Dolar 44,6110
Euro 51,6796
Altın 6.691,10
BİST 12.921,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 17°C
Az Bulutlu
İstanbul
17°C
Az Bulutlu
Çar 16°C
Per 13°C
Cum 10°C
Cts 13°C

NUMAN KURTULMUŞ: SÜRATLE NORMALLEŞME SÜRECİNE GİRİYORUZ

NUMAN KURTULMUŞ: SÜRATLE NORMALLEŞME SÜRECİNE GİRİYORUZ
01/08/2016 17:11
A+
A-

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, “Türkiye’nin her yerinde terör ve terör örgütleriyle mücadeleye kararlılıkla devam edeceğimizin bilinmesini bir kere daha ifade etmek istiyorum. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ortaya çıkan tablo, birileri zannetmesin ki Türkiye’nin terörle mücadeledeki kararlılığını akamete ya da sekteye uğratır. Tam tersine bedeli ne olursa olsun, terör örgütlerinin tamamına karşı, bölücü terör örgütüne karşı da bu mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.” dedi.

Kurtulmuş, Çankaya Köşkü’nde, Başbakan Binali Yıldırım’ın başkanlığında gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu toplantısı devam ederken, gazetecilere açıklamada bulundu, sorularını yanıtladı.

Hakkari, Ordu ve Şırnak’taki şehitlere Allah’tan rahmet dileyerek konuşmasına başlayan Kurtulmuş, yaşanan olayların terörün ve terörle mücadelenin Türkiye için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdiğini bildirdi.

Kurtulmuş, teröre karşı mücadeledeki kararlılığın, iradenin tam ve eksiksiz olduğunu vurgulayarak, “Türkiye’nin her yerinde terör ve terör örgütleriyle mücadeleye kararlılıkla devam edeceğimizin bilinmesini bir kere daha ifade etmek istiyorum. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ortaya çıkan tablo, birileri zannetmesin ki Türkiye’nin terörle mücadeledeki kararlılığını akamete ya da sekteye uğratır. Tam tersine bedeli ne olursa olsun, terör örgütlerinin tamamına karşı, bölücü terör örgütüne karşı da bu mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.

FETÖ’nün darbe girişiminde Özel Harekat binasına yapılan hain saldırıda çok sayıda insanın şehit olduğunu ve saldırıda yaralanan özel harekatçı Başkomiser Bülent Yurtseven’in de şehadet haberini aldıklarını aktaran Kurtulmuş, ailesine, Emniyet teşkilatına ve Türkiye’ye başsağlığı diledi. Kurtulmuş, “Bir kere daha 15 Temmuz’un o katillerini, canilerini milletçe lanetlediğimizi ifade etmek istiyorum.” dedi.

Darbe girişiminde millete, gösterdiği davranıştan dolayı teşekkür eden Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“15 Temmuz Türkiye’nin sadece cumhuriyet dönemiyle ilgili değil, diyebiliriz ki 200 yıllık tarihin en önemli dönem noktalarından birisidir. Burada Türkiye’nin 200 yıllık darbeler tarihine karşı çıkan milletimizi, korkusuzca, kararlılıkla, tankların önüne çıkan, hatta mümkün olsa uçakların alçak sortiler yaptığı o anlarda onların karşısına çıkma cesaretini gösteren bütün milletimizi tebrik ve teşekkür ediyorum. Muhteşem bir direniş destanıydı. İstiklal ve istikbal mücadelemizin çok anlamlı dönüm noktalarından birisiydi. Hep bize büyüklerimizin anlattıkları o kahramanlık hikayelerinin 79 milyon milletimizle birlikte yaşadığımız bir geceydi. Bu geceyi bize yaşatan ve bu gecenin sonunda bize zafer bahşeden bütün milletimize teşekkür ediyorum.”

Şehitlere rahmet, gazilere acil şifalar dileyen Kurtulmuş, milletin büyük bir destan yazdığını ve bu destanın nesilden nesile aktarılacağına dikkati çekti.

Kurtulmuş, ilk andan itibaren darbe teşebbüsüne karşı direnen medya kuruluşlarına, siyasete ve sivil siyasetin alanını genişletmek amacıyla darbecilere karşı duran bütün siyasi partilere, sivil toplum kuruluşlarına ve “Gazi” sıfatını almaya hak eden TBMM’deki milletvekillerine de teşekkür ederek, şunları kaydetti:

“Hiç kuşkusuz bu büyük destanın fitilini ateşleyen, bu büyük destanın yazılmasına vesile olan kararlılığı ortaya koyan, ilk andan itibaren en ufak bir şekilde en ufak bir tereddüt emaresi bile göstermeden büyük kararlılıkla kendisi işin başında olan, herkese gerekli talimatları veren ve millete de ‘Buyrun meydanlara çıkın ve bu darbeye karşı direnin.’ şeklindeki talimatı ile milleti meydanlara sevk eden Sayın Cumhurbaşkanımıza millet olarak şükranlarımızı bir kez daha ifade ediyorum.”

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Başbakan Binali Yıldırım’ın bugün CHP ve MHP genel başkanlarını ziyaret edeceğini hatırlatarak, “Bu da siyasetteki bu olumlu iklimin sürdürülmesi konusundaki kararlılığımızın, samimiyet ve iyi niyetimizin bir göstergesidir. Bu süreçlerde, hem uygulanan Kanun Hükmündeki Kararnamelerin (KHK) Türkiye’de bundan sonraki mücadelede ne anlama geldiği, hem de özellikle 669 nolu kararnamenin, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yeniden yapılanmasıyla ilgili ana çerçevesi muhalefet partilerinin liderleriyle paylaşılacaktır.” dedi.

Kurtulmuş, Çankaya Köşkü’nde Başbakan Binali Yıldırım başkanlığında gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu toplantısı devam ederken gazetecilere açıklamada bulundu.

