DOLAR 15,9158
EURO 16,8933
ALTIN 948,293
BIST 2394,85
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24°C
Gök Gürültülü

MHP’li Arkaz’dan Türk Tabipleri Birliği’ne tepki

MHP’li Arkaz’dan Türk Tabipleri Birliği’ne tepki
03.02.2022
A+
A-

MHP İstanbul Milletvekili MYK Üyesi Adalet Komisyonu Üyesi Dr. Hayati Arkaz, TBMM’de hekimlik mesleğinin onuruna düşman olan Türk Tabipleri Birliği’ne sert tepki gösterdi.

MHP İstanbul Milletvekili MYK Üyesi Adalet Komisyonu Üyesi Dr. Hayati Arkaz’ın açıklamaları şu şekilde;

”Öncelikle hoş geldiniz. Hepinizi saygı ile selamlıyorum. Bir hekim olarak, bizi temsil etmek için kurulan ancak hekimlik mesleğinin onuruna düşman olan Türk Tabipleri Birliği hakkında bilgi vermek istiyorum.

Hekimlikle veya tıpla ilgisi olmayan konularla sürekli gündeme gelen Türk Tabipleri Birliği, bilindiği üzere son olarak; Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun acil kullanım onayı verdiği Turkovac aşımızın Faz-1, Faz-2, Faz-3 çalışmalarının olmadığını iddia etmiştir.

Yerli ve milli aşımızın itibar ve inandırıcılığına zarar vermek isteyen, ülkesine bu kadar yabancılaşan, tıbbın yüz karası bu meslek örgütünün; Turkovac’ın üç faz çalışması yapılmasına rağmen paylaştıkları açıklamayı bir kez daha şiddetle kınıyorum.

Bir terörist ile birlikte çekildiği fotoğrafı çıkan ve hakkında yasal işlem başlatılan HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in, milletvekili seçilmeden önce Türk Tabipleri Birliği isimli meslek örgütünün Diyarbakır şubesinde başkanlık yaptığı bilinmektedir.

Aynı şekilde bölücü terör örgütüne yardım ve yataklık gibi suçlardan hakkında hukuki süreç devam eden Eski HDP Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım’ın da daha önce bu meslek örgütünün Adıyaman şubesinde yöneticilik yaptığı tespit edilmiştir.

Diyarbakır Tabip Odası’nın başkanlığını yapan bir başka isim olan Adnan Selçuk Mızraklı; “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden alınarak tutuklanmıştır.

Türk Tabipleri Birliği 2015’te PKK’nın Suriye uzantısı olarak faaliyet yürüten YPG’nin sözde eş başkanı Asya Abdullah’a “Barış, Dostluk ve Demokrasi Ödülü” vermiştir.

Türk Tabipleri Birliği’nin Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı “Silahlı terör örgütü propagandası yapmak” suçundan hapis cezası almıştır. Bu kişi aynı zamanda Bebek Katili için kurulan “Öcalan’a Özgürlük Platformu”nun kurucularından biridir.

Bu olayların hiçbirinde Türk Tabipleri Birliği’nin hekimlik onurunu korumak gibi bir gayreti veya çalışması olmadı. Devletin ve Türk tıbbının imkânlarını teröristler için seferber eden kişiler için Hipokrat yeminini çiğnediler. Yaptıkları açıklamalarla Türk Adaletinin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin karşısında durdular.

Bölücü terör örgütünün yaptığı hiçbir eylemi kınamadılar; şehit edilen hiçbir doktoru anmadılar. PKK’ya yönelik Zeytin Dalı harekâtına, “savaş” dediler. Hatta Türk ordusunun sivilleri öldürdüğü iftirasını attılar. PKK terör örgütü, Afrin’de hastane bombaladı, hiç oralı olmadılar.

1953 yılında kurulan Türk Tabipleri Birliği, amacını kaliteli sağlık hizmeti için çalışmak ve hekimlerin haklarını korumak olarak açıklıyor. Bugüne kadar hekimlerin hakkını gözettiğini, sağlık alanındaki hiçbir sorunu dile getirdiklerini ne yazık ki göremedik.

