Dolar 44,2101
Euro 51,1917
Altın 7.110,79
BİST 13.217,60
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 10°C
Çok Bulutlu
İstanbul
10°C
Çok Bulutlu
Per 9°C
Cum 8°C
Cts 10°C
Paz 12°C

BAHÇELI’DEN ERDOĞAN’A: İSPATLAMAZSAN ŞEREFSIZSIN

BAHÇELI’DEN ERDOĞAN’A: İSPATLAMAZSAN ŞEREFSIZSIN
14/03/2014 22:00
A+
A-

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Afyonkarahisar mitinginde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a “Dün televizyonlarda yine konuşuyor. Mersin’de güya toplantı yapıyor. Şerefsizlik yarışında hep kaybettin Sayın Başbakan. Şimdi yeni bir şerefsizlik yarışına giriyorsun. DHKP’yle MHP arasında ilişki kurup yargı önünde ispatlayamazsan, şerefsizin ta kendisi sensin. Artık Recep Tayyip Erdoğan bittin. Siyasi ömrün tükendi” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Afyonkarahisar mitinginde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a “Dün televizyonlarda yine konuşuyor. Mersin’de güya toplantı yapıyor. Şerefsizlik yarışında hep kaybettin Sayın Başbakan. Şimdi yeni bir şerefsizlik yarışına giriyorsun. DHKP’yle MHP arasında ilişki kurup yargı önünde ispatlayamazsan, şerefsizin ta kendisi sensin. Artık Recep Tayyip Erdoğan bittin. Siyasi ömrün tükendi” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Yasama sende, yürütme sende, yargı sana hizmet eder hale geldi, basın ve medyada sabahtan akşama kadar ‘RTE dizisi’ ile evi meşgul, kamuoyunu meşgul ediyor, toplumu meşgul ediyor. Böyle bir durumda bu kadar kuvvet güç alanını genişletme açısından Recep Tayyip Erdoğan’ı çılgına çevirmiştir. Böyle bir güç çılgınlığı her şeyi ‘ben ben’ dedirtmeye başlamıştır. O zaman demokrasiyi yavaş yavaş askıya alıp diktatörlüğe doğru giden bir yola doğru kaymaya başlamıştır” dedi.

Bahçeli, partisince Afyonkarahisar’daki Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, MHP Başkanlık divanı üyeleri, milletvekilleri, Merkez Yönetim Kurulu üyeleriyle birlikte 30 Mart 2014 Pazar günü yapılacak olan mahalli idareler seçimleri için Türkiye’yi ilçe ilçe il il gezdiklerini ifade etti.

Bugün de Afyonkarahisar’da olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Bahçeli, “Bu, ucu görünmeyen kalabalık, bu coşku, bu heyecan şimdiden Afyon için bir işaret veriyor. Milliyetçi Hareket Partisi’nin, Afyon’da bu şekilde kucaklanması, Milliyetçi Hareket Partisi’nin gurur duyduğu olayların başında geliyor. Tekrar hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Bahçeli, 30 Mart Pazar günü milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, mahalli idareler seçimlerinin gerçekleştirileceğini anımsatarak, bu seçimlerin Türkiye için çok önem arz ettiğine dikkati çekerek, şöyle konuştu:

“Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı sosyal ve ekonomik sorunların yoğunlaştığı bir ortamda, Türkiye’nin yine iç ve dış tehditlerle karşılaştığı bir dönemde, milletimizin sosyal dokusunun zedelendiği üniter ve milli devlet anlayışımızın sarsıldığı, toprak bütünlüğümüzün bölünmenin eşiğine getirildiği bir süreçte Türkiye, 3 önemli siyasi olayla karşı karşıya bulunmaktadır. Bunların ilki 30 Mart mahalli idare seçimlerdir. Bu seçimlere 25 siyasi partimiz katılmaktadır. 1394 seçim çevresinde seçimler gerçekleştirilecektir. Bu seçimler, demokrasimizin vazgeçilmez unsurları kabul edilen siyasi partilerimizin demokratik haklarını kullanma ve demokratik bir yerleşim içinde bulunma arzusu ile Türkiye’nin siyasi kültürüne de çok yüksek bir katkı sağlayacaktır. Demokrasimizin vazgeçilmez unsurları kabul ettiğimiz siyasi partilerimize ve onların değerli adaylarına Milliyetçi Hareket Partisi olarak başarılar diliyoruz.”

