Şaka gibi açıklamalar ve gerçekler
Türkiye, içeride ve dışarıda tarihinin en zor ve karanlık dönemini yaşıyor. Terör, yolsuzluk, rüşvet, yalan, ihanet zıvanadan çıkmış durumdadır. Felaketler yağmur gibi yağmakta, toplumsal dengeler alt-üst olmaktadır. Böyle bir ortada iktidarı elinde tutanlardan ve özellikle Başbakandan şaka gibi açıklamalar geliyor. Bunları dinlerken şaşırıp kalıyoruz. “Biz mi başka ülkede yaşıyoruz, bunlar mı başka ülkeden söz ediyorlar” diye düşünmekten kendimizi alamıyoruz.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ciddi, tutarlı ve kararlı bir devlet adamı vizyonuyla ,bu şaka gibi açıklamalar karşısında gerçeğin ne olduğunu ortaya koyuyor. Her hafta yaptığımız gibi, tamamı haber sayfalarımızda yer alan grup konuşmasının bazı bölümlerini tekrar hatırlatmayı görev sayıyorum.
Zihniyet dönüşümü
Başbakan Davutoğlu’nun geçen hafta açıkladığı “İş Güvenliği Eylem Paketi” kağıt üstünde iyi niyetli gibi görünse de yeterli ve ikna edici değildir. Acaba Soma’daki kardeşlerimiz zihniyet dönüşüm sürecine giremedikleri için mi hayatlarından olmuştur? Ermenek’teki masum kardeşlerimiz zihniyet dönüşümünü sağlayamadıkları için mi tonlarca metre küp suyun içinde kalmışlardır? Başbakan Davutoğlu emekçilerimize, dürüst çalışan işverenlere ne anlatmaya, neyi kabullendirmeye çalışmaktadır? Başbakan işverenlerin zihniyet dönüşümüne ihtiyacı olduğunu gerçekten düşünüyorsa, önceden ayarlanmış adrese teslim ihaleleri alan yandaş çetelerin kulağını çekmelidir. Ancak bu hesaplaşmanın yapılması, bu dirayet ve cesaretin sergilenmesi vesayet altındaki bir Başbakan’ın harcı olmayıp, kendisine de on gömlek bol gelecektir.
İstikrar!
Başbakan ve Hükümeti’nin istikrar takıntısı, güçlü Türkiye ezberi milletimizin gerçekleriyle örtüşmemektedir. Doğrudur istikrar belirli çevrelerde vardır ve bu hepimizin gözü önündedir. Hırsızlar istikrarlıdır, soyguncular istikrarlıdır, yan kesiciler istikrarlıdır, hainler istikrarlıdır, rüşvetçiler istikrar içinde havuzları doldurmaktadır. Millet malını yiyen ahlaksızlar istikrar ve güven içindedir. Neylersiniz ki, vatandaşlarımız ekonomik sefaletin göbeğindedir. Tarım çökmüş, sanayinin çarkları durmuş, üretim kilitlenmiştir.
Davutoğlu ise aldatma düzeninde Kaf Dağı’ndan kar bağışlamanın hesabındadır. Açıklanan resmi işsizlik oranının çift haneye tutunarak yüzde 10,1’e çıkması, gerçekte ise yüzde 20’ye yaklaşması eğer paralel komploya bağlanmazsa görmezden gelinecektir.
Küba’ya cami
Erdoğan hayır yapmak istiyorsa, sevap kazanmak arayışında ise bankadaki milyar dolarlarından bir bölümünü kurulacak ‘Küba Cami Yaptırma Derneği’ne bağışlamalı, hiç olmazsa dua almalıdır.Erdoğan her sıkıştığında cami, her zorlandığında başörtüsü, her dara düştüğünde imam hatip istismarından medet ummaktadır. Çünkü Erdoğan için din ve mukaddesatımız siyasi hedefler için kullanılması mecburi vasıtalardır. Güneşi balçıkla sıvamak henüz mümkün olmamıştır. Belki inkarla gerçekler saptırılabilir, belki siyasal güçle doğrular gizlenebilir; ama bunun sonsuz ve sınırsız olmadığı bugüne kadar sayısız defa görülmüştür.
