DAVUTOĞLU-ÇİPRAS ORTAK BASIN TOPLANTISI
Çipras, Türkiye’nin ev sahipliğinde İzmir’deki Başbakanlık ofisinde yapılan Türkiye-Yunanistan 4. Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi (YDİK) Toplantısı’nın ardından Türk mevkidaşı Ahmet Davutoğlu ile ortak basın toplantısı düzenledi.
Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, Avrupa’ya düzensiz göç akışını önlemek konusunda son derece kararlı olduklarını belirterek, “Bu konudaki irademiz kesinlikle tamdır” dedi.
Çipras, Türkiye’nin ev sahipliğinde İzmir’deki Başbakanlık ofisinde yapılan Türkiye-Yunanistan 4. Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi (YDİK) Toplantısı’nın ardından Türk mevkidaşı Ahmet Davutoğlu ile ortak basın toplantısı düzenledi.
Çipras, dinlerin, kültürlerin ve insanların buluşma noktası olan İzmir gibi tarihi ve kozmopolit bir şehirde ağırlanmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirterek, gösterdiği misafirperverlik için Başbakan Davutoğlu’na teşekkür etti.
İzmir’in olumsuz anılarla hatırlanmasını istemediklerini dile getiren Çipras, “Ortak sorunları aşarak halklarımıza daha iyi bir gelecek hazırlamak için adım atmak istiyoruz” diye konuştu.
İki ülke arasındaki ilişkileri daha ileriye götürecek pek çok ortak nokta olduğuna dikkati çeken Çipras, Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı’nın (TANAP) hayata geçirilmesi, iki ülke arasında uçak, feribot ve demiryolu seferleri başlatılması konusunda mutabık kaldıklarını söyledi. Çipras, Meriç Nehri’ndeki taşkınların önüne geçilmesi ve yeni bir sınır kapısının açılması konusunu da ele aldıklarını ifade etti.
Görüşmelerde sığınmacı krizinin de gündeme geldiğini aktaran Çipras, başka bir ülkede daha iyi hayat bulmak için yola çıkan göçmenlerin Ege Denizi’nde yaşadıkları dramların her iki ülkenin kültürel değerleri açısından utanç olduğunu vurguladı.
“Bize kimse neyi, nasıl çözeceğimizi dikte edemez. Çözme konusunda son derece kararlıyız” diyen Çipras, kaçak göçleri organize edenlerin kaynaklarını kurutmak için gerekli tüm adımları atmakta kararlı olduklarının altını çizdi.
“Birbirimize tavır alarak bir şey kazanamayacağımızı biliyoruz” ifadesini kullanan Çipras, Suriye’de ilan edilen ateşkesin devam etmesi, barış ve demokrasinin tesis edilmesi, terörün sona erdirilmesi yönündeki çabaların sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.
Çipras, iki ülke arasındaki geri kabul anlaşmasını güncellediklerini de söyledi. Her iki ülkenin de ortak tavır sergileyerek, hukuk çerçevesinde kaçak göçmenlerin Avrupa’ya gitmesine engel olacağını dile getiren Çipras, yasa dışı göçe karşı verdikleri mücadeleyi yoğunlaştırarak sürdüreceklerini belirtti. Çipras, “Bu konudaki irademiz kesinlikle tamdır” dedi. Her iki ülkenin de yaşanan göçmen dramının sorumlusu olmadığını kaydeden Çipras, son derece insancıl bir yaklaşım sergileyerek on binlerce insanı misafir ettiklerini dile getirdi.
Yaptıkları görüşmelerde Kıbrıs konusunu da değerlendirme fırsatı bulduklarını ifade eden Çipras, sorunun BM kararları temelinde, AB çerçevesinde adil ve kalıcı bir şekilde çözülmesi gerektiği konusunda hemfikir olduklarını kaydetti. Çipras, çözümün, adada yaşayan Türkler, Rumlar ve diğer azınlıkların medeni koşullarda yaşama fırsatı sunması gerektiğini dile getirdi.
