Dolar 44,6116
Euro 51,5748
Altın 6.676,37
BİST 13.068,96
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 16°C
Az Bulutlu
İstanbul
16°C
Az Bulutlu
Çar 16°C
Per 13°C
Cum 10°C
Cts 12°C

ERDOĞAN: KILIÇDAROĞLU’NUN DA YENİKAPI’DA OLMASINI İSTİYORUM

ERDOĞAN: KILIÇDAROĞLU’NUN DA YENİKAPI’DA OLMASINI İSTİYORUM
04/08/2016 18:13
A+
A-

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Hiç şüpheniz olmasın, 15 Temmuz bu milleti bayraksız, vatansız, devletsiz, bırakma girişimidir çünkü bu girişimde bulunan ihanet şebekesinin ne millet diye ne bayrak diye ne vatan diye ne devlet diye bir derdi yoktur.” dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Oda ve Borsa Başkanları ile İstişare Toplantısı’nda konuştu.

Türkiye’nin en kanlı darbe girişimini, siviliyle, polisiyle, askeriyle 238 evladının şehadeti, 2 bin 197 evladının yaralanmasıyla geride bıraktığını belirten Erdoğan, bir kez daha şehitlere rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara da Allah’tan acil şifa dileğinde bulundu.

“Milletimizi Rabbim bir daha böyle bir imtihana tabi tutmasın.” ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Aslında biz ülke, millet olarak darbelerle, darbe girişimleriyle, terör eylemleriyle, ihanetlerle ilk defa karşılaşmıyoruz. Sadece 93 yıllık cumhuriyet tarihimizde dahi 2 darbeye, pek çok darbe girişimine, muhtıralara, ASALA’dan PKK’sına, DHKP/C’sinden DAİŞ’ine kadar pek çok terör örgütünün eylemlerine maruz kaldık. Siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel, diplomatik ihanetleri, ihanet girişimlerini saymıyorum bile.

Tabii burada sorulması gereken soru şu; bu ülke, bu millet niçin bu kadar çok saldırıya maruz kalıyor? Elbette bizim dışımızdaki ülkelerde, hepsinin süt liman olduğunu, oralarda her şeyin güllük gülistan olduğunu söylemiyorum. Her devletin, her toplumun kendisine göre sıkıntıları, sancıları var. Ama biz neredeyse onların tamamının yaşadığı kadar sıkıntıyı tek başımıza göğüslemek zorunda kalıyoruz. Dikkat ediniz, bugün dünyada dış kaynaklı terör eylemlerine maruz kalan ülke yok mu? Var. Kendi topraklarındaki birtakım grupların yol açtığı terör sorunuyla uğraşan ülkeler yok mu? Var. Darbelere, darbe girişimlerine maruz kalan ülkeler yok mu? Var. Sığınmacı akınına uğrayan ülkeler yok mu? Var. Kendisine önemli devletlerin kurumları tarafından verilen sözlerin tutulmadığı ülkeler yok mu? Var. Gizli, açık ekonomik, siyasi sabotaja uğrayan ülkeler yok mu? Var. Türkiye’nin farkı, bunların hepsini de eş zamanlı yaşıyor olmasıdır. Bunca tehdide aynı anda maruz kalıp da dimdik durabilmeyi, hiç şaşmadan hedeflerine doğru yürümeye devam etmeyi başaracak Türkiye’den başka ülke var mıdır, işte onu bilmiyorum.”

-“Milletim göğsünü siper etti”

“Bir taraftan terörle mücadele ederken diğer taraftan da bütün terör örgütlerinin ortağı durumunda olan Fetullahçı Terör Örgütü’nün bu darbe girişimini püskürttük.” diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Ama bunu sizlerle beraber yaptık. Bunu işte o akşam çağrımıza uyan, elhamdülillah, milletimizle beraber yaptık. Bu millet, alnı öpülesi bir millettir. Şair diyor ya, ‘Yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan.’ Elhamdülillah millet arkamızdan yürüdü. Bizi yalnız bırakmadı. Biz de yalnız bırakmadık, bir anda hepsi meydanlara, havalimanlarına doldu, doluştu ama farkı var. Neydi? Bizim milletimiz tankların altına yattı, F16’lardan, F4’lerden kaçmadı, helikopterlerin o bütün mermilerine karşı göğsünü siper etti. Diyor ya, ‘Siper et gövdeni dursun bu hayasızca akın.’ Benim milletim göğsünü siper etti, bu hayasızca akını püskürttü çünkü istiklalinin de istikbalinin de sigortası imanıydı. Uzun yıllardır hep altını çiziyorum; bu coğrafyada bin yıldır, vatan olarak belirlediğimiz günden beri kesintisiz mücadele içindeyiz. Şayet bu mücadeleyi bırakırsak hem vatansız hem devletsiz kalırız.”

– “15 Temmuz bu milleti bayraksız, vatansız, devletsiz, bırakma girişimidir”

Her fırsatta, “Bizim Rabia’mız var. Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet” dediğine işaret eden Erdoğan, “İşte bu yalın gerçeği anlatmaya çalışıyorum. Hiç şüpheniz olmasın, 15 Temmuz bu milleti bayraksız, vatansız, devletsiz, bırakma girişimidir çünkü bu girişimde bulunan ihanet şebekesinin ne millet diye ne bayrak diye ne vatan diye ne devlet diye bir derdi yoktur. Onlar sözüm ona kendilerini dünya vatandaşı sayıyorlar.” şeklinde konuştu.

