BU DOSYA KAPANMAZ
Tarihin gördüğü en büyük yolsuzluk ve rüşvet iddialarının meclis çoğunluğu kullanılarak, iktidar marifetiyle üzerinin kapatılması için bir adım daha atıldı. Önceki adımlar emniyetin ve yargının ayarlanması ve bu yolla bir aklama yapılmasıydı. Bunda şimdilik başarı sağlamış durumdalar. Nitekim, haklarında ağır iddialar olanlar, hiçbir şey olmamış gibi teker teker serbest bırakıldı. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın odağında olduğu soruşturmalarla ilgili çok ilginç bir takipsizlik kararı verildi. Atılan yeni adımla birlikte, 4 eski bakan hakkında verilen soruşturma önergeleri karar bağlandı. Bakanlar, iktidar partisinin oylarıyla tek bir komisyon havale edildi. O komisyonda çoğunluğun yine AKP milletvekillerinde olacağı düşünülürse, varın gerisini siz hesap edin.
Kimden neyi saklıyorsunuz?
Başka hiçbir ölçüye, hiçbir ispata gerek kalmadan, TBMM Genel Kurulu görüşmelerinin milletten gizlenmesi, başlı başına bir suçluluk göstergesi değil midir? Eğer utanacağınız, korkacağınız bir şey yoksa, bırakın millet her şeyi görsün, duysun. Tersine ortada bir yanlış varsa buna niye ortak oluyorsunuz? Bırakın herkes yaptığının bedelini ödesin. Hani milletten gizliniz, saklınız yoktu? Hani bu milletin hizmetkarıydınız? Kimden, neyi saklıyorsunuz? Bunca yıllık politikacı olan TBMM Başkanı sayın Cemil Çiçek’in meclis çalışmalarını halktan saklamak gibi bir icraatla jübile yapması, kendisi adına da, siyaset adına da çok hazin bir durumdur.
Montaj ve inkar
Yapılan savunmalar, ortadaki soruların hiçbirine cevap olmadığı gibi, daha büyük soru işaretleri oluşturmuştur. Böyle olduğu içindir ki, sükunet içinde savunma yapmak yerine, kızgınlıkla, hakaretle, saldırarak bir oldu-bitti oluşturulmak istenmiştir. “Montaj” ezberinin tekrarı ve bu durumların klasik savunması olan “inkar” dışında hiçbir şey ortaya konulamamıştır. 17 saatlik görüşmeler sırasında zerre kadar akıl sahibi olan herkesin sorabileceği, “eğer bu söyledikleriniz doğruysa, hiçbir suçunuz, günahınız yoksa niçin istifa ettiniz?” sorusu cevap bulamamıştır.
4 bakan tek komisyon
Sonuçta AKP çoğunluğunun oylarıyla 4 bakan için ayrı ayrı komisyonlar yerine, tek bir komisyon kurulmuş ve bu iş de bir bakıma yoluna konulmuştur. Çoğunluğunu AKP milletvekillerinin oluşturacağı bir komisyondan nasıl bir kararın çıkacağı bugünden bellidir. Zaten özellikle bu yol açılmıştır. Daha önceki örneklerinde ibretle gördüğümüz gibi, bu komisyon muhalefetten gelen üyelerin bütün gayretine, bütün itirazlarına rağmen bir aklama kurulu olmaktan ileri gidemeyecektir. Aksini düşünenler varsa şaşarım. Zira, eğer bu komisyon ciddi ve vicdanlı bir soruşturma yaparsa, işin uçunun nereye dayanacağını istifa etme mecburiyetinde kalan Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, “başbakan ne istediyse ben onu yaptım. Eğer ben istifa edeceksem başbakan da etmeli” diyerek, çok net biçimde açıklamıştır.
Unutulan hesap
Komisyonun çalışma süresi 2 aydır. Ancak süreyi uzatma imkanı vardır. Çok büyük ihtimalle süre uzatılacaktır. Komisyon çalışmaları ile ilgili bilgi ve belge açıklama imkanı da olmadığı için, her şey kitabına uydurulmuş ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin aradan çıkarılması garantiye alınmış durumdadır. En azından iktidarın hesabı budur. Ancak, bu hesabın sadece AKP’ye ait olduğunu, muhalefetin de kendine göre bir hesabı olacağı, hepsinden çok daha önemlisi ilahi hesabın nasıl olacağını kimsenin kestiremeyeceğini unutuyorlar.
Bu defter kapanmaz
Ne yaparlarsa yapsınlar, takke düşmüştür. 17 ve 25 Aralık Türk siyasi tarihinde bir milattır ve bunun hiçbir şekilde geri dönüşü yoktur. Bunu ne iktidar baskısı, ne yargıyı ele geçirip bir aklama düzeni kurulması, ne meclis çoğunluğu ile yapılan oldu-bittiler temizleyemez. Bu dosya hiçbir şekilde kapanmaz. Şekil olarak kapatılsa bile vicdanlarda kapanmaz. Nitekim, haklarında iddia bulunanlar en başta olmak üzere, bütün AKP takımı bunun farkındadır. Çaresiz bir çırpınış içinde olduklarını biliyorlar. Bütün gayretleri zamana yaymak ve unutturmak içindir. Mahkeme kadıya mülk değildir. Ne zaman olursa olsun, bir gün bu iktidarın da sonu gelecektir. Ve aradan asırlar da geçse bu defterler, bu dosyalar tekrar açılacaktır.
Yazık oluyor bu ülkeye
Acı ve ağır olan bu iddiaların muhataplarının kendilerine yeni ikbal aramaları, yeni makamlar öngörmeleridir. Bu durum kendileri için bir çıkış yolu olarak görünse de, ülkenin itibarı ve geleceği açısından büyük bir ayıptır. Kendileriyle birlikte ülkeyi de batırıyorlar. Bütün dünya da alay konusu ediliyoruz. Yargı ve medya özgürlüğü bakımından üçüncü sınıf dünya ülkelerini bile geride bıraktık. Yazık oluyor bu ülkeye. Hiç kimsenin bu kadarına hakkı yok.
ORHAN KARATAŞ/ORTADOĞU