Ahmet Erbaş: Ülkücülük Bir Karakterdir
# Ahmet Erbaş: Ülkücülük Bir Karakterdir
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş, Kütahya İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada ülkücülüğün yalnızca siyasi bir tercih veya slogan olmadığını vurguladı. “Ülkücülük karakterdir, adamlıktır, sözüne sadık kalmaktır” ifadeleriyle dikkat çeken Erbaş, bu kavramın derinliğine dair önemli mesajlar verdi.
Kütahya’nın Tarihi Misyonu
Erbaş, konuşmasında Kütahya’nın Türkiye’nin kuruluş ve kurtuluş sürecindeki önemli rolüne de değindi. MHP’nin merhum Başbuğ Alparslan Türkeş’in açtığı yolda, Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin liderliğinde kararlılıkla ilerlediğini belirtti.
Ülkücülük ve Karakter
Ahmet Erbaş, ülkücülüğün bir siyasi kimlikten daha fazlası olduğunu ifade ederken, bunun bir karakter meselesi olduğunun altını çizdi. Ülkücülüğün, verilen söze sadık kalmak, menfaat sona erdiğinde dostluğu terk etmemek ve makam değiştiğinde kişiliğini değiştirmemek anlamına geldiğini belirtti.
Siyaset ve Karakter İmtihanı
Erbaş, siyasetin bir makam yarışı değil, karakter imtihanı olduğunu ifade etti. Güçlü karşısında eğilmeyen, güçsüz karşısında ise diklenmeyen bir anlayışın önemine değindi. Ona göre, makamlar geçici, ancak geride bırakılan isim ve karakter kalıcıdır.
Geçmişe Layık Bir Gelecek Kurmak
Kütahya’nın sıradan bir şehir olmadığını ifade eden Erbaş, bu topraklarda tarih kadar karakterin de yazıldığını belirtti. Ülkücülüğün geçmişle övünmek yerine, o geçmişe layık bir gelecek kurmak olduğunu sözlerine ekledi. Gençlere sahip çıkmak, çiftçinin alın terini korumak ve esnafın derdiyle hemhal olmak gerektiğini vurguladı.
Sorumluluk Almanın Önemi
Erbaş, dava insanı olmanın yalnızca konuşmak değil, sorumluluk almak olduğunu belirtti. Kütahya’nın sanayisini, tarımını ve turizmini büyütmek, gençlerin doğdukları şehirde çalışabilecekleri ve üretebilecekleri koşulları hazırlamak gerektiğini ifade etti.
Son olarak, kongrenin hayırlı olmasını dileyen Erbaş, “Ne mutlu Türk’üm diyene!” sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.
MHP’li Ahmet Erbaş‘ın konuşmasının tamamı:
Sayın Divan Başkanım, Sayın MYK Üyem, Sayın İl Başkanım, İl ve ilçe teşkilatlarımızın muhterem yöneticileri, Belediye başkanlarımız, Ülkü Ocaklarımızın değerli mensupları, Aziz dava arkadaşlarım, kıymetli hanımefendiler, beyefendiler; Sizleri sevgiyle, saygıyla ve en kalbî duygularımla selamlıyorum. Tavşanlı’dan Simav’a, Gediz’den Emet’e, Domaniç’ten Dumlupınar’a kadar Kütahya’mızın dört bir yanından gelen bütün dava arkadaşlarıma hoş geldiniz, şeref verdiniz diyorum. Bugün burada birliğimizi tazelemek, ülkümüzü büyütmek ve kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi, hangi değerlerin üzerinde dimdik durduğumuzu bir kez daha hatırlamak için buradayız. Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in açtığı yolda, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin liderliğinde, “Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben” anlayışıyla yürümeye devam ediyoruz.
“siyaset bir makam yarışı değil, karakter imtihanıdır”
Bizim için ülkücülük yalnızca bir siyasi tercih değildir. Bir rozet değildir. Bir slogan hiç değildir. Ülkücülük karakterdir. Ülkücülük adamlıktır. Ülkücülük sözüne sadık kalmaktır. Menfaat bittiğinde dostluğu bitirmemektir. Makam varken başka, makam yokken başka insan olmamaktır. Güçlünün karşısında eğilip, güçsüzün karşısında diklenmemektir. Çünkü makamlar geçer. Unvanlar unutulur. Koltuklar el değiştirir. Ama insanın geride bıraktığı isim ve karakter kalır. Çok söylenir: “Coğrafya kaderdir.” Doğrudur. İnsan nerede doğacağını seçemez. Ama ben bugün Kütahya’dan buna bir cümle daha eklemek istiyorum: Coğrafya kader olabilir ama karakter de kaderdir. Çünkü insanın nerede doğduğu kaderidir; nasıl yaşayacağı, neyin yanında duracağı ve neyin karşısında eğilmeyeceği ise karakteridir. Bizim karakterimizin ölçüsü de bellidir: Eğilirsen basamak olursun, dik durursan sığınak olursun. Biz birilerinin yükselmesi için basamak olmak üzere değil; milletimiz zor gününde arkasında sağlam bir irade, güvenilir bir dost ve dimdik bir ülkücü bulsun diye siyaset yapıyoruz. Çünkü bizim için siyaset bir makam yarışı değil, karakter imtihanıdır.
“Ülkücülük, o geçmişe layık bir gelecek kurmaktır”
Bu sözlerin Kütahya’da söylenmesinin ayrı bir anlamı vardır. Çünkü Kütahya sıradan bir şehir değildir. Kütahya kuruluşun da kurtuluşun da şehridir. Domaniç’te devlet kuran iradenin, Dumlupınar’da esareti reddeden Türk milletinin ayak izleri vardır. Bu topraklarda yalnızca tarih yazılmamıştır. Bu topraklarda karakter yazılmıştır. Dumlupınar’da yalnızca bir savaş kazanılmadı. Bir millet, bağımsızlığından vazgeçmeyeceğini bütün dünyaya ilan etti. İşte bugün bize düşen görev de bu mirası yalnızca anlatmak değil, ona layık olmaktır. Çünkü ülkücülük geçmişle övünüp bugünü seyretmek değildir. Ülkücülük, o geçmişe layık bir gelecek kurmaktır. Kütahya’nın gencine sahip çıkmaktır. Çiftçimizin alın terini korumaktır. Esnafımızın derdini kendi derdimiz bilmektir.
“dava insanı olmak yalnızca konuşmak değil, sorumluluk almaktır”
Üretenin, çalışanının ve ekmeğinin peşinde koşanın yanında durmaktır. Kütahya’nın sanayisini, tarımını, turizmini büyütmek; gençlerimizin doğduğu şehirde çalışabileceği, üretebileceği ve geleceğini kurabileceği şartları oluşturmaktır. Yapılan her hayırlı hizmetin yanında olacağız. Ama eksik olanın da takipçisi olacağız. Çünkü dava insanı olmak yalnızca konuşmak değil, sorumluluk almaktır. Ülkücülük insanın sözünde, davranışında, vefasında ve karakterinde belli olur. Davayı büyüten yalnızca üç hilalin altında kaç kişinin toplandığı değildir. Asıl mesele, o üç hilalin altında nasıl insanların durduğudur. Bugün Kütahya’dan söyleyeceğimiz söz budur: Cenab-ı Allah birliğimizi daim, yolumuzu açık, davamızı muzaffer eylesin. Kongremizin Kütahya’mıza, Milliyetçi Hareket Partimize ve aziz milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Ne mutlu Türk’üm diyene! Sağ olun, var olun. Allah’a emanet olun.
Kaynak: Türkgün