-“Amerika’yı da ele geçirecekler ha”

“FETÖ’nün, örgütlendiği 160 ülkenin tamamını güya vatan kabul ettiğine” dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Eninde sonunda oraları ele geçirecekleri söyleyecek kadar bu konuda öz güven sergilemeye çalışıyorlar. Amerika’yı da ele geçirecekler ha. Öyle diyorlar ve bunu da oraya yerleşmek suretiyle, ‘İşte bak, oradan bu işi yönetiyoruz…’ Hava bu. Bu bakımdan sadece itikadi olarak değil milli olarak da sapkın bir örgütle karşı karşıyayız. 15 Temmuz’da çok şehit verdik, çok yaralı verdik, çok büyük tehlike yaşadık ama 15 Temmuz’un en büyük kazanımı milletimizin tüm fertleri ve kurumlarıyla bu ihanet şebekesinin gerçek yüzünü görmesi, maskesini indirmiş olmasıdır.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Milleti himmet diyerek soydular soğana çevirdiler. Şimdi her şey meydana çıkıyor. Daha çok şeyler çıkacak. Daha noktayı koymuş değiliz, bu bir virgüldür. Daha devam ediyoruz. Rehavet yok, gevşemek yok, kararlı bir şekilde bu süreci devam ettirmek durumundayız.” dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Oda ve Borsa Başkanları ile İstişare Toplantısındaki konuşmasında, milletin 15 Temmuz’da sadece FETÖ’ye değil, aynı zamanda benzer niyetlere sahip herkese mesajını açık ve net bir şekilde verdiğini bildirdi.

Milletin 15 Temmuz’da, “Bizim bu ülkeden başka vatanımız yoktur ve bu ülkemizi de bu sapıklara bırakmayacağız.” dediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin o gece köken, meşrep, parti farkı gözetmeksizin sokaklara dökülerek “Bizim birlik, beraberlik ve kardeşlikten başka güvenecek dalımız yoktur.” dediğini de anımsattı.

Bunun asla bir içe kapanma refleksi olmadığını vurgulayan Erdoğan, dün gece TOBB’un hastanesinde 19 gündür yaralı olan ancak şehit düşen Oğuzhan Yaşar’ın ailesini ziyaret ettiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“23 yaşında 1.95 boyunda bir fidan, dünya güzeli bir fidan. Şehadetle bir başka güzelleşmiş. Morgda da cemalini bir göreyim istedim. İndim bir de cemalini izledim. 23 yaşında, sol gözünden aldığı şarapnel parçası ile beyni parçalanıyor ve o şekilde şehadet şerbetini içerek Rabbime yürüyor. Bu gençleri bu yola sevk eden nedir? Allah’a olan kulluk, şehadete olan aşk, bu vatan, bu millet, bu bayrak için yürüyüştür. Askerden yeni geldi, Erzurum’un Şenkaya ilçesinden bir gencimiz, dalyan gibi maşallah. Baba, dedeler, hiçbirisinde de gözyaşı yok. Bende var, onlarda yok. Onlar hala nasihat ediyorlar bize. Bir evladı kalmış, Kadir’i, ‘O da bu yola adanmıştır Cumhurbaşkanım.’ diyor. Bu, dikkat edin, Şenkaya’da 20 tane, devletin de verdiği imkanlarla hayvan besleyen emekli bir ailenin evladıydı. Yarın defnedecekler. Rabbim şehadet makamında sevgili Peygamberimize komşu eylesin.”

– “Tek silahları imanlarıydı…”

Bu imanın çok büyük olduğuna işaret eden Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde de Oğuzhan’la beraber şehit sayısının 6’ya yükseldiğine dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti:

“Düşünebiliyor musunuz, zerre kadar insanlıktan nasibini almış olan birileri bombayı gelir de şu Külliye’nin önünde elinde bayraktan başka silahı olmayan insanların üzerine yağdırabilir mi? Onların elinde silah yoktu. Tek silahları imanlarıydı, bayraklarıydı. Bomba yağdırdılar, bir hanım kardeşimizin başı gövdesinden ayrıldı, şuradaki kongre merkezimizin çatısına uçtu. Bunları yaşattılar bize.

Şimdi ben daha önce tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet dediğim, öyle tanımladığım bu takıma birileri cemaat diyor, bunların cemaatle memeatle alakası yok. O diğer cemaatlere hakaret olur. Bunlar tam bir terör örgütüdür. Bu terör örgütü, Fetullahçı Terör Örgütü bu ülkede ne yazık ki aileleri birbirinden ayırdı. Anayı kocasından, evladından ayırdı. Aynı şekilde babayı. Bu hale getirdiler. Hatırlarsanız bunları ben hep ‘haşhaşi’ diye andım. Bunlar Hasan Sabbah’ın izinden gidenler. Bunlar orayı takip edenler. Onların da çok zeki, iyi yetişmiş kadroları vardı. Bunların da iyi yetişmiş, çok zeki kadroları var. Şeytan da çok iyi yetişmişti ve meleklerin içerisinde en alimiydi. Ama Allah’a ilk isyan eden kim oldu? O oldu. Ne dedi, ‘Onları topraktan, beni ateşten yarattın.’ dedi. ‘Ben daha kıymetliyim.’ dedi. İlk isyan eden oldu.”

