Dolar 44,2094
Euro 51,1606
Altın 7.094,47
BİST 13.217,60
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 10°C
Çok Bulutlu
İstanbul
10°C
Çok Bulutlu
Per 9°C
Cum 8°C
Cts 10°C
Paz 11°C

BAHÇELI: TOKAT NE AKP NE CHP ILLE DE MHP DIYOR

BAHÇELI: TOKAT NE AKP NE CHP ILLE DE MHP DIYOR
11/03/2014 18:36
A+
A-

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Türkiye’nin geleceğini iki siyasi partiye hapsetmek, milli iradeye bu yönüyle ambargo koymak, siyasi ahlaksızlıktır, terbiyesizliktir, milli iradeye büyük saygısızlıktır.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Türkiye’nin geleceğini iki siyasi partiye hapsetmek, milli iradeye bu yönüyle ambargo koymak, siyasi ahlaksızlıktır, terbiyesizliktir, milli iradeye büyük saygısızlıktır. Buraya gelip baksınlar. ‘Ne AKP ne CHP ille de MHP diyor’ millet” dedi.

Bahçeli, partisince Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitinde vatandaşlara hitap etti.

Günlerdir Türkiye’yi dolaştıklarını ifade eden Bahçeli, 30 Mart’ta yapılacak seçimlerde bütün siyasi partilerin adaylarına başarılar diledi.

Kamuoyu araştırmalarıyla Türkiye’nin milli iradesini iki kutuba ayırarak değerlendirmeye çalışan, halkı yönlendirmeye çalışan bazı şahsiyetleri Tokat meydanına beklediklerini dile getiren Bahçeli, şunları söyledi:

“Gerçekten Türkiye’de milli irade Adalet Ve Kalkınma Partisi veya Cumhuriyet Halk Partisi değildir. Biraz evvel izah ettim. Değerli milletimizin değerli evlatlarının oluşturduğu, çok sayıda siyasi parti vardır. Bu siyasi partiler insanlarımızın iradesiyle şekillenmiştir ve ülkeyi yönetmek için de gayret göstermektedir. Türkiye’nin geleceğini iki siyasi partiye hapsetmek, milli iradeye bu yönüyle ambargo koymak, siyasi ahlaksızlıktır, terbiyesizliktir, milli iradeye büyük saygısızlıktır. Buraya gelip baksınlar. ‘Ne AKP ne CHP ille de MHP diyor’ millet. Onun için MHP vardır. Dün vardı bugün var, Allah’ın iziniyle gelecekte de olacaktır. Milletimiz ebediyen var oldukça MHP var olacaktır. Bu gerçeği saklamaya, bu gerçeği küçük görmeye, bu gerçeği yok farz ederek, Türkiye’nin siyasetini iki partinin arasına sıkıştırmaya çalışanlar demokrat değillerdir. Milli iradeye saygılı değilllerdir. Aziz milletimizin varlığını da kabul etmemektedirler. Onlar bir yönden kumandalı, bir yönden siyasi mühendis olarak güya senaryo hazırlayanlar olarak Türkiye’yi istedikleri yöne götüren birtakım gafillerdir. Ama bu kesim de açık ve daha net olarak görülecektir Allah’ın izniyle.”

Ülkeyi 11 yıldır Ak Parti’nin yönettiğini belirten Bahçeli, “3 Kasım 2002’de bir erken seçim sonrasında 1,5 yıl önce milli görüş çizgisinde ayrılarak kurulmuş bir partinin tek başına iktidar olması, büyük emeğin, büyük bir çabanın, büyük bir genel kabulün sonucu değildir. Bunu anlamak lazımdır. Araştırmak lazımdır. Bu olayları bu yönüyle değerlendirmek lazım” diye konuştu.