“Türk siyasi hayatında güzide bir yeri bulunan ilkeli, dürüst, siyaset anlayışı ile köklü ve gelenekli bir siyasi kurum olan MHP, davamızın yetiştirdiği değerli arkadaşlarımızla bu hakkını kullanıyor ve bu yarışa katılıyor” diyen Bahçeli, bu seçimlerin MHP için çok önemli görüldüğünü bildirdi.

MHP Lideri Bahçeli, Türkiye’de milli idareyi iki siyasi partinin arasına hapsedilemeyeceğini söyledi. Bu görüşe sahip olanların demokrat olamayacağını savunan Bahçeli, “Bu ülkede sadece ve sadece AKP yoktur, bu ülkede sadece ve sadece CHP yoktur. İnanmayanlar gelsin Afyonkarahisar’ı görsün. Burada MHP var. Ne yaparsanız yapınız bir gün MHP’yi mutlaka göreceksiniz” diye konuştu. Bahçeli, özellikle büyükşehirlerin iki siyasi parti arasında sıkıştırıldığını söyledi ve “Ne AKP ne CHP ille de MHP diyoruz” dedi.

Her yerde partiler baş harfleriyle kısaltılarak ifade edilirken AKP’nin bunu reddedip ‘Ak Partiyiz’ diyerek kendini topluma takdim etmeye çalıştığını söyleyen Bahçeli, “AKP olarak ifadeden vazgeçerek Ak Parti’ye dönmenin sebebi karanlık, kara noktalarını, lekelerin üstünü ak kavramıyla örtmeye mi çalıştınız? Bunların hiçbirisinin cevabını veremiyorsunuz” dedi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın kendilerine yanıt verdiğini ve “Sen bir yavru muhalefetsin, ne zaman iktidar olacaksın da bunları yaptıracaksın?” diye sorduğunu aktaran Bahçeli, şöyle devam etti:

“Sen nasıl iktidar oldun, iç ve dış odakların desteği ile… Biz Milliyetçi Hareketiz, iç ve dış odaklı bağımlı bir iktidar olamayız. Ama inanıyorum ki bu aziz millet bu gidişata bir yerde ‘dur’ diyecek, ‘artık yeter’ diyecek ve Milliyetçi Hareket’e koşacak. O zaman Milliyetçi Hareket Partisi’nin iktidarında, zaten şimdi bir panik halindesin, korkulu yaşıyorsun her gün de saldırıyorsun. Şimdi kalkmış Milliyetçi Hareket Partisi’ne hakaretlerini sürdürüyor. Milliyetçi Hareket Partisi’nden niye korkuyorsun? Yeri geldiği zaman Meclis’te ağlıyorsunuz. Ülkücü’yü istismar ediyorsunuz, bu kadar ağlama olunca o zaman söyledim şimdi var mıdır bilmiyorum ama Afyon’da veya başka yerde 50 NC kamyonlar vardı size biraz mendil göndereyim diye söyledim. Bu nedir, neyin istismarıdır. Başörtüsünü istismar ediyorsun, gözyaşını istismar ediyorsun, analar ağlamasın diye istismar ediyorsun fakat her yerde inandığın ve verilen görevi yerine getirmeyi de sinsi sinsi yerine getiriyorsun. Özellikle de Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy vermiş kardeşlerimiz size sesleniyorum, biraz araştırın, biraz düşünün, biraz sağ ile sol ile görüşün, Türkiye nereye gidiyor? Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’yi nereye götürüyor. Bunu tespit etmek önce size düşer çünkü sizin iradenizle Recep Tayyip Erdoğan, tek başına iktidar olmuştur.”

Kuvvetler ayrılığının birinci maddesinin yasama, ikincisinin yürütme ve üçüncüsünün de yargı olduğunu belirten Bahçeli, millet iradesi ile yasamada sayısal çoğunluğun Başbakan Erdoğan’da olduğunu, dolayısıyla yürütmenin de tek başına hükümet kurma yetkisinin de Erdoğan’a geçtiğini söyleyerek, şu ifadelere yer verdi:

“Böylelikle kuvvetler ayrılığının hem yasama hem yürütmesinde varsın. Bu sana bir güç verdi. İktidar oldun. Devleti yönetme yetkisi sende oldu. İstediğin yasayı Meclis’ten çıkartıyor, istediğin yasa değişikliğini Meclis’te yapıyorsun. Sonra da bazı kurumlara el attın. O kurumları ele geçirmeye çalıştın özellikle de bazı sivil toplum kuruluşlarında ya dayanışma içinde oldu ya da bazılarını talimatınla kurdurttun. Sivil toplum kuruluşları aracılığıyla da sosyal müesseselerde etkili olmaya çalıştın. Ama senin gözün iki tane yerdeydi, birisi kuvvetler ayrılığının üçüncüsü olan yargı, diğeri de basın ve medya idi. Çünkü basın ve medya da demokratik toplumlarda dördüncü kuvvet olarak algılanmaktadır.”

