Dolar 44,3671
Euro 51,4237
Altın 6.341,37
BİST 12.819,34
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Az Bulutlu
İstanbul
13°C
Az Bulutlu
Cum 19°C
Cts 16°C
Paz 13°C
Pts 12°C

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı Konuşmas

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı Konuşmas
26/03/2026 17:01
A+
A-

# Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı Konuşması

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda, hem Türkiye’nin iç meselelerine dair hem de Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Orta Doğu’daki Gerilim

 

Erdoğan, Orta Doğu’da yaşanan gerilim hakkında yaptığı açıklamada, İsrail’in bölgedeki politikalarını eleştirdi. “Siyonizm bölgemizi hedef alıyor” diyen Erdoğan, Netanyahu hükümetinin İran ve Lübnan’a yönelik stratejilerine değindi. “Savaş İsrail’in savaşı olmakla birlikte ortaya çıkan ağır faturanın bedelini önce Müslümanlar sonra da tüm insanlık ödemektedir” şeklinde konuşan Erdoğan, İsrail’in Mescid-i Aksa’yı kapatma kararına sert tepki gösterdi.

Türkiye’nin Ekonomi ve İç Politikasına Dair Açıklamalar

 

Ekonomi konusuna da değinen Erdoğan, “Dönemsel ya da küresel şoklar sebebiyle ortaya çıkan arızi durumlar bizi hedeflerimizden alıkoymayacaktır” ifadeleriyle ekonomik istikrar vurgusunda bulundu. Türkiye’nin güçlü bir şekilde ayakta kalacağını belirterek, “Nice kifayetsiz muhteristen yediği darbelere rağmen yıkılmayan, kaya gibi sağlam duran bir Türkiye gerçeği var” dedi.

Ramazan Ayı ve Dayanışma Çalışmaları

 

Ramazan ayı boyunca gerçekleştirilen yardım ve dayanışma faaliyetlerinden bahseden Erdoğan, teşkilatın bu süreçte gösterdiği özverili çalışmaları takdirle karşıladı. “81 vilayetimizde rahmet ve bereket mevsiminin manevi atmosferini milletimizle birlikte yaşadık” diyerek, Ramazan boyunca düzenlenen iftar ve sahur programlarının önemini vurguladı.

Türkiye’nin Orta Doğu Politikası

 

Orta Doğu’daki gelişmelerle ilgili olarak, Türkiye’nin barış ve istikrar yanlısı politikalar izlediğini belirten Erdoğan, “Biz bölgemizin her karışında barışın, adaletin ve istikrarın tesisinden yanayız” dedi. Türkiye’nin, bölgedeki ihtilafları çözme ve barışı sağlama konusundaki kararlılığını yineledi.

İsrail ve Filistin Meselesi

 

Erdoğan, İsrail’in Mescid-i Aksa’daki uygulamalarına karşı İslam dünyasının tepkisinin önemli olduğunu belirtti. “Kudüs-ü Şerif’i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak insanlığı savunmaktır” diyerek, Türkiye’nin bu konuda üzerine düşenleri yapmaya devam edeceğini söyledi.

Türkiye’nin Gelecekteki Rolü

 

Son olarak Erdoğan, Türkiye’nin doğru bir dış politika izlediğini ve bu politikaların hem ülke içinde hem de uluslararası arenada takdir edildiğini ifade etti. “Kimse bu Türkiye’ye diz çöktüremeyecek” diyerek, Türkiye’nin gelecekteki güçlü rolüne olan inancını dile getirdi.

Erdoğan’ın açıklamaları şu şekilde:

Mart Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nın ülkemiz milletimiz demokrasimiz için hayırlara vesile olmasını rabbimden niyaz ediyorum. Geçen hafta İslam dünyası olarak Ramazan Bayramı’nı idrak ettik. Sizlerle birlikte tüm teşkilatımızın bayramını tebrik ediyorum.

12 Şubat’ta yaptığımız toplantımızda yardımlaşmanın, paylaşmanın ve dayanışmanın ayı olan Ramazan-ı Şerif’i manasına mütenasip şekilde dolu dolu geçirmenizi beklediğimi ifade etmiştim. Devamında garip gurebanın kapısını çalmanızı, tenceresini kaynatamayan, ocağı yanmayan tek bir ev bile varsa onları mutlaka bulmanızı rica etmiş, teşkilatımızın seferberlik ruhuyla çalışması gerektiğinin altını çizmiştim. Allah’a hamdolsun teşkilatımız bizi bu Ramazan’da da mahcup etmedi. AK Parti olarak Türkiye sathında, 81 vilayetimizin dört bir yanında, ilçelerden köylere kadar 783 bin kilometrekarenin her karışında rahmet ve bereket mevsiminin manevi atmosferini milletimizle birlikte yaşadık.