– “Gevşemek yok…”

FETÖ’nün Allah’ı, ilmi istismar ederek bu milleti aldattığını belirten Erdoğan, “Milleti himmet diyerek soydular soğana çevirdiler. Şimdi her şey meydana çıkıyor. Daha çok şeyler çıkacak. Daha noktayı koymuş değiliz, bu bir virgüldür. Daha devam ediyoruz. Rehavet yok, gevşemek yok, kararlı bir şekilde bu süreci devam ettirmek durumundayız.” diye konuştu.

Erdoğan, bu kanser hücresinin farklı olduğunu vurgulayarak, her yere sirayet eden bu virüsü tamamıyla temizlemek durumunda olduklarına değindi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu görüşlere yer verdi:

“Mevlana’nın pergel benzetmesinde olduğu gibi bir ayağımızı Anadolu’ya sıkı sıkıya basmak, diğeriyle tüm dünyayı dolaşma, tüm mağdurları, mazlumlara, garip çıkma iradesinin ifadesi olarak ortadayız. Türkiye’ye sıkı sıkıya sahip çıkamazsak, diğer hedeflerimizi, diğer projelerimizi zaten hayata geçiremeyiz. Meydanı ne FETÖ’ya ne PKK’ya ne DAİŞ’e ne de başka terör örgütlerine, ihanet çetelerine asla bırakmayacağız. İstiklal Marşımızda ifade edildiği gibi yurdumuzun üzerinde tüten en son ocak sönmeden kimsenin bu bayrağı indirmeye, bu milleti esir almaya, bu vatanı işgal etmeye gücü yetmez. Ecdadımız, yüreği, bileği, kanı ve canı pahasına bu vatanı bize emanet etti. Biz de 15 Temmuz’da aynı bedeli ödeyerek ülkemizi gelecek nesillere bırakma kararında olduğumuzu gösterdik. Milletimle iftihar ediyorum, bu millet birliğini, beraberliğini muhafaza ettiği sürece Allah’ın izniyle Türkiye’nin önünde kimse duramaz.”

– Yenikapı mitingi

Pazar günü İstanbul Yenikapı Meydanı’nda Cumhurbaşkanlığı olarak “Demokrasi ve Şehitler Mitingi” düzenleyeceklerini anımsatan Erdoğan, parti şu bu ayrımı yapmaksızın mitinge bütün milletin davetli olduğunu ifade etti.

Başta TBMM Başkanı İsmail Kahraman olmak üzere AK Parti, CHP ve MHP genel başkanlarını da mitinge davet ettiğini hatırlatan Erdoğan, “Çünkü bu milli birliğimizin ifadesi olmak üzere mesajlarımızı orada birlikte verelim istedim.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mitinge Türk bayrağından başka bir bayrağın asla gelmemesini istedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, pazar günü gerçekleşecek “Demokrasi ve Şehitler Mitingi”yle ilgili “Ben tabii aslında Sayın Kılıçdaroğlu’nun da orada olmasını istiyorum. Onlar da bir heyetle katılacaklarını şu anda açıklamış durumdalar. Öyle zannediyorum ki durumu tekrar gözden geçirir ve onlar da pazar günü Yenikapı’da olma kararını verirler.” dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki oda ve borsa başkanları ile istişare toplantısındaki konuşmasında, Demokrasi ve Şehitler Mitingi’nde Türk bayrağından başka bayrak istemediklerini, meydanın hepsinin Türk bayrağıyla doldurulması gerektiğini belirtti.

KKTC ve Azerbaycan’ın da Türkiye’nin aile fertleri gibi olduğunu anlatan Erdoğan, bu ülkelerin bayraklarının pazar günkü mitingde dalgalanabileceğini bildirdi.

Erdoğan, şu ana kadar MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bu davete icabeti haberini aldıklarını, kendisine teşekkürlerini ileterek, “Ben tabii aslında Sayın Kılıçdaroğlu’nun da orada olmasını istiyorum. Onlar da bir heyetle katılacaklarını şu anda açıklamış durumdalar. Öyle zannediyorum ki durumu tekrar gözden geçirir ve onlar da pazar günü Yenikapı’da olma kararını verirler.” ifadelerini kullandı.

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ihanet şebekesinin, 17-25 Aralık ile adliye ve emniyet başta olmak üzere bürokrasideki gücünü kırma yönünde ciddi adımlar atıldığına, bunun devam edeceğine dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:

“15 Temmuz ile bu sinsi örgütün Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki yapılanması da deşifre olmaya başladı. Şu anda yakalananlar, buz dağının görünen yüzü, diğerleriyle ilgili çalışmalar sürüyor. Şüphesiz bu örgütün bir de iş dünyası ayağı var. En güçlü oldukları yer belki de orası. Çünkü kuraldır, finansı olmayan hiçbir proje başarıya ulaşamaz. Bu eli kanlı örgütün iş dünyası içindeki tüm bağlantılarını, tüm düzenini, tüm akarlarını tamamen kesmekte kararlıyız.

