Dolar 44,7648
Euro 52,9255
Altın 6.947,90
BİST 14.252,38
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Az Bulutlu
İstanbul
15°C
Az Bulutlu
Cum 14°C
Cts 16°C
Paz 17°C
Pts 18°C

BAHÇELİ : ” HANGİ TAŞIN ALTINI YOKLASAK KARŞIMIZA ABD-YPG ORTAKLIĞI ÇIKIYOR “

BAHÇELİ : ” HANGİ TAŞIN ALTINI YOKLASAK KARŞIMIZA ABD-YPG ORTAKLIĞI ÇIKIYOR “
20/11/2018 14:33 | Son Güncellenme: 20/11/2018 15:10
A+
A-

DEVLET BAHÇELİ : ” HANGİ TAŞIN ALTINI YOKLASAK KARŞIMIZA ABD-YPG ORTAKLIĞI ÇIKIYOR “

MHP Lideri Devlet Bahçeli partisinin haftalık grup toplantısında konuştu.

Güney sınırlarımız boyunca arkamızdan iş çevriliyor.

Hangi taşın altını yoklasak karşımıza ABD-YPG ortaklığı çıkıyor.

Neymiş, ABD’nin YPG’yle olan ilişkisi taktikselmiş, eylem odaklıymış, geçiciymiş.

Türkiye bu bahaneleri yemez, bu oyalamaları yutmaz.

Caniyle taktik ilişki kurulamaz, kurulsa bile bunun adı taktik değil çukur bir ortaklık olacaktır.

Türkiye terörle mücadelesini haysiyetle sürdürdükçe sözde müttefiklere bir haller olmakta, rahatsızlık sökün etmektedir.

Birleşik Krallığın AB’den çıkış süreci oldukça sancılı geçmektedir.

Taşlar yerinden oynadıkça işbaşındaki hükümet zorlanmakta, siyaseten köşeye sıkışmaktadır.

Brexit anlaşmasını tamamlamak ve resmiyet kazanmasını sağlamak için AB Liderler Zirvesi 25 Kasım’da konuyu görüşüp sonuca bağlayacaktır.

Bu arada, AB İtalya’nın devasa bütçe sorunuyla ilgili nihai kararı da 21 Kasım’da verecektir.

Yeryüzü cenneti olarak takdim edilen AB huzursuzdur, gergindir, geleceği meçhuldür.

Türkiye’ye devamlı engeller çıkaran, müzakereleri tıkayan AB anlayışı bir bakıma iflasın eşiğindedir.

Ticaret savaşları, ekonomik sorunlar, siyasal anlaşmazlıklar, egemenlik mücadeleleri AB’yi karar aşamasına doğru hızla savurmaktadır.

Diğer yandan Fransa’nın başını çektiği, Almanya’nın yeşil ışık yaktığı, ABD Başkanı Trump’ın sert bir şekilde karşı çıktığı AB ordusu kurma fikri 58 yıllık bir arayışın sonucu olarak tekrar gündemdedir.

Kimin ordu kurup kimin kurmayacağı işin özünde bizim meselemiz değildir.

Ancak AB ordusunun kurulma düşüncesi resmileşirse bölgesel ve küresel zeminde büyük bir açmaz ve cepheleşme kaçınılmaz olabilecektir.

Burada bizim için önemli olan Türkiye’nin alacağı pozisyon, takınacağı tavırdır.

Türkiye NATO üyeliğinden sürekli zarar görmüştür. Bu açıktır.

Türk milleti elbet kendi güvenliğini kendi imkan ve gücüyle müdafaa edecek hem donanıma hem de kabiliyete hamd olsun sahiptir.

Türk ordusu dünyanın en büyük ilk üç ordusundan birisidir.

Bu gerçek hiçbir şart altında değişmeyecektir.

Ancak müttefik olduğumuz ülkeler hep aleyhimize faaliyet içindedir.

ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde terör örgütleriyle aynı kareye girmesi, aynı emel ve hedef etrafında bir araya gelmesi skandal olmanın ötesinde uluslararası hukuka terstir, normal şartlarda NATO müktesebatına tamamen aykırıdır.

Bir devleti terör örgütüyle ayıran en temel ve tartışmasız farklılıkların silinmesi beşeri faciadır.

Kiminle müttefiksek, şu işe bakınız ki, beka mücadelemizde karşı karşıyayız.

Kiminle NATO şemsiyesi altında buluşmuşsak, şu kepazeliğe bakınız ki, Türk ve Türkiye düşmanlarına destek verdiklerini görüyoruz.

Bu husumetin kaynağında ne vardır?

Bizimle hem ittifak kurup hem de sakalımızı yolmaya çalışan, kolumuzu kanadımızı kırmak için uğraşan ülkeler ne yapmayı, hangi sonuca ulaşmayı akıllarından geçiriyorlar?

