Dolar 44,2207
Euro 50,5377
Altın 7.136,03
BİST 13.092,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 11°C
Az Bulutlu
İstanbul
11°C
Az Bulutlu
Paz 11°C
Pts 12°C
Sal 12°C
Çar 10°C

KIM KAYBETTI?

KIM KAYBETTI?
01/04/2014 13:25
A+
A-

Birçok yerde itirazlar ve buna bağlı olarak bazı değişiklikler olma ihtimali bulunsa da, 30 Mart seçimlerinin sonucu ortaya çıkmıştır. Her siyasi partinin kendi bakış açısıyla değerlendirme yapması anlaşılabilir bir şeydir. Ancak, esas olan, doğru analizler yapılması ve çıkan tablonun ne anlama geldiğinin, ülkenin geleceğine etkisinin gerçekçi bakış açılarıyla değerlendirilmesidir. Bu konuda çok ümitli değiliz. Nitekim, daha ilk dakikadan itibaren bir yalakalık yarışının başladığını, iktidarı pohpohlama ve duruma göre vaziyet alma güdüsünün her şeyin önüne geçtiğini ibretle gördük.

ÜLKE DARBOĞAZDA
Başbakan Erdoğan’ın balkon konuşması, iktidarın yaklaşımında değişen hiçbir şey olmayacağını ve gerginliğin, çatışmanın, bölünmenin bilerek ve isteyerek körüklenmesine devam edileceğini göstermiştir. Bu yolla kendi tabanlarını angaje tutmakta başarılı olduklarını görmüş olmaları, tehlikeyi daha da arttırmıştır. Bir tarafta hukuksuzluk, baskı, sansür ve yıldırma; diğer tarafta bu durumdan bunalmış ve çıkış arayan ülkenin yarısından fazlası. Seçimlerin huzur yerine, huzursuzluğu daha da arttırması gibi bir tehlikeyi ortaya çıkardığını söylemek durumundayız. Nitekim MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli’de seçim sonuçlarıyla ilgili ilk değerlendirmesinde bu duruma şu sözlerle dikkat çekmiştir: ” Başbakan ve partisi hangi sonucu alırsa alsın haksızlıklar, hukuksuzluklar ve ahlaksızlıklar sandıkta aklanmamış, temize çıkmamıştır. Şurası açıktır ki, 30 Mart Mahalli İdareler Seçimleri sonrası Türkiye çok şeye gebedir. Ülkemizin içine sokulduğu darboğaz kritik bir eşiğe gelmiş ve kötüleşerek tehlikeli bir noktaya kaymıştır. Kaldı ki hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı çok iyi bilinmelidir. Seçim sonuçları yargının yerine geçemeyecek, mahkemelerin görevini ifa edemeyecektir.”

SİYASET VAR, HUKUK YOK
Dünkü yazımızda da belirtmiştik. Türkiye’de tek taraflı da olsa siyaset işliyor, ama hukuk işlemiyor. Hukukun olmadığı yerde siyasetin işlemesi iktidar ortaya çıkarır, ancak devletin dibine dinamit koyar. Irak’da Saddam, Libya’da Kaddafi, Mısır’da Mübarek, Suriye’de Esat da siyaseti kendilerince işletiyordu. Sandık koyup yüksek oy alıyorlardı. Ama bu durum ne kendilerini kurtarmaya yetti, ne de oralara huzur ve saygınlık getirdi. Çünkü hukuk işlemedi. Türkiye, bu seçim sonuçlarıyla birlikte hukuksuzluğu daha da yayma ve genelleştirme gibi bir tehlikeyle karşı karşıyadır. Başbakanın balkona, başta kendi oğlu olmak üzere, hakkında rüşvet ve yolsuzluk iddiası bulunan isimleri yanına alarak çıkması ve tehditler savurması bunun işaretidir.

