BAHÇELI: TÜRKIYE BÖLÜNMENIN EŞIĞINE GETIRILMIŞTIR
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Sandıkta 1 oy çalınırsa vebali çok yüksek olur. Hele mesele belediye başkanlığı, belediye meclis üyelerinin seçimiyse kaybedilen bir oy ya başkanlığı kaybettirir ya başkanlığı kazandırır. Onun için gözünüzün bebeği gibi oyları koruyacaksınız” dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Balıkesir Belediye Başkanı İsmail Ok’u ziyaret etti, ardından da Balıkesir Belediyesi tarafından yeniden düzenlenen Milli Kuvvetler Caddesi’nin açılışını yapıp, halka seslendi. 30 Mart seçimlerinin Türkiye’nin geleceğini belirleyecek, yeniden bir siyasi şekillenmeye imkan ve fırsat tanıyan bir seçim sürecine girilecek olması nedeniyle önemli olduğunu vurgulayan Bahçeli, Ak Parti ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a yüklendi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gençlere, tahriklere kapılmama uyarısında bulunarak, “Sandığa gidin, taş atacağınız yere mührü vurun. Kime vurursanız vurun ama AKP’ye biraz teğet geçin” dedi.
Bahçeli, Balıkesir Belediyesi tarafından yeniden düzenlenen Kuva-yi Milliye Caddesi’nin açılış töreninde yaptığı konuşmada, yerel seçimlerin, geçmiş dönemlerde yapılanlar kadar önemli olduğunu ancak onlardan fazla farklı anlamlar yüklendiğini bildirdi.
Bu seçimlerin ardından cumhurbaşkanlığı ile milletvekilliği genel seçimlerinin yapılacağını ifade eden Bahçeli, 30 Mart’tan itibaren Türkiye’nin geleceğini belirleyecek seçim sürecine girileceğini belirtti.
Bahçeli, Türkiye’nin 2002 yılının kasım ayından bu yana AK Parti tarafından yönetildiğini dile getirerek, bu süreçte çok farklı uygulamalar yapıldığını söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, bugüne kadar yargı başta olmak üzere birçok alanda yaptığı uygulamalarla milletin büyük bölümünün nefretini kazandığını ileri süren Bahçeli, şunları kaydetti:
” Recep Tayip Erdoğan, bu siyasi sonuçla TBMM’de yani yasamada etkin bir konuma gelmiş, oradan hükümet kurarak yürütmede etkin bir konuma gelmiş, arkasından yasama üzerinde bu kuvvetler ayrımındaki gücü yaygınlaştırmak için yargıyı kuşatmak, yargıyı siyasallaştırmak, yargıyı AKP’leştirmek için gayret göstermiş, 2010 yılı referandumuyla da bu imkana kavuşmuştur. Özellikle Hakim ve Savcılar Kurulu üzerinde etkisi olan Recep Tayip Erdoğan bir çok uygulamalarıyla Türk milletinin, yandaşları tarafından sevgisini, ama milletimizin büyüklüğünün de nefretini kazanmaya başlamıştır. Recep Tayyip Erdoğan, bu iktidar gücünü medya ve basın üzerinde sürdürmüştür. Medya ve basın, demokratik toplumlarda 4’üncü kuvvet olarak algılanmaktadır. Erdoğan, medyayı baskı altına almış, kendisine yandaş yapmış, bazılarını kendi yandaşlarıyla kurdurmuş, medyanın patronu olmuş, diğerlerine de baskı yoluyla kendisine hizmet edecek bir kuvvete erişmeye çalışmıştır. En son örneği, herhangi bir açıklama, parti faaliyeti Erdoğan’ı incitmiş, kırmış, üzmüş veya eleştirmişse yeni bir ifadeyle ‘alo’ demesi yeterli olmuş, onun karşılığında ’emrin olur’ denmiştir.”
