile yapımı tamamlanan tesislerin açılışı ve fahri doktora tevdi törenine katıldı. Başbakan Erdoğan, burada yaptığı konuşmada ”olmamış şeyler varmış gibi gösterilirse, örneğin Enerji Bakanlığımızda mesela termik santralleri filanca filancaya verildi. Eline diline dursun ya. Henüz böyle bir ihale dahi yapılmadı. Böyle bir verme işlemi yok. Bakanım yapacak gerçi açıklamasını. Şu anda hepsinin tarihleri açıklanmış, 2014 içerisinde yapılacak ihaleler bunlar. Neye göre sen bunu ‘verildi’ diyorsun? Bunu sen neye göre bu şekilde açıklayabiliyorsun. Buna benzer baştan aşağı safsata” değerlendirmesinde bulundu. Erdoğan, şözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir savcı adliyenin önünde basın mensuplarına bildiri dağıtır mı ya? Böyle birşey olabilir mi? Ve böyle bir savcı, bizim için adaletin yüz karasıdır, yüz karası. Sen nasıl böyle bir şey yapabiliyorsun? Sen nasıl kalkarsın da orada çıkıp adliyenin önünde, adalet sarayının önünde bildiri dağıtırsın? Bunu başkaları yapıyor. Demek sende de bu tür esintiler var. Böyle kalmış bazı esintiler var. Bunun tabii ki milletim, kararını en güzel şekilde verecektir. İnanıyorum ki, bu konuyla ilgili de burada suç duyurusunu yapıyorum. HSYK, sen bu zatla ilgili ne yapıyorsun veya ne yapacaksın? Burası çok önemli. Tabii bizim iki özelliğimiz var, hem yasamayız hem yürütmeyiz. Ben şuna inanıyorum; ‘egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, egemenlik kayıtsız şartsız yargının değildir.’ Ama kalkıp yargı, ‘egemenlik kayıtsız şartsız benimdir diyorsa’ bunu da bilelim. O zaman da adımlarımızı ona göre atarız. Yeni Türkiye’de ‘egemenlik kayıtsız şartsız yargının olamaz’, eskisinde de yenisinde de ‘egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.’
-Türkiye iki seçenekten birini tercih edecek
Başbakan Erdoğan, dünyada iddiası olan, itibarı olan, süreçlerde aktif rol alan, küresel meselelerde söyleyecek sözü olan her zaman hakkı savunan, adaleti savunan bir ülke olmak için ‘yeni Türkiye’ dediklerini belirterek, şöyle konuştu:
“Tekrar ediyorum. Türkiye şu anda işte bu tercihi yaparak bu iki seçenekten birini tercih ederek yoluna devam edecek. Ya eski Türkiye’ye dönüş yapılacak ya da yeni Türkiye’nin inşaası hız kazanacak. Bakın ben önceki gün yaşadığımız süreci yeni Türkiye’nin ‘istiklal mücadelesi’ süreci olarak tanımladım. Zira şu anda yeni Türkiye ideali, eski Türkiye ve onun destekçileri tarafından çok ciddi bir saldırıya maruz kalmış durumda. Eski Türkiye’nin siyaseti, yeni Türkiye karşısında direniyor. Eski Türkiye’nin alışkanlıkları, yeni Türkiye karşısında direniyor. Eski Türkiye’yi özleyenler, eski Türkiye’den ciddi manada rant devşirenler şu anda yeni Türkiye karşısında direniyor. Yeni Türkiye’ye karşı hem içeride direniş var hem dışarıda direniş var. Ama bu direniş emin olun son direniştir. Son kez saldırıyorlar. Son kez ellerindeki tüm imkanları, tüm kozları, tüm güçlerini sahaya sürüyorlar. Son bir taarruz yapıyorlar. Son bir huruç hareketine yelteniyorlar. Allah’ın izniyle, milletimizin desteğiyle biz bu direnişi de yerle yeksan edecek, bu taarruzları gögüsleyecek inşallah eski Türkiye’nin kapısını tamamen kapatacağız. ”
Erdoğan, 11 yıldır ülkenin istikametini milletin çizdiğini belirterek, “Yeni Türkiye’de de istikamet çizen sadece millet olacak” dedi.
“Bakın defalarca ifade ettim. Sergilenen direnç ve yapılan taarruzlar sadece benim şahsıma, sadece partime, sadece hükümetimize yönelik değildir. Direnç ve saldırı, topyekün milli iradeyi, topyekün milleti, siyaset kurumunu, topyekün Türkiye’nin istikbalini ve istiklalini hedef almaktadır” diye konuşan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Altını kalın çizgilerle çiziyorum. Bugün bizim partimize, bizim hükümetimize yönelen bu saldırı, Allah korusun başarıya ulaşacak olsa, herkes bilsin ki yarın aynı saldırı bir başka partiye, bir başka hükümete yönelik olarak yine tekrarlanacaktır. Çünkü burada rant var. Bu saldırı başarısız olursa, Türkiye’de siyaset, milli irade, sandık bundan sonra hiçbir zaman tehdit edilmeyecek, milletin iradesi hiçbir zaman yara almayacaktır. Kardeşlerim; Türkiye’de meşruiyetin kaynağı millettir. Millet dışında, milletin iradesi dışında hiçbir meşruiyet kaynağını kabul etmiyoruz. Çok açık söylüyorum. Eğer milletimiz, bize ‘git’ derse gideriz. Hiç burada tereddüt yok. Çünkü bizim saygı duyduğumuz makam orasıdır. Ama millet ‘kal’ derken birilerinin ‘git’ demesine de hiç ama hiç kulak asmayız.