Türkiye’nin 16 Temmuz sabahına aydınlık bir ülke olarak uyanacağını söylediklerini hatırlatan Kurtulmuş, “Şimdi bundan sonra Türkiye, kararlılıkla aynen 15 Temmuz akşamı gösterdiği o kararlılığı ve cesareti göstererek, akılla, izanla ve her şeyi planlayarak bundan sonra hızla 15 Temmuz sonrasından çıkacaktır. Şunu peşin peşin ifade etmek istiyorum; bu darbeyi yapan FETÖ çetesinin elemanları ve onların arkasındaki akıllar neyi murad ederek bu darbe teşebbüsüne başlamışlarsa, Allah’ın izniyle onun tam tersi olacaktır ve olmaktadır.” ifadesini kullandı.

Kurtulmuş, darbeye kalkışanların Türkiye’de toplumsal kutuplaşmanın ortaya çıkmasını, hatta bu kutuplaşmanın iç savaşa kadar ulaşmasını, arkasından da Türkiye’nin bir dış işgale hazır vaziyete getirilmesini amaçladıklarını vurguladı. Tam tersine 15 Temmuz’un ilk anlarından itibaren milletin birleşip bütünleştiğine dikkati çeken Kurtulmuş, toplumsal bütünleşmeyle hem darbeyi yapan bu maşaya, hem de onların arkasındaki siyasi akıllara gerekli cevabın verildiğini kaydetti.

Bu darbe ortamıyla siyasette “önü alınamaz büyük bir çatışma ortamının çıkmasının” istendiğine dikkati çeken Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Tam tersi oluyor. Bunların bu iradesinin tersine siyasette iş birliği, karşılıklı diyalog ve çok daha yakın bir dayanışma ortamı ortaya çıkıyor. Hemen ilk andan itibaren TBMM’de dört partinin ortak bir şekilde bir araya gelip, ortak deklarasyon yayınlaması, bütün siyasilerin darbenin karşısında yer alması Türkiye için bir övünç vesilesidir. Bundan sonra da o tarihten itibaren siyasette son derece yapıcı ve olumlu bir siyaset dilinin geliştiğini görüyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanımız’ın daveti üzerine, muhalefet partilerinin Beştepe’de bir araya gelmesi, bundan sonra ‘bu darbeci çeteyle mücadelede her türlü hukuki desteği vereceklerini’ ifade etmesi de son derece değerli ve anlamlıdır.”

– “Türkiye, darbecilerin istediklerinin tam tersi bir istikamete doğru yöneliyor”

Kurtulmuş, Başbakan Yıldırım’ın, bugün CHP ve MHP genel başkanlarını ziyaret edeceğini hatırlatarak, “Bu da siyasetteki bu olumlu iklimin sürdürülmesi konusundaki kararlılığımızın, samimiyet ve iyi niyetimizin bir göstergesidir. Bu süreçlerde, hem uygulanan KHK’ların, Türkiye’de bundan sonraki bu mücadelede ne anlama geldiği, hem de özellikle 669 nolu kararnamenin, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yeniden yapılanmasıyla ilgili ana çerçevesi muhalefet partilerinin liderleriyle paylaşılacaktır.” diye konuştu.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, bu süreçte muhalefet partilerinden her türlü desteğin talep edileceğini ve bundan sonra istişareyle iktidar ve muhalefet olarak siyasetteki yollarını sürdürme kararlılıklarını ifade edeceklerini belirtti.

Darbe girişiminde bulunanların Türkiye’de, “baskıcı ve otokratik bir yönetimin ortaya çıkmasını” istediklerine işaret eden Kurtulmuş, “Doğal olarak darbe yaparlarsa sonunda bu ortaya çıkacak. Belki uzun süre devam eden otokratik bir sistem olacaktı. Şimdi tam tersi oluyor, Türkiye’de daha demokratik, daha şeffaf, daha fazla kurumlarının yeniden yapılanma sürecine girdiği önemli bir fırsat önümüze çıkıyor. Ve Türkiye bu darbecilerin istediklerinin tam tersi bir istikamete doğru yöneliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

– “Ekonominin kuruluşlarına, bu gidişatın olumlu taraflarını anlatacağız”

Kurtulmuş, bu kişilerin darbeyle birlikte bir ekonomik krizin ve büyük bir kaosun da ortaya çıkmasını istediklerine değindi. Türkiye’nin bu süreci çok az hasarla geçtiğine dikkati çeken Kurtulmuş, 15-22 Temmuz arasındaki bir haftada olumsuz tepkilerin olduğunu ama 22 Temmuz’dan bu yana bütün göstergelerin tekrar olumlu anlamda yükseldiğini bildirdi.

“Şimdi bunlar çeşitli vesilelerle birtakım derecelendirme kuruluşları üzerinde belki lobi faaliyetleri de yaparak, ‘Türkiye ekonomisi kötüye gidiyor’ algı operasyonunu yapmaya çalışacaklar.” tespitini yapan Kurtulmuş, “Şunu çok açık ifade edeyim; Türkiye ekonomisi iyi bir yolda yoluna devam ediyor, devam edecektir, daha güçlü, daha kalkınmış, daha çok yatırıma imkan sağlayan bir Türkiye ekonomisi göreceğiz. Bu çerçevede de bizler ilk andan itibaren ekonomi diplomasisini en iyi şekilde yaparak, yurt dışındaki ekonominin ilgili kurum ve kuruluşlarına, Türkiye’deki ekonomi çevrelerine hep beraber bu gidişatın olumlu taraflarını anlatacağız.” ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş, mali disiplinden hiç şaşmayacaklarına, Türkiye’nin tasarruf açığının kapatılması için atılacak adımlardaki kararlılıklarından hiçbir şekilde geri adım atmayacaklarına işaret etti.