-“MHP haklı çıktı”

Bahçeli, 2010 yılında TBMM’de hiç kimse ile istişare edilmeden birkaç danışmanın, birkaç hükümet yetkilisinin bilgisi ile 28 maddelik bir anayasa değişikliğinin komisyona getirildiğini aktaran Bahçeli, şunları bildirdi:

“Oradan sonra da Genel Kurul’a indi ve Genel Kurul’da 330’u aşkın bir rakamla bu halk oylamasına sunulmak üzere, kamuoyu oylamasına sunuldu. Kamuoyu oylamasında, Milliyetçi Hareket Partisi ‘hayır’ oyu kullandı. İçinizden de bazı çevreler ‘Neden ‘hayır’ oyu kullanıyoruz, bu anayasa değişikliğinde ne var?’, bazıları liberal sosyal demokrat ve aydın vesaire olanlar da ‘Bu anayasa değişikliği bize yetmez ama şimdilik ‘evet’ diyelim’ demiş oldu. Sonuç ne oldu MHP haklı çıktı. Çünkü neden, burada iki tane gizli gündem maddesi vardı. Bu iki tane milletimizin önüne kurulmuş, tuzak vardı. Bunlardan bir tanesi Anayasa Mahkemesinin yapısı ve üyelik sayısının arttırılması, bu başarıldı. Çünkü buna ihtiyaçları vardı, her zaman faaliyetlerinin üstüne bir zırh geçirmek istiyorlardı, onu da Anayasa Mahkemesinin birkaç defa kapatılmasının korkusu ile böyle bir şeye muhatap olmamak için bu yapıyı değiştirdiler. Arkasından Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesine dışarıdan kontrollü bir şekilde egemen olmaya başladı. İkinci gizli gündem ise HSYK idi. Bu HSKY’daki yeniden düzenlemelerle yargı yani 3. kuvvet kuşatıldı. Daha sonraki gelişmeler doğrultusunda da bu siyasallaştırıldı. En son Meclis’te çıkan yasayla da bugün AKP’leştirilmiş durumdadır.”

-“Bir ‘Alo Fatih’ modası çıktı”

“İşte 3 kuvvetler ayrılığında egemen olan Recep Tayyip Erdoğan kafasında bir de basın ve medya vardı” diyen Bahçeli, şöyle konuştu:

“Basın ve medyanın bazı unsurları iktidarla barışık iş birlikçi olmakla kendilerinin daha iyi hizmette bulunacağına inanırlar, artık hangi çıkar peşinde koşuyorlarsa onu da elde ederek varlıklarını sürdürürler. Bu Recep Tayyip Erdoğan’ı çok etkilemiştir. ‘Madem bu basın böyledir, öyleyse kendi basınımı da kurdurtturayım, basın ve medyada kendi yapım söz konusu olsun’ diyerek yandaş basını oluşturduğu gibi yanaşma basını kontrol altına aldı. Daha sonra basın üzerinde etkisini artırırken bazı kavramlar da ortaya çıktı. Vakti ne kadar boştur bilemiyorum ama televizyonların hepsini yakından takip ediyor. Bakmış ki televizyondan bir tanesinde 1-2 dakika MHP’nin bir değerlendirmesini dinlemiş. Hemen açıyor, ‘Alo’ diyor. Arkasından bakın vatandaşa ne kadar tesir etmiş, Fatih’i de vatandaş tamamlıyor, bir ‘Alo Fatih’ modası çıktı. Karşısında ise bir cevap. Azarlama, kınama talimatları aldıktan sonra bir kibar söz, ’emrin olur efendim.’ Böylelikle de uzaktan kumandalı bir basını da etki altına almış oldu. Şimdi hep beraber düşünelim. Yasama sende, yürütme sende, yargı sana hizmet eder hale geldi, basın ve medyada sabahtan akşama kadar ‘RTE dizisi’ ile evi meşgul, kamuoyunu meşgul ediyor, toplumu meşgul ediyor. Böyle bir durumda bu kadar kuvvet güç alanını genişletme açısından Recep Tayyip Erdoğan’ı çılgına çevirmiştir. Böyle bir güç çılgınlığı her şeyi ‘ben ben’ dedirtmeye başlamıştır. O zaman demokrasiyi yavaş yavaş askıya alıp diktatörlüğe doğru giden bir yola doğru kaymaya başlamıştır. Recep Tayyip Erdoğan, bu güçle şımarmıştır, şaşırmıştır, Türkiye’yi artık tek adam olan ben yönetebilirim, bunun içinde zaman zaman başkanlık sistemini getirmek başka yönlere katılmak suretiyle de diktatörlüğe heves etmiştir. Bunun sonucunda işte Türkiye bugünkü felakete gelir hale gelmiştir.”