İttifak ahlak ister, adamlık ister, adanmışlık ister, eşitlik ister, fedakârlık ister, karşılıklı ilke ve hassasiyetlere bağlılığın yanında, hakkaniyetli hürmet ister.

Bir tarafın mağlup görülüp, diğer tarafın muzafferlik tasladığı ilişki ağından onurlu bir ittifak çıkmaz, kalıcı ve kavrayıcı bir mutabakat çıkamaz.

Müttefiklik adı konmamış mahkûmiyet, kabulü sağlanmamış mağduriyet falan değildir.

Aynı zamanda Türkiye seçeneksiz hiç değildir.

Üstte ittifak, dipte ihtilaf içinde olmak; önde müttefiklik pozları verip, arkada muhasım hale gelmek rezaletin daniskasıdır, hezimetin dik alasıdır, kandırmacanın zirve noktasıdır.

Böylesi garabet hasıl olursa, ki vardır, buna ne diyelim, neye sayalım, nasıl görelim?

Güney sınırlarımız boyunca arkamızdan iş çevriliyor.

Hangi taşın altını yoklasak karşımıza ABD-YPG ortaklığı çıkıyor.

Neymiş, ABD’nin YPG’yle olan ilişkisi taktikselmiş, eylem odaklıymış, geçiciymiş.

Türkiye bu bahaneleri yemez, bu oyalamaları yutmaz.

Caniyle taktik ilişki kurulamaz, kurulsa bile bunun adı taktik değil çukur bir ortaklık olacaktır.

Türkiye terörle mücadelesini haysiyetle sürdürdükçe sözde müttefiklere bir haller olmakta, rahatsızlık sökün etmektedir.

ABD içişlerimize karışmayı, asayiş ve milli güvenliğimiz için yapılan emniyet tedbirlerini sorgulama ve yargılamayı zannederseniz ki iş ve meslek edinmiştir.

Bildiğiniz gibi, Anadolu Kültür AŞ’nin Yönetim Kurulu Başkanı olan ve şaibeli kişiliğiyle bilinen bir şahıs hakkında yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında bazı akademisyenlerin de bulunduğu 20 kişi hakkında geçen hafta gözaltı kararı alınmıştı.

Bunlardan 13’ü hakkında gözaltı işlemi uygulanmıştı.

Bu şahısların Gezi Parkı eylemlerini geliştirmek ve Anadolu’ya yaymak üzere toplantılar yaptıkları iddia edilmişti.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Gezi kalkışması çerçevesinde gözaltına alınanlara destek vermiş, keyfilikten bahsetmiş, endişeliyiz diyecek kadar karanlık niyetini belli etmiştir.

PKK/YPG’ye silah vermek, FETÖ’ye yardım ve yataklık yapmak onursuz bir keyfilik, endişe verici bir gafillik değil de nedir?

Türkiye’ye ekonomik savaş açmak, Mehmetçik katillerinin sırtını sıvazlamak korkunç bir haksızlık, müttefikliğe hıyanet olmayacak mıdır?

Gezi’nin aktör ve finansörleri olduğu iddia edilen kişi ya da kişilerle hukuk dairesinde mücadelenin neresi keyfi, neresi kaygı vericidir?

ABD içişlerimize karışma mezuniyetini, süren ve sürdürülen soruşturma ve kovuşturma sefahatleriyle ilgili hüküm verme hakkını kendisinde nasıl görebilmektedir?

Onu bıraksın, FETÖ elebaşını ne zaman iade edecek, bunu söylesin.

Terör devleti kurma çalışmalarına ne zaman son verecek, bundan bahsetsin.

Ülkemizde son zamanlarda garip ve üzerinde dikkatle durulması gereken gelişmeler yaşanıyor.

Hiçbir şey gözümüzden kaçmıyor.

Anlaşılan yeni ve beka düzeyinde tehdit edici bir terör konsepti tedavüle sokulmuştur.

Terör örgütleri artık mekanik ve çok değişkenli kanlı metotlarını harekete geçirmişlerdir.

Koordinat yüklemesi yapılabilen, patlayıcılarla donatılan dronları terör örgütü PKK kullanmaya başlamıştır.

Yakın zamanda C-4 patlayıcı yüklü dronlar Şırnak’ta, Irak sınırındaki Kasrak Vadisi’nde ve Silopi Şehit Mesut Hudut Bölüğü yakınlarında düşürülmüştür.

Şırnak Valilik binasının giriş merdivenlerine 10 Kasım Atatürk’ü Anma Törenleri esnasında bir adet model uçak, yani drone düşmüştür.

Allah’tan can ve mal kaybı yaşanmamıştır.

Hain terör örgütü bu yöntemleri kimlerden öğrendi, kendi ağırlığının onlarca katı patlayıcı taşıyabilen insansız hava araçlarını hangi alçak ülkelerden sağladı?