– “Silahlı gücün tek bir elde toplanmasının önlenmesi”

Türkiye’nin demokratikleşmesine en önemli katkı sağlayacak alanlardan birisinin, ülkede sivilleşme sürecinin özellikle TSK’nın darbe sonrasında yeniden yapılanmasını sağlayan 669 nolu KHK’nın sağladığı imkanlar olduğunu belirten Kurtulmuş, “Bu darbe teşebbüsü neyi hedefliyorsa tam tersi ortaya çıkıyor, olmaya devam edecek. Bu çerçevede Türk Silahlı Kuvvetlerinin yeniden yapılanmasıyla ilgili gelişmelerin, öyle tesadüfen, ‘darbe oldu bundan sonra ne yaparız’ şeklinde anlayışlarla değil, çok iyi hazırlanmış ana fikri ve ana çerçevesi çok planlanmış bir çalışmanın sonucu olduğunu ifade etmek isterim.” dedi.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, bu çerçevede ana fikirlerini oluşturan 4 temel bakış açısını paylaşarak, birincisinin sivil-asker ilişkilerinde sivil iradenin daha güçlü olması ve asker-sivil ilişkilerine yön vermesi olduğunu söyledi.

Yüksek Askeri Şuranın (YAŞ) yapısının sivilleşmesi adımının bu amaçla atıldığını vurgulayan Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“İkincisi silahlı gücün tek bir elde toplanmasının önlenmesi. Bunun için jandarma ve sahil güvenliğin İçişleri Bakanlığına, kuvvet komutanlıklarının Milli Savunma Bakanlığına, Genelkurmay Başkanlığının da doğrudan doğruya Cumhurbaşkanımıza bağlanması bu amaçla, yani silahlı gücün tek bir elde toplanmasını önlemek amacıyla atılmış bir adımdır.

Üçüncü olarak görüşümüzü belirleyen husus, TSK’nın personel havuzunun çeşitlenmesidir. Bu amaçla askeri liselerin, okulların kapatılması sağlanmış, böylece lise seviyesinde ve üniversite seviyesinde insanların TSK’ya farklı kaynaklardan gelişini sağlayabilmek için yeni adımlar atılmıştır. Bunlardan birincisi de Milli Savunma Üniversitesi’nin kurulmasıdır. Bununla birlikte çağın gerektirdiği teknolojik donanımla başa çıkabilecek, gerçekten Türkiye’nin vatan savunmasındaki her türlü bilgi ve beceriyle donanmasını sağlayabilecek çok nitelikli personelin yetiştirilmesinin önü açılacak. Son olarak TSK’nın yeniden yapılanması, Türkiye’nin çok büyük kitlelere sahip silahlı kuvvetleri yerine, amacı bütünüyle vatan savunmasına odaklanmak olan uzman bir orduya dönülmesiyle ilgili hazırlıklar da gerçekleştirilmektedir.”

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, “Türkiye’deki kamu yönetiminin işleyişinin bütünüyle sivilleşmesi, şeffaflaşması ve demokratikleşmesi için gerekli adımlar atılacaktır. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kamu bürokrasisi, vatandaşlarımızın hepsine açık hale gelecektir. Burada sadece üç temel ilkemiz olacak, ehliyet, liyakat ve millete sadakat.” dedi.

Kurtulmuş, Başbakan Binali Yıldırım’ın başkanlığında Çankaya Köşkü’nde gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu Toplantısı devam ederken, gazetecilere açıklamada bulunarak, sorularını yanıtladı.

Yıllardır darbelerle karşılaşan Türkiye’de, her darbeden sonra “Artık Türkiye’de darbeler yapılmaz. Darbeler dönemi geride kaldı” tartışmaları yaşandığını anımsatan Kurtulmuş, “12 Eylül oldu, bunu söyledik. 28 Şubat oldu, bunu söyledik. Görüyoruz ki Türkiye’de darbelere zemin hazırlayan bir sistem, bir yapı var. Amacımız, öyle bir sistem kuralım ki Türk Silahlı Kuvvetlerini o kadar açık bir kurum hale getirelim ki Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde hiç kimse ya da Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki bazı unsurları kullanarak, hiçbir şer odağı bir daha darbe yapmayı aklının ucundan dahi geçiremesin.” ifadelerini kullandı.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, söz konusu yeniden yapılanma sürecinin, Türkiye’de hem demokrasi ve demokratikleşmenin önemli bir adımı hem de Türk Silahlı Kuvvetlerinin çok daha saygın bir konuma gelmesinin en önemli vesilelerinden biri olacağını vurguladı.

“Türk Silahlı Kuvvetleri yeniden modernize edilerek, yeniden yapılandırılarak çok daha güçlü, bu bölgede ve çevrede vatan savunmasını sağlayan gözde bir kuruluşumuz haline getirilecektir.” diyen Kurtulmuş, böylece darbecilerden kurtulmuş olmakla birlikte darbeyi üreten sorunların da çözüleceğine dikkati çekti.

Türkiye’nin çok daha güçlü bir şekilde yoluna devam edeceğini belirten Kurtulmuş, yeniden yapılanma süreciyle Türkiye’deki kamu yönetiminin işleyişinin bütünüyle sivilleşmesi, şeffaflaşması ve demokratikleşmesi için de gerekli adımların atılacağını bildirdi.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, “Türkiye Devleti’nin yapısı, kamu bürokrasisi vatandaşlarımızın hepsine açık hale gelecektir. Burada sadece üç tane temel ilkemiz olacak, ehliyet, liyakat ve millete sadakat. Ehliyet, liyakat ve millete sadakat çerçevesinde, kamu yönetimi Türkiye’nin bütün yurttaşlarına açık hale gelecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

– “Süratle normalleşme sürecine giriyoruz”

Acil yeniden yapılanma süreciyle gelecek bir yıl içinde Türkiye’deki adımların hızlandırılarak tamamlanacağını ifade eden Kurtulmuş, bunlardan birinin normalleşme olduğuna işaret etti.

Numan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Evet, çok ağır bir geceydi, Türkiye’ye çok ağır fatura ödettirmek isteyen hain bir plandı. Çok şükür minimum maliyetlerle bunu geçtik. Ama şimdi bunu ne unutturacağız ne de sürekli orayla meşgul olacağız. Şimdi süratle normalleşme sürecine giriyoruz. Bu anlamda gerçekten kamu yönetiminin, günlük hayat zaten çok şükür normal devam ediyor. İlk anda söylediğimiz olağanüstü hal, millete karşı yapılmış bir olağanüstü hal değil, devlete, devletin içindeki çetelere karşı yapılan bir olağanüstü haldir. Bu görülüyor bu uygulama sırasında. Dolayısıyla süratle normalleşmeyi sağlayacağız. Gerekli adımlarımızı atacağız.”