KİME HİZMET EDİYORSUN?

Başbakan Erdoğan’ın Türkiye’nin milli ve manevi değerlerini tahrip ettiğini belirten MHP Lideri Devlet Bahçeli, ‘Andımız’ın kaldırıldığı günden bu yana nasıl kazanım elde edildiğini sordu. Başbakan Erdoğan’ın sıkıştığı, korktuğu noktada Türkiye Cumhuriyeti’ne sığındığını fakat başka odaklardan cesaret alınca TC’yi kamu kurumlarından kaldırdığını savunan Devlet Bahçeli, “Sen kimsin kime hizmet ediyorsun” dedi.

‘DİKTATÖRLÜĞE HEVES EDİYOR’

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Erdoğan’ın Anayasa referandumu ve onu takip eden son HSYK düzenlemesiyle yasama, yürütme, yargı ve basını kontrol altına aldığını söyledi. Yargının artık siyasallaştırma aşamasını da geride bırakarak AKP’leştirildiğini savunan Devlet Bahçeli, konuşmasına şöyle devam etti:

“Yasama sende, yürütme sende, yargı sana hizmet eder hale geldi. Basın ve medyada sabahtan akşama kadar RTE dizisiyle evi meşgul ediyor, kamuoyunu meşgul ediyor, toplumu meşgul ediyor. Böyle bir durumda bu kadar kuvvet, güç alanını genişletme açısından Recep Tayyip Erdoğan’ı çılgına çevirmiştir. Neyin çılgınlığı, güç çılgınlığı. Böyle bir güç çılgınlığı, herşeyi ‘ben ben’ dedirtmeye başlamıştır. O zaman demokrasiyi askıya alıp diktatörlüğe giden yola doğru kaymaya başlamıştır. Recep Tayyip Erdoğan bu güçle şımarmıştır, şaşırmıştır, Türkiye’yi artık tek adam olarak ben yönetebilirim, bunun için zaman zaman başkanlık sistemini getirmek suretiyle diktatörlüğe heves etmiştir. Bunun sonunda işte Türkiye bugünkü felakete gelir hale gelmiştir.”

‘TÜRKİYE’NİN BALINI KAYMAĞINI SEN Mİ YEDİN?’

Bahçeli, Türkiye’nin son 88 gündeki tek gündeminin yolsuzluk ve rüşvet olduğunu söyledi. Süreçte Başbakan Erdoğan’ın panik, şaşkınlık ve korkuyla soruşturmaları önlemek ve ‘ailesine doğru uzanan yolları’ kesmek için çeşitli girişimlerde bulunduğunu kaydeden Bahçeli, “Savcı kıyımıyla, 8 bin polis memurunun dağıtılmasıyla, 28 valinin yer değiştirmesiyle ilişkili olarak 74 gündür ne çabuk çıktılar? Neden bu kadar acele ettin?” diye sordu.

Bu soruyla birlikte yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun gerçekleştiği günlerde Başbakanlık’ta kriz merkezi oluşturulup oluşturulmadığını da soran Bahçeli, “Bakanlar, bazı uzmanlar bir kriz yönetimi için bir algılama yönetimini nasıl yapacağınızı tartıştınız mı? Bu yolsuzluk ve rüşvetin algılanmasını başka yöne çekmek için, kendinizi buradan sıyırmak için nasıl tavsiyeler aldınız, ilk mitinginiz Ordu’da bu gerekçeyle mi başladı?” diye ikinci soruyu yöneltti.

Başbakan Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen telefon görüşmelerini de eleştiren MHP Lideri Bahçeli, “Bu konuşma tape olarak halkın arasına yayıldığında çok korkunç, çok iğrenç, çok rezil bir konuşma. Bir başbakana, bu ülkede yaşayan hiçbir insana yakışmaz” diye değerlendirmede bulundu.

