DOLAR 13,4468
EURO 15,3023
ALTIN 795,188
BIST 2042,08
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 9°C
Çok Bulutlu

MHP’li Arkaz: Ya üreterek var oluruz ya da tüketerek yok oluruz

MHP’li Arkaz: Ya üreterek var oluruz ya da tüketerek yok oluruz
12.12.2021
A+
A-

MHP’li Arkaz: Ya üreterek var oluruz ya da tüketerek yok oluruz

MHP İstanbul Milletvekili MYK Üyesi Dr. Hayati Arkaz, 2022 Bütçe Görüşmeleri kapsamında, TBMM Genel Kurulu’nda konuştu.

“Sanayicilerimiz ve iş insanlarımız; her türlü zorluğa, her türlü sıkıntıya ve 2 yıldır süren salgının ağır şartlarına rağmen; 7 gün 24 saat çalışarak Organize Sanayi Bölgelerinde üretime devam ediyor. Çünkü Türkiye üretmek zorunda. Ya üreterek var oluruz ya da tüketerek yok oluruz. ‘Türkiye, üretmesin; biz üretip Türklere ucuza satarız’ anlayışı artık bizim için bitmiştir. Türkiye, Avrupa’nın ya da ABD’nin pazarı değildir. Biz kendimiz üretip ihraç ediyoruz.” ifadelerini kullanan MHP İstanbul Milletvekili MYK Üyesi Dr. Hayati Arkaz, TBMM’deki konuşmasında şunları kaydetti:

“Cepheden cepheye koşan Gazi Mustafa Kemal Atatürk; bulaşıcı hastalıkların kılıçtan ve kurşundan daha tehlikeli olduğunu görmüştür. Tifo, tifüs, kolera, veba, çiçek, sıtma, verem, cüzam gibi hastalıkların; cephede Mehmetçiğin ölümüne sebebiyet verdiğine şahit olmuştur. Bu yüzden Cumhuriyet kurulduktan hemen sonra salgın hastalıklarla mücadeleye önem vermiştir. Bizim salgın hastalıklarla mücadelemiz yüz yıldır sürmektedir.

Prof. Dr. Tevfik Sağlam, Refik Saydam, Sadi Irmak, Türkan Saylan ve adını sayamadığım birçok bilim insanı; Türkiye’de bulaşıcı hastalıklarla mücadelenin öncülüğünü yapmış ve sağlık altyapımızın temelini oluşturmuştur. Kendilerini rahmetle anıyorum.

Bizler, Kurtuluş Savaşı’nı yapmış, seferberlik yaşamış bir milletin torunlarıyız. Birinci Dünya Savaşı’nda öğrencilerinin tamamını şehit veren Mekteb-i Tıbbiye’nin torunları; bugün koronavirüs mücadelesinde; gecesini gündüzüne katarak, ailelerini görmeden, uyku uyumadan, hasta başında şehit oluyorlar.

Bu milletin genetik bir özelliği var; söz konusu vatan, millet ve devlet olunca, ucunda ölüm de olsa mücadele ederiz. Bizim doktorlarımızın ve sağlık çalışanlarımızın mücadelesi bunun bir örneğidir.

Üstelik biz; Sağlık Bakanımız Sayın Fahrettin Koca beyin gayretleriyle, Kovid-19’a karşı ilk tedbir alan ülkelerden biri olduk. Salgın ülkemize gelmeden Bilim Kurulu oluşturuldu. Hekimlerimiz ve sağlık ordumuz iki yıldır fedakârca çalışıyor. Dünya Sağlık Örgütü bu mücadelemizi gıpta ile seyrediyor. Bu vesileyle başta Sayın Sağlık Bakanımıza, doktorlarımıza, sağlık çalışanlarımıza ve emeği geçen herkese; teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum.

Kovid-19’un panzehiri ve tek çözümü tartışmasız aşıdır. Ülkemiz aşılama sürecinde büyük bir özveriyle çalışıyor. Aşılamada kesinlikle en iyi ülkelerden biriyiz.

