Dolar 44,3200
Euro 50,7880
Altın 6.892,64
BİST 13.115,13
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 9°C
Hafif Yağmurlu
İstanbul
9°C
Hafif Yağmurlu
Cum 8°C
Cts 9°C
Paz 11°C
Pts 11°C

PKK’yla bin yıl savaşırız. Kardaşımıza bir gün sataşmayız!

PKK’yla bin yıl savaşırız. Kardaşımıza bir gün sataşmayız!
27/07/2013 16:13
A+
A-

AKP’nin ihanet kokulu Güneydoğu politikasıyla iyice köşeye sıkıştığını hisseden bölge insanı, her geçen gün devletten ümidini kesiyor. Bir ejderhanın pençesine tutunarak da olsa bulunduğu yerden havalanıp uçmak istiyor.

 

Ortak ezberlerimiz, ortak sloganlarımız, kanla çizilmiş sınırlarımız, bu “kansız eylemsellik” süreci sonunda silinmek üzere…

Uygarlığın ışığını kesen feodal duvarlar, kardeşlik tohumlarını çürütmüş. Bereketli Osmanlı ikliminin inatçı kardelen tohumları bile 30 yıllık terör karşısında umutsuzluğa kapılmak üzere…

Bir Ülkücüler var şimdi bir de evliya, enbiya ve melaike titriyor 1000 yıllık kardeşliğin üstüne…

Kardeşlikle birlikte mantık da mayınlanmış; delikanlıya baldan tatlı gelen öfkeler, zehirli bir sarmaşık tohumu gibi toprağın her yerine dağılmış.

 

Amerikan baharının sam yelleriyle akıl ve bilim tahttan indirilmiş; kal-u bela makamına, düzmece tarihçeler, derleme palavralar oturmuş. Bu ihanet ve cinnet tablosu yüzünden diyalog kopmak üzere…

Geçen gün İsmail Beşikçi, misafir gittiği Erbil’de, Asteğmenlik anılarını anlatıyor. 1960’ların başında sınırdaki Türk askerinin Barzani’nin adamlarına kötü gözle bakmasını Kürtlere yönelik genel bir hareket gibi aktarıyor. Ama 1959’da “Moskovacı Peşmerge“nin yaptığı Türkmen katliamından hiç bahsetmiyor.

Barzani’yle anlaşamayan diğer Kürt aşiretlerinin Türkiye sınırından elini kolunu sallayarak geçmelerine asla adaletli bir yorum getirmiyor. Halepçe’den kaçan Kürtlerin nereye sığındığını hatırlamak da işine gelmiyor.

 

Birçok Kürt aşiretinin PKK’ya daha koruculuk ortada yokken “onuru ve namusu için” kafa tuttuğunu dillendirmek istemiyor.

İnsan bir kere hain ruhlu olmayagörsün… AKP hükümeti, yakında bu sahtekar bölücünün adını da bir havaalanına verirse hiç şaşırmayın! Yalancı verilerin bizi birbirimizden ayırmasına ramak kalmış olsa da yine yazmak, cehalete, sahtekarlığa ve kaleş gürültüsüyle sağırlaşmış kulaklara rağmen konuşmak, anlamak, bize yine anlamak ve anlatmak düşüyor.

 

Birden çok dilin, bu milleti 1000 yıl parçalayamadığını; ama “birden çok tarihin” bizi paramparça edeceğini yeniden anlatmalıyız. Biz Yemen çölünde İngiliz’in ayarttığı isyancının peşinde koşarken eğer siz Muş Ovasında Ermeni’yle flört ettiyseniz biz millet olamayız; ayrı düşeriz ve bölünürüz.

 

Çok şükür ki Tarih, böyle yaşanmamıştır. Türkçeden başka en az yirmi tane yerel dilin konuşulduğu Osmanlı Devletinden ortak bir tarih, ortak bir vatan, ortak bir bayrak ortaya çıkmıştır.

Biz PKK’dan önce Kürtlerle, Zazalarla ölümüne kardeş, ölümüne Ülküdaş, ölümüne yoldaştık. Her kentin sağcısı da vardı solcusu da… Milliyetçimiz de vardı, Devrimcimiz de… Ama Kürt-Türk ayırımı yoktu. Marksist Türkmen’le Marksist Kürt, Ülkücü Türkmen’le Ülkücü Kürt yan yanaydı. İdeolojik kampların ateşini, coğrafi değerler değil, inançlar ve fikirler yakıp tutuşturuyordu. Hepimiz önce insandık yani…

Osmanlı’nın şanına ortak olmak bir tarafa, biz milli devlet kurulurken de birlikte hareket ettik. İsyancı Ermeniler ve intikamcı Ermeni kriptolar dışında hiç kimsenin Türklerden bir alacak hesabı içinde olmadığı, Musul Kürtlerinin, 1919’da Van Valisi Haydar Bey üzerinden Bab-ı Ali’ye çektiği “bağlılık telgrafları“ndan açıkça bellidir.

 

PKK’nın en başından beri yapmak istediği, “din kardeşliğini bile” yok edecek derecede kin ve düşmanlık tohumları ekebilmekti. Bunu da kısmen başarmıştır. Yoksa terör, asla cepheden, harbi bir askeri başarı kazanabilecek bir yiğitlik değildir. Bu oyunu süratle bozmaya muktediriz.

Bazen yüz yıl süren savaşlar, sınırda nöbet tutan bir askerin ölümüyle başlar. Bir günlük bir PKK’lı tarafından gerçekleştirilen bir “Mehmetçik ölümü” bile bu örgüte bin yıl düşman olmamız için yeterli bir sebeptir.

Biz dostumuzu, düşmanımızı biliriz. BDP’ye bir kez bile oy vermemiş Kürtler arkadaşımızdır. Ülküdaş olan, korucu olan, devletini inkar etmeyen, canları pahasına PKK’ya direnen Kürtler, bizim öz kardaşımızdır.

Ölçümüz, ırk değildir; kan değildir. Ortak bir dille anlaşabildikten sonra anadil farkı da ölçü değildir. Din kardeşliği, tarih birliği bize yetmektedir! Ölçümüz niyetimiz, kararımız bellidir:

Bir günlük PKK’lıyla bin yıl savaşırız. Bin yıllık kardaşımıza bir gün sataşmayız!..

Şükrü ALNIAÇIK / ORTADOĞUGAZETESİ