Bahçeli: Fitneyi körükleyenler kaybedecek “Sayın Özel, zırvayı bırak sadede gel”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada iç ve dış gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Bahçeli, Türk bizim, Kürt bizim, Türk milleti de biziz ve hepimiziz.
CHP Genel Başkanı’nın Suriye devletinin terörle mücadelesini endişe verici bulması, Sayın Ahmet eş Şara’nın Suriye’nin tamamını temsil etmediğini dile getirmesi hüsran verici bir hezeyandır.
Esad’ı kalbinde taşıyan, aklını ve gönlünü de YPG’ye kaptıran bu zatın ne sözü söz, ne de siyaseti mert ve millidir.
“HTŞ’ye kravat takmakla olmaz” demiş. Anlayacağınız halt etmiş, gene çuvallamış.
Sen de YPG’nin kravatını takabilirsin, Mazlum Abdi’yle el ele verebilirsin, dağ taş gezerek fesat/nifak üretimi yapabilirsin.
Sayın Özel, zırvayı bırak sadede gel. İfadelerini kullandı
Milli birlik ve kardeşlik duygumuzu karartmanın ve kaskatı hale sokmanın emelini taşıyanlar tarihin uçuruma yakın yerinde durmaktadır.
Suriye’deki malum olayları Türkiye’ye taşıyıp Kürt kardeşlerimizi provoke etmeye çalışmanın iyi niyetle bağdaşır bir tarafı asla yoktur ve olamayacaktır.
Kürt kardeşlerimizle terör örgütü YPG’yi yan yana getirmek, üst üste örtüştürmek fahiş bir gafilliktir.
Suriye Cumhuriyeti’nde yeni bir denklem, yeni bir paradigma, yeni bir yapı oluşmuştur.
Bu durum beklenen, olması gereken gayedir, ayrıca devletin egemenlik haklarıyla, siyasal, toplumsal ve toprak bütünlüğüyle ilişkilidir, aynı zamanda bunu destekleyen, tescilleyen gelişmedir.
30 Ocak 2026 tarihinde, Şam yönetimi ile SDG/YPG arasında, 10 Mart Mutabakatı ile 18 Ocak Mutabakatı temelinde kapsamlı bir ateşkes ile askeri ve idari yapıların Suriye Cumhuriyeti’ne aşamalı entegrasyonu hususunda anlaşmaya varmışlardır.
Bu gelişme Suriye’nin egemenliğinin güçlendirilmesi ve uzun vadeli istikrarın sağlanması açısından belirleyici ve memnuniyet verici bir kavşak noktasıdır.
Devlet otoritesi sağlanmıştır.
SDG/YPG’li teröristler bulundukları mevcut hatlardan çekilecek, hükümete bağlı birlikler Haseke ve Kamışlı merkezlerine konuşlanacaktır.
SDG/YPG’ye bağlı üç tugaydan oluşan bir tümen kurulacak, Ayn el Arab’taki silahlı unsurlar ise Halep’e bağlı birer tugay olarak yapılandırılacaktır.
Askeri ve güvenlik entegrasyonunun tugaylar içinde bireysel bazda gerçekleştirileceği anlaşılmaktadır.
Yapılan anlaşmanın uygulama süreci dün başlamıştır.
Suriye’de devlet içinde devletin olmayacağı, paralel bir ordunun hayalden ibaret kalacağı netleşmiştir.
Artık komşu ülkemiz Suriye’nin haritası tek bir renge bürünmüş, Siyonist-emperyalizme kiralık tetikçilik yapanlar işgal ettikleri alanlardan çıkarılmıştır.
27 Şubat 2025 tarihinde PKK’nın kurucu önderliği tarafından yapılan “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” 337 gün sonra Suriye’de de müspet karşılığını bulmuş ve çok önemli bir etap böylelikle geçilmiştir.
Onun bunun saçma sapan telkin ve tazyikine kapılmadan, su katılmamış bühtanlara aldırış etmeden elimizi vicdanımıza koyup düşünelim ve sorgulayalım:
PKK’nın kurucu önderliği 27 Şubat 2025 tarihinden itibaren verdiği tüm sözlerin ardında durdu mu? Durdu.
Bölücü terör örgütünün lağvedilmesini ve silahların yakılmasını sağladı mı? Sağladı.
27 Şubat çağrısı PKK’yla birlikte örgütün tüm bileşenleri için bağlayıcı oldu mu? Oldu.
Madem maksat hasıl oldu, o halde bize düşen de PKK’nın kurucu önderliğine DEM Parti’den tüm örgüt uzantılarına kadar saygı gösterilmesini istemek ve beklemektir.
