DAMARI CATLAMIŞLAR AKILLI OLUN
Davanın kutsiyetini kavrayamayan soytarılar yanlışta ısrarcı olurlarsa sıfatları alındığında akvaryumdan çıkmış balık gibi olurlar” şeklinde konuşan Çetin şunları söyledi:
“Ülkü Ocaklarında yetiştim. Ülkücüyüm. Müslüman Türk’üm. Türk Milliyetçisiyim…Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin; Ülkesi ve Milletiyle Bölünmez bütünlüğünü korumak için çalışan, Büyük Türk Milletini güçlü, bölgesinde lider, sözü dinlenir bir Devlet ve Millet haline getirmek isteyen, bu gücü oluşturduktan sonra, çevremdeki ve Dünyadaki Türk Milleti’ne mensup olduğunu ve Allah’a şükür Müslümanım diyenlere yardımcı olmak için, nihai hedefi ilây-ı Kelimetullah, Nizam-ı Âlem olan bir fikrin siyasi organizasyonu, Milliyetçi Hareket Partisi’nin mensubu oldum.
Liderim; Devlet Bahçeli. Liderimle birlikte, ilkelerimize, Türk Milliyetçiliği çizgimize uygun, Partimin iktidarı için çalışıyorum”
İktidar yolunun seçim sandığından geçtiğine inandığını ifade eden Şevkat Çetin “İktidar olabilmek için Milletimizin sevgi ve güvenini kazanıp, seçimlerde sandıkta bizi tercih eden oya dönüştürmeliyiz. Bunun için emek veriyor, bir oy daha kazanabilmek için koşturuyoruz.
İnsanlarımızın sevgisini, saygıya… Saygısını güven duygusuna dönüştürerek doğru insanlarla, doğru işler yapmaya çalışıyoruz. Yanlış insanları uyarıyoruz. Uyarıya rağmen pervasızlıkta ısrarcı olanları da Kurumumuzun ilkeleri, teamülleri ve yetkililerin yetkileri çerçevesinde ikaz edilmesini de uyguluyoruz” dedi.
Nüfuz ticaretini meslek edinmiş, Ülkücüleri ırgat gören Hasatçılar’ın Haşat olacağını da söyleyen Çetin, “Siyasi hasatı hesaplayanlar; hırsız ev sahibini bastırırcasına edep, adap, nezaket dışı, şerefsizce davranmaya devam ediyor ve ar damarı çatlamışçasına arsızlaşıyorsa. Hasat bekleyenler hep Haşat olmuştur.
Bu hareket dualıdır. Bu dava kutsaldır. Davanın kutsiyetini kavrayamayan soytarılar yanlışta ısrarcı olurlarsa sıfatları alındığında akvaryumdan çıkmış balık gibi olurlar.” Şeklinde konuştu.
Çetin konuşmasının son bölümünde şu görüşlere yer verdi: “Milliyetçi Ülkücü Hareketin kurum ve kuruluşları dışında hiçbir kurum ve kuruluşun kullandığı veya bordrolusu olmadım.
Olanları da sevmedim. Saygıda duymadım. Beni var eden Ocağıma, Siyasi organizasyonuma ihtiyaç hissedildiği sürece; bilgim, becerim ölçüsünde hizmet etmeye çalıştım ve çalışıyorum. Ülkücü duruşumu, Ülkücünün sorumluluğunu bilerek yaşamımı sürdürmeye çalışıyorum. Her Ülküdaşım gibi ben de; Devletimizin Ülkesi ve Milletiyle bölünmez bütünlüğü için; Ömrümün en güzel yıllarını bedel olarak ödedim. Bizim olan kurumlarımızın, dişimiz, tırnağımızla kazandığımız saygınlığını, güvenilirliğini sarsmamak ve sarstırmamak hepimizin görevi. Görevimiz başarılı olmamızı gerektiriyor.
Hizmetlerimizin bireysel çıkar hesapçıları tarafından çar-çur edilmemesi gerekiyor. Sıfatlarımızı kullanırken; keyfilikten, ahbap- çavuş ilişkisinden kaçınmamız gerekiyor. Şerefimize leke sürmeden, Şerefli olmamız gerekiyor. Şerefsizlik yapıp, hırsızın ev sahibini bastırma adiliğinin tutmayacağının bilinmesi gerekiyor.
Minareyi çalanın kılıfını hazırlaması zor… Yanlış bilinir, görülür.. Ülkücü Hareketin tarihinde Hiç kimsenin ama hiç kimsenin şerefsizliği o kişiye saygınlık madalyası olmamıştır. Şerefsizliği ile anılıp, lanetlenmiştir.
Günü gelince de çiğnenmiştir. Akıllı olun… Ülkücülerin aklıyla alay etmeyin. Eline, diline, beline sahip olamayanın sahibi de başkası olur. Başkasına hizmet edenin, bize de zararı olur. Bunların bilinmesini istedim. Bildiklerinizi bildiğimizi gereğinin yapılacağını söylemek istedim”