Çipras, Ege Denizi’ndeki durum ve hava sahası ihlalleriyle ilgili kaygılarını da ilettiğini kaydetti.
Bir gazetecinin iki ülke arasındaki kıta sahanlığı anlaşmazlığına ilişkin sorusu üzerine “casus belli” anlayışının 1960’ların anlayışını yansıttığını, halihazırdaki dostluk ve işbirliği çabalarıyla örtüşmediğini söyledi. Anlaşmazlığın çözümü için görüşmelerin devam ettiğini kaydeden Çipras, ihtilafın diyalogla ve diplomatik yollarla çözülebileceğine inandığını vurguladı. Çipras, “Geçmişe ait bu casus belli gibi hususları geçmişte bırakmamız gerekiyor” ifadesini kullandı.
Görüşmede Türkiye’nin AB üyeliğini de ele aldıklarını kaydeden Çipras, Türkiye’nin üyeliğinin Birlik için stratejik önemde, bölgedeki barışı ve istikrarı artıracak nitelikte olduğuna işaret ederek, “Türkiye’nin üyeliğini her zaman desteklediğimizi bir kere daha ifade ettik” diye konuştu.
Başbakan Çipras, bir soru üzerine düzensiz göçün önlenmesine ilişkin Türkiye’nin dünkü AB zirvesinde sunduğu teklifin büyük bir ciddiyet ve dikkatle ele alınması gerektiğini belirtti. İnsan kaçakçılarının engellenmesi kadar yasal süreci takip eden göçmenlerin Avrupa’ya ulaşmalarını sağlamaları gerektiğini dile getiren Çipras, “Son derece önemli bir öneriydi. Zirvedeki durumu değiştiren bir öneriydi” şeklinde konuştu. Çipras, bir sonraki zirveye kadar bu öneriyi değerlendireceklerini ve sonuca varacaklarını umduklarını sözlerine ekledi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Şu bilinsin ki ne Türkiye’nin Yunanistan’a savaş yapma gibi bir isteği, arzusu, iradesi ve hırsı vardır, ne de Yunanistan’ın Türkiye’ye dönük hırsı vardır. Hepimiz tarihi örneklerden gördük ki, çatışarak Ege’de kimse bir şey kazanamaz” dedi.
Davutoğlu, Türkiye-Yunanistan 4. Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Toplantısı kapsamında Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras ile düzenlendiği ortak basın toplantısında, vize muafiyetinin haziran ayında başlayacağını, bunun önemli bir kazanım olduğunu belirtti.
O döneme kadar da vize muafiyetinin gerektirdiği yasaları çıkaracaklarını dile getiren Davutoğlu, muhalefet liderlerine seslenerek, “Önümüzdeki iki ay içerisinde, vize muafiyeti çerçevesinde ilgili 9 kanunu çıkarmamız lazım. Çıkarmamız halinde haziran ayında Türk vatandaşlarına vize uygulaması son bulacak” diye konuştu.
Maliyetler konusunda ise Davutoğlu, “Geri kabul dolasıyla, yani Ege’den aldığımız göçmenlerden doğacak her türlü maliyeti Avrupa Birliği karşılayacak, geri göndermek açısından. Oradan Türkiye’ye gelmeleri, Türkiye’den de üçüncü ülkeler, Suriye dışındaki göçmenlerin kendi ülkelerine gitmeleriyle ilgili maliyet AB tarafından karşılanacak. İçeride ise göçmen sayısında bir artış olmayacağı için zaten bizim elimizdeki, göçmen kamplarındaki göçmen sayısı sabit kalacağı için herhangi bir ek masraf olacağını düşünmüyoruz. Tabii ki ek masraf olursa bu anlamda da kullanacağımız, AB ile tespit ettiğimiz kaynaklar var. Ama sayıda bir farkılılık oluşmayacak. Diyelim, 10 bin göçmen Türkiye tarafından alınmışsa aynı süre içerisinde 10 bin göçmen de Avrupa’ya gidecek. Dolayısıyla Türkiye üzerindeki yük azalacak” ifadelerini kullandı.