“Teravih sonrası çay sohbetlerinde her kesimden insanımızla muhabbet ettik”
Ramazan boyunca bakanlarımız, genel başkan yardımcılarımız, Merkez Karar Yönetim Kurulu üyelerimiz, milletvekillerimiz ve tüm teşkilatlarımızla birlikte tam kadro sahadaydık. 81 ilimizin 922 ilçemizin tamamında kurduğumuz bir milyonu aşkın gönül soframızda aynı suyu yudumladık, aynı çorbayı içtik, aynı pideyi bölüştük. Teravih sonrası çay sohbetlerinde her kesimden insanımızla muhabbet ettik. Dayanışmamızı pekiştirdik. “İlk Evim İlk İftarım” programlarımızla geçtiğimiz aylarda teslim ettiğimiz yeni yuvalarında depremzede kardeşlerimizin misafiri olduk.

Rahmetli Akif İnan’ın “Bütün giysileri yırtsak yeridir, yeter bize vefa elbiseleri” sözünün vücut bulmuş hali AK Parti’dir. Kökü mazide, gözü atide olan bu hareket evvel emirde bir vefa hareketidir. Çeyrek asırlık yolculuğumuzda biz daima bunu yaptık. Gençlerimizin heyecanı ve dinamizmi ile ak saçlılarımızın tecrübesi ve ferasetini harmanladık. Ağırbaşlılık, vakar ve olgunluk ile özgüveni, coşkuyu ve kabına sığmamayı aynı potada erittik. Kadrolarımızı sürekli yenilerken emektarlarımızla irtibatımızı her zaman güçlü bir şekilde muhafaza ettik.

Bizi biz yapan, bizi güçlü ve özgün kılan en önemli vasıflarımızdan biri işte budur değerli kardeşlerim. Bu davaya omuz vermiş, bu harekete katkı sunmuş, partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz her bir yol arkadaşımızın başımızın üstünde yeri vardır.

Kökü mazide gözü atide olan bu hareket evvel emirde bir vefa hareketedir. Çeyrek asırlık yolculuğumuzda biz daima bunu yaptık. Ağır başlılık vakar ve olgunluk ile özgüveni ve coşkuyu aynı potada erittik. Bu davaya omuz vermiş bu harekete katkı sunmuş her bir yol arkadaşımızın başımızın üzerinde yeri vardır. Partimizin emektarlarıyla düzenlediğimiz vefa iftarları vesilesiyle hasret giderdik.

Bu anlayışla kuruluşundan itibaren teşkilatlarımızda görev alan partimizin emektarlarıyla genel merkezimizde, illerimizde, ilçelerimizde düzenlediğimiz vefa iftarlarımız vesilesiyle hasret giderdik. Sosyal Politikalar Başkanlığımız aracılığıyla şehit ailelerimiz, gazilerimiz, yaşlı ve engelli vatandaşlarımızla iftar ve sahurlarda bir araya geldik.

Kadın ve Gençlik kollarımız Ramazan ayı boyunca sokaklarda, evlerde, teşkilat binalarımızda, kampüslerde ve iftar çadırlarımızdaydı. Üniversitelerimizde gerçekleştirdiğimiz kampüs iftarları ile yaklaşık 500 bin gencimizle Ramazan sevincini yaşadık. “İftara 5 Kala” geleneğiyle 1 milyon 175 bin kumanyayı iftara yetişemeyen vatandaşlarımıza sizlerle ulaştırdık.

Sivil toplum kuruluşlarımızla bir araya gelerek rûberû istişare ettik. 86 milyonun birlik ve beraberliğini güçlendirirken AK Parti olarak imar ve ihya sürecindeki komşumuz Suriye’yi de elbette unutmadık. Belediyelerimizin ve teşkilatlarımızın kurduğu iftar sofralarında 250 bin Suriyeli kardeşimizin oruçlarını açmasına vesile olduk.

“10 milyon insanımızın kalbine dokunduK”
Belediyelerimiz yardım kolileri, alışveriş kartları, iftar programları, maddi destekler ve diğer çalışmalarıyla 10 milyon insanımızın kalbine dokundu. Sadece gönül sofraları programı ile bir milyonu aşkın haneye gittik. Ramazan-ı Şerif’te Avrupa başta olmak üzere gurbeti sılaya çevirmiş vatandaşlarımızı da ihmal etmedik. Düzenlediğimiz çeşitli programlarla onların da bu mübarek ayın manevi ikliminden istifade etmesini sağladık. Elhamdülillah.

