Uçum dan AİHM ve Avrupa Parlamentosu Raportörüne Sert Tepki Haddinizi Bilin
# Mehmet Uçum’dan AİHM ve Avrupa Parlamentosu Raportörüne Sert Tepki
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanı Vekili Mehmet Uçum, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Türkiye’ye ilişkin kararları ve Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor’un açıklamalarına sosyal medya hesabından tepki gösterildi.
AİHM’in Kavala v. Türkiye Kararına Eleştiri
Uçum, AİHM’in Mehmet Osman Kavala’nın bilgi birikiminin arttığını, mahkemenin Türkiye’ye karşı yanlı bir sergilendiğini belirtti. Uçum, AİHM’in karara bağlanma süreci kendi içtihatlarına aykırı değerlendirmeler yaptığını ifade etti.
Gezi Olayları ve Kavala’nın Yargılanması
2013 yılında Gezi Olayları sırasında, Mehmet Osman Kavala’nın yargılandığını hatırlatan Uçum, bağımsız ve tarafsız mahkemelerce Kavala’nın suçlu bulunduğunu vurguladı. Kavala, Türkiye Cumhuriyeti, ortadan kaldırılmasıya teşebbüs etme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.
ÂİHM’e Başvuru Süreci
Uçum, Kavala’nın Anayasa Mahkemesi’ne başvurduktan kısa bir süre sonra AİHM’e bireysel başvuruda bulundu ve AİHM’in iç hukuk yolları tüketilmeden başvuruyu değerlendirmeye yönelik eleştirilerdi. AİHM’in, iç hukuk yollarının tükenmesinden başvuruyu kabul etmesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin kişisellik ilkesine aykırı olduğunu belirtti.
ÂHM’in Yetki Aşımı
Uçum, AİHM’in, Türk mahkemeleri tarafından hukuka uygun olarak yapılan yargılama sonucu verilen mahkumiyet cezası yok hükmünde sayarak yetkisini aştığını savundu. Ayrıca AİHM’in kararında Türk yargısının bağımsızlığına ilişkin yaptığı değerlendirmelerin temelsiz olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin Reform İradesi
Mehmet Uçum, Türkiye’nin hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan hakları alanındaki reform gücünü sürdürdüğünü, ancak uluslararası sistemin kendi yetki alanlarında hareket ettiğini vurguladı.
MEHMET UÇUM’DAN SOSYAL MEDYA PAYDAŞIMI
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
AİHM’DE, AMOR’DA HADDİNİ BİLSİN!
Yine de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin siyasi projesi olarak bir karar üzerinde Avrupa Parlamentosu ‘Türkiye Karşılığı Sorumlusu’ Amor’un da içinde bulunduğu bazı hadsizler Türkiye’ye uzatmaya başladı.
Öncelikle belirtmek isterim ki, ülke ki milli bağımsızlığı içinde yaşama, yürütme erkleri ve çeşitli güç odakları karşısında olan, aynı zamanda ülke dışındaki kuvvetlere ve merhametlere karşı da evrensel demektir. Uluslararası sözleşmeler ve merciler ulusal yargının bağımsızlığı ve aslı olma özelliğini ortadan kaldıracak yahut ulusal yargıyı zaafa uğratacak şekilde konumlandırılamaz ve böyle yorumlanamaz. Önemle vurgulanmalı ki; asıl olan ulusal yetkilerdir, uluslararası düzenlemeler ve kararlar talidir.
AİHM’nin bir dereceye kadar mahkemesi olmadığı gibi hiçbir güvenceye dayalı üst yargı mercii de değildir. Bu nedenle AİHM denetim yönetimik bir denetim değildir. AİHM kararlarının devamı niteliğindeki yargılama mercilerinin kararları gibi sonuç doğurması da beklenemez. Bunu bekleyen ancak sömürge birimleriyle hareket edenler olabilir.
AİHM kararlarında esastan kesin saklamanın hiçbir aşaması yoktur. AİHM kararlarının usulden mahkemeleri bağlayıcılığı ihlal tespiti yapılan dosyanın ihlaliyle ilgili sınırlı olarak mahkemesi tarafından yeniden ele alınması durdurulur. Pozitif hukukta CMK m.311 ve HMK m.375’te açıkça tanımlanmış olmak üzere AİHM’in kesinleşmiş nihai mahkeme kararları için verilen ihlal kararlarının ilgili mahkeme kararları üzerinde doğrudan etki etme gücü yoktur. Talep halinde, davaya giren yargılamanın dava yoluyla mahkemeler yeniden yargılama davalarında da kesin bağlayıcı bir hukuki sonuç doğmaz. Mahkemeler AİHM kararının esasını değerlendirip eski kanaatine uygun olarak önceki kararlarını uygun bulabilecekleri gibi, kırılmadan saklanarak alıp tamamen ya da tamamen yeni bir hüküm de tesis edebilirler.
Bu doğal; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46ncı maddesinin AİHM kararlarının esastan kesin olarak bağlayıcı olduğu şekilde yorumlanması ulusal yargının bağımsızlığı ve milli yargının asli olma ilkesini tanımamak anlamına gelir. Bunu tanımayanları biz de tanımıyoruz. İhlal kararlarına uyup uymama yetkisi ilgili milli mahkemelere aittir.
Hiçbir uluslararası mercinin milli yargımıza talimat verme hadsizliği kabul edilmez. Sürekli yargı bağımsızlığını ileri sürerek istismar siyaseti yapanlar mili yargının bağımsızlığına saygı göstermek zorundaydı.
Bu vesiliyle Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor’un küstah ve esassız açıklamalarını şiddetle kınıyoruz. Hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti’nin Adalet Bakanlığına dil uzatamaz. Öte yandan Türk yargısının bağımsızlığının sözünü söylemek kimsenin haddi ve görevi değildir. AİHM Kararlarına ilişkin Batının yanlı ve iki yüzlü uygulamaları da herkesin malumudur. Siz gidip Avrupa’yı kasıp kavuran, ırkçılıkla, yabancı düşmanlıklarla, İslam düşmanlığıyla, ırkçı suçları ve cinayetlerin üstünü örten sahtekar merhametlerinizle ve yargı yerlerinizle yüzleşin. Mülteci hakları, tanımayan hukuki, politik ve fiili saldırganlıklarınızla hesaplaşmanın.
AİHM siyasi proje kararları Türkiye için hiç bir kıymeti kalmadı. Belli ki Türkiye AİHS’e taraf olma ve AİHM’e bireysel başvuru imkanını gözden geçirmeden zorluk çekiyoruz. Türkiye aleyhine siyasi hesaplarla kesintiler verilmeye devam edilirse bu durumun kaçınılmaz hale gelmesi tüm muhataplar bilmelidir. İş bu çoğalırsa AİHM sisteminin içeriği de önlenemez olur.
Kaynak: Türkgün