Ne yazık ki, bu kadar çabaya ve özveriye rağmen; Dünya’da 265 milyon insan koronavirüse yakalanmış; yaklaşık 5,5 milyon insan hayatını kaybetmiştir. Ülkemizde ise yaklaşık 9 milyon kişi hasta olmuş; 78 bin vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum. Vatandaşlarımızın, bilime inanmalarını istiyorum. Aşı karşıtlığı yapmak insan sağlığının karşısında durmaktır. Gelin bu mücadelede dün olduğu gibi bugün de birlikte olalım.

Ayrıca; sağlıklı olmak için dengeli beslenme ve egzersizi ihmal edemeyiz. Herkesin bir Aile Hekimi olduğu gibi, spor ve diyet uzmanı da olmalıdır.

Ülkemizde yürütülen yerli aşı çalışmaları da büyük bir özveri ile devam ediyor. TURKOVAC aşımız an itibariyle hazırdır. Çok yakında kendi aşımızı kullanmaya başlayacağız.

Çocuk felci aşısını bulan Dr. Jonas Salk, 1955’te verdiği bir röportajda kendisine sorulan “Bu aşının patenti kime ait?” sorusuna;  “Ne patenti? O insanlığa ait, patent falan yok. Güneşin patentini alabilir misiniz? Bu aşıların amacı insanlara yardım etmek, ölümü ortadan kaldırmaktır.” demiştir. Biz de kendi aşımızı bütün Dünya ülkelerinin kullanımına açacağız. İhtiyacı olan her ülkeye aşı yardımı yapacağız.

Koronavirüse karşı her vatandaşımız sorumluluk üstlendi. Herkes bir şekilde mücadelede yer aldı.Bu süreçte İstanbul’da 2 ayda 2 büyük pandemi hastanesi inşa edildi. 15 günde yapılan yerli solunum cihazı (ventilatör) ve ayrıca koronavirüs tedavisinin olmazsa olmazı hay-fılov cihazlarını yaptık.

Sağlık hizmetlerinde Türkiye, büyük yol kat etti. Kullandığımız ilaçların %88’ini yerli imkânlarla üretiyoruz. 159 ülkeye tıbbi malzeme, ilaç, medikal araç-gereç ve sarf malzemesi ihracatı yapıyoruz. İhtiyacı olan ülkelere hibe ediyoruz.

Tıpta başarı yalnızca hekim hizmetleriyle olmaz. Sürekli yenilikleri, ilimi-bilimi ve teknolojiyi takip etmek gerekir. Bugün tıp sektöründe ameliyatlar artık “robotik cerrahi” yöntemiyle yapılıyor. Türk Tıbbı bu gelişmeleri takip etmekte ve sürekli ilerlemektedir.

Biraz da üretim ve istihdamdan bahsetmek istiyorum. Yerli üretim ve gelişmeler her alanda devam ediyor.

Sanayicilerimiz ve iş insanlarımız; her türlü zorluğa, her türlü sıkıntıya ve 2 yıldır süren salgının ağır şartlarına rağmen; 7 gün 24 saat çalışarak Organize Sanayi Bölgelerinde üretime devam ediyor. Çünkü Türkiye üretmek zorunda. Ya üreterek var oluruz ya da tüketerek yok oluruz. “Türkiye, üretmesin; biz üretip Türklere ucuza satarız” anlayışı artık bizim için bitmiştir. Türkiye, Avrupa’nın ya da ABD’nin pazarı değildir. Biz kendimiz üretip ihraç ediyoruz.

Avrupa statik ve yaşlanmıştır. Ancak Türkiye; dinamik, güçlü ve kararlıdır. Türk malları Avrupa’da ve Dünya’nın birçok yerinde büyük ilgi görüyor. Bu yılsonu itibariyle ihracatımız 250 milyar dolara ulaşacaktır. Bu rakamın %51’i Avrupa’ya, %49’u ise diğer kıtalara olmak üzere pazardaki yerimizi alıyoruz.