Şöyle bir ayın muhasebesini yaptığımızda samimiyetle yapılan iyiliklerin Allah katında katbekat karşılık bulduğu bu yedi veren günlerini hakkıyla, layıkıyla, en güzel şekilde değerlendirmeye çalıştığımızı görüyorum. Her birinizi, sizlerin nezdinde tüm teşkilatımı, tüm üyelerimi emekleriniz, hizmetleriniz, Ramazan-ı Şerif’te zirveye çıkardığınız gayretleriniz için canı gönülden tebrik ediyorum. Şahsıma merhum Erdem Beyazıt’ın şu muhteşem mısralarında tarif ettiği yol arkadaşlarını bahşettiği için Rabbime bir kere daha hamdediyorum.

“Müslüman yürekler bilirim daha;

Kızdı mı cehennem kesilir, sevdi mi cennet.

Eller bilirim; haşin, hoyrat, mert.

Alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır;

Her kırışı sorulacak bir hesabı,

Her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır.”

Evet, Ramazan’ı ihya etmenin yanı sıra Türkiye’yi büyütmek adına ortaya koyduğunuz azim ve kararlılık için, yıllarca hizmete hasret kalmış vatandaşlarımıza hizmet ulaştırma aşkınız için, 86 milyonun birlik ve dirliğinin güçlenmesine yaptığınız eşsiz katkılar için her birinize, sizlerin şahsında tüm dava arkadaşlarıma teşekkür ediyor; Mevla bizleri millete ve memlekete hizmet yolundan ayırmasın diyorum.

“acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir”
İsrail’in kışkırtmalarıyla 28 Şubat’ta İran’a karşı başlatılan savaş, bölgemizi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ediyor. Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklar okullarında ders dinlerken füzelerin ve bombaların hedefi oluyor. Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi, güya dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor.

Şunu bir defa açık açık söylemek isterim: Nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısıyla yürekleri Kerbela’ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir. Bombaların enkaza çevirdiği şehirler aynı şekilde bizim şehirlerimizdir. Tahrip edilen, yıkılan, talan ve tarumar edilen yerler bizim bölgemizdir.

Bakın burada içim kan ağlayarak soruyorum; İsfahan’da, Tebriz’de, Tahran’da dökülen gözyaşlarının Erbil’de, Amman’da, Bağdat’ta, Beyrut’ta, Sana’da, Doha’da, Riyad’da ve bölgemizin diğer kardeş şehirlerinde dökülenlerden Allah aşkına ne farkı var? Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali olmasının, Murtaza olmasının, Ömer olmasının, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var?

İster İran’da ister Körfez de olsun vurulan biz değil miyiz? Füzeler ve drone’lar tarafından tahrip edilen alt yapı tesisleri kardeşlerimizin kaynakları değil mi? Saldırganların nazarında Şii ya da Sünni olmamızın Türk Kürt Arap ya da Farisi olmamızın bir farkı var mı? Mezheplerimiz kökenlerimiz farklı olsa da soruyorum bizim değil mi? Şundan herkes emin olsun biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız.

“Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız bir oldu”
Türkiye ve Türk Milleti olarak iyi günde dost ve kardeş bildiğimiz halkları kötü günde yalnız bırakmayız. Bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları gündeme taşımayı eski defterleri yeniden açmayı vahdete değil fitneye hizmet edecek gündemlerin peşine takılmayı asla ve asla doğru bulmadığımızı tekraren vurgulamak mecburiyetindeyim.

Sosyal medya platformları üzerinden yürütülen psikolojik harekâtlara karşı son derece dikkatliyiz. Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti büyütecek, Siyonizm’in bölgemizi hedef alan “böl, parçala, yönet” planlarına lojistik destek verecek her türlü eylemi ve tartışmayı reddediyoruz.

Dünyanın en stratejik bölgesinde Türkler, Araplar, Kürtler, Farslar olarak asırlardır bir arada yaşıyoruz. Aynı kaderi, aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız bir oldu, derdimiz bir oldu, hüznümüz bir oldu, sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu. Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak, beraber olacak. İçinde bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bomba ve füzelerin ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada yine birlikte yaşayacağız. Bu gerçeği kimsenin unutmaması gerektiğine inanıyorum.

