Dolar 44,2082
Euro 50,9103
Altın 7.108,94
BİST 13.045,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 12°C
Az Bulutlu
İstanbul
12°C
Az Bulutlu
Çar 10°C
Per 10°C
Cum 8°C
Cts 10°C

BASBAKANIN ORGUTLER İLE DANSI

BASBAKANIN ORGUTLER İLE DANSI
15/03/2014 21:39
A+
A-

  Bir okuyucu kardeşimden aldığım mektup, AKP Hükümetinin güneyde tehlikeli oyunlara devam ettiğini gösteriyor. Okuyucum Suriye’den aynen şunları yazıyor ve Türkçesi gayet güzel.

“Bilindiği üzere şu aralar Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) Örgütü dağılma sürecinde ve militanlarının büyük bir kısmını ve bilhassa üst düzey komutan ve profesyonel savaşçılarını Suriye’den çıkarmaya başladı geride yalnız acemileri bırakıyor.

Bizi ilgilendiren bölümü, Türk uyrukluların tamamı Türkiye’ye çekilmişler ve uykuya yatırılmışlar. Bu günlerde bunlara ek olarak körfez ülkeleri uyruklu 600’e yakın militan Türkiye’ye sızmış vaziyette.

Örgüt, tüm militanlarına marketten alınan malzemeler ile patlayıcı imal etme eğitimi vermiştir. Üstelik finans sorunları hiç yok ve Türkiye’de güçlü bağlantıları mevcut.

MHP, şu an iktidarın korkulu rüyası haline gelmiştir. Ben bunları, daha dikkatli olmanız için yazıyorum. Bu adamlardan her şey beklenir. Benim de ailem açısından endişelerim var. Dediğim gibi bu örgütün bağlantıları Türkiye de çok güçlü. Çalışmalarınızda başarılar dileklerimle hepiniz ALLAH’a emanet olun.”

Biz de kardeşimizi Allah’a emanet ederek, Suriye’deki havayı biraz daha yakından teneffüs etmek üzere gelin bir ay öncesine gidelim…

Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz Ocak ayının son günlerinde el-Kaide kökenli IŞİD’in Türkmenlere saldırdığı ve TSK’nın anında sert bir müdahalede bulunduğu haberi gelmişti.

O günlerde “Abu Layth” kod adlı IŞİD sözcüsü, Twitter’da durumu anlatırken şunları söylüyordu:

“Ebu Cafer Dağıstani adlı emirimiz öldü ve bir otobüsümüz tahrip oldu. Ama liderimiz Ebu Bekir el Bağdadi ile Şeyh Adnan’ın emirleri gereği IŞİD’in Türkiye’ye kesinlikle saldırmayacağını tekrarlamak istiyorum. Çünkü ‘Müslümanlar Türkiye’yi silahsız alacak’ diye hadis var.”

Yine aynı günlerde, Cemaat-Hükümet çatışmasının bir cephesi olan “MİT’e ait TIR’lar” olayında çiçeği burnunda İçişleri Bakanı Efkan Ala, acilen “Yardım Türkmenlereydi” açıklamasını yapmış ve bu haber, Türkmenler tarafından yalanlanmıştı.

Anlaşılan odur ki; AKP hükümeti, Suriye’de Esat rejimiyle savaşan güçlere geleneksel Türk dış siyasetindeki “Soydaş” muamelesini uygulamakta; fakat Türkmen’e Türk muamelesi yapmamaktadır. Çünkü başından beri Erdoğan’ın güneydeki birinci önceliği “Türklük” değil, “Mezhep”tir.

İkinci bir husus, dış dünyaya “Gülbeddin Hikmetyar’ın dizinin dibinde büyüyen” Erdoğan’ın gözleriyle bakan hükümetin, Suriye’de Esat’la savaşan Sünni militanları bizim gördüğümüz gibi görmediği gerçeğidir.

Birilerine, “Müslümanların yüzünü karartan vahşi teröristler” gibi görünen militanlar, bu gözle bakan Dışişleri Bakanına, pek ala “zor şartlarda savaşan İslam Mücahitleri” gibi görünebilir.

Başbakanlığa sıkı sıkıya bağlı birimler, bu mücahitleri, Türkiye’nin belli bölgelerinde çıkabilecek bir iç çatışmayı, istenilen seviyede tutabilmek için kullanmak isteyebilirler. Erdoğan’ın yüz kızartıcı tabloya rağmen iktidar inadının devam ettiği şu günlerde parçaları birleştirirsek:

1- Hırsızlık ve yolsuzluk gibi hiçbir sosyal cazibesi olmayan bir alanda sıkışan Başbakanın, vitrininde DHKP-C olan bir cepheye karşı soğuk ya da sıcak mezhep savaşı açarak % 50’yi yeniden toparlamak isteyeceği düşünülebilir.

2- DHKP-C’nin meydana çıktığı Berkin Elvan olaylarında AKP belediyesine mensup itfaiyecilerin dövülmesi, AKP’li Burak Can Karamanoğlu’nun öldürülmesi gibi olaylar, bu yönde bir senaryonun varlığına delalet etmektedir.

3- Cemaat kumpasında, PKK ve yolsuzluk sarmalında kan kaybeden AKP, kendi bekasını devletin bekası meselesi haline getirmesi halinde (ki bu durum parti devletleri için geçerlidir) Suriye’deki mezhep savaşını Türkiye’ye ithal etmekte bir sakınca görmeyecektir.

4- Erdoğan, PKK ile müzakere sürecinde “örgütlerle dans etmeyi” öğrenmiş olmalıdır. Liderlik edeceği “Erdoğancı Sünni Araplar”ı, “Esadçı Alevi Türkmenlere” daima tercih edecek olan Başbakanın, okuyucu mektubunda yer alan Sünni militan istifleme işlemi de bu tabloya uymaktadır.

5- 30 Mart’tan sonra ortalık karıştığında Başbakanın, Marksist PKK ile hızla ittifak yapabilecek DHKP-C vitrinli bir Alevi cepheye karşı elindeki IŞİD ve El Kaide militanlarını savaştırma düşüncesi, sınırdaki hareketliliği ve yurtta, Berkin Elvan olayıyla yükselen tansiyonu daha anlamlı kılmaktadır.

Şimdi bizim, “Ne olur? – Ne olmaz?” sorularına cevap aramamız gerekiyor.

Önce “ne olmaz”dan başlayalım. Çok şükür ki; Ülkücüler bu oyuna alet olmaz!.. Gerisi ayrıntıdır; kendi düşen ağlamaz!

“Ne olur?” 30 Mart’ta MHP, beklentinin de üzerinde oy alarak bu çirkin ve kanlı oyunu bozar!

ŞÜKRÜ ALNIAÇIK / ortadogugazetesi