Dolar 44,4598
Euro 51,3337
Altın 6.443,76
BİST 12.687,50
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 19°C
Çok Bulutlu
İstanbul
19°C
Çok Bulutlu
Cts 14°C
Paz 12°C
Pts 12°C
Sal 17°C

MHP lideri Bahçeli: “CHP yönetimi partiyi organize suç şebekesine çevirdi”

MHP lideri Bahçeli: “CHP yönetimi partiyi organize suç şebekesine çevirdi”
08/07/2025 13:10
A+
A-

MHP lideri Devlet Bahçeli, grup toplantısında yaptığı konuşmada CHP belediyelerinin yolsuzluk ve rüşvet batağına saplanması hakkında konuştu. Bahçeli, “CHP’nin yönetimi altında bulunan belediyelerin yolsuzluk ve rüşvet batağına saplanması, demokrasi nimetinin ve millet emanetinin göz göre göre çeteleşmiş bir zihniyet eliyle çiğnenmesi bu partiyi neredeyse organize suç şebekesine çevirmiştir.” dedi.

MHP lideri Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Lider Bahçeli konuşmasında, “Türk milleti gerçekleri görsün, gerçekleri bilsin, hükmünü de ona göre versin diyoruz. CHP Genel Başkanı’yla birlikte suçlamaların odağında bulunan şahıslar Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğunu asla unutmamalıdır. Devletin varlığı hukukla kaimdir.” dedi.

“Siyaset alanının aklanmaya ihtiyacı var”
Uzun süredir dile getirdiğimiz “Temiz siyaset, temiz toplum, temiz yönetim” gayesi artık ertelenemez mecburiyet ve mükellefiyettir. Siyaset alanının aklanmaya ve arınmaya çok ciddi ihtiyacı vardır. Gördüğümüz kadarıyla mahalli yönetimlerde tuz kokmuştur. Emanet ziyan edilmiş, milletin irade ve güveni hiçe sayılmıştır.

CHP’nin yönetimi altında bulunan belediyelerin yolsuzluk ve rüşvet batağına saplanması, demokrasi nimetinin ve millet emanetinin göz göre göre çeteleşmiş bir zihniyet eliyle çiğnenmesi bu partiyi neredeyse organize suç şebekesine çevirmiştir. Hepimizi hayrete düşüren, herkese ‘bu da mı olmuş’ dedirten gayri ahlaki ve gayri hukuki ilişkiler teker teker deşifre edilmektedir.

CHP’nin Adana ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlarıyla Adıyaman Belediye Başkanı yolsuzluk ve rüşvet operasyonları sonucunda yakayı ele vermişler, kirli çamaşırları da ortalığa dökülmüştür. 1990’lı yıllarda patlayan İSKİ skandalının katbekat büyüğü mevcut CHP yönetimini sarıp sarmalamıştır.

CHP, bir hasta ağaç gibi ilkbaharın ve yazın bereketine rağmen ne filiz sürebilmekte ne de yaprak açabilmektedir. Bu partinin çarkı derin bir boşluğun içinde kuru bir gürültüyle dönmekten başka bir şeye de yaramamaktadır.

Emanete sahip çıkmayanlar erdemden bahsetmemelidir. Çalan, çırpan, milletin kesesini, devletin kasasını boşaltan müflis ve müfsit zihniyetlerin adalet ve hukuk sözleri neyse suya yazılan yazı odur. Bunların siyaseti coşkun bir sele takılmış kupkuru tahta parçası gibidir. İçi alaca, dışı karaca olanların ikbal hırsı gözlerini kör etmiştir.

Ateş olmayan yerden duman tütmeyeceğine göre, bunun yanında bir şeyin şüyuu vukuundan beter olduğu da göz önüne alındığında CHP’li belediye başkanlarının ve diğer faillerin üzerlerine atılı suçlamalar karşısında hesap vermesi kuşkusuz gerçek hukuk güvenliğinin ve hukuk üstünlüğünün sonucudur. Şunu da biliyor ve devamlı söylüyoruz; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağı anayasa hükmüdür. Ayrıca masumiyet karinesi esastır. Adalet, bir hakkın haklıya iadesidir.

Hz. Mevlana’nın dediği üzere, “ağaca su vermek adalet, dikene su vermek zulümdür. Adalet bir nimeti yerine koymak, zulüm ise yerinden söküp almaktır.”