Davutoğlu, 3 milyar avroluk ayrılan fonun önümüzdeki hafta içerisinde devreye gireceğini anlatarak, “Aslında 70-80 milyon doları serbest bırakıldı, kademeli bir şekilde devreye girecek. Önümüzdeki dönemde de ek fonlar, 3 milyar dışında da fon Türkiye’ye tahsis edilecek. Dolayısıyla maliyetler bakımından külfet paylaşımı söz konusu olacak” şeklinde konuştu.
Bunun büyük bir kriz olduğunu dile getiren Davutoğlu, böyle kriz dönemlerinde en önemli kaybın insan canı ve onuru olduğunu, çocukların cansız bedenlerinin sahile vururken sorumluluk almaktan kaçınmadıklarını söyledi.
– “Ege’yi bir dostluk denizi haline getirmek”
Bir gazetecinin Türkiye-Yunanistan ilişkileri hakkındaki sorusu üzerine Davutoğlu, iki ülke arasındaki ilişkilerin doğasının zaten değiştiğini kaydetti.
Bugün 22 bakanın bir masa etrafında tüm konuları görüştüğünü dile getiren Davutoğlu, iki ülke arasında teknik, siyasi ve birçok konu olabileceğini, ancak en önemli meselenin psikolojik eşiğin aşılması olduğuna dikkati çekti.
Davutoğlu, “Biz psikolojik eşiği aştık. Var olan konuları da rahatlıkla konuşabilir durumdayız” dedi.
Davutoğlu, NATO’nun Ege’de yapacağı operasyonlar bağlamında hem Türkiye hem de Yunanistan’ın son derece olgun bir tavır sergilediğini kaydetti.
Türkiye ile Yunanistan arasında bazı görüş ayrılıklarının bulunduğunu ancak bunun işbirliğine engel olmadığını vurgulayan Davutoğlu, ilk defa iki ülkenin ortak kararıyla göçmenler konusunda kurtarma operasyonları için NATO’nun devreye girmesinin mümkün olabileceğini anlattı.
Davutoğlu, “Görüş ayrılıklarımızı paranteze alıyoruz tabiri caizse. O parantez herkes için saklı olmakla ve birbirimize saygı duymakla birlikte ortak NATO operasyonuna yeşil ışık yaktık. Ne Türkiye görüşünden vazgeçti ne Yunanistan görüşünden vazgeçti ama bu işbirliğini engellemedi” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye ve Yunanistan’ın Ege’nin deniz ve hava sahasıyla ilgili ihtilaflarının yeni olmadığını, bunların bilindiğini kaydeden Davutoğlu, “Ya bu ihtilafları mutlak kabul edeceğiz ve bu ihtilaflar çözülüne kadar işbirliğimizi erteleyeceğiz ki eskiden öyleydi, eski paradigmada, bunun hiç bir fayda getirmediğini gördük. Gerginlikleri artırdığını gördük. Ya da bunları paranteze alıp yolumuza devam edeceğiz, bu arada da bunları çözmeye çalışacağız. Yaptığımız şimdi bu” ifadelerini kullandı.