Biz milletin emanetine sımsıkı sahip çıkacağız. İnanıyorum ki milletimiz de kendi iradesine sımsıkı sahip çıkacak. Bu süreçten millet olarak, ülke olarak çok daha güçlenmiş olarak çıkacağız. Emin olun birçok engelin artık ortadan kalktığı, birçok tehdidin ortadan kalktığı, anlamsız dirençlerin yok olduğu umut verici bir süreçte 2023’e ilerleyeceğiz. Faiz lobisi kaybedecek, yine söylüyorum, terör lobisi kaybedecek, Türkiye ekonomisi kazanacak, kardeşlik kazanacak. Bu arada kaos lobisi kaybedecek, inşallah istikrar ve güven zemini pekişecek.”
-Savunma sanayindeki atılımlar
2012’de sadece 2 teknoparklarının bulunduğunu hatırlatan Erdoğan, şu anda 37’si faal olmak üzere 52 teknoparkın olduğunu söyledi.
Teknoparkların şu ana kadar 900 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdiğine işaret eden Erdoğan, bunların üniversite sanayi işbirliğiyle olduğunu, 735 tane küresel ölçekte dikkat çeken projeye destek sağladıklarını bildirdi.
TÜBİTAK’ın tarihinin en parlak ve en faal dönemini yaşadığını ifade eden Erdoğan, 4 bin firmanın 8 bin projesinin TÜBİTAK tarafından 2,5 milyar liralık bir kaynakla desteklendiğini söyledi.
Savunma sanayinde milletçe herkesi gururlandıran gelişmelere şahit olduklarını anlatan Erdoğan, şunları belirtti:
”2011’de ilk yerli uydumuz RASAT’ı biliyorsunuz ki uzaya göndermiştik. RASAT’ın iki boyutlu Türkiye haritası tamamlanmak üzere ve yakında internet üzerinden kullanıma sunulacak. GÖKTÜRK-2 uydumuzu biliyorsunuz uzaya fırlattık ve görüntü almaya başladık. ALTAY tankımız, ATAK helikopterimiz, ANKA insansız hava aracımız, MİLGEM projelerimiz başarılı bir şekilde ilerliyor. Herhalde bugün gazetelerde okumuşsunuzdur, ‘HÜRKUŞ’ adını verdiğimiz ilk milli uçağımız bu yıl uçuşlara başladı. Dün HÜRKUŞ uçağımızın seri üretimi ile ilgili anlaşma imzalandı. Bunun yanında milli savaş uçağımızın ilk kavramsal tasarımları da tamamlandı. ‘KİRPİ’ adını verdiğimiz askeri araçları, seyir füzelerini, tank savar füzelerini, güdümlü roketleri kendimiz üretir hale geldik. ‘HİSAR’ adını verdiğimiz füzelerin ilk atış denemelerini yaptık. Cumhuriyet tarihimizde ilk kez bir piyade tüfeğinin tasarımı yapıldı, üretimine başladık.
-”Kaydettiğimiz gelişmeler Türkiye’ye son saldırıyı açıklamaya yetiyor”
2023 için bu alanda daha büyük hedeflerinin olduğunu belirten Erdoğan, kendi uydusunu uzaya fırlatabilen, kendi uçaklarını, denizaltılarını imal eden, dünyaya teknoloji ihraç eden Türkiye’ye doğru emin ve kararlı adımlarla yürüdüklerini vurguladı.
Erdoğan, ”Sadece savunma sanayinde sadece bilim ve teknolojide kaydettiğimiz bu gelişmeler bile işte Türkiye’ye yönelik son saldırıyı açıklamaya yetiyor. Bakın dikkat edin son saldırıda demiryolu var, niye yüksek hızlı treni yaptık ya onun için. İnanın bunlar bizi hala eski kara tren, katar, bunlarla gidin gelin, yük vagonlarının içinde ikinci üçüncü sınıf vatandaş olarak gidin gelin, bizi bununla görmek istiyorlar. Bunlar yüksek hızlı trenle yaşayan bir Türkiye, bir Türk evladı görmek istemiyorlar. Onun için çılgına döndüler ve orayı hemen öne sürdüler” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin 11 yıl önce savunma ihtiyaçlarının yüzde 80’ini yurt dışından karşılarken, kendilerinin şu anda bu oranı yüzde 50’ye kadar çektiklerini vurgulayan Başbakan Erdoğan, ”2023 itibariyle de savunma ihtiyaçlarımızın en az yüzde 80’ini yerli milli kaynaklarla karşılıyor olacağız, bütün bunlarla birlikte tabi özgüven içinde 76 milyon hep birlikte inşallah güzel yarınlara ulaşacağız” dedi.
Sakarya Üniversitesine, şahsına tebliğ ettikleri fahri doktora ünvanı için teşekkür eden Erdoğan, teknopark ve diğer eserlerin üniversiteye, Sakarya’ya hayırlı olmasını diledi.
Üniversitenin bütün mensuplarına, hocalarına, öğrencilere, eğitim öğretim dönemlerinde başarılar dileyen Erdoğan, ”geleceğiniz, geleceğimiz aydınlık olsun” diyerek sözlerini tamamladı.
AA