– “Ekonomik açılımlar aynı kararlılıkla devam edecek”

Atılacak adımlar çerçevesinde ikinci olarak, yapısal reformların sağlanacağını vurgulayan Kurtulmuş, “Yapısal reformlarla ilgili özellikle 65. Hükümet’in uygulamakta olduğu, almış olduğu kararlar, eylem planı çerçevesinde günü gününe uygulanmaya devam edilecek ve Türkiye ekonomisi, Türkiye’nin sosyal ve siyasal hayatı çok daha ileri bir seviyeye yükseltilecektir.” dedi.

Ekonomik açılımların aynı kararlılıkla devam edeceğine işaret eden Numan Kurtulmuş, şöyle konuştu:

“Türkiye’de yatırım ortamının iyileştirilmesi, yerli ve yabancı yatırımcının daha fazla Türkiye’de yatırım yapabilir hale gelmesi, yüksek teknoloji ürünleriyle markalarımızla dünyada rekabet eder hale gelebilmemiz ve özellikle istihdamı geliştirecek alanlardaki çabalarımız eksiksiz bir şekilde sürdürülecektir. Ayrıca bir başka önemli alan, bu bir yıllık normalleşme süreci içerisinde, içinde yaşadığımız bölgedeki bölgesel sorunların azaltılmasına ilişkin dış politikadaki yeni tekliflerimizi, yeni perspektifimizi ortaya koyacağız. Bu yeni açılımlar çerçevesinde Türkiye’nin düşmanlarını azaltıp, dostlarını artıracağız.”

– Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik Marmaris’teki suikast girişimi

Gündemdeki önemli konulardan birinin de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik, 15 Temmuz akşamı Marmaris’teki suikast girişimi olduğuna vurgu yapan Kurtulmuş, olaya ilişkin, şu açıklamalarda bulundu:

“37 kişilik bir tim, bu tim. Timin başında bir tuğgeneral var. Rütbeliler, subaylar var. Yani sıradan oluşmuyor. Öyle anlaşılıyor ki bu timin içindeki herkes gönüllü, seçme olarak oluşturulmuş. Önceden bütün tertibatlar alınmış, bütün planlar yapılmış ama planların üstünde de bir plan yapıcı olduğunu unutmuşlar. Kaderin üstünde bir kader yapıcı olduğunu unutmuşlar, Allah’a çok şükür Sayın Cumhurbaşkanımızın kılına zarar gelmeden bu suikast başarısız olmuş.”

Söz konusu suikast timinde bulunan 12 kişinin, dün akşam Muğla’nın Ula ilçesindeki bir bölgede sıkıştırıldığını bildiren Kurtulmuş, şu bilgileri paylaştı:

“Gece yapılan operasyonlar sırasında 11 kişi yakalandı. Böylece 37 kişinin 36’sı yakalanmış oldu. Daha önce yakalananlar tutuklandı. Dün gece yakalananlar için de sorgularından sonra gerekli hukuki düzenlemeler yapılacaktır. Sadece bir astsubay aranıyor. İnşallah onu da en kısa zamanda yakalayacağız. Diyeceksiniz ki bir de en çok aranan birisi var? İnşallah bunları da bulduktan sonra o Pensilvanya’daki çete reisi de en çok aranan da inşallah Türk güvenlik kuvvetlerinin eline geçecektir.”

– “Maşallah Alman adaletine”

Kurtulmuş, Almanya’nın Köln kentinde düzenlenen “Darbeye Karşı Demokrasi Mitingi”ne Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın telekonferans yöntemiyle bağlanıp halka hitap etmesinin Almanya Anayasa Mahkemesi kararıyla engellenmesini de değerlendirdi.

Köln’de çok büyük bir miting düzenlendiğini anlatan Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, “Tuna nehrinin kıyısında geniş bir alanda, Alman siyasetinin çok nadir gördüğü hem olgunluğu hem katılımın yoğunluğu hem de disiplini itibarıyla çok nadir gördüğü mitinglerden biri gerçekleşti. Öncelikle bütün Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları ve Alman vatandaşlarına çok teşekkür ediyorum. O alanı doldurarak, aynı Türkiye’deki milyonlar gibi demokrasiye inandıklarını, darbelere karşı olduklarını ortaya koydular. Türkiye’ye olan bağlılıklarını, sevgilerini ortaya koydular. Alman yurttaşları da Türkiye ile olan dostluklarını ortaya koydular. O mitinge katılan herkese gerçekten yürekten teşekkür ediyoruz.” diye konuştu.

Alman makamlarının çifte standart gösterdiğine işaret eden Kurtulmuş, sözlerine şöyle devam etti:

“Şimdiye kadar Türkiye’nin aradığı 4 bin 500 teröristle ilgili dosya ve dava var. Bunlarla ilgili devam eden çok sayıda mahkeme var ayrıca meşhur NSU davası… Alman derin devletinin çetelerinin gerçekleştirdiği artık hemen hemen gün gibi ayan beyan olan NSU davası senelerdir devam eder durur. Bu mahkemeler uzatıldıkça uzatılır. Karar alınmaz. Belli bir noktaya, belli bir sonuca doğru gelmez. Halen devam eder. Bu kadar çok bu mahkemeler karar almakta zorlanır, bunları senelere yayarken ne hikmetse Alman Anayasa Mahkemesi, Sayın Cumhurbaşkanımızın mitinge telekonferansla katılmasını 24 saatten az bir süre içinde mahkeme kararıyla yasaklar. Maşallah Alman adaletine. Bu kadar hızlı çalışabilen Alman adaletinin diğer dosyalarda niye bu kadar yavaş çalıştığını anlamamız mümkün değildir. Bu açık bir çifte standarttır, kabul edilebilir bir durum değildir.”