Her partiye saygı gösterdiklerini ancak demokrasiye önem verdiklerini vurgulayan Bahçeli, “Türkiye’de bazı olaylar gerçekleşince halkın desteğiyle iktidara gelmiş olanlar sevgiyi, gücü gördükçe kerameti millette değil kendilerinde aramaya başlıyorlar. ‘Her şeyi ben bilirim, ben yaparım, benim dediğim olacaktır, itiraz edenleri ezer geçerim’ felsefesine ve davranış bozukluğuna kapılmaktadır. Erdoğan, böyle bir hataya düşmüştür” ifadesini kullandı.
“Türkiye’de bazı uygulamalar son yıllarda gelişince halkın desteğiyle iktidara gelmiş olanlar, sevgiyi ve gücü gördükçe kerameti millette değil, kendilerinde aramaya başlıyorlar” diyen Bahçeli şöyle devam etti:
” Böylelikle, ‘Her şeyi ben bilirim. Ben yaparım. Benim dediğim olacaktır. Bana itiraz edenleri de ezer geçerim’ felsefesine ve davranış bozukluğuna kapılmaktadır. Recep Tayyip Erdoğan’da böyle bir hataya düşmüştür. Milletin kendisine vermiş olduğu desteği yanlış anlamış, her şeyi ben yapıyorum, bu millet benim arkamdan geziyor, Ortadoğu’da namım, şöhretim Köroğlu’nu bile geçmiştir, orada padişah, sultan diyorlar. Türkiye’de ise tek adam demeye başlıyorlar. İşte bu haleti ruhiye güç alanı yaratmayı, korumayı sürekli ister hale geliyor ve güç alanı yarattıkça da kendisinden başka kimsenin olamayacağını, tek adam olarak Türkiye’yi yönetmeyi ve demokrasiyi de istismar edip, otoriter bir davranışa doğru yönelmeye başlıyor. Bu güç çılgınlığı Recep Tayyip Erdoğan’ın ayaklarını yerden kesmiş. Zaten ya havaalanında ya da havada görüyorsunuz. Bütün Türkiye’yi karıştıran, Türkiye’nin değerlerini sarsan, değişim ve dönüşüm safsatasıyla Türkiye’yi farklı noktalara sürükleyen demeçlerin hepsi yandaş medya mensuplarıyla havada seyahat ederken, orada konuşuyor, ertesi gün de alo ile medyanın alayına yayılıyor. Böyle bir Türkiye’nin sonucunda halkımız mutlu ve huzurlu olabilir mi?”
Türkiye’de milli ve manevi değerlerin tahrip edildiğini, milli birliğin zedelendiğini iddia eden Bahçeli, toplumsal dokunun aşınmaya başladığını öne sürdü.
– “Sen kimsin ki istiklal mücadelesi vereceksin?”
AK Parti Hükümeti’nin Türkiye’yi bölünmenin eşiğine getirdiğini ifade eden Bahçeli, ülkenin iç ve dış odakların etkisiyle büyük tehdit ve tehlike altında olduğunu söyledi. Toplumsal dokunun aşınmaya başladığına dikkat çeken Bahçeli, “36 etnik unsur zırvasıyla, kimin kim olduğunu, birbirleriyle araştırmaya, eğer farklılıklar varsa ayrıştırmaya yönelik büyük bir tahrik ve kışkırtma topluma yayılmış ve Türkiye Oslo’dan İmralı’ya, İmralı’dan Diyarbakır ve Kandil’e kadar uzanan bir müzakere süreci içerisinde bölünmenin eşiğine getirilmiştir. Öte yandan, Türkiye’nin, Cumhuriyet’in kazanımları itibariyle ne değeri varsa ortadan kaldırılmaya başlanmıştır. Şimdi kalkmış, bir istiklal mücadelesinden bahsediyor. Sen kimsin ki istiklal mücadelesi vereceksin. Verilen bir mücadeleyi şimdi bunun ilk başlangıcı olan Balıkesir’deki Kuvay-i Milliye’yi önce bir anla. Mücadele verenlere saygı duy Onların hizmetlerini inkar etme” dedi.