Geçen hafta ilgili temsilciliklerin istikşafi görüşmelerde Ege’deki sorunları çözmek için önemli bir mesafe aldığını, bugün de kendilerine aktarıldığını anlatan Davutoğlu, şöyle konuştu:
“Biz yerimizde durmuyoruz. Bunu paranteze alırken bu sorunları unutmuyoruz. Bu sorun var onu çözmek için de istikşafi görüşmeler başta olmak üzere tüm araçları kullanıyoruz. Bu arada gerek denizde gerek havada karşılıklı olarak herhangi bir riskin ortaya çıkmaması için de silahlı kuvvetlerimize her iki hükümet olarak da yaptığımız telkinler ve verdiğimiz talimatlar var. Bu anlamda hava sahası denilen hususlar, ihtilaflı bölgeyle ilgili hususlar. Sizin için hava sahası ihlali gibi görünen şey, Türk Hava Kuvvetleri için kendi hava sahası olarak gördüğümüz alanlar. Dolayısıyla bu sorunları çözeceğiz. Burada bu ihtilaflı alanda da mümkün olan en az karşı karşıya geliş, kilitleme gibi veya burada çok uçma gibi konuları birlikte ele alıyoruz. Bunları minimize edeceğiz. Herhangi bir risk oluşmaması, çünkü her an bu afedersiniz ‘it dalaşı’ tabiriyle anılan uçuşlarda her an bir kaza olabilir. Olmaması için bunları minimize etmek ve kontrol altında tutmak gerekiyor.”
Başbakan Davutoğlu, iki ülkenin genelkurmay başkanlarının ileri tarihlerde daha yakın görüşmeleri için talimatlar vereceklerini belirterek, “Bunları minimize etmek bizim görevimiz. Ege’yi bir dostluk denizi haline getirmek” dedi.
– “Bu mesaj Atatürk ile Venizelos’un verdiği mesajdır”
Yunanlı bir gazetecinin “Yunanistan’ın Türkiye’nin AB üyeliğini desteklediğini kabul ediyorsunuz, zannediyorum. Bunun Ankara’nın stratejik bir hedefi olduğunu kabul ettiğini biliyorsunuz. Sizin ‘casus belli’ gibi, savaş tehdidi gibi bir tehdidiniz var Yunanistan ile ilgili olarak. Bir taraftan dostluktan bahsediyorsunuz, bir taraftan ‘casus belli’ var. Bir taraftan da hava sahamızın ihlalleri de devam ediyor. Bu politikada bir değişiklik yapılamaz mı?” sorusunu yanıtlarken Davutoğlu, bu konuda Türkiye’nin tutumunun çok açık olduğunu söyledi.
Davutoğlu, şöyle devam etti:
“O kararın alındığı 1996’da, bir hafta önce, Yunan Parlamentosunun aldığı bir karar var. Ona karşı Türk parlamentosu alıyor bir hafta sonra bu kararı. Sayın Çipras bu konuyu açtığında kendisine söyledim. Daha önce de muhataplarıma söylemiştim. Gelin iki kararı birden kaldıralım. İki kararı birden kaldırırsak ortada böyle bir karar kalmaz. Ama şu bilinsin ki ne Türkiye’nin Yunanistan’a savaş yapma gibi bir isteği, arzusu, iradesi ve hırsı vardır, ne de Yunanistan’ın Türkiye’ye dönük hırsı vardır. Hepimiz tarihi örneklerden gördük ki çatışarak Ege’de kimse bir şey kazanamaz. Ama dostluk üzerinden hepimiz kazanırız. Bugün İzmir’de başbakanlık ofisinin ilk misafiri olarak ağırladığımda aslında bu sembolik mesajı da veriyoruz. Bu mesaj Atatürk ile Venizelos’un verdiği mesajdır. Birbirleriyle savaşan bir neslin çocukları ve liderleri olarak onların verdiği dostuk mesajının devamıdır bu mesaj. Artık bizim savaş sözünü bile literatürümüzden çıkarıp Doğu Akdeniz ve Ege’yi bir dostluk havzası haline getirmeliyiz. İhtilafı ve savaş gibi kavramları ilişkilerimizden çıkarmaya bu anlamda hazırız. Bütün bu hususları görüşerek çözeriz, ihtilaf sebebi olan hususları devreden çıkartır, savaşı da bu kavramları da gündemimizden her zaman düşürürüz, yeter ki dostluğumuz baki olsun.”