Söz konusu telefon konuşmasında 1 milyar dolar paranın Başbakan Erdoğan’ın evinden çıkartılmasının planlarının yapıldığını anlatan Bahçeli, “1 milyar dolar nereden gelmektedir? Hayır işleri için evde toplanan bir para mıdır, ‘üç öğün balla kaymakla beslenirim’ diyordun. Türkiye’nin balını kaymağını sen mi yiyordun?” sözleriyle konuşmasına devam etti.

MHP Lideri Bahçeli, Başbakan Erdoğan’ın ateşle oynadığını iddia etti. Son süreçte bazı olayların sürekli tahrik edildiğini, kışkırtıldığını savunan MHP Lideri Bahçeli, “Şimdi de kalkmış Türkiye’de bazı sosyal şiddet olaylarını tahrik ediyor, bazı ajan provokatörleri kullanıyor. Bunlar gittikçe artar hale geliyor” dedi.

‘RECEP TAYYİP ERDOĞAN ARTIK BİTTİN’

Başbakan Erdoğan’ın olaylar ortaya çıktıktan sonra propaganda gücüyle bunlar üzerinden yorum yapıp başkalarını suçlamayı tercih ettiğini kaydeden Bahçeli, konuşmasına şöyle devam etti:

Dün televizyonlarda yine konuşuyor. Mersin’de güya toplantı yapıyor. Şerefsizlik yarışında hep kaybettin Sayın Başbakan. Şimdi yeni bir şerefsizlik yarışına giriyorsun. DHKP’yle MHP arasında ilişki kurup yargı önünde ispatlayamazsan şerefsizin ta kendisi sensin. Biz DHKP’nin ne olduğunu biliriz, ne maksatla kurulduğu bilenlerdeniz, kimin denetiminde olduğunu da bilenlerdeniz. Sen şimdi kalkıp, MHP ile DHKP’yi işbirlikçi şey yapıyorsun. Televizyonda her konuyu, baba oğul aile muhabbetini montaja bağlıyorsun bu geriye düşmüş zekanla DHKP’yle MHP’yi montajlayıp halkı mı kandıracaksın? Recep Tayyip Erdoğan artık bittin. Bazı televizyon dizilerinde gençler kendi arasında konuşurken ‘Bittin’ diyor ya onun gibi. Artık Recep Tayyip Erdoğan bittin. Siyasi ömrün tükendi. Yolsuzluk ve rüşvetin altında kalacaksın. Kime ne iftira ediyorsan, kime ne şekilde saldırıyorsan bunların hepsinin de hesabını vereceksin. Kendine dikkat et. Tayyip Erdoğan kendine çekidüzen vermelidir. Mümkün olduğu kadar az konuşmalıdır. Danışanlarını gözden geçirmelidir. Bunun sonu iyi değil. Bu böyle ateşle oynuyor ki yolsuzluk ve rüşvetin üzerini örtebilmek, demokratik açılım zırvasıyla Türkiye’yi bölmeye yönelik ihanet yolunu açmanın hesabını vermekten korktuğu için şimdiden bazı olaylara ajan provokatörleri de kullanmak suretiyle Türkiye’yi kışkırtıyor. Türkiye’de gündemi unutturmaya çalışan davranışlar içinde bulunuyor.” diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Erdoğan’a mümkün olduğu kadar az konuşması tavsiyesinde bulunurken “Bunun sonu iyi değil. Öyle ateşle oynuyor ki yolsuzluk ve rüşvetin, demokratik açılım zırvasıyla Türkiye’yi bölmeye yönelik ihanet yolunu açmanın hesabını vermekten korktuğu için şimdiden bazı olaylara ajan provokatörler kullanmak suretiyle Türkiye’yi kışkırtıyor” diyerek konuşmasına devam etti.

‘BERKİN’İN HESABINI VER’

Son olaylarda hayatını kaybeden Berkin Evlan ve Burakcan Karamanoğlu’nu rahmetle anarak konuşmasına devam eden Devlet Bahçeli, Başbakan Erdoğan’ın bunları tahrik ederek kendisini kurtarmaya çalıştığını söyledi.

