TUTANAKLAR MI, KANDİL FOTOĞRAFI MI?
Tutanaklar mı, Kandil fotoğrafı mı?
İmralı tutanakları sızdı mı?
Sızdı.
Sızan tutanaklar yenilir yutulur değil mi?
Değil.
Tutanaklar da sözde barış havarisi Öcalan,
Önüne geleni tehdit ediyor mu?
Ediyor.
Kimse tutanakların içeriğini konuşuyor mu?
Konuşmuyor.
Varsa yoksa tutanakları kimin sızdırdığı tartışılıyor.
Önemli olan tutanakların sızması mı, içindekiler mi?
Neymiş?
Yok efendim, sızdıran BDP ve Kandil’de çözüm istemeyenlermiş.
Yok Altan Tan imiş…
Yok, BDP’nin bilgisayarlarını çalan kişilermiş…
Yok, Öcalan’a inat, örgüt sızdırmış.
Tam bir minare, kılıf benzetmesi!
***
Hepsi bu mu?
Tabi ki değil.
Devleti erkân açıkladı;
“Bunlar tutanak değil sabotaj belgesi”
“Derin güçler devrede”
“İkinci Oslo sabotajı”
İşte açılım ve barış süreci(!) böyle başladı.
Toplum daha tutanak krizine hazmetmemişken,
Bu defa Apo’nun yazdığı mektubu Kandil’e ulaştıran BDP heyeti,
Kandil’de Karayılan ile birlikte aile fotoğrafı verdi.
Hem de ne fotoğraf.
Duvarda Öcalan posteri ve Kürdistan bayrağı.
Önünde masanın başında oturan Karayılan,
Masanın yan sıralarında ise BDP Milletvekilleri.
Breh… Breh… Breh…
***
Hani kısa bir süre önce Tunceli kırsalında,
PKK militanları ile kucaklaşan BDP milletvekillerinin,
Dokunulmazlıklarını kaldıracaktık?
Şimdi bu ne?
Eğer bu normal ise o zaman onların suçu ne?
Kaldı ki buradaki durum tam bir vahamet,
Teröristin dağdaki elebaşı Karayılan diyor ki;
“Hiç olmadığımız kadar güçlüyüz. Öcalan’la görüşme ihtiyacımız var. Sonuç bizim istediğimiz gibi olmazsa savaşa hazırız.”
Vay… Vay… Vay…
Duy da inanma.
Ne diyebiliriz ki,
Devlete başkaldırmanın legalleştirilmeye çalıştırıldığı bir dönemeçteyiz.
Ve en tehlikelisi de,
Öcalan da, Karayılan da devleti ve milleti aynı noktadan tehdit ediyor;
“Apo serbest kalacak. Dediğimiz olmazsa halk savaşı
çıkacak.”
Viraja ne kadar hızlı girdik farkında mısınız?
Metin Özkan/ Güneş
