Dolar 44,6144
Euro 52,4639
Altın 6.812,73
BİST 14.073,79
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 14°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
14°C
Parçalı Bulutlu
Pts 16°C
Sal 19°C
Çar 16°C
Per 15°C

TÜRK HUKUK ENSTİTÜSÜ: KENDİ BECERİKSİZLİĞİNDEN VE KUSURUNDAN BAŞKASINI SORUMLU TUTAMAZ

TÜRK HUKUK ENSTİTÜSÜ: KENDİ BECERİKSİZLİĞİNDEN VE KUSURUNDAN BAŞKASINI SORUMLU TUTAMAZ
03/04/2015 19:02
A+
A-

Türk Hukuk Enstitüsü gündeme ilişkin yaptığı açıklamada “hiçbir evrensel ve insani kuralı tanımayan terör ve terör örgütlerini muhatap alıp, onlarla pazarlık masasına oturarak terörü sona erdirmek mümkün değildir.” dedi.

Açıklama şu şekilde:

TÜRK MİLLETİNE

Bilindiği üzere iki gün önce Çağlayan Adliyesinde alçak bir terör saldırısı düzenlenmiş ve Cumhuriyet Savcımız Mehmet Selim KİRAZ şehit edilmişti…r. Öncelikle ailesine, yakınlarına, Türk hukuk camiamıza ve Türk Milleti’ne başsağlığı, şehidimize Allah’tan rahmet dileriz.

Türk Milleti ve Türk hukuk camiası ne yazık ki bu tür alçak saldırılara yabancı değildir. Ülkemizde kaostan ve kandan beslenen iç ve dış mihraklar yine bilindik oyunlarını sahneye koymakta ancak ne yazık ki sahnelenen oyunlardan etkilenen yine masum millet çocukları olmaktadır. Daha önce de defalarca uyardığımız gibi tekrar uyarmak istiyoruz ki; Teröristler, sadece ulaşmak istediği amaç bakımından değil, aynı zamanda seçtikleri yöntemler bakımından da tam bir insanlık suçu işlemektedirler. Dolayısıyla da terörün ve teröristin dili, dini, rengi veya siyasi görüşü önem arz etmez. Nasıl ki “beyaza beyaz” deniliyorsa “teröriste de terörist” denir. Dolayısıyla bu tür terör saldırılarının hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına gerçekten inanmış, bu evrensel değerleri kendi ufak ve basit çıkarlarına araç yapmamış herkes tarafından kesin bir dille kınanması gerekir.

Bununla birlikte bir kere daha görmekteyiz ki, hiçbir evrensel ve insani kuralı tanımayan terör ve terör örgütlerini muhatap alıp, onlarla pazarlık masasına oturarak terörü sona erdirmek mümkün değildir. Seçilen bu yanlış metodoloji sadece mevcut terör örgütlerini daha fazla suç işleme yönünde motive etmekte, diğer kanlı terör örgütlerinin; “masaya biz de oturalım” güdülenmesine sebep olmaktadır. “Bizimle masaya oturan terörist iyi teröristtir, bizimle masaya oturmayan terörist kötü teröristtir” mantığı, mantık olmanın ötesinde en basit deyim ile tutarsızlık, hatta giderek bunun da ötesinde tam bir ikiyüzlülüktür.

Yeri gelmişken tekrar değinmek gerekir ki; yıllardır dile getirdiğimiz ancak, yetkili makamlar ve basın tarafından “karşıt görüşlü öğrenci olayları” olarak lanse edilen üniversite olayları ifade edildiği kadar basit değildir. Özellikle üniversitelerde çöreklenmiş ve genç beyinleri yıkayarak bir ölüm makinesi haline getiren terör örgütü ve gençlik yapılanmalarına üniversite yönetimleri ve kamu otoriteleri tarafından bilinçli olarak göz yumulmaktadır. Ankara’nın göbeğindeki bir üniversitede, bölücü terör örgütünü ve teröristbaşını öven pankartların açılmasına ses çıkar(a)mayan bir yetkilinin, Türk Bayrağı açılmasına “provokasyon yapıyorsunuz” diyerek engel olması; Türkiye Cumhuriyeti tarihine kara bir leke olarak geçmiştir.

Terör; nerede hangi masumu nasıl vuracağı belli olmayan vahşi bir insanlık suçudur. Dolayısıyla da, bu tür terörist ve/veya anarşist illegal örgütleri görmezden gelerek, “üniversitelerdeki yapılanmaları nasılsa bizi değil, milliyetçi, vatansever gençleri öldürüyor, görmezden gelelim” denilerek, bu örgütler ile pazarlık masalarına oturup ortak metin açıklayarak, terörle mücadele edemezsiniz. Terör ve terör örgütleri ancak hukuk kuralları çerçevesine oturtulmuş mücadele yöntemleriyle etkisiz hale getirilebilir.

Tüm bu tahriklere ve tacizlere rağmen necip Türk Milleti’nin her bir ferdinin soğukkanlı ve dirayetli olmasının tarihi bir sorumluluk olduğunu hatırlatır, adaletin geç de olsa yerini bulacağını ve dünyadaki adalet yanıltılsa bile ilahi adaletin şaşmayacağına olan inancımızı tekrar ederiz.

Bir Savcının makamında rehin alınıp öldürülmesi, asla kabul edilebilir, sineye çekilebilir türden basit bir olay değildir, en açık şekilde lanetlenmelidir. Bu kurşunlar, aslında milli egemenliğimize sıkılmış, hepimizi yürekten yaralamıştır. Ama bu vahim olayın faturasının savunmaya kesilmesi, avukatların rencide edilmesi, Türk yargısının savunma kanadından “cübbeliler” diye alay yüklenmiş üsluplarla söz edilmesi kabul edilemez.

Hiç kimse kendi beceriksizliğinden ve kusurundan başkasını sorumlu tutamaz. Demokratik kültürden nasibini almış ülkelerde de, İslam kültüründe de bu tür olayların sorumluluğunu yürütme organı üstlenir. Çünkü, Fırat’ın kıyısında bir koyunu kurt kapsa, Hz. Ömer onun sorumluluğunu, ta yüreğinde hisseder.

Bu vahim olayı fırsat bilip, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasını kimse mazur gösteremez. Nasıl ki, muhalefetsiz demokrasi olamaz ise, savunma ayağı çökertilmiş ve baskılanmış bir yargı sistemi de adalet dağıtamaz. Unutulmamalıdır ki, bu vahim olay dahil, son günlerdeki olayların hiçbiri, yetki azlığından değil, yetkilerin gereği gibi kullanılmamasından, yeterli güvenlik tedbiri alınmamasından, istihbarat zaafından ve en hafif nitelemesi ile beceriksizlikten kaynaklanmıştır.

Bu duygu ve düşüncelerle, necip Türk Milletine, tüm yargı camiasına ve ailesine; menfur olay dolayısıyla tekrar başsağlığı, şehit savcımıza da Yüce Allah’tan rahmet diliyoruz.

Türk Milleti’ne saygıyla duyurulur.

Türk Hukuk Enstitüsü Derneği
Genel Merkezi