Bahçeli, 14 Ağustos 2001 yılında kurulmuş partinin 2002 seçimlerde en fazla oyu olarak tek başına iktidar olduğunu anımsatarak, şöyle devam etti:

“Bu seçimlere Adalet Ve Kalkınma Partisi’nin Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, katılamamıştır. Çünkü o günkü siyasi şartlar milletvekilliği seçilme yeterliliğine sahip olmadığını ortaya koymuştur. Ama tek başına ikidar olma eğilimi ortaya çıkar çıkmaz, milletvekili olamadığı için başbakan olamayacaktır, dolayısıyla şimdiki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bey yakın bir arkadaşı olarak, Adalet Ve Kalkınma Partisi’nin hükümetini kurma görevini üstlenmiş, böylece 58. hükümet kurulmuştur. Bazı olaylar gelişmiştir. Siirt’te 3 milletvekilliği vardır. Birisi fedakarlık yapıp, milletvekilliği seçilmesi sağlanmış, seçilmiş olan milletvekilliğinden doğan boşluğu doldurmak için bir ara seçim düzenlenmiş. Bunda da AKP ile CHP anlaşarak bu imkanı tanımış. Kısa süre içinde sayın Recep Tayyip Erdoğan süratle milletvekilli seçilmiş, Ankara’ya gelerek 59. hükümeti kurarak iktidar ve başbakan olmuştur. O günden bu tarafa 59, 60 ve 61. hükümeti kurmuştur.”

Ak Parti’nin iktidara alıştıktan sonra “Biz milli görüş gömleğini çıkarttık” ifadesini kullandığını savunan Bahçeli, şöyle konuştu:

“Peki çıplak gezecek halin yok. Hangi gömleği giymiştin sorarlar. Buna öyle bir gömlek giydirdiler ki arkasında ABD, önünde Ab yazıyor. O günden itibaren Recep Tayyip Erdoğan halkın iradesiyle geldiğini söylüyor. Onu sürekli istismar ediyor ama politikasında bir kıvrılmaya giriyor. Belli bir süre sonra bu toplumdan intikam alırcasına, aklınca cumhuriyetle hesaplaşacağını zannederek, bazı değişik uygulamalara giriyor ama 116 günde ne olmuştur? Sayın Recep Tayyip Erdoğan her yerde konuşuyor. Hayatını anlatıyor. Simitle çayla nasıl geçindiğinden bahsediyor. Bu 116 günde Sirtt’te neden bir milletvekili istifa ettirildi. Yerine nasıl bir anlaşma yapıldı? Arkasından nasıl milletvekili oldu ve kısa süre içinde 59. hükümetin başbakanı oldu? 116 günlük kara bir çizgiyi milletimizle paylaşmıyor, 11 yıl olmuş hala paylaşmıyor. Paylaşmadığı kara noktalar da vardır. İlerde bunlar teker teker ortaya çıkacaktır.”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Mahkemeler nasıl kıyım yaptı? Şimdi nasıl bir hukuk uygulanıyor? HSYK’da durup dururken neden değişiklik oldu? 17 Aralık’tan itibaren 237 hakim ve savcı neden görevlerinden alındı? Neden sürüldü? Bunların hepsi milletimize anlatılmıyor. Milletimize bunların gerçekleri söylenmiyor. İşte bu sürecin içerisinde değerli vatandaşlarım, yargı da Recep Tayyip Erdoğan’ın denetime ve kontrolüne girmiştir” dedi.

Bahçeli, partisince Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, halkın AK Parti’ye kısaltılmış haliyle “AKP” diye hitap ettiğini ancak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bunu kabul etmediğini söyledi.

Bunun yasaklandığını iddia eden Bahçeli, “Biz ‘AK Parti’yiz demiştir. Acaba bu kara noktaların üstünü örtmek için mi ‘AK’ kavramını kullanmaya başlamıştır. Adalet ve Kalkınma Partisi, 11 yılı bulan iktidarı döneminde Türkiye’nin her sorununu çözmeye muktedirken, Türkiye’nin her sorununu çözmek yerine kendi programını, örtülü olarak hala sakladığı değişim ve dönüşüm projesini uygulamaya koydu. Bir de Ortadoğu’da yeni görev ve misyon yüklenmişti. O da Büyük Ortadoğu Projesidir, eş başkanlığı görevidir. Bu iki görevle Türkiye’yi yönetirken bir yol çizmiştir. Buraya, öncelikle Adalet ve Kalkınma Partili kardeşlerim olmak üzere hepinizin dikkatini çekiyorum” diye konuştu.