Törene katılan ve daha önce AK Parti’ye oy veren vatandaşlara seslenen Bahçeli, ” Recep Tayyip Erdoğan’ın birlikte yürüyelim şarkısına artık katılmayın ve inanmayın. O yol kirli, kara, haram, hırsız ve o yol ne olduğu belli olmayan bir yoldur. 17 Aralık’tan bu yana Türkiye’de 75 gün geçmiştir. 75 günden bu yana başbakanın ağzından televizyonlardaki konuşmalarda ve devlet eliyle yapılan toplantılardan hangisinde işsizin, emeklinin, çiftçinin, hayvancılıkla uğraşanların, sabit gelirlilerin hangisinin derdiyle ilgili bir cümle vardır. 17 Aralık’tan bu yana hiç farkına varmadığımız, hissedilmesine rağmen fazla konuşulmayan bir olayla milletimiz karşı karşıya kalmıştır. Bu olayın üstünü örtmek için her türlü yalana, dolana, iftiraya başvuruluyor. Devletin tüm imkanları, tüm kurumları bunu örtmek için faaliyet alanına sokuluyor ve Türkiye’de bir gerçeğin üstü kapanmaya çalışılıyor. Buna dikkat etmemiz lazım. Yolsuzlukla rüşvet çok büyük hastalıktır. Eğer toplumda yaygınlaşır, yerleşir, kalıcı olursa o toplum çözülür, çürür, devlet ise çöker. O sebepten dolayı hangi partiden olursak olalım buna dikkat etmeliyiz. Özellikle de Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy vermiş aziz kardeşlerim bu gerçeği görün. Böyle bir şey olabilir mi?”
Devlet Bahçeli, Erdoğan’ın TBMM’deki grup konuşmasına değinerek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Geçenlerde çıkmış, bir yayın başlatılmış ve ona cevap olsun diye grubunda konuşuyor. Baba-oğulun konuşmasını inkar ediyor ve mecliste yaptığı grup toplantısında bunu anlatıyor. Oraya bir takım taşıma gençler getirilmiş, milletvekilleri orada, sayın başbakan oğlu ile olan muhabbetini anlattıkça onların iftira olduğunu, montaj, dublaj olduğunu söyledikçe sanki -hepsini kastetmiyorum- meclisteki AKP milletvekillerinin büyük bir çoğunluğu elleri yarılırcasına alkışlıyor. Neyi alkışlıyorsun sen? Hırsızlığa destek mi veriyorsun? Hırsızlığın ortağı mısın? Yetimin, öksüzün, kimsesizin hakkını aramak için dünyaca maaşla milletvekili oldun. Şimdi dört tane AKP beslemesi işadamının hırsızlığını mı destekliyorsun? Böyle bir rezillik olmaz. Bunun sonu da yoktur. O sebepten dolayı destek veren vatandaşlarım eğer desteğinizi devam ettirirseniz bu güç çılgınlığı Türkiye’yi çok büyük sıkıntılara sokar. Onun için Adalet ve Kalkınma Partisi uyarılmalıdır. Recep Tayyip Erdoğan’ın kendine gelmesi sağlanmalıdır.”
17 Aralık’taki operasyonu anımsatan Bahçeli, “Korku bacayı sarmış. 17 Aralık’tan sonra bir savcı çıkmış, iddianame hazırlamış, kolluk kuvvetlerine talimat vermiş ve bunlar yukarıdan aldıkları emir üzerine bunu uygulamıyor. Savcı, adliye önünde derdini anlatmak için basın bildirisi dağıtıyor. Başbakan, görevden aldığı gibi büyük hırçınlıkla üslup bozukluğuyla hakaret ediyor, televizyonlarda bas bas bağırıyor. Meğer savcının iddianamesinde kimler yokmuş ki” görüşlerini iletti.