Kimsenin gözünün yaşına bakacak durumumuz yok, acırsanız acınacak hale gelirsiniz. Biz bunlara hep ne yazık ki ‘bunlar eğitimle uğraşıyorlar, bunlar şöyledir, böyledir…’ Bu anlayışla yaklaştık ve destekler verdik. Dün de söyledim din şurasında; ‘Rabbim’den ben de af diliyorum, milletimden özür diliyorum’ dedim. Çünkü burada hata yapmışız. Olaya biz tabii samimiyetle baktık ama ne yazık ki karşımızdakilerden bunu görmedik. Eğer bundan sonra biz, bu dediğim adımları atmazsak, şehitlerimize gazilerimize, canları pahasına silahların, tankların, helikopterlerin, uçakların karşısına çıkan milletimize hesap veremeyiz.”

– “O kurşunu finanse edeni de affetmeyeceğiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “FETÖ’ye aktarılan her kuruş, bu millete sıkılmak üzere namluya sürülmüş bir mermidir. Millete kurşun sıkanı nasıl affetmiyorsak, o kurşunu finanse edeni de affetmeyeceğiz.” diyerek, şunları söyledi:

“Artık bu yapının her okulu, her dershanesi, her evi birer terör yuvası, her şirketi, her derneği, her vakfı birer terör organizasyonudur. Bu hain yapıyla ve mensuplarıyla ilgili olarak hala ‘ama, fakat’ diye başlayan cümleler kurmayı sürdürenler, benim indimde gönlü onlarla birlikte olanlardır. Şu gerçekleri artık herkes kabul etmelidir; bu adamlar katildir, çünkü ellerine masumların kanı bulaşmıştır.

Bu adamlar riyakardır, çünkü ikiyüzlülük karakterleri haline dönüşmüştür. Bu adamlar sinsidir çünkü her işlerinin, her sözlerinin gerisinde başka niyet vardır. Bu adamlar hırsızdır, çünkü sınav sorularını çalarak, usulsüz atamalar yaparak milyonlarca insanın geleceğini çalmışlardır. Silahlı kuvvetleri böyle ele geçirmişlerdir, emniyet teşkilatımızı böyle ele geçirmişlerdir, yargıyı böyle ele geçirmişlerdir, devletin kurumlarını böyle ele geçirmişlerdir. Bu adamlar gaspçıdır, çünkü iş adamlarından ve esnaftan tehditle, şantajla, ‘himmet’ adı altında çok büyük paralar toplamışlardır. Belki aramızda da bunun muhatabı olanlar vardır.”

– “Pensilvanya’daki üst akıl değil, o kadar kafası çalışmaz”

FETÖ’ye mensup kişilerin “hain” olduğunu vurgulayan Erdoğan, bu yapının dünyanın her köşesinde kendi ülkesini ve milletini karalamak için çalıştığını bildirdi. Erdoğan, bu adamların maşa olduğunun altını çizerek, “Çünkü yaptıkları işlerin kahir ekseriyeti kendilerinden ziyade başka birilerine, her zaman söylüyorum, ‘üst akla hizmet etmeye yöneliktir’. Yoksa o Pensilvanya’daki üst akıl değil, o kadar kafası çalışmaz. Üst akıl başka, ne demek istediğimi herhalde anlıyorsunuz.” diye konuştu.

Erdoğan, “Bu adamlar fasıktır” diyerek, “Çünkü yüce dinimizi sadece istismar etmekle kalmamış aynı zamanda kendi örgüt çıkarları için tahrif etmeye yeltenmişlerdir. Şimdi soruyorum sizlere; ‘Bu ihanet şebekesinin ve mensuplarının arkasında durmak için aklı, izanı, vicdanı, ahlakı, imanı olan herhangi bir kişinin nasıl bir sebebi olabilir?’ Kuran’ı Kerim’de Rabbimiz onlarca defa biz insanlara, ‘akletmez misiniz, düşünmez misiniz’ diye soruyor. Ben de sizlere soruyorum; karşımızdaki bu açık fotoğrafa rağmen aklını kullanmayan aynı ihanete ortak olmaz mı?” şeklinde konuştu.

Yaşananlardan ders almadıkları gibi hala “şu günü bekleyin, bu günü bekleyin” şeklindeki hezeyanlarıyla kendi taraftarlarına moral vermeye, milleti tehdit etmeye çalıştıklarına dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

“Şimdi de ’14 Ağustos’u bekleyin’ diyorlar. Biz namert değiliz, biz mertiz mert. Biz, seferle emrolunduk zaferle değil. Zafer, hakimler hakimi olan Allah’a aittir. Biz şu anda seferdeyiz. Alçaklık bir karakter meselesidir. Zaman ve mekan sınırı taşımaz. Şahsiyetiniz kirlenmişse günün 24 saati, yılın 365 günü ihanetinizi dışa vurabilirsiniz. Attıkları her adım onları içinde bulundukları foseptik çukurunda biraz daha aşağıya çekiyor ve daha da çekecek. Yedikleri her darbe, onların çirkin yüzünü daha da ifşa edecek, daha neler çıkacak. Milletimiz onların boylarının ölçüsünü aldı, ölçtük, boyları ne kadar belli.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Çıkıyorlar sıkılmadan, utanmadan, güya önünde de bakıyorsun bir kariyeri var, ‘O bize şah damarından daha yakın’ diyor. Kim için diyor? Pensilvanya’daki için. Be dangalak, be şarlatan, Allah ayetinde ne buyuruyor, ‘Ben size şah damarınızdan daha yakınım’ diyor. Bize şah damarından yakın olan Rabbimizdir, başka kimse yok. Bu bir şirktir, bu bir küfürdür. Niye? Çünkü Pensilvanya’yı tanrılaştırıyorsun.” dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Oda ve Borsa Başkanları İle İstişare Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, önlemleri almaya devam edeceklerini belirtti.

