BU BİR CINNET HALIDIR
Toplama bir menfaat ortaklığı olup, duruma göre vaziyet alarak 3 defa seçim kazanmak ve 11 yıl ayakta kalmak bir büyük başarı olsa da, bunun mutlaka bir bedeli olacağını ve hesabı sonunda milletin ödemek zorunda kalacağını biliyorduk. Bu kadarla da kalmayacağını, kurulan dehşet dengesinin bozulması durumunda, her biri ayrı hedefin peşinde olan ortakların birbirlerini ifşa edeceklerini ve ne kadar uzun sürerse sürsün AKP iktidarının sonunda bir devri sabık yaşanmasının mutlak olacağını iddia ediyorduk.
Cumhurbaşkanlığı seçimi
Dehşet dengesini oluşturanların her birinin ayrı hesabı oldu. Yalan, talan ve ihanetin üzerine oturan düzeni ancak böyle dengede tuttular ve bugüne kadar geldiler. Ancak, gelinen noktada menfaatin her türlüsünü elde edip yeterince palazlandıkları için gözlerini doğrudan devlete diktiler. Artık menfaati değil, devleti paylaşmak söz konusuydu ve kıyamet de buradan koptu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan AKP’nin kendisiyle sınırlı olduğunu elbette görüyor. Görmekle kalmıyor, zaten bunun gereğini de yapıyor. Her durumda, her şartta, her konuda tek ve değişmez irade kendisidir ve bu parti içinde tartışmasızdır. Zaten kimsenin buna bir itirazı da yok. Bir şekilde kenara çekilmesi durumunda ne partinin, ne iktidarın kalmayacağını bildiği için, yetkiyi de, iktidarı da artık kimseyle paylaşmak istemiyor. Oysa dehşet dengesinin diğer tarafları yaklaşan Cumhurbaşkanı seçimini devleti ele geçirmekte bir fırsat sayıyor ve onun hazırlıklarını yapıyorlar.
Birbirlerini yiyorlar
Ortaklar için korunması ve üzerinde titrenmesi gereken bir millet ve devlet yoktur. Ortada millet üzerinden devleti paylaşma, daha doğrusu ele geçirme kavgası vardır. Ancak, bu kavgayı yaparken altını da doldurmuşlar ve birbirlerini vuracak silahları bilemişler. Başka türlü hırsızlığın, yolsuzluğun, rüşvetin bu kadar ortalığa saçılması kolay olmayabilirdi. Oysa bugün talan ve vurgun her şeyin önüne geçmiş ve ülkenin tek ve değişmez gündemine dönüşmüştür. Zaten hep böyle olur, dehşet düzeni içten içe kendini bitirir. Her şeye rağmen Türkiye nasıl bir dönemden geçtiğini ve AKP’nin neye mal olduğunu bu millet asıl iktidar değiştikten sonra görecektir. Yapılacak soruşturma ve incelemeler talanın gerçek boyutlarını ortaya çıkarırken, bugün AKP’nin yanındaymış gibi görünen besleme ve yanaşmalar herkesten önce harekete geçerek anında satış yapacaklar, bununla da yetinmeyip en ağır darbeyi indireceklerdir.
AKP’nin maliyeti
Ortalığa saçılanlar ve başlayan menfaat kavgalarına bağlı olarak yapılan açıklamalar tespitlerimizi bugünden doğrulamaktadır. Ne tür dehşet dengeleri oluştuğunu, nelerin gerektiğinde kullanılmak üzere biriktirildiğini ve iktidarı sürdürmek için nelerin feda edildiğini, paylaşımın nasıl yapılıp kimlerle hangi tezgahlar kurulduğunu ibretle izliyoruz. Kökü, özü ve yönü bulunmayan, tamamen siyasi konjonktüre dayalı bir toplum mühendisliği ürünü olarak ortaya çıkan bir partinin uzun süre ayakta kalabilmesi eşyanın tabiatına aykırıdır. Bütün mesele AKP’nin geldiğinden çok daha hızlı şekilde giderken bu millete, bu ülkeye neye mal olduğunu görebilmek ve daha fazlasına meydan vermemektir. Yıllardır bunu anlatmaya, bunu göstermeye ve bu maliyeti mümkün olabildiği kadar düşürmeye uğraşıyoruz. Nitekim, AKP’nin bu ülkeye ve bu millete neye mal olduğunu artık herkes görüyor.
