MHP Genel Başkan Yardımcısı Topsakal: Avrupa’nın Güvenliği Türkiye’siz Düşünülmez
# MHP Genel Başkan Yardımcısı Topsakal: Avrupa’nın Güvenliği Türkiye’siz Düşünülmez
MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. İlyas Topsakal, sosyal medya hesabından yaptığı kapsamlı bir değerlendirme ile Rusya-Ukrayna savaşının yalnızca iki ülke arasındaki çatışma olmaktan çıktığını belirtti. Topsakal, bu savaşın Avrupa güvenlik mimarisi üzerindeki etkilerini, NATO’nun geleceğini, Karadeniz’deki stratejik gelişmeleri ve Türkiye’nin bölgedeki rolünü ele aldı.
Rusya-Ukrayna Savaşı: Avrupa Güvenlik Mimarisi Sarsılıyor
Prof. Dr. İlyas Topsakal, Rusya-Ukrayna savaşının, iki devlet arasındaki sınır ve egemenlik ihtilafını aştığını ve Avrupa’nın güvenlik düzenini yeniden şekillendiren tarihî bir kırılmaya dönüştüğünü ifade etti. NATO’nun caydırıcılık politikası, Avrupa ülkelerinin savunma bütçeleri, silah sanayisi ve enerji politikaları, bu savaşın yarattığı yeni şartlara göre yeniden biçimleniyor.
Avrupa nazarında Rusya’nın oluşturduğu tehdit, Ukrayna’daki askerî harekâtla sınırlı değil. Moskova’nın savaş ekonomisine geçişi, askerî üretimini artırması ve hibrit müdahale yeteneğini geliştirmesi, mevcut Avrupa güvenlik mimarisini kendi lehine dönüştürme çabası olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle savaş, Ukrayna’nın kaderi kadar NATO bütünlüğü ve transatlantik düzenin geleceği için de büyük önem taşıyor.
Ukrayna ise Avrupa savunmasının ileri hattına yerleştirilmiş durumda. Kiev’in savunma kapasitesinin korunması, Rusya’nın genişleme iradesinin sınırlandırılması anlamına geliyor. Ukrayna’ya sağlanan askerî destek, Avrupa’nın kendi güvenliğine yaptığı doğrudan bir yatırım olarak değerlendiriliyor.
Avrupa Güvenlik Mimarisi Yeniden Şekilleniyor
Avrupa güvenliği, Soğuk Savaş sonrası oluşan stratejik rahatlık dönemini geride bırakmıştır. Yüksek yoğunluklu savaşın kıtaya dönüşü, ABD’nin küresel önceliklerindeki değişim ve devletler arası güç rekabetinin sertleşmesi, Avrupa’yı kendi güvenliğini yeniden tarif etmeye zorluyor. Güvenlik meselesi artık sadece orduların ve sınırların korunmasıyla sınırlı değil; enerji, tedarik zincirleri, teknoloji, siber alan ve toplumsal mukavemet de yeni mimarinin temel unsurları hâline gelmiştir.
Bu yeni mimaride Rusya, Avrupa güvenliğinin başlıca ve kalıcı tehdidi olarak konumlandırılıyor. Ukrayna savaşı, sabotaj faaliyetleri, siber operasyonlar ve hibrit müdahale araçları, Avrupa başkentlerinde aynı tehdit manzumesinin parçaları olarak görülüyor. Çin, doğrudan askerî bir tehditten ziyade teknolojik ve sistemik rekabetin merkezi; İran ise nükleer kapasitesi ve bölgesel istikrarsızlaştırıcı rolü üzerinden bir güvenlik riski olarak değerlendiriliyor. Avrupa’nın tehdit haritası, Rusya merkezli fakat çok katmanlı bir nitelik kazanıyor.
Türkiye, Karadeniz Güvenliğinin Garantörüdür
Türkiye, Avrupa güvenliğinin kıyısında yer alan tali bir ülke değildir. Karadeniz’i Kafkasya, Orta Doğu, Doğu Akdeniz ve Avrupa-Atlantik hattına bağlayan merkezi bir güçtür. NATO üyeliği, askerî kudreti, gelişen savunma sanayii ve krizleri yönetebilme kabiliyeti, Ankara’yı Avrupa güvenliğinin vazgeçilmez aktörlerinden biri hâline getirmektedir.
Rusya-Ukrayna savaşında Türkiye, ittifak sorumluluklarını yerine getirirken Moskova ile diplomatik temasını korumuş; Ukrayna’nın egemenliğini desteklerken çatışmanın yayılmasını önleyecek siyasi kanalları da açık tutmuştur. Tahıl Koridoru girişimi, bu denge siyasetinin en somut örneğidir. Karadeniz’in güvenliği, askerî caydırıcılığın yanı sıra deniz ticareti, enerji hatları, gıda güvenliği ve bölgesel istikrarın birlikte korunmasını gerektirmektedir.
Prof. Dr. İlyas Topsakal, Türkiye’nin Karadeniz’deki konumunun geçici bir arabuluculuk görevine indirgenemeyeceğini, Ankara’nın bölgesel istikrar üreten, güç dengelerini şekillendiren ve gerektiğinde krizin sınırlarını tayin eden stratejik bir merkez olduğunu vurguladı. Türkiye’nin hesaba katılmadığı hiçbir Karadeniz güvenlik düzeninin kalıcı olması mümkün değildir.
Sonuç olarak, Türkiye’nin Karadeniz ve Avrupa güvenliği üzerindeki rolü, hem bölgesel hem de küresel ölçekte büyük önem taşımaktadır. Avrupa’nın yeni güvenlik düzeni şekillenirken Türkiye, bu süreçte kilit bir konumda bulunmaktadır.
Kaynak: Bengütürk