Rabbin ve milletin hükmünden daha büyük bir tedbir olmadığını dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Birileri diyor ki ‘Bu bir inanç meselesidir, taşa, ağaca, hayvana, elleriyle yaptığı puta tapan da kendi dünyasında samimi olarak inanıyor.’ Öyle mi? Hani Hz. İbrahim aleyhissalatu vesselam döneminde, Hz. İbrahim, o putları kırıyor, geliyorlar, bakıyorlar kırılmış. Birisinin boynunda da balta duruyor. Kim kırdı araştırıyorlar. ‘Olsa olsa İbrahim’ diyor. Çağırıyorlar Hz. İbrahim’i, soruyorlar, ‘İbrahim sen mi kırdın’, ‘Bana niye soruyorsunuz’ diyor. ‘Sorsanıza boynunda balta olana, gözü yok mu, size kimin olduğunu söylesin, dili yok mu size söylesin.’ Diyorlar ki, ‘Ama o konuşamaz, anlatamaz ki.’ Verilen cevap enteresandır, ‘Görmeyen, anlatamayan, hiçbir şeye gücü kudreti yetmeyen bir taş yığınından ne bekliyorsunuz’ diyor. ‘Ona nasıl tapınırsınız?’ diyor. Şimdi çıkıyorlar sıkılmadan, utanmadan, güya önünde de bakıyorsun bir kariyeri var, ‘O bize şah damarından daha yakın’ diyor. Kim için diyor? Pensilvanya’daki için. Be dangalak, be şarlatan, Allah ayetinde ne buyuruyor, ‘Ben size şah damarınızdan daha yakınım’ diyor. Bize şah damarından yakın olan Rabbimizdir, başka kimse yok. Bu bir şirktir, bu bir küfürdür. Niye? Çünkü Pensilvanya’yı tanrılaştırıyorsun. Böyle bir ifadeyi kullanmak istemiyorum. Onların diliyle olsun.”

– “Dünyalarıyla birlikte ahiretlerini de yaktıklarının farkında değiller”

Erdoğan, FETÖ ihanet şebekesinin mensuplarının sadece Pensilvanya’daki şarlatana inandığını, hayatlarını onun için yaşadıklarını söyledi.

Dünyalarıyla birlikte ahiretlerini de yaktıklarının farkında olmadıklarını vurgulayan Erdoğan, “Bizim inanç dünyamızla bu anlayışın en küçük bir ortak noktası yoktur.” diye konuştu.

FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’e ilişkin Erdoğan, “Sözde kitaplar yazıyormuş, sözde eserleri varmış, artık ne tür intihaller yapıldığını bilemem ama çok intihaller olduğu belli. Diyanet İşleri Başkanımıza da bir ara söyledim, ‘Bunun sözde eserlerini Din İşleri Yüksek Kurulumuza verin de bunları şöyle A’da Z’ye incelesinler, inceletsinler. Bu kitapların içerisinde, birçok bizim dinimizle bağdaşmayan ifadeler var. Ve ondan sonra da FETÖ’nün Günah Galerisi diye bir kitabı siz yayınlayın.’ Ve burada bütün gerçekleri ortaya serilsin.” ifadesini kullandı.

Erdoğan, Din İşleri Yüksek Kurulunun bu çalışmayı yapmasını beklediklerini belirterek, “Şöyle efradını cami, ayarını mani bir eser ortaya çıksın.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iş adamlarından içlerinde ve çevrelerinde hala bu gafletten uyanamayanlar varsa müsemmayı, merhameti, hüsnüniyeti bir kenara bırakmalarını, onları adalete teslim etmelerini istedi.

“Bu yakınınızda olabilir. Çünkü bu süreç içerisinde kardeş, kalleş” diyen Erdoğan, kardeşini, oğlunu savunanlar olduğunu söyledi.

Bu konuda hassas olunması gerektiğine dikkati çeken Erdoğan, “Çünkü 79 milyon vatandaşımızın, 238 şehidimizin, 2 bin 197 gazimizin, inanın vebalidir.” şeklinde konuştu.

– “Bu defa da başaramadılar”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ahinin sadece işini yapan, üreten, sanatını icra eden kişi olmadığını, aynı zamanda yeri geldiğinde ülkesi ve milleti için malıyla, canıyla, yüreğiyle mücadele eden, geleceği de inşa eden kişi olduğunu kaydetti.

Erdoğan, esnafın, sanatkarın, iş adamlarının 15 Temmuz’da gösterdiği güçlü duruşu, verdikleri mücadeleyi yakından bildiğini aktardı.