Şimdi, hekimlere ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddetten bahsetmek istiyorum.
Tıp fakültesini, tıp fakültesinde okumak, tıp fakültesini bitirmek ve sonra ihtisas yapmak çok zorlu bir süreçtir. Bir hekimin hayatı sürekli okumak ve çalışmakla geçer. En erken 35 yaşında hayata başlar. Geç evlenir, geç çocuk sahibi olur. Dolayısıyla hekimlerin can güvenliğini sağlamak da devletin önemli görevlerinden biridir. Özellikle koronavirüs küresel salgını boyunca yaptıkları hizmetlerle kendilerine sonsuz şükran borçlu olduğumuz hekimler ve sağlık personelimizin en büyük sorunlarından biri şiddettir.

12 Nisan 2020 tarihinde Sağlıkta Şiddet yasasında yapılan düzenlemelere rağmen, hekimlere ve sağlık personellerine yönelik şiddet ne yazık ki devam etmektedir. Ülkemizde bir yılda her dört sağlık çalışanımızdan biri şiddet görmektedir.

Geçtiğimiz haftalarda yaşanan bir olay, sağlıkta şiddetin ne kadar üzücü bir hal aldığını göstermektedir. İstanbul’da bir hastanede hastalarını tedavi ettiği sırada hasta yakını 4 kişi aynı zamanda hamile olan Gülhan Hemşireyi saçından tutup yerlerde sürükleyerek karnını tekmelemişlerdir. Sağlıkta şiddet artık sadece çalışanlara değil doğmamış çocuğun canına da kastetmektedir.

Doktor hastasına sevgi ve şefkatle yaklaşan kişidir. Bazen sevdiğinize can verirsiniz, bazen sevdiğiniz elinizde can verir; hekimlik, yükü ağır bir meslektir. Doktor kendisinin canına kastedeni bile tedavi etmeye yemin etmiş bir mesleğin mensubudur.

Kısa süre önce, Gaziantep’te hastanede tedavi gören bir kişiyi bekleyen hasta yakınları ambulansın geciktiğini iddia ederek Acil Servis’i birbirine kattı. Yaklaşık 30 kişilik bir grup doktorları, sağlıkçıları ve hatta güvenlik görevlilerini darp etti ve bu eşkıyaları polis güçlükle durdurdu.

Yine geçtiğimiz günlerde; İstanbul’da bir aile sağlığı merkezinde görev yapan Ömür Hemşire, kendisini taciz eden bir kişi tarafından vurularak öldürüldü. Ömür Hemşire’ye yapılan sadece bir sağlıkta şiddet vakası değil bir kadın cinayetidir.

Kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet ile alakalı da kısaca bilgi vermek istiyorum.
Kadına şiddet hususunda en temel sorun ve en bariz ayıp, kadının bir insan olduğu gerçeğinin unutuluyor ve umursanmıyor oluşudur. Kadının yok sayıldığı, hor görüldüğü ve dışlandığı toplumlar ilkeldir ve geridir. Sokak ortasında, adliye önünde, evlerinde ve iş yerlerinde öldürülen kadınlar sadece Türkiye’nin değil, tüm insanlığın kanayan yarasıdır. Her kadın ve çocuk istismarı, insanlığa ihanettir.

Kadın, ailedir; kadın, annedir; kadın, vatandır; kadın, ülkedir; kadın, toplumun aynasıdır ve kadın, gelecek nesillerin teminatıdır. Kadınlarımızın artan sorunları, şiddete, tacize ve tecavüze maruz kalması, hepimiz açısından ayıptır ve utanç kaynağıdır. Kadına şiddet ve istismar suçuna getirilecek cezalar ister tıbbi ve kimyasal, isterse müebbet hapis olsun, en sert şekilde uygulanmalı ve iyi hâl falan dikkate alınmamalıdır.

Kadınlarımızın maruz kaldığı insanlık dışı muamelelerin tamamen yok edilmesi için başta siyasi sorumluluk sahipleri olmak üzere herkes üzerine düşeni eksiksiz yerine getirmelidir.
Kadına, çocuğa, doktora, hemşireye ve sağlıkçılara yönelik her türlü şiddetin karşısındayız.
Siz değerli basın mensuplarına tekrar saygılarımı sunuyor, sağlıklı günler diliyorum.”

Kaynak: Türkgün

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.