OYU DÜŞEN TEK PARTİ AKP
Şu aşamada söylenecek olanlara ekleyeceğimiz şudur: Genel oy oranlarına bakıldığında her partinin kendine bir başarı gerekçesi bulması mümkündür. Genel oy oranlarının neye göre hesaplandığı ve kesin tablonun ne olduğu henüz belli olmasa da, oy oranı bir önceki seçime göre düşen tek parti AKP’dir. Devlet imkanlarının sınırsız biçimde kullanılmasına, medyanın ele geçirilmesine bağlı olarak tek taraflı bir yalan bombardımanına, sınırsız harcama ve vaatlere, bunların yetmediği yerlerde baskının, tehdidin her türlüsünün devreye sokulmasına rağmen, iktidarın oy oranı en az 5 puan düşmüştür. Bu çok önemli bir işarettir ve içerden çöküşün habercisidir. Ancak, sonuç itibariyle birinci parti olmalarını ve ellerindeki belediye başkanlığı sayısını hemen hemen korumalarını bir başarı olarak adlandırabilirler ki, zaten bunu yapıyorlar. Aynı şekilde CHP oylarını 2 puan arttırmıştır ve bunu başarı sayabilir. MHP bu seçimin en başarılı partisidir. Oyunu 4 puan birden arttıran tek partidir. İlerisi için ciddi ümit olmuş ve özellikle Anadolu’da yeniden şahlanmaya başlamıştır.

HUKUKSUZLUĞA İHANET EKLENDİ
Ortaya çıkan sonuçların hukuksuzluğu ve buna dayalı olarak yalan, talan ve ihanet siyasetini körüklemesi gibi bir büyük tehlikesinin yanında, hayati bir tarafı daha vardır. Ülkenin bir bölümü bölücü siyasete bağlı olarak iyice ayrışmıştır. PKK uzantılarından seçim öncesinde ve sonrasında gelen açıklamalar, seçim sonuçları kullanılarak bu ayrışmanın daha da hızlandırılacağını, AKP’nin de yardım ve onayıyla zaten var olan fiili durumun, resmiyete de dönüşebileceğini gösteriyor. Yani seçim sonuçları, hukuksuzluğa, ihaneti de eklemiştir ki, bu üzerinde özellikle uzun uzun düşünmeye muhtaçtır. Bu millet bilerek mi, bu duruma onay vermiştir, yoksa hala nasıl bir felakete sürüklendiğinin farkında değil mi?

AKP’YE OY VERENLER CEVAP BULSUN
Bu soruyu bir başka şekliyle soralım; Seçime katılan partilerin tamamı kendilerini başarılı sayıyorlar ve kazandıklarını söylüyorlar. Peki, kaybeden kim? Bu soruyu özellikle AKP’ye oy vermiş vatandaşlarımız vicdanlarında cevaplandırmalıdırlar. Kimin kaybettiği, kimin kazandığından daha net ve daha çarpıcıdır. Hukuk kaybetmiştir, vicdan kaybetmiştir, adalet kaybetmiştir, ahlak kaybetmiştir, milli ve manevi değerler kaybetmiştir. Bu kadarla da kalmamış inancımız bile ciddi bir istismar malzemesi haline getirilerek ve mukaddes kitabımıza hakaret edilerek bir başka büyük ve sarsıcı kayıp yaşanmıştır. Bütün bunların üzerine milletin anasına sövülmesinin hiçbir önem ve sonuç doğurmamasını da ekleyin.

TOPLUMSAL ÇÜRÜME
Seçim meydanlarında MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli, toplumsal çürümeye özellikle dikkat çekiyor ve bunun doğuracağı tehlikeleri hatırlatıyordu. Hırsızlığın, yolsuzluğun, yalanın, talanın ve ihanetin sıradanlaşmakla kalmadığını, öne çıkıp geçer akçe olduğunu bütün dünya ibretle izlemiştir. Bu durum toplumsal çürüme dışında neyle izah edilebilir?

ORHAN KARATAŞ/ORTADOĞU