-Çipras’a Türk yemekleri ikram edildi
Başbakan Ahmet Davutoğlu ile Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, Başbakanlık İzmir Ofisi’nde yemekte bir araya geldi.
Buzuki Orhan Grubu’nun sahne aldığı yemekte, Türk ve Yunan müziklerinden eserler seslendirildi, katılımcılara Türk yemekleri ikram edildi. Yemek sonrası Başbakan Davutoğlu, Çipras ve bakanlar, Türkiye-Yunanistan 4. Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi ToplantısınDavutoğlu ve Çipras arasında 4. Türkiye-Yunanistan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi (YDİK) kapsamında ortak bildiri yayımlandı.
Toplantıda yapılan görüşmelerin, alınan kararların değerlendirildiği bildiride, “Türkiye ve Yunanistan, karşılıklı saygı, güven, uluslararası hukuk ve iyi komşuluk ilişkilerine dayanan işbirliklerinin yapılandırılmış çerçevesinin, bölgesel, barış, istikrar ve refahın daha da ilerletilmesi ve bölgesel ekonomik büyümenin canlandırılması için etkili bir araç olduğunu yeniden teyit ederler” ifadesi kullanıldı.
– Ülkeler arasında projeler
Görüşmelerde her iki liderin ticari ve ekonomik işbirliğine yeni bir ivme kazandırmak için yöntem ve imkanların araştırılması hususunda görüş belirttikleri aktarılan bildiride, şunlar kaydedildi:
“Her iki taraf, ulaştırma, ticaret ve turizm alanlarında yoğunlaştırılmış işbirliğine katkıda bulunacak ikili projeler hususunda çalışmak için kararlılıklarını muhafaza etmektedirler. Ayrıca her iki taraf Alsancak Liman Başkanlığı ile Selanik Liman İdaresi arasında denizcilik alanında işbirliğine dair mutabakat muhtırasının imzalanmasını memnuniyetle karşılar. Bu vesileyle, Türkiye ve Yunanistan her iki liman arasında yolcu ve yük taşımacılığı için Ro-Ro ve Ro-Pax hattı kurulmasına dair özel sektörün ticari olarak sürdürülebilir projelerinin kolaylaştırılmasını arzular ve teşvik ederler.”
Bildiride, Selanik ile İstanbul arasındaki demiryolu taşımacılığının daha da geliştirilmesi vurgulandı.
Görüşmelerde Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği konularının da değerlendirildiği belirtilen bildiride, “Türkiye’nin AB üyeliği her iki ülke için de önem taşımaktadır. Türkiye ve Yunanistan bu hedefe AB kural ve ilkeleri çerçevesinde ulaşılması hususunda isteklidirler. Yunanistan, Türkiye’nin üyelik sürecini, üzerinde mutabık kalınan kriterler kapsamında desteklemektedir” değerlendirmesinde bulunuldu.
Turizm konusunun da ele alındığı bildiride her iki ülkenin kültür ve turizm bakanları arasında “Turizm alanında işbirliği” protokolü imzalandığı kaydedildi.
Bildiride, her iki ülkenin belirli Türk sahil bölgelerinden Ege Denizi’ndeki 7 Yunan Adası’na yönelik kısa süreli turist ziyaretlerini basitleştirilmiş giriş prosedürleri çerçevesinde kolaylaştırmayı amaçlayan pilot projenin sonuçlarının memnuniyetle karşılandığı belirtildi.