– AK Parti’nin Balıkesir mitingi
Bir televizyon ve gazete alınmasıyla ilgili havuz oluşturulduğunu iddia eden Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İlik sömürenlere bakın, yetimin, öksüzün hakkını gasbedenlere bakın. Birisi diyor ki Başbakan’a, ‘Bir havuzda 630 milyon doların toplandığı söyleniyor, ne diyorsunuz?’ Başbakan da ‘O havuzda değerli, istikrarlı iş adamları var, girseler de ıslanmaz’ diyor. Bu nasıl cevaptır. Havuzda su yoksa kim ıslanacak. Havuzda ağzına kadar 630 milyon yeşil Amerikan doları… Oraya giren ıslanır mı? Sanki bizim Balıkesir’in Dursunbey yöresindeki yörükler gibi koyun yününden döşek yapmış da oraya koymuşlar. Şimdi de kalkmış, baba-oğul konuşmasının montaj olduğunu söylüyor. Sayın Başbakan, bunun montaj olup olmadığını söylemen fark etmez. Balıkesir’de yaptığın miting montajdır, konuşmaların dublajdır, gerçeği anlatmıyor. Sen kalkacaksın, TOKİ’ye talimat vereceksin. Şu mütevazı kürsüde konuşmaya bak bir de şatafatlı kürsüde konuşmaya bak. Esas montajı sen yapıyorsun. Bir kalabalık var, geçmiş dönemlerdeki kalabalığın alayını üst üste koyuyorsun. Senin sesinde montaj oluyor da kalabalıklarda niye olmuyor montaj? Kimi kandırıyorsun?”
Bahçeli, iktidarın ülkeyi yönetemez duruma geldiğini öne sürerek, “Başbakan, yalan dolanla devlet imkanlarıyla kendisini aklamaya çalışıyor. Bilal diye bir çocuğu var, Allah bağışlasın. Bunların alayı doğruysa gözü doymayan bir Bilal var ortada. Kalkmış karada ne varsa almışlar, havada da varlar, şimdi denizdeki adaların peşine düşmüşler” ifadesini kullandı.
– “Birden pike yap, bir yere doğru git”
AK Parti’nin ülkeyi felakete götürdüğünü iddia eden Bahçeli, “Diktatör olanların ve diktatör olmaya heveslenenlere bakın. Sonun ne olmuştur bakın. Endonezya’ya, Tunus ve Mısır’a, Libya’ya, henüz can çekişen Suriye’ye, Ukrayna’ya bakın. Demokrasi içinde çözüm bulmazsak Türkiye, oradaki halk ayaklanmalarına benzer olaylarla karşı karşıya kalır. Bundan yararlanmak isteyenler çıkar. 2014 yılını özerklik yılı ilan eden PKK pusuda bekliyor, ‘ortalık karışsa da Kuzey Kürdistan’ı kursam’ diye uğraşıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Gençleri, olası sokak kışkırtmalarına karşı uyaran Bahçeli, sokakların kanlı, kirli, karmakarışık olduğunu, tinercisinden ajan provokatörlere kadar herkesin bulunduğunu söyledi, “Tahriklere kapılmayın” ifadesini kullandı.
“Taşı kime atıyorsanız atın ama esnafın camına niye atıyorsun kardeşim” diyen Bahçeli, şunları kaydetti:
“Şu kuruyemişçinin camını kır diyorsa o, sana, gençliğe, millete ihanet eden haindir. Sandığa gidin, taş atacağınız yere mührü vurun. Kime vurursanız vurun ama AKP’ye biraz teğet geçin. Onlar krizin Türkiye’yi teğet geçtiğini söylüyor ama yolsuzluk, işsizlik almış başını gidiyor. Milletim, bu defa AKP’ye teğet geç. Yüzde 51 vereceğin yerde onun yanına gel, birden pike yap, bir yere doğru git. ‘Nereye?’ diye sorarsanız, oy pusulasının en sonunda üç hilal var.”
Bahçeli daha sonra Belediye Başkanı İsmail Ok ve partilileriyle bir süre Kuva-yi Milliye Caddesi’nde yürüdü.
DHA / AA