Araplar, Kürtler, Türkmenler, diğer halkların birlik, dirlik ve kardeşlik içinde yaşaması için tarihi bir fırsat kapısı aralanmış ve herkes somut gelişmeleri benimsemiştir.
Türkiye’de olduğu gibi, Suriye’de de provokasyonların yaşanması mümkündür ve beklenmelidir.
Buna karşı azami derece ve düzeyde sabırlı, tedbirli, temkinli olmak herkesin ortak çıkarınadır.
Nusaybin’de bayrağımızı indiren alçaklar, Diyarbakır ve Tarsus’ta sahaya çıkan provokatörler, Ayn el Arap üzerinden milli birliğimizi yaralamaya kalkışan siyasi odaklar ne yaparsa yapsınlar, Pir Sultan Abdal’ın sözleriyle alayına sesleniyorum:
Koyun beni hak aşkına yanayım,
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan.
Yolumdan dönüp mahrum mu kalayım,
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan.
Merhum fikir pınarımız Hüseyin Nihal Atsız’ın haykırdığı gibi,
Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz,
Çünkü bu yol kutludur, gider Tanrı Dağı’na.
Halbuki yoldaşını bırakıp dönenlerin,
Değişilir topu da bir sokak kaltağına.
Nefreti aşılayanlar kaybedecek.
Fitneyi körükleyenler kaybedecek.
Ebedi Türk-Kürt kardeşliğini bozmayı planlayanlar kaybedecek.
Kürt kardeşlerimizi mahut terör örgütüyle bir ve eşit görenler kaybedecek.
Bölücü terör örgütünün Kürt kardeşlerimizi vesayet altında tutmasına hizmet edenler, bunu dileyenler, bunu görmek için çılgına dönenler iki cihanda da yatacak yer bulamayacaklar.
Türk bizim, Kürt bizim, Türk milleti de biziz ve hepimiziz.
CHP Genel Başkanı’nın Suriye devletinin terörle mücadelesini endişe verici bulması, Sayın Ahmet eş Şara’nın Suriye’nin tamamını temsil etmediğini dile getirmesi hüsran verici bir hezeyandır.
Esad’ı kalbinde taşıyan, aklını ve gönlünü de YPG’ye kaptıran bu zatın ne sözü söz, ne de siyaseti mert ve millidir.
“HTŞ’ye kravat takmakla olmaz” demiş. Anlayacağınız halt etmiş, gene çuvallamış.
Sen de YPG’nin kravatını takabilirsin, Mazlum Abdi’yle el ele verebilirsin, dağ taş gezerek fesat/nifak üretimi yapabilirsin.
Sayın Özel, zırvayı bırak sadede gel.
Gürültü patırtı çıkarmanın siyaset olmadığını, laf ola beri gele türünden konuşmaların seni komik durumlara düşürdüğünü anla ve kabullen.
Dilinin altındaki baklayı çıkar, Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğünü sağlamasından dolayı uykularının kaçtığını da itiraf et.
Merhum Ahmet Hamdi Tanpınar’ın sözlerinden esinlenerek diyorum ki:
Dünyaya baktığın zaman ayrı görüyor, kendi kendine kaldığın zaman ayrı düşünüyorsun. Yığınlarca tezat içinde biteviye çırpınıyorsun.
Ahlaken sorunlu siyaset zar atmaktan farksızdır; gelecek olan de her zaman hep yektir.
CHP Genel Başkanı’nın erken seçim ezberine takılması ve şahsıma beyhude çağrılar yapması tam bir siyasi ahmaklıktır.
Seçimin ne zaman yapılacağı bellidir.
Erken seçim diye bir şey asla gündemde yer almayacaktır.
CHP Genel Başkanı, seçim kapısını arala diye mırıldansa da, bizim Cumhur İttifakı olarak aralayacağımız kapı Türk ve Türkiye Yüzyılının cümle kapısıdır.
Başka kapılara yüz sürmek, başka kapılardan medet ummak CHP’nin beklentisi ve dileği olsa da, Milliyetçi Hareket Partisi ile Cumhur İttifakı’nın böyle ucuz ve bayat gündemlerin peşinden savrulması, o kapı bu kapı gezip dolaşması siyasi akıl ve mantık dışıdır.
CHP Genel Başkanı merak etmesin, seçim günü gelip çattığında Türk milleti yüksek iradesiyle istismarcı, inkarcı, rüşvetçi, kumarcı, komisyoncu, vurguncu organize yolsuzluk çetesine Türkiye’nin kaç bucak olduğunu muhakkak gösterecektir.