Yolsuzluğa karşı strateji
Davutoğlu, 1 Aralık’tan itibaren Türkiye’nin G-20 dönem başkanlığı süresince yolsuzluğa karşı bir strateji oluşturacağını heyecanla gündeme getirmiştir. Sayın Davutoğlu, Brisbane’de yolsuzlukla ilgili sözlerinizden dolayı yüzünüze bakarak alaycı bir edayla tebessüm eden devlet veya hükümet başkanlarına hiç mi tesadüf etmediniz? Biz buradan gördük de siz mi görmediniz? Biz buradan sizin halinize ülkemiz adına acıdık da, siz kendinizi ne hallere düşürdüğünüzü hiç mi idrak edemediniz? Sayın Başbakan, hakikaten de bir yolsuzluk stratejisi oluşturmak istiyorsan, önce işe kaynaktan, yani 17-25 Erdoğan’dan başlamalısın ki, attığın taş ürküttün kurbağaya değebilsin.
Kısa dönem askerlik
Askerlik özel ve zorunlu bir hizmet alanıdır. Her Türk vatandaşı buna uymak durumundadır. Bazı mahsurlarına rağmen, askerlik yaşını geçirmiş vatandaşlarımızın fazlaca birikmesine kayıtsız kalmak da mağduriyetlere kapı aralayabilecektir. Parti olarak, TSK’nın olumlu görüşü alınmadan bedelli askerlikte ısrar etmenin doğru olmayacağı kanaatindeyiz. Bedelli askerlikle ilgili beklentileri de hesaba kattığımızda, meselenin etraflıca değerlendirilmesini, kısa süre içinde uzlaşma ve diyalogla çözüme kavuşturulup gündemden çıkarılmasını elzem görüyoruz.
Sevgi kelebekleri !
Davutoğlu Brisbane’e Türkiye’yi temsil etmek için mi, yoksa ABD’nin Suriye’yi vurması konusunda yalvarıp yakarmak için mi gitmiştir? Davutoğlu G-20 toplantısında Obama’nın masasında oturmayı ayrıcalık ve lütuf mu görmektedir? Esad teröristtir, Esad zalimdir, Esad katildir de; IŞİD-PYD-PKK kırlarda bayırlarda çiçek toplayan, karıncayı bile ezmekten sakınan sevgi kelebekleri midir?Taşın altına elini koymaktan bahseden Başbakan, Esad gidince, Suriye bölününce, sınırlarımız boyunca terör devletleri kurulunca Türkiye’nin ve bölgenin huzura kavuşacağını mı sanmaktadır? AKP Hükümeti, Esad’a karşı kurşun asker olmak için yanıp tutuşmakta, ABD’den rol kapmak için haysiyetini iki paralık etmektedir.
Hainlerin alayını temizleriz
Şehadet ile ihanet, ay yıldızlı bayrak ile paçavra, gazi ile terörist, alçaklık ile kahramanlık, pişmanlık ile küstahlık AKP’nin lügatinde yer değiştirmiştir.
Bugün gelinen aşamada Türkiye’nin bölünmesi için PKK’ya ihtiyaç kalmamıştır.
Erdoğan ve Davutoğlu ikilisi ihanet projesini gönüllü olarak BOP kargosundan teslim almışlardır.Bugünün PKK’sı neyse, 1937-1938’de Dersim’de isyan edenler aynısıdır. Bugünün teröristbaşı Öcalan’ı neyse, Dersim ihanetinin baş aktörü terörist Rıza da kopyasıdır.Terörist Rıza emperyalizme piyonluk yaparak Türkiye’yi bölmek istemiş, ne var ki amacına ulaşamadan hak ettiği cezasını bulmuştur. Milli irade yetkiyi bize versin, millet bize güvensin, yine yaparız, yine hainlerin alayını birden vatan topraklarından temizler atarız.
Orhan Karataş /ortadogu