– “Ahval-i adiyedendir”

Her vesileyle Türkiye ve benzeri ülkelerde demokrasi ve insan haklarından, ifade özgürlüklerinin kısıtlandığından bahseden Alman yetkililerinin, izin alınmış ve büyük bir olgunlukla devam eden mitinge Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın telekonferansla katılmasını, ifade özgürlüğü hakkının kullanılmasını engellemesinin kabul edilemez olduğunu ifade eden Kurtulmuş, “Kaldı ki ahval-i adiyedendir, dünyanın her yerinde kendi ülkelerinin diasporasına hitap etmek isteyen siyasetçiler, o ülkenin yöneticileri, giderler ya da böyle telekonferanslarla bu tür toplantılara rahatlıkla katılırlar. Bu anlamda da almış oldukları kararın hiçbir rasyonalitesinin olmadığını açıkça ifade etmek isterim.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha önce Almanya’daki mitinglere katıldığını hatırlatan Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bütün bunlar bizi şu noktaya getiriyor, şunu söylemek herhalde dostluk ilişkileri içinde hakkımızdır. Türkiye çok ağır bir darbe tehdidiyle hatta işgale hazırlama tehdidiyle karşı karşıya kaldı. İlk andan itibaren isterdik ki her ağzını açtıklarında demokrasiden, ifade özgürlüklerinden, Batılı standartlardan bahseden dostlarımız, ilk andan itibaren çok kuvvetli bir ses tonuyla ‘Bu darbeciler kim olursa olsun bunlara karşıyız.’ diyebilselerdi. Hatta bu darbe teşebbüsünün arkasında FETÖ’nün olduğu ortaya çıkmadan evvel bunu söyleseler, çok daha değerli ve anlamlı olurdu. Demokrat olmak bunu gerektirir. Biz açıkçası dünyanın neresinde bir darbe teşebbüsü ya da bir darbe varsa buna kategorik olarak karşı çıktığımızı ortaya koyuyoruz. Ama gönlümüz isterdi ki dostlarımız, müttefiklerimiz, uzun yıllar boyunca yakın ilişkimiz olan ülkeler de Türkiye’deki bu hain, bu aşağılık darbe teşebbüsüne karşı seslerini yükseltebilselerdi.

Ancak Türkiye’nin 79 milyon halkı, dünyanın en demokrat halkı olduğunu tescillemiştir. Kolay değil biz çocukluğumuzda, Ruslar Çekoslavakya’yı işgal ettiğinde, Dubcek ve arkadaşları o dönemde, tankların önlerine çıkan Çekoslavak halkını hatırlıyoruz. Belki sayısal olarak da çok değil. İnsanlar tankların önüne geçtiler, tankların altında paletlerle ezildiler, arabaların içinde ezildiler. Tanklarla helikopterlerle vuruldular, bir adım geri atmadılar. Bu millet gerçekten büyük bir demokrasi sınavı vermiştir, büyük bir özgürlük mücadelesi vermiştir.”

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, kamuda açığa almalarla ilgili, “Bunlarla en ufak bir ilişkisi olmayan vatandaşlarımız rahat olsun, huzur içerisinde olsun. Kimseye bir zarar gelmeyecek. İlişkisi olan da korksun, kusura bakmasın. Her şeyin de bir bedeli var.” dedi.

Kurtulmuş, Bakanlar Kurulu toplantısı sürerken, Çankaya Köşkü’nde düzenlediği basın toplantısında açıklamalarda bulundu ve basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Demokrasi Nöbeti’nin 7 Ağustos’ta, İstanbul’da düzenlenecek muhteşem bir mitingle sona erdirileceğini belirten Kurtulmuş, “Sayın Cumhurbaşkanımızın davetini bir kez daha tekrarlıyoruz. Bu miting herhangi bir partinin mitingi değildir, bu miting bütün Türkiye’nin mitingidir. Bütün partilerin, bütün demokratların, bütün vatanseverlerin, yurtseverlerin mitingidir. Hayat tarzları, dünya görüşleri ne olursa olsun herkesi pazar günü Demokrasi Nöbeti’ni taçlandırmaya İstanbul’a, Yenikapı Meydanı’na davet ediyoruz.” diye konuştu.

– “Milletimiz üzülmesin, inşallah doğru yoldan gidiyoruz”

Numan Kurtulmuş, miting meydanları ile nöbet meydanlarının demokrasi kararlılığını gösterdiğini ifade ederek, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bir istiklal ve istikbal mücadelesinin kalesi olarak, bütün meydanlarımız sabaha kadar ışıl ışıl, aydınlık bir vaziyette ayakta ama şunu da ifade etmek isterim ki bu meydanlar aynı zamanda büyük bir demokrasi mektebidir. Genç çocuklarımız, evlatlarımız, torunlarımız, yaşlılarımız, kadınlarımız hep beraber bir demokrasi mektebinin içerisinde eğitim alıyoruz. Pazar günü demokrasi mektebinin mezuniyet törendir. 81 ilden herkesin gelmesi mümkün değil ama onlara vekaleten bazı temsilciler gelecektir. Pazar günü inşallah demokrasi mektebinden üstün onur ödülüyle mezun olmuş 79 milyona, Yenikapı’da aslında demokrasi mektebinin ödülleri, diplomaları verilecektir.”

Kurtulmuş, Türkiye’nin geleceğinin aydınlık olduğunu ve ülkenin normal bir şekilde yoluna devam edeceğini, daha büyük ve daha güçlü bir Türkiye olacağını söyledi.

Bir daha kimsenin darbe yapmayı aklının ucundan dahi geçiremeyeceği bir Türkiye’yi inşa edeceklerini bildiren Kurtulmuş, “79 milyon vatandaş nasıl sokaklara çıkıp, ‘Bu ülke benim, bu demokrasi benim.’ dediyse, vatandaşlarımızın hepsinin sahibi olarak gördüğü bir Türkiye Cumhuriyeti devletini inşallah inşa edeceğiz. Milletimiz üzülmesin, inşallah doğru yoldan gidiyoruz. Her şerden büyük bir hayır çıkıyor. Milli birlik ve dayanışma içerinde Türkiye Cumhuriyeti devleti ileriye doğru milletiyle beraber çok daha hızlı bir şekilde yürüyor.” dedi.