Kuvvetler ayrılığına değinen Bahçeli, yasamanın TBMM’de 300’ü aşan milletvekilliğiyle Recep Tayyip Erdoğan’ın denetimine girdiğini öne sürerek, şunları kaydetti:

“Böyle bir durumda yasama var, yürütme var, 3. kuvvet, o da yargıdır. İşte bu yargıda aldatma ile Türk milleti karşı karşıya kalmıştır. 2010 yılı içerisinde 28 maddelik bir anayasa değişikliği, AKP’li milletvekilleri de dahil olmak üzere hiç kimse ile istişare edilmemiş, bazı danışmanlar aracılığı ile komisyondan geçirilmiş, genel kurula gelinmiş fakat 367 milletvekili desteği bulamayınca 300’ün de üzerinde olması sebebiyle, anayasamıza göre bir referandum yoluna gidilmiş. Bu değişikliğin yapılmasıyla ilgili olarak da anayasaya geçici 15. maddeyi de koymak üzere el atından ve bazıları tarafından devrimcilere ve ülkücülere karşı ’12 Eylül’den hesap soracağım’ denmiştir. Bazı arkadaşlarımız da buna inanmıştır ama aradan geçen zaman içerisinde mahkemeler nasıl gelişmişse bunu bilmekteyiz ama bir kaç konu 28. maddenin içine serpilmiş. Bazı kesimler, bunlar iyi maddeler sosyal kesim olarak bizim işimize yarıyor. Bu güzel oldu. İşte demokrasi, insan hakları, özgürlük gibi. Fakat burada Milliyetçi Hareket Partisi’nin teklifiyle iki gizli gündemin varlığı ortaya konarak, bu referandumda MHP hayır oyu kullanmayı tercih etmiştir.”

“HSYK’da durup, dururken neden değişiklik oldu?”

MHP’nin haklı çıktığını dile getiren Bahçeli, şöyle konuştu:

“Bu iki gizli gündem maddesinin birisi Anayasa Mahkemesi’nin yapısını ve sayısını değiştiren madde, ikincisi ise HSYK’nın teşekkül ettirilmesi. Böylelikle Recep Tayyip Erdoğan, değişim ve dönüşümün anayasaya aykırı, milli değerlerle çelişen, cumhuriyetin kazanımlarını reddeden bir süreçte Anayasa Mahkemesi’ni bir zırh edinmiş. Daha sonraki uygulamalarında yargının kendi kontrolüne girmesini de amaçlayarak, yasama, yürütme ve yargı kuvvetler ayrılığını da yargıda kuşatarak, yargıyı siyasallaştırarak ve yargıyı da son olarak AKP’leştirerek, bugünkü yargı rezaleti ortaya çıkmıştır. Şimdi yargıdan anlayan yok, yargıdan kim anlıyor, bilen yok. Bağımsız ve tarafsız yargı nedir, anlayan da yok. Mahkemeler nasıl kıyım yaptı? Şimdi nasıl bir hukuk uygulanıyor? HSYK’da durup dururken neden değişiklik oldu? 17 Aralık’tan itibaren 237 hakim ve savcı neden görevlerinden alındı? Neden sürüldü? Bunların hepsi milletimize anlatılmıyor. Milletimize bunların gerçekleri söylenmiyor. İşte bu sürecin içerisinde değerli vatandaşlarım, yargı da Recep Tayyip Erdoğan’ın denetime ve kontrolüne girmiştir. Bu ne demektir? Kuvvetler ayrılığına sahip olmaktır. Bu önemli bir güçtür. Yasama ve yürütmeye sahip olmak önemli bir güçtür. Bu da sayın Recep Tayyip Erdoğan’a yetmemiştir.”

AA