CHP, ağaca su vermişse kaygı ve korku duymasına gerek yoktur. Ancak dikene su vermişse bunun bedelini sonuna kadar ödemelidir. Açıklanan delillerin çoğunun gizli tanık ve itirafçılara dayandığı ileri sürülerek Türk yargısını yıpratmak haksızlık ve maksatlı bir saptırmadır.

“Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu unutmamalıdır”
Açıklanan delillerin çoğunun gizli tanık ve itirafçılara dayandığı ileri sürülerek Türk yargısını yıpratmak haksızlık ve maksatlı bir saptırmadır. CHP’li belediye başkanlıklarında dönen kanun dışı dolapları ifşa eden ihbarcılar ve itirafçılar yine CHP maskesi takanlardır. Bize göre, bahse konu yargı süreçlerinde iddianameler süratle hazırlanmalı, kovuşturma safhaları eksiksiz ve etkin şekilde idame ettirilerek olabilecek en kısa sürede tamamlanmalıdır. Soruşturmalarda görev alan cumhuriyet savcılarına güvenimiz tamdır ve geceli gündüzlü çalıştıkları da bellidir.

Ne var ki tavsayan, tekleyen ve tavı kaçan yargı süreçlerinin siyasi kutuplaşmayı beslemesi, sosyal ve ekonomik sorunları doğurması muhtemel bir akıbettir. Bu nedenle yargısal süreçlerin uzaması sakıncalıdır ve buna gerek yoktur. Adli tatil yakında başlayacaktır. Eylül ayının ilk haftasıyla beraber hızlanan yargı süreçlerinin hitamında bu ağır yükü ülkemizin gündeminden çekip çıkaralım, kim suçlu kim masum görüp öğrenelim.

Hatırlarsanız CHP Genel Başkanı, duruşmaların televizyon ekranlarından canlı yayınlanmasını talep etmişti. Madem bu talebinde ısrarlıdır, madem milletimizin her şeyi birebir takibinden yanadır, o halde biz de bu beklentinin makul ve meşru değerlendirilerek ak koyunun kara koyunun maşeri vicdan huzurunda tefrik ve teşhir edilmesini ümit ve temenni ediyoruz.

Türk milleti gerçekleri görsün, gerçekleri bilsin, hükmünü de ona göre versin diyoruz. CHP Genel Başkanı’yla birlikte suçlamaların odağında bulunan şahıslar Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğunu asla unutmamalıdır. Devletin varlığı hukukla kaimdir.

Hukuka güvenmeyenlerin orman hukukuna özenmeleri, laçka imalarla, tehlikeli ifadelerle iç barış ve huzur ortamımızı yıkmanın hesabını yapmaları bir şuursuzluk alameti, bir suçluluk psikolojisidir.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Özgür Özel’in “Sokağa davet edeceğim günü ben bilirim. Bana bu milleti sokağa davet ettirme. Ondan sonra Mısır’daki Meydanı izlediğiniz gibi izlersiniz.” açıklamasına çok sert tepki gösterdi. Lider Bahçeli, “Mısır örneğini vermesi bir başka talihsizlik, densizlik ve gaflettir. Hakkında başlatılan soruşturma da isabetlidir. Hayırdır Özgür Bey, darbe mi düşünüyorsun? Sandık ve demokrasiyle yapamadığını silahların gölgesinde mi planlıyorsun? Bu dil bozuk ve buhranlı bir dildir. Bu kafa yapısı sakattır, sancılıdır, tutsaktır, anti demokratiktir. Böyle demokrasi anlayışı, böyle özgürlük ve milli irade bağlılığı olmaz, olamaz.” ifadelerini kullandı.

“SOKAK MERAKI SENİ SUÇA İTERSE karşında Türkiye Cumhuriyetini bulursun”
Şu sözler ne yazık ki CHP’nin başındaki zata aittir:

“Sokağa davet edeceğim günü ben bilirim. Bana bu milleti sokağa davet ettirme. Ondan sonra Mısır’daki Meydanı izlediğiniz gibi izlersiniz.”

İsmin Özgür, Türkiye de özgür bir ülkedir. Öfke kontrolünü kaybettiğini, stresle başa çıkamadığını, ölçüyü kaçırdığını görüyorum. Sokağa çıkabilirsin, sokakta gezebilirsin, sokakta hayal kurabilirsin. Germeye, gerginlik üretmeye mahal yoktur.

