Dolar 44,2976
Euro 51,3018
Altın 6.406,80
BİST 13.047,72
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 10°C
Hafif Yağmurlu
İstanbul
10°C
Hafif Yağmurlu
Pts 10°C
Sal 11°C
Çar 11°C
Per 14°C

MHP’li Topsakal’dan Türk Dünyasına Çağrı: “Dilde, Fikirde, İşte Birlik”

MHP’li Topsakal’dan Türk Dünyasına Çağrı: “Dilde, Fikirde, İşte Birlik”
28/02/2026 14:05
A+
A-

MHP’li Topsakal’dan Türk Dünyasına Çağrı: “Dilde, Fikirde, İşte Birlik”

MHP’li İlyas Topsakal, Türk dünyasının dil birliği ve ortak alfabe konusundaki çekincelerini dile getirerek, “Dilde, fikirde, işte birlik” ilkesinin hala gerçek anlamda hayata geçirilmediğini belirtti. Topsakal, bu konular üzerinde daha cesur adımlar atılması gerektiğini vurguladı.

Birinci Türkoloji Kurultayı ve 100. Yıl Etkinliği

26 Şubat 1926’da Bakü’de düzenlenen Birinci Türkoloji Kurultayı’nın yüzüncü yılı, Azerbaycan İlimler Akademisi tarafından yeniden kutlandı. Bu etkinlikte, Türkiye ve Azerbaycan’ın önde gelen Türkologları bir araya gelerek Türk dünyasında dil ve alfabe birliği konularını tartıştılar. Yunus Emre Enstitüsü’nün de önemli katkılar sunduğu bu etkinlik, Türkoloji çalışmalarının önemini bir kez daha gözler önüne serdi.

Ortak Alfabe ve Dil Birliği

İlyas Topsakal, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamalarda, Türk dünyasında ortak alfabe ve dil birliğinin sağlanmasının aciliyetine dikkat çekti. Topsakal, bu konuda yaşanan sistem farklılıklarının, Türk lehçelerinin bilim dilinden uzaklaşmasına neden olduğunu belirterek, dil birliğinin sağlanması için daha bilinçli adımlar atılması gerektiğini ifade etti.

Bilim Dili ve Eğitimde Yabancı Dillerin Etkisi

Topsakal, Türk Cumhuriyetlerinde yabancı dillerde yapılan eğitimin, Türkçe’nin bilim dili olarak kullanımını olumsuz etkilediğini vurguladı. Türkiye’de ve Türk Cumhuriyetlerinde bilimsel çalışmaların farklı dillerde yapılmasının, Türkçe’nin bilimden uzaklaşmasına yol açtığını belirten Topsakal, bu konuda YÖK ve üniversitelerin daha bilinçli olması gerektiğini dile getirdi.

Geçmişten Günümüze Türkoloji Çalışmaları

Topsakal, 1926’daki kurultayda Macar, Alman ve diğer yabancı bilim insanlarının görüş bildirdiğini hatırlatarak, günümüzde bu tarz katkıların eksik olduğunu söyledi. İstanbul ekolünün öne çıktığını belirten Topsakal, Türkoloji çalışmalarının daha fazla desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

Birinci Türkoloji Kongresinin anısına yapılan kongrenin ardından…. Açıklamanın Tamamı

Bundan tam 100 yıl önce 26 Şubat 1926 tarihinde, Bakü’de Türklük çalışmalarının ilki yapılmıştı; yüzüncü yılında ise Azerbaycan İlimler Akademisi, bu tarihî kurultayı Türk dünyasına yeniden yaşatmak için zamanımızın en değerli akademisyenlerini yine aynı yer ve mekânda topladı. Faaliyete, Yunus Emre Enstitüsü çok büyük katkıda bulundu. Bu tavrıyla Yunus Emre, ne kadar önemli bir misyona sahip olduğunu da göstermiş oldu. Türkiye ve Azerbaycan’ın en değerli Türkologları, İsmailiye Sarayı Salonu’nda, tıpkı yüz yıl öncesi olduğu gibi, yerini aldı ancak Rusya ve Avrupa ekolleri yeterince temsil edilemedi. Bunun bir çok nedeni var: Kanaatimce en büyük nedeni; artık Türklük bilimine, daha doğrusu sosyal bilimlere, yeterince kaynak ayrılmıyor. Dolayısıyla bu alanda insan da yetişmiyor.