Başbakan’a “Bu yol dipsiz bir kuyudur. Buraya bir düştün mü çıkma şansın hiç yoktur.” diyen Bahçeli, şöyle devam etti: “Sen bunlardan vazgeç, sen bu milletten daha zeki değilsin. Senin eylem kabiliyetin yok, senin bal kaymak yeme kabiliyetin var. Senin haksız yere zenginleşerek dolaylı yoldan soyduğun zengin insanlar var.” diyen MHP Lideri Bahçeli, rüşvet ve yolsuzluğun yaygınlaştığını ‘zeki ve geleceğin teminatı’ olarak işaret ettiği gençlerin algılamasının çok dikkate değer olduğunu kaydetti. Ak Parti’nin sosyal medyada ‘Aldatma ve Kandırma Partisi’, Ayakkabı Kutusu Partisi’, ‘Aileyi Kalkındırma Partisi’ şekline dönüştürülmüş kısaltmalarını da kullanarak konuşmasına devam eden MHP Lideri Bahçeli, şöyle devam etti:

“Son günlerde iki sosyal hareket içinde iki vatan evladı Hakkın rahmetine kavuştu. Silahlar patlar hale geldi. Bunlar ajan, provokatörlerin işinin başlangıcıdır. Halkta panik ve kaos yaratmaktadır. Sonra da silahlanarak karşılıklı çatışmanın başlangıç zeminini hazırlamak halidir. Başbakan sağı solu suçlayacağın yerde Berkin’in hesabını ver, Burakcan’ın hesabını ver, şehidimiz Cengiz’in hesabını ver. Bunlarını arkasına saklanarak sağı solu suçlama. Bunlar hepsi döner, döner başında patlar.”

MHP Lideri Bahçeli, konuşmasını “Sokak karanlıktır, kirlidir, sokakta kim kimdir bilinmez. Gençlerimiz sokağa heves etmesinler. Sokakta bulunmayı üstünlük, beceri gibi zannetmesinler. Sokak yerine sandığı tercih etmeliyiz” çağrısıyla tamamladı.

Bahçeli, Başbakan’ın kurdurduğu ihale havuzlarıyla kendine gazete, televizyonlar aldığını ve bir algı oluşturma yöntemini seçtiğini anlattı.

“17 ARALIK’TA NİYE BU KADAR KOKTUN?”

İnsanların gündelik yevmiyeyle bir gün çalışıp 3 gün işsiz şekilde geçinmesinin çok büyük sıkıntıyı da beraberinde getireceğini belirten Bahçeli, bunun da bazı ailelerde çok büyük tahribat yapacağını ve yuvaların yıkılmasına sebebiyet vereceğini söyledi.

Bahçeli, 88 günden bu yana Türkiye’nin tek bir gündemi bulunduğunu, bu gündemin de “yolsuzluk ve rüşvet sorgulaması” olduğunu belirterek, bunun ayrıntılarını 88 günden beri herkesin anlattığını dile getirdi.

Bahçeli, şunları söyledi:

“Tekrarında fayda yok ama önemli bazı konuları vurgulamak gerekmektedir. Yolsuzluk ve rüşvet sorgulamasından sonra Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan paniklemiştir, şaşırmıştır, korkmaya başlamıştır. Bu, acaba nereye kadar gider endişesiyle birdenbire bir gerçeği ortaya çıkarmıştır. ‘Yapacağım bir tek şey var; bu yolsuzluk ve rüşvet sorgulamasını önce reddetmeliyim sonra kaynağına inmeliyim. Sonra da kaynağını kurutup hem benimle beraber çalışanları hem kendi aileme uzanan yolları kesmeliyim ve bunu başımızdan savmalıyız’ gibi bir düşünceye girmiştir.”

MHP Genel Başkanı Bahçeli, şöyle devam etti:

“Şimdi Sayın Başbakan’a bir soru daha soruyorum; saat 06.30 ile 07.30 arasında 17 Aralık günü bir savcının kolluk kuvvetlerine verdiği talimatla 41 eve baskın yaparak bazı kişileri tutuklaması sonucu bilgi sana intikal ettiği zaman birden panikleyerek oğlun Bilal’i aradın mı, aramadın mı? Bu 41 kişi içerisinde sana yakınlık derecesi nedir, en iyi sen bilirsin. Bunların içerisinde bir belediye başkanı var mı? Bunların içerisinde bir banka genel müdürü var mı? Bunların içerisinde 4 bakanın rüşvet ve yolsuzluktan dolayı suçlandığı çocukları var mı? Bunların içerisinde sizin döneminizde sermayeye kavuşup haramla beslenen iş adamları var mı? Bunların içerisinde İran’dan gelen ne idüğü belirsiz bir kişi var mı? Peki bunlar aniden savcı kıyımıyla, savcıların görevinin değişimiyle, 8 bin polis memurunun dağıtılmasıyla 28 valinin yer değiştirilmesiyle ilişkili olarak 74 günden bu yana ne çabuk çıktılar? İşte 17 Aralık, 74. gün bunların hepsi tahliye oldu. Neden bu kadar acele ettin? Bazı davalar, bu hakim ve savcılar tarafından 6-7 yıldan beri devam ederken bir davanın sorgulaması bitip suçları belirlendikten sonra gerekçesi 7 aydan beri yazılmamışken sen 74 günden bugüne bunların hepsini nasıl dışarı aldın? Senin buradaki korkun neydi? Acaba bu İran’dan gelen kara para aklama ve altın kaçakçılığıyla nam salmış, Türkiye’de bakan çocuklarını avcunun içine almış, rüşvet ve yolsuzlukla kendine bağlamış, dolayısıyla 4 bakanı da hizmete sunmuş bu kişi, acaba içerideyken sana bir haber mi gönderdi? Ne dedi acaba sana? ‘Beni kurtarmazsanız yakarım sizi’ mi dedi? Bunların da açıklığa kavuşması lazım. Ama esas sorulardan birisi şu; bir kriz yönetimi Başbakanlık’ta oluşturuldu mu? Bazı bakanlar ve danışmanlar birlikte, bu yolsuzluk ve rüşvet sorgulamasından kurtulmak için bir algı yönetimi gibi bir yöntemi tercih ettin mi etmedin mi? Oğluyla bir konuşması var. Konuşma çok iğrenç, çok korkunç, çok rezil bir konuşma. Bir başbakana yakışmaz, bu ülkedeki hiç kimseye yakışmaz. Oğlu Bilal’e ‘evde bir şey bırakma sıfırla’ dediğinde neden korktun? Bir milyar dolar nereden geldi? Hayır işleri için mi, topladığın paralar mı, yoksa bir yerde söylediğin gibi ‘ben üç öğün balla kaymakla beslenirim’ diyordun… Türkiye’nin balını kaymağını sen mi yiyorsun?”

“MONTAJ LAFINI ÖĞRETMİŞLER”

Bahçeli, 17 Aralık’ta yaşananların ardından bir kriz yönetiminin Başbakanlık’ta oluşup oluşmadığını, bazı bakanlar, uzmanlar, bilim insanlarıyla beraber bir kriz yönetimi için bir algılama yönetiminin tartışılıp tartışılmadığını sordu.

“Bu yolsuzluk ve rüşvetin algılanmasını başka yöne çekmek için kendinizi buradan sıyırmak için nasıl tavsiyeler aldınız? İlk mitinginiz Ordu’da bu gerekçeyle mi başladı? Bunu incelemek lazım. Bunu araştırmak lazım” diyen Bahçeli, Başbakan Erdoğan’ın algı yönetimiyle kendini kurtarmaya çalıştığını savundu.

“(Bu konuşma, benim değil, bu bir montajdır) diyor. Ne varsa reddediyor. Sayın Başbakan, nereye kadar reddedeceksin. Bir gün bunların hepsi ortaya çıktığı zaman ne yapacaksın? Sayın Başbakan, şimdi montaj tabirini kullanıyor. 2 kavram ileri sürmüşler. Böyle böyle olursa buna komplo diyeceksin. Böyle böyle olur su yüzüne çıkarsa buna da montaj diyecek, reddedeceksin. Sonra bunları yapanları bir kişinin veya grubun üzerine yıkacaksın. Bunu üzerine yıkarken de bazı kavramlar, yakışmayan, hele hele bir başbakana yakışmayan ifadeler kullanacaksın. ‘Paralel devlet’ ne demek, Türkiye Cumhuriyeti tek millet tek devlettir. Bunlar senin yetkinde, ya kökünü kazırsın ya beraber olursun. Bunlar senin bileceğin iştir. Ama sen Türkiye’de herkesi kim komplo yapmışsa, kim montaj yapmışsa doğru yanlış araştırmadan bunlar ‘haşhaşi’ diyorsun, ‘bunlar hain’ diyorsun, ‘bunlar alçak’ diyorsun, sana yargı yoluyla darbe yapacaklarını söylüyorsun. Tam 88 günden bu yana bu milleti aldatıyorsun. Bu milleti kandırıyorsun, gerçeğini üzerine gitmiyorsun, hala da yolsuzluğun ve rüşvetin kimler tarafından nasıl yapıldığını bir türlü kabullenemiyorsun. Meclis’e fezleke geliyor, ‘gönder’ diyorsun. Şimdi gelmiş, okunsun mu okunmasın mı tartışması var. Türkiye, bir hukuk devleti değil mi?” dedi.