– “Herhangi bir hata olursa bu hataları düzeltiriz”

Hükümet Sözcüsü Kurtulmuş, kamuda FETÖ mensuplarının temizlenmesiyle ilgili bir soruyu da şöyle yanıtladı:

“Çok titiz çalışmalar yürüyor. Daha evvel çeşitli toplantılar yaptık, belli noktalara geldik. Buradaki ana fikri size söyleyebiliriz. Şimdi böyle rahat konuşuyoruz ama darbe teşebbüsü eğer Allah muhafaza gerçekleşmiş olsaydı, FETÖ’cü bu çetenin dışındaki hiç kimseye Türkiye’de hayat hakkı olmayacaktı. Çok vahim ve çok sert bir çete ve planla karşı karşıya olduğumuzu bilelim. Ancak biz devleti yönetiyoruz. Bu anlamda, bu örgütle herhangi bir şekilde ilişkisi olan herkes kamudan ayıklanacaktır. Bunu yaparken de ilişkisi olmayan, irtibatı olmayan hiçbir kimseye en ufak bir zarar gelmeyecektir. Bunu bir kez daha ifade etmek istiyorum. Bu çete mensuplarına merhametle hareket etmeyeceğiz ama bunu yaparken de asla adalet duygusundan şaşmayacağız. Kurunun yanında yaşın da yanmamasına dikkat edilecek. Yapılacak yanlışlıklar olabilir, orada da eğer herhangi bir hata olursa bu hataları düzeltiriz. Bunlarla en ufak bir ilişkisi olmayan vatandaşlarımız rahat olsun, huzur içerisinde olsun. Kimseye bir zarar gelmeyecek. İlişkisi olan da korksun, kusura bakmasın. Her şeyin de bir bedeli var.”

– “Amacımız TSK üzerinden birtakım spekülasyonları oluşturmak değil”

Kurtulmuş, askerlik süresinin kısalmasıyla ilgili iddiaların sorulması üzerine, şu cevabı verdi:

“669 No’lu Kanun Hakkında Kararname, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yeniden yapılanmasının da ana çerçevesini oluşturuyor ama her şeyi içermiyor. Bu ana çerçevede askerlik süresi de dahil olmak üzere ilgili çalışmalar yapılacak. Zaten Türk Silahlı Kuvvetlerinin 2030 perspektifi olarak sürdürdüğü bir çalışma var. Orada uzman orduya geçiş süreçleri hızlandırılacak. Bununla ilgili usuller, esaslar belirlenerek bu süreç tamamlanacak. Amacımız Türk Silahlı Kuvvetleri üzerinden birtakım spekülasyonları oluşturmak değildir. Tam tersine, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bu darbe teşebbüsü nedeniyle içine düşürülmeye çalışılan bu durumdan süratle uzaklaştırılarak, güçlü, bütün amacı vatan savunması olan ve başka bir amacı olmayan bir teşkilat haline gelmesidir. Nasıl güçlü olabilirse onların çalışmaları yapılıyor.”

– “Empati yapmayı başaracaklarını ümit ediyorum”

FETÖ elebaşı Fethullah Gülen’in iadesiyle ilgili Adalet ve Dışişleri bakanlarının ABD seyahatinin ne zaman gerçekleşeceği yönündeki soruya Kurtulmuş, “Biz hukuken elimizden gelen her şeyi zaten yaptık, bundan sonra da yapacağız. Herhalde dünyada hiçbir kimsenin 15 Temmuz darbe teşebbüsünün, Türkiye’yi işgale hazırlama teşebbüsünün FETÖ ile ilgisi olduğu konusunda en ufak bir tereddüdü yoktur. Tereddüdü olanların da herhalde saf kategorisinde değerlendirilmesi gerekir. Ben Amerika’nın hiçbir yöneticisinin saf olduğunu zannetmiyorum.” karşılığını verdi.

Türkiye ile ABD arasında uzun yıllardır devam eden bir dostluk ilişkisi olduğunu, bu ilişkinin NATO çerçevesinde iş birliği, terörle mücadelede ise stratejik ortaklık şekilde gerçekleştiğini vurgulayan Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Böyle bir durumda Amerikalıların empati yapmasını isteriz, kendilerini bizim yerimize koysunlar. Amerika Birleşik Devletleri’ni yıkmaya çalışan bir örgüt lideri, diyelim ki bir papazın, burada Çankaya’da bir villada biz 15 sene yaşamasına müsaade etsek, ne hissederlerse biz de aynı şeyi hissediyoruz. Bu dostluk ilişkisi, Amerikalıların bu empatiyi mutlaka en kısa sürede yapmalarını gerektirir. Onun için de artık suçu sadece bir örgüt kurmak değil, silahlı örgüt kurarak halkı, yüzlerce masum insanı öldüren bir caniyi Türkiye’ye vermek herhalde Amerika’nın hukuk anlayışı çerçevesinde vazifesidir diye düşünüyorum. Dostluk ilişkisi de müttefiklik de bunu gerektirir. Bu empatiyi yapacaklarını düşünüyorum. Mesele sadece bizim hazırladığımız dosyalar, bizim bakanlarımızın gidip neyi anlatacağı değildir. Allah aşkına hala her şey anlaşılmamış mıdır? Ben burada empati yapmayı başaracaklarını ümit ediyorum. Artık şöyle bir kararla karşı karşıyalar, bir tane terörist başını kendileri birtakım imkanlar sağlayarak orada yaşamasını mı sağlamak, yoksa 79 milyon Türkiye Cumhuriyeti yurttaşının dostluk ve müttefiklik ilişkisine saygı mı göstermek. Bu tercihi yapacak olan Amerikalı yöneticilerdir.”