Darbe girişiminin gerisindeki amaçlardan birinin de Türkiye’nin tüm birikimlerini yok etmek, birilerine peşkeş çekmek olduğunun farkında olduklarını dile getiren Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Çünkü bu oyun defalarca oynandı. Biz bunun bedelini defalarca ödedik. Bu defa da başaramadılar. Şimdi artık kazanımlarımızı koruma değil, daha çok çalışma, üretme, ihraç etme, istihdam etme, dünyayı dolaşma zamanıdır. Daha çok koşacağız. Yaşanan darbe girişimine rağmen ekonomimiz çok sınırlı ve kısa sürede telafi edilen bir dalgalanma dışında yolunda ilerlemeye hamdolsun devam ediyor. Batı başka şeyler bekliyordu, zil takıp oynayacaklardı. Ama Rabbim onlara bu fırsatı vermedi. Zilleri de ellerinde kaldı oturdukları yerde kaldılar.”

Erdoğan, millete şükranı, teşekkürü, minneti ekonomiyi sürekli ileriye taşıyarak, refahı artırarak ifade edilebileceğini dile getirdi.

Oda ve borsa başkanlarına çok önemli görevler düştüğünün altını çizen Erdoğan, oda ve borsa başkanlarının, iş adamlarının en çok bir araya geldikleri, istişare ettikleri kesim olduğunu anımsattı.

Uluslararası camianın Türkiye’deki en üst düzey yöneticileri ile “Uluslararası Yatırımcılarla Yüksek Düzeyli Ekonomi Toplantısı”nda bir araya geldiklerini hatırlatan Erdoğan, iş adamlarına yatırımlarını daha da artırma, hızlandırma çağrısında bulunduklarını belirtti.

– “Türkiye’nin ekonomik göstergelerinde hiçbir sorun yok”

Erdoğan, devam eden yatırımların olduğunu, bunlarla beraber yeni yatırımlarla ilgili de müjdeler beklediklerini söyledi.

Oda ve borsa başkanlarına, “Küresel krizin derinlemesine yaşandığı 2007 yılından bu yana 7,3 milyon yeni istihdam üreten ekonomik başarının sahipleri olarak sizlere güveniyorum.” diye seslenen Erdoğan, Türkiye’nin ekonomik göstergelerinde hiçbir sorun ve sıkıntının bulunmadığını vurguladı.

Kamu borçlanmalarının vadesinin 2002’den bugüne 9,5 aydan 71 aya çıktığına işaret eden Erdoğan, borçlanma faizinin yüzde 63’ten haziran ayı itibarıyla yüzde 9,3’e gerilediğini ifade etti.

Erdoğan, “Darbe girişimine rağmen uluslararası finansman konusunda hiçbir sıkıntımız yok. Tam tersine 15 Temmuz’dan sonraki borçlanma ihalelerine dahi beklenenin çok üzerinde talep geliyor. Merkez Bankasındaki döviz rezervimiz azalmak şöyle dursun artarak 125 milyar doların üzerine çıktı. Bizim süratle ilk hedefimiz 165 milyar dolara Merkez Bankamızın döviz rezervine ulaşması.” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Konut alımlarında özellikle devlet ve özel sektör bankaları lütfen şu faiz oranlarını yıllık şöyle 9’a doğru çekiversinler.” dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Oda ve Borsa Başkanları ile İstişare Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, darbe girişiminin ardından, döviz almak için değil döviz satmak için milletin bankalara hücum ettiğini belirtti.

“Bu millet ne büyük bir millet. Daha ertesi gün 2,5 milyar dolar piyasaya boca ettiler. Niye, devletine güveniyor.” diyen Erdoğan, eskiden olağanüstü hal ilan edildiğinde marketlerin boşaltıldığını, herkesin evine stoklama yaptığını anımsattı. Erdoğan, şimdi ise milletin sokaklarda, meydanlarda sabahlara kadar durduğunu ve kimsenin ‘marketleri boşaltalım’ gibi bir derdinin olmadığını söyledi.

Meydanlara çıkanların evinde ne var ne yok getirdiğini vurgulayan Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi önünde çadırlar kurulduğunu ve her akşam adeta ramazan geceleri gibi bir manzaranın aynen devam ettiğini dile getirdi.

Erdoğan, “Kızılay Meydanı, İstanbul, Erzurum, Diyarbakır, Van, Batman, nereye giderseniz gidin, Türkiye’nin dört bir yanı öyle. İzmir’de Konak her gece öyle. Her yer öyle. Karadeniz’e bakıyorsun Rize, Trabzon, Samsun öyle. Akdeniz’e bakıyorsun Adana, Antalya öyle. Tekirdağ öyle. Mardin, Kahramanmaraş, 81 vilayetimizin 81’i öyle.” ifadelerini kullandı.

-Ekonomideki gelişmeler

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz’dan bu yana dövizden Türk lirasına geçişte ortaya çıkan rakamın 10 milyar dolar olduğuna dikkati çekerek, enflasyonda küçük bir yükselme görülmesine rağmen, olayın çapı ile mukayese edildiğinde, bunun küçük olduğunun söylenebileceğini ifade etti.

12 aylık enflasyonun TÜFE’de yüzde 7,9, ÜFE’de 3,9 olarak makul bir düzeyde gerçekleştiğini aktaran Erdoğan, hükümetin gerekli tedbirleri aldığını, özellikle likidite ihtiyacını karşılayacak adımları attığını, bu süreci ekonomi alanında da başarılı bir şekilde yönettiğini söyledi.