Elini tutan yok, önüne geçen yok, önüne çıkacak yok, haydi buyur, sokak sokak gez de görelim boyunun ölçüsünü. Ama bu sokak merakı seni suça sevk ederse karşında Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk milletini bulursun, bunu da ufalanmış aklından sakın ola çıkarma.

“Sandıkla yapamadığını silahlar gölgesinde mi planlıyorsun?”
Mısır örneğini vermesi bir başka talihsizlik, densizlik ve gaflettir. Hakkında başlatılan soruşturma da isabetlidir. Hayırdır Özgür Bey, darbe mi düşünüyorsun? Sandık ve demokrasiyle yapamadığını silahların gölgesinde mi planlıyorsun? Bu dil bozuk ve buhranlı bir dildir. Bu kafa yapısı sakattır, sancılıdır, tutsaktır, anti demokratiktir. Böyle demokrasi anlayışı, böyle özgürlük ve milli irade bağlılığı olmaz, olamaz.

Rüşvet ve yolsuzluk soruşturmalarında tutuklanan isimlerle ilgili esir tanımını kullanması aymazlık ve ayıplı bir üsluptur. Bir hususun altını çizmek gerekmektedir: DEM Parti’nin Türkiye partisi olmak için gösterdiği çaba memnuniyet vericidir. Gelin görün ki bu kez de CHP’nin Türkiye partisi rayından ve rotasından çıkması, meçhule doğru kontrolsüzce savrulması çok düşündürücüdür.

CHP’nin ve yanında yöresinde kuyruğa girmiş sipariş ve sipahi zihniyetli partilerin kimi yönetici ve milletvekillerinin iktidara, insan onuruna, devlete ve milli değerlere periyodik olarak saldırmaları, azgın iftiraları peş peşe sıralamaları ifade ve düşünce özgürlüğüyle nasıl tevil edilecektir?

Bilhassa karartılması doğru bir tasarruf olan malum televizyonlarda, Meclis kürsülerinde, sağda solda sabah akşam fütursuzca ve küstahça konuşanların güvenceleri nedir? Rüşvet ve yolsuzlukla mücadele ediliyorken bu keneler neden ihmal ediliyor? Müfteri ve müptezelliklerine niye göz yumuluyor? Siyasete çömez girip ahlaksızlığın ve akıl tutulmasının ileri çözeltisi olanlara ne diyeceğiz?

İntikam duygularını, kulaklarına üflenen dedikoduları, işbirlikçiliğe uzanan davranış ve mazileriyle her gün fitne yayan potansiyel Türkiye muhaliflerine katlanmak zorunda mıyız?

Bilinmelidir ki vaziyet, bir an önce faaliyete geçmeyi dayatıyor. Bu meymenetsizler siyaset mücadelesi değil düşmanlık yapıyorlar. Üstelik milletimiz bunlardan yaka silkiyor. Gündelik polemiklerin, aslı astarı olmayan iddiaların, sürekli şaibe ve şüphe içeren beyanatların, azgınlaşan parti ihtiraslarının ülkemizde ne var ney yok yutmasına tahammül edemeyiz.

Ekmek yerine süpürge tohumu yiyerek, kavrulup öğütüldükten sonra kaynatılan nohudu kahve niyetine içerek, bebeklerin üzerine örtülmesi gereken battaniyeleri kağnı gıcırtısını dinleye dinleye mermilerin üzerine örterek Milli Mücadele’yi başarmış ve Cumhuriyet’i kurmuş aziz Türk milletini onun bunun hakir görmesini, devleti kum torbasına çevirenleri hoş görmemiz, masum addetmemiz mümkün değildir.

Merhum Ziya Gökalp diyor ki:

“Bir devletin muhtaç olduğu tam ve hakiki uzlaşma, ancak tearüf zümresi olan, yani birbiriyle tanışıklık içinde bulunan millet dahilinde kabul olabilir.”

Efendimiz Hz. Peygamber de şöyle buyuruyor:

“Ruhlar tanzim edilmiş askerler gibidir. Bunlardan tearüf edenler itilaf ederler, yani uzlaşırlar. Tenakür edenlerse, yani düşmanlık yapanlarsa ihtilafa düşerler.”

Diyeceğim odur ki, bireysel ve çıkara dayalı hesaplarını siyaset alanında kin ve nefret olarak yayanları hiç tanımadık, tanımıyoruz ve tanımayacağız.