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, “Bazı şeylere doğrudan müdahale edebilmek için siyasi iradeyi, milli iradeyi temsil eden hem seçilmiş Cumhurbaşkanı hem seçilmiş Başbakanın askeri bürokrasiye doğrudan müdahale etmesi son derece doğru, yasal ve hukuki bir şeydir.” dedi.

Kurtulmuş, Çankaya Köşkü’nde, Başbakan Binali Yıldırım’ın başkanlığında gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu toplantısı devam ederken, gazetecilere açıklamada bulundu, soruları yanıtladı.

Bir gazetecinin, Papa’nın, Türkiye’deki darbe girişimine ilişkin “Bu konuda konuşmuyorum çünkü aldığım bilgilere göre, henüz orada ne olduğuyla ilgili net bir düşüncem yok, emin değilim” açıklamasıyla ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine Kurtulmuş, “Ben böyle bir demeci bilmiyorum ama böyleyse olabilir hemen adamlarını göndersinler, kimi gönderirlerse göndersinler Türkiye’ye. Türkiye’de gözü kapalı yoldan geçen yüz tane adamı çevirsinler eğer doksan dokuz tanesi ‘FETÖ değil’ diyorsa, biz de hiçbir şey bilmiyoruz demektir.” ifadesini kullandı.

Gizli kapaklı, muamma olmayan, ayan beyan açık olan bir şeyden bahsettiklerini, tüm halka karşı yapılan açık bir saldırı olduğuna işaret eden Kurtulmuş, “Gelsinler, adamlarını göndersinler, incelesinler, ne istiyorlarsa yapsınlar. Ama oturdukları yerden sanki birtakım şüpheler varmış gibi demeçler vermelerini doğru bulmayız.” dedi.

– “Çok daha rahat hareket edebilecek zemin ortaya çıkmış oluyor”

Kurtulmuş, “Kuvvet komutanlıklarının Milli Savunma Bakanlığına bağlanmasıyla Genelkurmay Başkanının sembolik bir makama dönüştüğünü söylemek mümkün mü? Tam olarak yetkileri ne olacak” sorusuna, şu karşılığı verdi:

“Genelkurmay Başkanı sembolik bir makam değil. Genelkurmay Başkanlığı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin genel koordinasyonunu yapan karargahın başındaki kişidir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin başındaki komutandır. Türk Silahlı Kuvvetlerinin bütünün başkomutanı da Sayın Cumhurbaşkanıdır. Sistem son derece açık. Sadece kuvvet komutanlarına değil, Başbakan ve Cumhurbaşkanı isterse herhangi bir kolordu komutanına da ordu komutanına da herhangi bir askeri personele de talimat verebilir. Böylece çok daha rahat hareket edebilecek zemin ortaya çıkmış oluyor. Bu biraz da darbe akşamında da gördüğümüz zaruretlerin de sonucudur. Bazı şeylere doğrudan müdahale edebilmek için siyasi iradeyi, milli iradeyi temsil eden, hem seçilmiş Cumhurbaşkanı, hem seçilmiş Başbakanın, askeri bürokrasiye doğrudan müdahale etmesi son derece doğru, yasal ve hukuki bir şeydir.”

“Tüm istihbarat tek bir elde mi toplanacak? İstihbaratın başındaki isimlerle ilgili değişiklik söz konusu olacak mı” sorusu üzerine Kurtulmuş, Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik kanun hükmünde kararnameyle yapılan çalışmaların şahıslara yönelik olmadığını vurguladı.

Kurtulmuş, “Aynı şekilde istihbarat birimlerinin yeniden organizasyonuyla ilgili çalışma da şahıslarla ilgili bir çalışma olmayacaktır. Çok vahim bir süreçle karşı karşıyla kaldık. Bu vahim süreçte yaşananların her gün yeni bir gerçeği ortaya çıkıyor. Kara kaplı koca bir defterin kapağını açtık.” diye konuştu.

Defterin içinden bir çok yeni bilgi çıktığını, bunun çok daha büyük vahameti ortaya koyduğuna değinen Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Dolayısıyla, biz hiçbir zaman kişiler üzerinden baki olan bir milletin hesabını düşünmeyiz, hepimiz faniyiz. Bu darbeler meselesi iki üç senelik bir meseleydi. Keşke Türkiye, 1960 darbesiyle modern Türkiye için söylüyorum, karşılaştığının hemen ertesinde bu kararları alabilseydi. Ondan sonraki darbeler belki olmayacaktı. Öyle bir sistem kurmalıyız ki bir daha kimse darbe yapamasın. Aynı şekilde istihbaratta da, öyle bir istihbarat birimi kuralım ki bu istihbarat birimi Türkiye’nin yurt savunmasının, vatan savunmasının gerektirdiği en teferruatlı bilgiye sahip olsun bu istihbaratı vatandaşından bilgi almak şeklinde değil, bu istihbaratı devletin emniyetini sağlamak için kullanabilecek bir teşkilat haline dönsün. Bununla ilgili çalışmalar sürdürülüyor. İsimlerle ilgili bir çalışma değildir. Aynen TSK’nın yeniden yapılandırılması gibi, istihbarat birimlerinin de yeniden yapılandırılması gündemdedir. Onunla ilgili çalışmalar, arkasından kanun hükmünde kararnamelerle yürürlüğe koyulur.”

– “Gereği kalmadığı düşünüldüğü anda kaldırılır”

“Darbe girişiminin ardından iptal edilen memurların izinleri ne zaman verilecek” sorusu üzerine Kurtulmuş, “Net bir tarih söyleyemiyoruz. Şunun farkındayız, memur kardeşlerimiz çok büyük bir kitle onların da yaz tatili beklentileri var. ‘Biz tatilleri kapatalım, bir olağanüstülük olsun’ diye bu karar alınmadı. Bir tedbir amacıyla bazı memurların iş başında bulunması zorunluluğunun getirdiği bir tedbir. Özellikle bu örgütle irtibatlı memurların kontrol edilmesi bakımından tedbir amaçlı bir karardır. Gereği kalmadığı düşünüldüğü anda bu kaldırılır. Tarih vermek istemiyorum.” yanıtını verdi.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, kışlaların kapatılmasıyla ilgili bir soru üzerine, öncelikli olanın kanun hükmündeki kararnamenin hızla yerine getirilmesi olduğunu ve diğer gerekli adımların atılacağını, binaların şehirlerin dışına taşınma konusunun ise teferruatlı konular olduğunu bildirdi.