Barzani’de çözüm aramak
AKP kendisine iktidar yolu açanların beklentilerini ve hesaplarını boşa çıkarmamıştır. Sifonun ipini elinde tutanlar, beyzbol sopası ile ayar verenler zaten başka türlüsüne müsaade etmezlerdi. Bugün Türkiye’nin ne durumda olduğuna bakıldığında görün şudur: Devletin bütün kurumlarıyla oynanmış, milli birlik dinamitlenmiş, bölünmez bütünlük lime lime edilmiş, içeride ve dışarıda bu ülkeyle, bu milletle meselesi olan her kim varsa payına düşeni alabilmek için sıraya girmiştir. AKP’yi yönetenler devlet imkanlarıyla devasa servetlere sahip olmuş ve millet malı talan edilmiştir. Dışarıda bütün komşularıyla savaşın eşiğine gelmiş, saygınlığı ve itibarı yerlerde sürünen, iddia ve önceliklerini kaybetmiş, her türlü etkiye ve tehlikeye açık bir ülke durumundayız. Türkiye’nin varlığına ve birliğine silahlı bir kalkışmayla kast eden PKK, AKP’nin ortağı haline gelmiştir. Hem de her dediğini yaptıran, büyük ortak konumundadır. İmralı’daki cani istediği gibi hareket etmekte, talimatlar vermekte ve sonuç almaktadır. Kandil katillerine ek olarak Perşerge Barzani bile Türk siyasetine yön veren ve AKP’ye yol haritası gönderen bir konuma yükselmiştir. Çareyi, çıkışı, itibarı bu peşmergede arıyorlar.
Herkes payına düşeni alıyor
Tarih boyunca Türkle ve Türkiye Cumhuriyeti ile meselesi olup da, AKP ile birlikte sonuç alamayan hiç kimse kalmamıştır. Kimi Ekümenik olma hayallerine kavuşmuş, kimi Papaz okulu açmış, kimi Kilise çanı çalma rüyasını gerçeğe dönüştürmüş, kimi yalan ve iftiralarına karşılık bulmanın heyecanına Ağrı’ya göz dikmeyi de eklemiştir. AKP’nin varlığını ganimet sayıp Akdeniz’i sahiplenmek isteyen mi ararsınız, Kıbrıs’ın tamamına konma planları yapanları mı sorarsınız, Türkiye’den toprak ve tazminat almak için sıraya girenleri mi hesap edersiniz, ne ararsanız var.
Tuz koktu
Ortalığa saçılanlar karşısında içine düştükleri telaş bütün dünyada ibretle izleniyor. Çareyi yargıyı işlemez hale getirmekte, soruşturma yapanları darmadağın edip bir daha bu tür hırsızlıkları ortaya çıkarmaya cesaret edemez duruma düşürmekte buldular.
Cumhuriyet Başsavcı yardımcısının doğrudan başbakanı hedef alan açıklamaları çok anlamlı ve kaygı vericidir. Bununla da yetinmemiş, hukuku tamamen kendi kontrollerine alacak düzenlemeleri meclise sevk etmişlerdir. Bu bir cinnet halidir. Bu artık tuzun koktuğu ve devletin tıkandığı noktadır. Daha ilerisi darbe dönemlerinde bile olmamıştır ve olamaz. Tek ve son çare milletin ilk fırsatta bu duruma el koyması ve devletin yeniden çalıştırılması ve hukukun yeniden işlemesidir. İnsaf ve vicdan sahibi, bu ülkenin birliğinden beraberliğinden yana olan hiç kimse bu duruma daha fazla seyirci kalamaz. Söz konusu olan varlığımız ve birliğimizdir.
ORHAN KARATAŞ / ORTADOGU