Kabine toplantımızı müteakip basın açıklamamızda da ifade ettim. Savaş İsrail’in savaşı olmakla birlikte ortaya çıkan ağır faturanın bedelini önce Müslümanlar sonra da tüm insanlık ödemektedir. Netanyahu hükümeti sadece komşumuz İran’ı hedef almıyor, Lübnan’ı işgal planlarını da adım adım hayata geçiriyor.

“İsrail Suriye’yi de rahat bırakmıyor”
İşgal güçlerinin saldırılarında 2 Mart’tan bu yana 1100 Lübnanlı hayatını kaybetmiş, 1 milyon 165 bin kardeşimiz yerinden yurdundan edilmiştir. İsrail Suriye’yi de rahat bırakmıyor. Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden mütecaviz eylemlerine ısrarla devam ediyor.

Siyonist katliam şebekesi ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı 27 gündür kapalı tutuyor. İsrail’in kapısına kilit vurduğu Mescid-i Aksa’da 1967’den bu yana ilk kez bayram namazı eda edilmedi. Bu kural tanımazlık, bu haydutluk her şeyden önce 2 milyar Müslüman’ın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. Hangi bahaneyle olursa olsun, Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz.

Merhum Akif Emre’nin “kainatın var oluş sırrına açılan kapı” olarak tarif ettiği Mescid-i Aksa’ya sahip çıkmak insanlığımızın gereğidir.

Bu gerçeği Kudüs şairi rahmetli Nuri Pakdil bakınız nasıl anlatıyor: “Vicdan aklını koruyabilen her insanın, sadece Filistin’de değil, bütün İslam coğrafyasında işlenen cürümlere karşı hiçbir şey yapamıyorsa en azından bir tavır alması, bunları içinden yargılayarak mahkûm etmesi çağdaş insan olmanın gereğidir. Şimdi, tutsak El Aksa, bütün Müslümanların inançlarını yıkmayı amaçlayan bir inanç cinayetinin suçsuz kurbanı olarak Müslümanların kalplerinde sayfaları yırtılmış kitap gibi duruyor. Tutsak Kudüs’e borcumuz Kudüs’ü savunmaktır, özgürlüğüne kavuşturmaktır. Kudüs’ü savunmak gerçek bağımsızlığı savunmaktır.”

Ben de bugün diyorum ki Kudüs-ü Şerif’i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak insanlığı savunmaktır.

Güncel gelişmelerden bağımsız olarak İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi, sesini yükseltmesi, olabileceği en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifemizdir. Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir. “Lailaheillallah İbrahim Halilullah” lafzında billurlaşan kuşatıcı anlayışla Kudüs’e sahip çıkmaya inşallah devam edeceğiz.

Çok kıymetli kardeşlerim, bu vesileyle altını çizmek isterim ki biz bölgemizin her karışında barışın, adaletin ve istikrarın tesisinden yanayız. Evrensel insani değerlerin, farklı kültürlerin, farklı kökenlerin, farklı inanç mensuplarının bir arada yaşama iradesinin en güçlü savunucusuyuz. Fakat her türlü hukuksuzluğun, her türlü haydutluğun ve zorbalığın da kimden gelirse gelsin sonuna kadar karşısındayız.

Şunu herkes bilsin ki devlet olarak etrafımızı saran nefret söylemlerine, savaş çığırtkanlıklarına ve çatışma iklimine asla teslim olmayacağız. Tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın haklı özgüveniyle hareket edecek, akl-ı selimimizi ve soğukkanlılığımızı asla kaybetmeyeceğiz. Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız.

“Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir, doğru bir politika izlemektedir”
Ana muhalefet partisinin karikatür genel başkanı dışında aziz milletimiz ve bölgedeki tüm kardeşlerimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının, neyin mücadelesini verdiğinin gayet farkındadır. Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir, doğru bir politika izlemektedir. Hem kardeş İran halkı hem kardeş Körfez ülkeleri hem de tüm dünya bunun bilincindedir.

Her zeminde de Türkiye’nin tavrından övgüyle bahsediyorlar. Partimize ve ittifakımıza oy versin veya vermesin milletimiz de bu fırtınalı dönemde Türkiye’nin kaptan köşkünde bizim olmamızdan dolayı Allah’a hamdediyor, “İyi ki Türkiye’yi AK Parti yönetiyor” diyorlar.

Kimse bu Türkiye’ye diz çöktüremeyecek. Göreceksiniz inşallah kazanan Türkiye olacak. Kazanan 86 milyon mensubuyla Türk milleti olacak. Kazanan kardeşlik olacak barış olacak barışı savunanlar olacak.

Kaynak: Türkgün /

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.