İngilizlerin Türkiye’de olası bir darbe girişimine karşı vatandaşlarını kurtarmak amacıyla Güney Kıbrıs’ta asker konuşlandırdıkları yönündeki iddiaların sorulması üzerine Kurtulmuş, İngilizlerin hazırlık yaptığının sadece bir duyum olduğunu, konuyla ilgili resmi bir açıklama gelmediğini, duyumlara göre hareket etmediklerini dile getirdi.

Türkiye’nin güvenli bir bölge olduğunun, hiçbir yabancı ülkenin telaş içerisinde olmaması gerektiğinin altını çizen Kurtulmuş, Türkiye’deki bütün yabancıların misafirleri olduğuna işaret etti.

Kurtulmuş, misafirlerin canını, malını, onurunu korumanın Türk halkının en temel özelliklerinden birisi olduğunu aktardı.

– “Burunlarından fitil fitil getireceğiz”

FETÖ’nün darbe girişiminin ardından gündeme gelen, bugüne kadar pek çok sınava ilişkin soruların çalınmış olduğuna ilişkin değerlendirmeler konusunda ise Kurtulmuş, şunları ifade etti:

“Birçok ifadelerde de çıkıyor, ‘falanca yılda da sorular çalınmıştı, şöyle olmuştu, böyle olmuştu.’ 40 yıllık hazırlık, soru çalmışlar, adam yerleştirmişler, adamların ayaklarını, önlerini kesmişler. Bilgileri almışlar. Şimdi, kozmik odadaki bilgiler, nerede bu kozmik odadaki bilgiler? Uludere’nin istihbaratı, kim nasıl, ne şekilde verdi? Türkiye’deki faili meçhul cinayetlerin arkasında acaba neler vardır? Memuriyete girişteki sorular… Bunlar hakikaten hepimizin çok ciddi şekilde tereddüt ettiğimiz, çoğu için de çok ciddi delillerin, emarelerin olduğu süreçler. Kapak açıldı. Şimdi çok açık söyleyeyim; bu kapak açıldıktan sonra üzerimize düşen, ne varsa geçmişe doğru bunları da temizlemektir. Çünkü bir millet, geçmişinden şüpheli şekilde geleceğe yürüyemez. Bu hain çete, bunların elemanları geçmişte neler yaptıysa hepsini fitil fitil burunlarından getirmemiz lazım.”

Kurtulmuş, bundan sonra FETÖ veya benzeri illegal örgütlenmenin devlet içerisinde çeteleşmesini önlemek amacıyla devletin şeffaflaşması, demokratikleşmesi ve devletin millete açık hale gelmesinin sağlanması gerektiğine vurgu yaptı.

İki önemli ana başlık olduğuna işaret eden Kurtulmuş, birincisinin geçmişi temizlemek, ikincinin ise geleceğe doğru umutla yürüyecek hazırlıkların yapılması olduğunu, bunları da çekinmeden yerine getireceklerine dikkati çekti.

– “Ciddi şekilde takip ediyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın telekonferans yöntemiyle Almanya’daki mitinge katılanlara hitap etmesinin engellenmesinin ardından, Almanya’nın Ankara Büyükelçiliği Maslahatgüzarı’nın Dışişleri Bakanlığına çağrıldığının hatırlatılması üzerine Kurtulmuş, bunun Türkiye-Almanya ilişkileri bakımından hassasiyetle üzerinde durdukları bir konu olduğunu, söz konusu meselenin gereğiyle ilgili karşılıklı fikir alışverişinde bulunulacağını aktardı.

“Halep’in birçok bölgesinin birkaç küçük köy dışında rejim tarafından ele geçirildiği bilgileri geliyor. Özellikle ele geçirilen bölgelerin bir kısmının da PYD’ye verildiği bilgisi var. Bu konuda son bilgiler nelerdir, Türkiye’nin politikasında bir değişiklik var mıdır?” sorusu üzerine Kurtulmuş, şunları söyledi:

“O bölgenin bizim için çok hassas olduğunu biliyorsunuz. Ciddi şekilde takip ediyoruz. Suriye’deki, o bölgedeki hem Türkmenlerin, hem oradaki gerçekten ılımlı muhalefetin kuvvetlendirilmesini Türkiye hem takip ediyor, hem de üzerine düşen her türlü girişimi yerine getirmeye gayret ediyor. Çok hassas bir durumda olduklarını biliyoruz. Ama ümit ederim ki hızlı bir şekilde bu süreçten geçilir ve tabii bütün bunların sonucunda da Suriye’de bir çözüme doğru gidilmesinin adımları atılır.”

Kurtulmuş, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in, Diyanet İşleri Başkanlığının Cumhurbaşkanlığına bağlanması yönünde bir ifadesinin olduğunun belirtilmesi ve bu konuda kanun hükmünde kararname ile bir adımın atılıp atılmayacağının sorulması üzerine, “Diyanet İşleri Başkanımız saydığımız, sevdiğimiz bir hocamızdır. Ama Diyanet İşleri Başkanlığı diğer Başbakanlığa bağlı kurumlar gibi Başbakanlığa bağlıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan yardımcıları arasında Başbakanlığa bağlı kurumların taksim edildiğini anımsatan ve Diyanet İşleri Başkanlığının bağlantısının ise doğrudan Başbakanlıkla olduğunu aktaran Kurtulmuş, bürokratların “Şöyle bir yapılanma olsun” şeklindeki konuşmalarının da bürokrasinin genel teamülleri bakımından şık olmadığını sözlerine ekledi.

AA