Göç krizinin de değerlendirildiği bildiride, şu ifadelere yer verildi:
“Son dönemde yoğunlaşan göç krizi çerçevesinde Türkiye ve Yunanistan, Brüksel’de 29 Kasım 2015 tarihinde düzenlenen Türkiye-AB Zirvesi’nde uygulamaya konulan eylem planının, göç akımlarının kontrol altına alınması, insan tacirleri ve göçmen kaçakçılarıyla mücadele konusunda öncelik taşıdığı hususunda mutabık kalmıştır. Taraflar, Türkiye-AB Vize Serbestisi Diyaloğu kapsamındaki taahhütlerle de uyumlu olan söz konusu planın tam olarak ve hızlı bir şekilde uygulanması için işbirliğini geliştirecektir. Taraflar ayrıca Türkiye-Yunanistan Geri Kabul Protokolü’nün daha etkin bir şekilde uygulanması ve bu kapsamda uluslararası korumaya ihtiyaç duymayan düzensiz göçmenlerin ülkelerine hızla dönüşlerinin sağlanması için hızlandırılmış bir yöntem belirlemeyi kararlaştırmıştır. İki ülke Sahil Güvenlik Komutanlıkları, aralarında bir elektronik bilgi değişim sistemi kurmaya karar vermiştir ve sistemin işleyişinin ele alınmasına yönelik olarak mümkün olan en yakın zamanda bir uzmanlar toplantısı düzenlenecektir.”
Türkiye ile Yunanistan’ın enerji alanında ve bilhassa doğal gaz boru hatları, elektrik ağları konusunda işbirliğini daha da geliştirmeyi amaçladığının vurgulandığı bildiride, şunlara değinildi:
“Her iki ülke de, Güney Gaz Koridoru çerçevesinde birbiriyle bağlantılı Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) ile Trans Adriyatik Boru Hattı (TAP) projelerinin zamanlı şekilde gerçekleştirilmesi için gerekli desteği göstermeyi taahhüt ederler. Hazar gazını Avrupa’ya ulaştırmada en etkin yolu teşkil eden söz konusu boru hatları, bölgesel enerji tedarik güvenliği bakımından önemli bir role sahip olacaktır. Meriç nehrinde özellikle yağmurlu ve karların eridiği dönemlerde meydana gelen seller her yıl zararlara neden olmaktadır. Su Çerçeve Yönergesi ile birlikte, Atina’da iki ülkenin Bakanlıkları arasında 14 Mayıs 2010 tarihinde imzalanan Ortak Bildiri, Meriç Nehri’nde su yönetimi ve sellerin önlenmesi konusundaki çerçeveyi sunmaktadır. Yukarıdaki hususlar ışığında, Türkiye ve Yunanistan Meriç Nehrinde yaşanan seller konusunda işbirliğinin kuvvetlendirilmesi ve bu bağlamda yaşanan olumsuz etkilerin azaltılması amaçlayan taahhütlerini beyan ederler ve Meriç/Evros nehir yatağına yönelik su yönetimi ve su taşkınlarını önleme konusunda ilgili diğer tarafların iyi niyete dayalı işbirliği memnuniyetle karşılarlar. İki ülke, terörizmin her türüne karşı mücadelede kararlılıklarını vurgulamışlar ve Suriye ile Irak’taki durumdan kaynaklanan terör tehdidine karşı küresel koalisyon da dahil olmak üzere, ikili ve uluslararası platformlarda işbirliğini güçlendirmeye karar vermişlerdir.
Türkiye ve Yunanistan, kültürel mirasın belirlenmesi, korunması ve muhafaza edilmesi ile yasa dışı olarak yerlerinden edilmiş kültür varlıklarının belirlenmesi ve ait oldukları ülkeye iadesi alanlarında mevcut yoğun işbirliğini artırmak ve bu amaçla bugüne kadar UNESCO ve diğer uluslararası kuruluşlar ve forumlar dahilinde sergiledikleri ortak çabayı kuvvetlendirmek hususlarında mutabakata varmışlardır.
İki ülke, uluslararası kuruluşlardaki işbirliğini genişletme ve uluslararası kuruluşlardaki adaylıklarını mümkün olduğunca olumlu şekilde değerlendirme konusunda mutabık kalmışlardır.
İki Başbakan, ikili meselelerin yanı sıra, bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında kapsamlı görüş alışverişinde bulunmuşlardır.”
AA