Dünya’nın en güzel coğrafyasına sahip olan vatanımızda turizm sektöründe ilk sıralara yükselmenin yanı sıra; Sağlık turizmi alanında da kesinlikle Dünya’nın en iyisiyiz. Koronavirüs salgını döneminde gördük ki; bir takım elbise ile yaşayabiliyoruz ama gıdasız yaşayamıyoruz.

Gıda konusu milli bir konudur. Gıdasını kendi üretmeyen ülkeler asla bağımsız olamazlar. Tarımsal olarak dışa bağımlı olursak, bağımsızlıktan bahsedemeyiz. O zaman yokluktan, kıtlıktan, ithalattan kurtulamayız.

Dünya’da en çok bitki çeşitliliği olan nadir ülkelerden biriyiz. Yeryüzünde tarıma en elverişli topraklar bizim topraklarımızdır.Yıllık 18 milyar dolar tarım ürünü ihraç ediyoruz. Her türlü zorluk ve sıkıntıya rağmen, hayvansal ürünlerde Dünya’da 7’nci, Avrupa’da 3’üncüyüz. Ülkemiz, süt ihracatından yılda ortalama 350 milyon dolar kazanıyor.

Gecesini gündüzüne katan girişimciler, iş insanları, yatırımcılar, çiftçiler, üreticiler ve ülkemizin büyümesini isteyenlerin her biri vatansever kahramandır.Alın teriyle ve emekle üreterek, cari açığı kapatacağız.

Türk havacılık sanayisinin temellerini atan hemşerim Nuri Demirağ’a, yapılan yanlışı tekrar etmeyeceğiz. Yerli ve milli silah sanayisinin babası olan Nuri Killigil’in izinden giden yatırımcılara, engel olmayacağız. Havacılık yatırımlarına, savunma sanayii yatırımlarına destek olacağız.

Bugün kahraman Mehmetçiğin ve güvenlik güçlerinin kullandığı araç, gereç ve silahların %80’i yerli üretimdir. Bu silahlar, Suriye ve Irak’ta terör örgütlerinin, Karabağ’da Ermeni çetelerinin, ve Libya’da emperyalizmin kafasında patlamıştır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kendi kararını kendisi veren; 400 milyonluk Türk Dünyası’nın ve 2 milyarlık İslam âleminin umudu; Selçuklu’nun kalbi, Osmanlı’nın vicdanı ve Cumhuriyet’in aklı ile geleceğe yürüyen, güçlü ve büyük bir devlettir.

Balkanlarda Tuna boyunda; Kuzey Afrika’da Kamerun’dan, Karadeniz’in doğusu, batısı ve kuzeyine kadar; Hazar Denizi’nin dört tarafında kiminle sohbet etsek diyorlar ki: “Bizim ikinci vatanımız, ikinci ülkemiz Türkiye.”

Türkiye’nin artık Avrupa’ya ihtiyacı yok, Avrupa’nın bize ihtiyacı var. Türk iş adamları, Dünya’nın her tarafında iş üretmekte, istihdam yaratmaktadır. Bizler yerli üretimden, Anadolu’nun emek kokan toprağından, teknoloji, sanayi ve yatırımlardan vazgeçmeyeceğiz. Çünkü üretim, her şeyin anasıdır. Üretim berekettir, zenginliktir. Üretmek, var olmanın bağımsızlığıdır. Üretim bu milletin onurudur, istiklalidir. Geçmişimizden miras, geleceğimizden ödünç aldığımız bu vatan, bize emanettir.  Milliyetçi Hareket Partisi bu emanetin yılmaz bekçisidir. Ülkücü-Milliyetçi hareket olarak Türk milletinin hamurunda ve mayasında, her şeyinde varız.

Türk Milliyetçilerinin Lideri Devlet Bahçeli Bey’in dediği gibi, “Ne istiyorsak, Türk Milleti içindir!” diyorum; Bütçemizin tekrardan hayırlı olmasını temenni ediyor, Genel Kurul’u saygıyla selamlıyorum.”

Türkgün

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.