– Sağduyu çağrısı yaptı

Milletin bu olaylardan ders çıkarmasını dileyen Bahçeli,  “Türkiye, sosyal yönden kargaşaya gidiyor. Kamplaşma, cepheleşme, iç kavga tahrik ediliyor. Türkiye’de bu sosyal kargaşa, genelde bir toplumsal hareketliğe dönüşürse o zaman Türkiye çok büyük riskler altına girer ve felakete sürüklenir” diye konuştu.

Bahçeli, şunları söyledi:

“Hepimiz hangi partiden olursak olalım bu milletin aziz evlatlarıyız. Tunus, Mısır, Suriye gibi, geçmişte Endonezya gibi, yakın günlerde Ukrayna gibi olmayalım. Türkiye’de sosyal kargaşa, önce yavaş yavaş hareketlenir arkasından hızlanır, arkasından da süreklilik kazanırsa büyük ayrışmaya, bölünmeye, çatışmaya doğru ülkeyi götürür. Türkiye’de bunu körükleyenler, etnik temelli bölünmeyi tercih edenler, kışkırtanlar var. Mezhep temelli ayrışmayı körükleyenler ve tahrik edenler var. Bunun haricinde birçok yönüyle diğer sorunlarımız var. Bunlar için çok dikkatli olmalıyız. Bunları 17 Aralık’tan beri söyleyip duruyorum ama şimdi görülmeye başladı.”

Son günlerde 2 toplumsal olayda 2 vatan evladının Hakk’ın rahmetine kavuştuğunu anımsatan Bahçeli, bu yaşananların ülkede paniğe ve kaosa neden olduğunu belirterek, “Sorunu demokrasi içerisinde çözelim. Milli irade çözüm için gerekeni yapacak bilgiye, berekete, kabiliyete sahiptir. Sandıkla sokak arasında sarkaç gibi sallanıp durmayalım” dedi.

“Sokak karanlıktır, sokak kirlidir. Sokaktaki kim kimdir bilinmez. Hele hele zifiri karanlıkta hiçbir şey anlaşılmaz. Gençlerimiz sokağa heves etmesinler. Sokakta bulunmayı bir üstünlük, beceri gibi zannetmesinler, bunlar gençliğin felaketi olur” diyen Bahçeli, “Öyleyse sokak yerine demokrasinin bir müessesi olan seçimin oy verme aracı, sandıktır. Sokak yerine sandığı tercih etmeliyiz” ifadesini kullandı.

Demokrasi içerisinde kalmak, yasal çerçevede bulunmak kaydıyla her türlü eylemin yapılabileceğini belirten Bahçeli, sözlerini şöyle tamamladı:

“Sokak yerine sandığa doğru koşalım. Peki sandığa vardık, ne yapacağız. Bir oy pusulası var, bu pusulanın sonunda 3 hilali göreceksiniz. O zaman gönül gözüyle bir değerlendirme yapın. Bu kurada en son 3 hilal çıktığına göre, Türkiye’nin şu karma karışık ortamında, kamplaşma, kaos, krizin yaşandığı bir ortamda en son ümidim 3 hilal sensin demektir. En son ümidiniz oy pusulasında 3 hilal olarak duruyor.”

Devlet Bahçeli, Başbakan’ın şimdi de kalkmış sosyal şiddet olaylarını tahrik ettiğini, sonra da bunlar üzerinden birilerini suçladığını dile getirdi.

Bahçeli, Afyonkarahisar Belediye Başkan adayı Fatih Çetinkaya’ya destek istedi.

AFYONKARAHİSAR MİTİNGİNDEN NOTLAR

MHP Lideri Bahçeli, geceyi geçirdiği Afyonkarahisar’da miting öncesi İmaret Camii’nde Cuma namazını kıldı, ardından cami avlusundaki cenaze namazına katıldı. Bahçeli daha sonra mitingi gerçekleştirdiği Cumhuriyet Meydanı’na doğru yürüyüşe geçti. Afyonkarahisarlıları selamlayarak yürüyen Devlet Bahçeli, tarihi İkbal Lokantası’nda onuruna verilen öğle yemeğinin ardından miting alanına geldi. MHP’nin mitinginde alanda gençlerin ağırlığı dikkati çekti. Miting saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

DHA / Cihan / AA