Ekonomide yapısal reformların kesintisiz süreceğini vurgulayan Erdoğan, uluslararası rekabet gücünü artıracak adımları kararlılıkla sürdüreceklerinin altını çizdi.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ben diyorum ki konut alımlarında özellikle devlet ve özel sektör bankaları lütfen şu faiz oranlarını yıllık şöyle 9’a doğru çekiversinler. Ya kaybetmezsiniz ya. Sinyaller geliyor. Şimdi asıl bu dönemdir aslolan. Burada eğer yıllık faiz oranlarını şöyle 10’un altında, tek haneli rakamlara, sanayicilerimiz için, rakam vermeyeyim, oranları çok daha aşağıya çekip sürümden kazanmalarını isteriz.

Hangi banka kendi öz sermayesi ile çalışıyor. Hepsi milletin parası ile çalışıyor. Böyle bir adım var. Dolayısıyla, sürümden kazanın. Dünyaya bak, Japonya eksi faiz. Amerika’ya geliyorsun sıfır virgüllerle çalışıyor. Avrupa’ya geliyorsun, işte 1, 2. Bize ne oluyor arkadaş, 8,5, 9, 10… Komisyonlarını koyduğun zaman 15, 16, buralara gidiyor. Olmaz ya, bu zulümdür. Olmaz. Dün emlak konuta sordum, ‘Ne alemde’ dedim. Verdiği cevap çok enteresandı. ‘Şu anda yoğun bir konut satışımız var’ dediler. 600 milyon girişi olan bir konut satışı yapmış. Biraz düşürünce kendinden de bazı indirimler yaptı ve hemen konut satışları patladı.”

– “Sadece milletin hizmetinde…”

Erdoğan, bu durumun inşaat sektörünü tetikleyeceğini dile getirerek, ellerindeki konutları bir an önce satma imkanını yakalayacaklarını belirtti.

Başbakanlığı döneminde başlatılan şehirlerin yeniden planlamasına yönelik adımların süratlendirilmesi gerektiğini anlatan Erdoğan, inşaat sektörünün hedefinde çok önemli sektörler olduğunu, en az 300 sektörü ilgilendirdiğini ve hepsinde bir hareketlenme olacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yatırım ortamını iyileştirmek için de gereken hukuki düzenlemeleri, bürokrasinin azaltılması, vergi sisteminin etkinleştirilmesi, birtakım süreçlerin basitleştirilmesi gibi tedbirleri kısa sürede hayata geçirileceğini vurguladı.

Bu ülkenin kaynakları, imkanları ve potansiyelinin hiç kimsenin değil, sadece milletin hizmetinde olacağına işaret eden Erdoğan, “Bu noktada özellikle sizlerin de gereken çabayı göstereceğinize, devletimizle el ele vererek, Türkiye’yi büyütecek, ekonomimizi daha da güçlendirecek adımları atacağınıza yürekten inanıyorum.” dedi.

Türkiye’de olağanüstü hal ilan edilmesine karşı çıkanlar olduğunu dile getiren Erdoğan, Fransa’da 20 kişinin hayatını kaybettiği terör olayı sonrasında ülkede bir yıllık bir olağanüstü hal ilan edildiğini hatırlattı.

Erdoğan, şunları kaydetti:

“Biz devleti yeniden yapılandırmaya mecburuz. Bunun için de A’dan Z’ye, tepeden tırnağa yapılanmayı elden geçirmeye, gözden geçirmeye mecburuz. 14 yılık Başbakanlığım ve Cumhurbaşkanlığım döneminde edindiğim ciddi tecrübeler var. Biz dersimizi iyi çalıştık. Birçok bakan arkadaşlarım, başta başbakan olmak üzere, kabinede olan arkadaşlarımın birçoğu kendi alanlarında ciddi deneyim sahibi oldular, bu süreç içerisinde. Ders çalıştık, nerede ne gibi açıklar var, ne gibi aksamalar var, bunları gayet iyi biliyoruz. Bu aksamaların giderilmesi lazım. Bana hep sizden de şikayetler gelirdi. Diyelim ki bir işçiden memnun değilsin, kapıya koyuyorsun. İhbar tazminatını veriyorsun, kıdem tazminatını veriyorsun. Gidiyor iş mahkemesine, tekrar geri gönderiliyor, bu sefer çok farklı bir ikramiye ödemek zorunda kalıyorsun. Bunlar yaşandı mı? Bunları bizim gözden geçirmemiz, gerek özel sektörün bu anlayıştan kurtulması gerekmez mi?”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Biz hala 50’li yılların yasalarıyla bu ülkeyi idare edemeyiz, darbe yasalarıyla bu ülkeyi idare edemeyiz.” dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Oda ve Borsa Başkanları ile İstişare Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, ihanet içerisinde olanın, çalışmayanın ve fayda göstermeyenin, gerekli işlemleri yapılarak, işlerine son verilebileceğini belirterek, hukukun da bu konuda amir olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomi ve iş hukuku okuduğunu ve bu konuların iş çevrelerince de bilindiğine işaret ederek, “Kalkıp ‘devletin malı deniz yemeyen domuz, girdin mi içeri ölene kadar kal orada’… Böyle bir şey olmaz. Şimdi devleti bunlardan arındırma zamanıdır, tüm sektörleri arındırma zamanıdır. Onun için bu yasal düzenleme anayasa eşitliği gerektiriyor ve ben bu konuda muhalefet liderleriyle yaptığım görüşmede kendilerine söyledim. Anayasa değişikliği ile ilgili azami müşterekleri konuşmuyoruz, asgari müştereklerde milletin önemli dertleri var. Hiç olmazsa bunlarda… Madde sayısı vermedik ama oturup, süratle şunları parlamentoda hallederseniz, millet rahatlar.” diye konuştu.

