Dolar 44,3457
Euro 51,4476
Altın 6.283,37
BİST 13.026,70
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 12°C
Hafif Yağmurlu
İstanbul
12°C
Hafif Yağmurlu
Çar 12°C
Per 14°C
Cum 19°C
Cts 15°C

MİLLİYETCİ SİYASETİN GELECEĞİ İLÇELERDİR

MİLLİYETCİ SİYASETİN GELECEĞİ İLÇELERDİR
02/07/2014 01:28 | Son Güncellenme: 02/07/2014 13:14
A+
A-

Geçtiğimizyıl bu köşede yerel seçimlere hazırlanan siyasi kadrolarımız için tarihsel bir uyarıda bulunmuş ve “İlçe Odaklı Siyaset” başlığıyla İlçe Teşkilatlarının seçimlerdeki önemini vurgulamıştık.

Şimdi konuyu edebiyattan tamamen soyutlayarak bir kez daha vurgulamak gerektiğine inanıyorum.

“Kaza”nın önemini ben ilk kez, yüksek lisanstezimeçalışırkenfark etmiştim. Bunun özellikle siyasetçiler açısında önemli bir keşif olduğunu ise zamanla fark ettim.

Siyasiler masa başında planlarını haritalar veya listeler üzerinden yaparlar ancak haritalar sosyolojik açıdan yanıltıcıdır.

Biz ilin haritasına baktığınız zaman orada o ilde yaşayan insanlarıhayal ederiz. Oysa baktığınız alanın % 97’si dağlar, ovalar ve boş topraklardır. İnsanlar, merkez ilçe de dâhil olmak üzere ilçelerde ve köylerde yaşamaktadır. Devletin vatandaşla temas noktası ise adliye, maliye ve askeriye kurumlarının tanzim edildiği “ilçe”lerdir.

Bu konunun tarihi derinliği, günümüzden 9.000 yıl öncesine kadar gider. İnsanlar, Cilalı Taş Devrinde avcılıktan tarıma geçerek ilk köyleri kurmaya başladılar. Sonra bu köylerin cazibesi yüksek olanları zamanla ilçeleşti. Bu ilçelerden beylik merkeziveyabüyükpazar olanları il haline geldi. Devletlere başkentlik yapanlar ise dev metropollere dönüştü. Sonra küçük köylerden büyüklere göçler başladı. Yani günümüzdeinsanlar aslında irili ufaklı, gelişmiş köylerde yaşamaktadır.

Bir siyasi teşkilat, seçimkampanyası boyunca bir süredir 16.033’ü kağıt üzerinde “mahalle” olan 34.247 köye tek tek ve yeterince ulaşamayacağına göre 919 ilçeye sağlam bir şekilde yüklenmelidir.

Bin yıldır devletin asker vevergi topladığı, adalet dağıttığı son nokta, devletin “kadı”lar vasıtasıyla tezahür ettiği “kazalar” yani ilçelerdir. İlçe, devletin vatandaşla, vatandaşın siyasetle temas noktasıdır.

Halkla ilişkiler açısından bu sosyolojik durumu, bir süpermarket zincirine benzetebiliriz. Vatandaş, şirketin ana ofisindeki tuvalet kokusundan rahatsız olup da sizden alışverişi kesmez. Ancak mağazanız, yani “halkla temas noktanız” bizim konumuzdaki haliyle “ilçe teşkilatınız” her türlü kokudan, pislikten ve personel disiplinsizliğinde uzak olmazsa; “genel müdürünüz evliya olsa bile karlı işler çıkaramaz, rakip şirketleri yenemezsiniz.

İlçelerde faaliyet yoksa çekişme varsa bir “il başkanı” kiminleçalışır? Böyle bir teşkilatla genel başkan nasıl çalışır? Bu soruların cevapları aranmalıdır. İlçeler vatandaşın eşiği, iller ise bizatihi birer “ilçeler birliği”dir.

Büyük metropollerin, Ankara’nın, İstanbul’un, İzmir’in, Tekirdağ ve Çanakkale gibi birer “merkez ilçesi” bile yoktur. Büyükşehir kavramıyla, büyük illerin “metropolitan ilçelere” taksim edildiği yeni idari yapılanmada, siyasi çalışmalar, “ilçe odaklı” olmak zorundadır.

AKP’nin uzayan hegemonyasının mimarı, tek başına dış etkenler veya Erdoğan değildir. Kolaycı soldan bulaşan “koyun edebiyatı” yanıltıcıdır. Bu partinin zamanla tesadüfi olmaktan çıkan başarısının sırlarını, bir süpermarketin “Halkla ilişkiler ofisi” hatta idari “çözüm ortağı” gibi çalışan İlçe teşkilatlarında aramak gerekir.

İlçe Başkanları, Osmanlı kadıları gibi, aktif, otoriter, tam yetkili ve kısmen dokunulmaz olmadıkça kültürel dokumuzla uyumlu vebaşarılı bir çalışma yürütmeleri beklenemez.

Türk töresinden ve örfünden beslenen geleneksel Ülkücü teşkilat kültüründekibirincibaşkanın lideri temsil eden karizmatik ağırlığı sabit kalmak suretiyle İlçe başkanları, dahapratikvehareketli ikinci başkanlar gibi aktif olmalıdır. Bu algı sistematiğinive fedakârlığı da ancak Ocak kültürü almış veya bu terbiyeye aşina gençlerde bulabiliriz.

Burada Ülkü Ocaklarının iki temel görevi üstlenmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır:

1- Ülkücü gençleri, yeteneklerineuygun olarak devlet kadrolarınaveişhayatına hazırlamak.

2- Siyasi kabiliyeti olan Ocak başkanlarınıbilinçli olarak parti ilçe başkanlıklarına hazırlamak…

Ocak başkanları, böylece sicil kaygısı da taşıyarak halkla ilişkiler pratiği yapacak, muhtemelen “Parti Siyaset ve Liderlik Eğitimi” de alarak geleceğe hazırlanacaklardır.

Bu sistem, ekipleşmeyeve ömrünün en güzel yıllarını vatana vakfetmiş gençlerimizin görevden ayrıldıkları zaman boşluğa düşmelerine de mani olacaktır.

Eğer İstanbul’un 39, Ankara’nın 25, İzmir’in 30, Bursa’nın 17, Antalya’nın 19 ilçesi varsa ve 120 İlçe BaşkanıylaTürkiye Nüfusunun % 36’sına hitap ediliyorsa…

Sözü fazla uzatmadan ifade etmek gerekir ki…

 

Milliyetçi siyasetin geleceği ilçelerdedir.

Şükrü Alnıaçık / ORTADOGUGAZETESİ