“İstanbul ekolü, bütün çalışmaların fevkinde…”
Sürükleyici ve itici ülkeler -başta Almanya, Fransa, İngiltere ve onlara ait üniversiteler- birer birer bölümleri kapatıyor. Dolayısıyla Kurultay’da ne Alman ne Fransız ne de Macar görüşlerini dinleyebildik. Oysa 1926 Kurultayı’nda Macarlar, Latin alfabesiyle ilgili olumlu görüş bildirirken Alman âlimler, çekincelerini; diğer yabancı âlimler de olumlu olumsuz bildirilerini sunmuştu. Yine Türkolojide, başta Almanya olmak üzere menşei Alman olan Rus ekolünün büyük ağırlığı vardı. St. Petersburg ve Kazan ekolü hep birikim ve derin arşivleriyle öne çıkardı. Bu Kurultay gösterdi ki artık hem Kazan hem de Petersburg ekolü eskisi gibi faal ve velut değil. Tam tersine geride olan İstanbul ekolü, bütün çalışmaların fevkinde… Buna sevinmek mi gerekir, bilemiyorum.

“Dilde, fikirde, işte birlik” düsturunu nasıl gerçekleştirceğimizi belirlemiş değiliz”
Bir diğer tespitimi de biraz hüzünlü de olsa söylemem gerekir: Yer Bakü ve anlamı da çok değerli yüzüncü yıl anısı olsa da Türk Cumhuriyetlerinden katılım oldukça azdı. Dahası, gözlerimiz eski muhteşem hocaları aradı: Hepsi yavaş yavaş dünyamızdan ayrılmış ve Türkolojiyi öksüz bırakmış… Bu sefer elbette yüz yıl önceki avantajımız yok. Boy ve illerimiz, belki hanlıklarımız iyice ayrılmış; elitimiz farklı sosyolojik ve siyasal sistemler içinde, farklı pedagojik bilgiye sahip olmuş. Dilleri ve dilin anlamı olan terimlere yabancılar… Alfabe konusunda anlamaya yakın ama ürkekler. Köklerimize daha sadık ama nasıl beraber olacağımızı; “Dilde, fikirde, işte birlik” düsturunu nasıl gerçekleştireceğimizi belirlemiş değiliz. Bu kadar çetrefilli meselenin içinde el yordamıyla ortak alfabeyle ilgili ilk basılan eseri, yani Cengiz Aga’nın Cemile’sini, tanıtmak şerefine nail olduğum için yüce yaradana müteşekkirim…

“Türk Cumhuriyetlerindeki en önemli meselemiz, yabancı dillerde yapılan eğitim ve kendi dilimizden uzaklaşmamız”
Ortak alfabe olmadan, ortak simgeleri kullanmadan seslerin dağılıp çeşitlenmesini önlemenin imkânı olmuyor. Ve ses çeşitliliği gittikçe de artarak devam ediyor. Dahası, yıllardır devam eden sistem farklılığı; her alanda terimlerin farklılaşmasına, Türk lehçelerinin bilim dilinden uzaklaşmasına neden oluyor. Ve bu, başta Türkiye olmak üzere bilimsel çalışmaların faklı dillerde olmasına ve Türkçenin bilimden uzaklaşmasına vesile oluyor. Bence bütün Türk Cumhuriyetlerindeki en önemli meselemiz, yabancı dillerde yapılan eğitim ve kendi dilimizden uzaklaşmamız. Bu konuda maalesef ne YÖK ne de üniversitelerimiz şuurlu…

Bakü Türkoloji Kurultayında bu mesele üzerine bilimsel bir çalışma, henüz daha sunulmadı. Çok ilginç! Dil bilimcilerin en önemli konuyu atlamaları, Türklük şuurunun güncesi hakkında önemli gösterge değil midir? Yine de yüzüncü yılda Türkoloji Kurultayının yeniden toplanması muhteşemdi… Bu ihtişamı bize yaşatan İsa Habibbeyli hocanın nezdinde Bilimler Akademisini ve çalışanlarını, Abdurrahman Aliy hocanın şahsında Yunus Emre Enstitümüzü ve çalışanlarımızı tebrik ediyorum.

Kaynak: Türkgün / Anadolu Haber Ajansı / İhlas haber Ajansı/ Demirören Haber Ajansı