Devletin yeniden yapılanmasının şart olduğunu ifade eden Erdoğan, bunun her alanda ve kurumda olması gerektiğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tüm bunların yanında ihalelerde de sıkıntılar yaşandığına işaret ederek, “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yeniden yapılanmasında süratle atılması gereken adımlar var. Ben dünyayı incelettim. Bunlar üzerinde çalışmalar yaptırttım, başbakanlığım döneminde. Nerede, ne gibi başarılı uygulamalar var bunları gördük. Hatalar olabilir. Bunları da zaman içerisinde gideririz. Biz hala 50’li yılların yasalarıyla bu ülkeyi idare edemeyiz, darbe yasalarıyla bu ülkeyi idare edemeyiz.” dedi.

Başbakanlığı döneminde başlatılan Anayasa çalışmalarında 60-62 maddenin görüşüldüğünü ve o dönemde herkesin onay verdiğini anımsatan Erdoğan, o maddelerin şu an parlamentodan geçirilemediğini kaydetti.

“Şimdi diyoruz ki olmadı, bunu asgari müşterekte, 10,15,20 olur, şunu bir görüşüp geçirelim” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı.

“Şu olağanüstü hal döneminde de diğer yapacağınız bu önemli yasa değişiklikleriyle şöyle devleti çok daha güçlü bir hale getirecek omurgayı kuralım ve bu omurganın güçlü olması inanıyorum ki milletimizin, devletimizin geleceğe çok daha emin adımlarla yürümesini getirecektir. Bu konuda şu anda Başbakanın yaptığı ziyaretlerle de öyle zannediyorum ki ilk sinyaller olumlu. Bu görüşmelerden şu an her parti vereceği elemanlarıyla güzel bir çalışma olur. Şu an oksijen çadırından şu yapıyı çıkaralım. Bu süre içerisinde özellikle bütün emeği geçen kardeşlerimi, bütün sivil toplum kuruluşlarımı takdirle yad ediyorum.”

– “Sizler darbe girişiminden sonra ekonomiye sahip çıktınız”

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci de 15 Temmuz’da millet olarak bugüne kadar karşı karşıya kalınan en büyük ihaneti yaşadıklarını belirterek, “Milletimiz vatan toprağının her köşesinde yeni bir mücadele başlattı, sivil direniş nasıl olur dosta düşmana gösterdi.” ifadesini kullandı.

“Millet ayaktadır, devlet ayaktadır” diyen Tüfenkci, “İşte dünyanın bir türlü anlayamadığı, anlamak istemediği bu birlik ve beraberlik ruhudur. Türk milletinin, liderinin etrafında kenetlediğinde ortaya koyduğu Çanakkale ruhudur. İnşallah bundan sonra hem FETÖ terör örgütüyle hem de diğer işbirlikçileriyle mücadelemizi hep beraber sürdüreceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Tüfenkci, Bakanlık olarak iş dünyası vasıtasıyla FETÖ’nün darbe girişimiyle ilgili olayın gerçek yüzünü anlatmaya çalıştıkları ve bu çalışmalara devam edeceklerini kaydetti.

Ekonomik seferberliğini de başladıkları yerden devam sürdüreceklerini vurgulayan Tüfenkci, “Daha çok üreteceğiz, daha çok çalışacağız, daha çok yeni pazarlara gideceğiz. Sizler darbe girişiminden sonra ekonomiye sahip çıktınız. Bu seferberlikle yeni başarı hikayesini birlikte yazmış olacağız” diye konuştu.

– “Milli mücadeleden bu yana ülkemizin karşılaştığı en büyük tehlike”

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da FETÖ terör örgütünün 15 Temmuz’daki hain saldırısının, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde başlatılan milli direnişle akamete uğratıldığını belirterek, “Cumhurbaşkanımızın kararlı duruşuyla Türkiye birilerinin planladığı kirli tezgaha teslim edilmedi.” dedi.

“Ülke, millet olarak çok büyük badire atlattık” ifadesini kullanan Hisarcıklıoğlu, şunları söyledi:

“Şunu çok iyi biliyoruz ki bu sadece darbe girişimi değildi. Yaşadığımız milli mücadeleden bu yana ülkemizin karşılaştığı en büyük tehlikeydi. Eğer bu darbe girişimi başarılı olsaydı tarihimizde görülmemiş kaosun ortasında bulacaktık kendimizi. Türkiye tıpkı Suriye gibi iç savaş ortamına sokulacaktı. Bütün ekonomik gücümüz, birikimimiz, hedeflerimiz yok edilecekti.”

AA